İşçilerin yalnızca %15'i sendikalı

Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın 6356 Sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu gereğince; İşkollarındaki İşçi Sayıları ve Sendikaların Üye Sayılarına İlişkin 2024 Ocak Ayı İstatistikleri Hakkında Tebliğ'i Resmi Gazete'de yayımlandı. Verilere göre, Ocak 2024 itibarıyla Türkiye'deki toplam işçi sayısı 16 milyon 395 bin 275 kişi, toplam sendikalı işçi sayısı 2 milyon 495 bin 423 kişi oldu. Böylece sendikalaşma oranı %15,22 olarak hesaplandı. Bu oran 2023 yılının Ocak ayında %14,42, Temmuz ayında %14,76 seviyesindeydi.
Detaylar: Toplam 20 işkolu arasında en fazla işçi 4,2 milyon kişiyle “ticaret, büro, eğitim ve güzel sanatlar” sektörlerinde yer aldı. Bunu yaklaşık 2 milyon işçiyle “metal” ve 1,7 milyon işçiyle “inşaat” izledi. Hizmet-İş Sendikası 301.456 üyeyle tüm işçi sendikaları arasında ilk sırada gelirken, onu 285.715 üyeyle Türk Metal ve 203.424 üyeyle Öz Sağlık-İş Sendikası takip etti.
- Önemli nokta: Özel sektörde sendikalılık oranı %7 ile sınırlı kaldı. Yani, özel sektörde kayıtlı 15 milyon işçinin yalnızca 1,7 milyonu sendikalı, kayıtdışı işçiler dahil edildiğinde bu oran daha da düşüyor.
Açıklamalar: Cumhuriyet Gazetesi'nin haberinde yer alan açıklamalara göre, Ankara Üniversitesi’nden Prof. Dr. Metin Özuğurlu verileri şu şekilde yorumladı:
“Özel sektörün önemli bölümünde hem sigortasız hem göçmen işçi çalıştırıldığını göz önüne alırsak Türkiye’de işçilerin büyük çoğunluğu sendikal haklardan faydalanamıyor. Üreten sınıfın asıl karakteri ‘örgütsüzlük.’ Ayrıca Uluslararası Çalışma Örgütü’ne (ILO) göre Türkiye, çalışma koşullarının en kötü olduğu ülkeler arasında. ‘Zombi sendikacılık’ da önemli sorun.”
- Nedir? Zombileşme kavramı, borcunu ödemek/hayatta kalmak için yeterli para kazanamayan ancak bir şekilde desteklerle varolmaya devam eden yapılar için kullanılıyor.
- 📌 Okuma önerisi: Türkiye 2022 yılında, çalışanlar için en kötü 10'uncu ülke oldu
Birleşik Metal-İş Sendikası Genel Sekreteri Ali Çeltek ise şunları söyledi:
“Örgütlenmenin önünde onlarca engel var. Barajlar, yetki itirazları bunlardan birkaçı. 10 yılı aşkın yetki davası süren işyerleri var. İşçiler demokratik ve özgür bir ortamda sendikalaşma hakkını kullanmalı ve işverenin de buna saygı duymasını istiyoruz.”
- Bu hafta: 29 Ocak'ta, Tek Gıda İş Sendikası ile Anadolu Efes Biracılık Ve Malt Sanayi A.Ş. arasında Ekim ayı başından itibaren yürütülen 26. Dönem Toplu İş Sözleşmesi müzakerelerinin anlaşmazlıkla sonuçlanması üzerine grev kararı alındı. Tek Gıda İş Sendikası bu çerçevede, Anadolu Efes’in İzmir, Ankara, Adana, Konya, Afyonkarahisar ve Bilecik’te faaliyet gösteren işyerlerinde grev kararını duyurdu. Anadolu Efes tarafından KAP'a yapılan açıklamada, şirket ile Tek Gıda-İş Sendikası arasındaki toplu iş sözleşmesi görüşmeleri yasal takvim çerçevesinde devam etmekte olduğu bilgisi verildi.
- İki önceki hafta: Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) ile işçi sendikaları Türk Metal, Birleşik Metal-İş ve Özçelik-İş arasında yürütülen MESS 2023-2025 dönemi Grup Toplu İş Sözleşmesi, grev aşamasında 17 Ocak'ta imzalandı.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ray-Ban ve Oakley gibi popüler markaların çatı şirketi EssilorLuxottica, son dönemlerde ticari performansından çok kurucu ailenin içinde yaşanan iktidar mücadelesiyle gündeme geliyor. Şirket, yönetime duyulan güvensizlik nedeniyle son bir yılda %40’ın üzerinde değer kaybederken yatırımcılar, aile içindeki anlaşmazlıkların akıllı gözlük pazarının da büyüdüğü bir dönemde EssilorLuxottica'nın geleceğini nasıl etkileyeceğini sorguluyor.

Ekim ayında düzenlenen SAP Executive Summit Türkiye’de, “Kazanmanın Anatomisi” başlıklı oturumda Formula 1’in iki efsane pilotu David Coulthard ve Mika Häkkinen konuşmacıydı. Coulthard ve Häkkinen’i dinlemek, yarışları takip ederken düşündürdükleri bazı konuları iş dünyası açısından yeniden değerlendirmemize vesile oldu. Özellikle de teknolojiye yapılan yatırımlarla insanın gelişimine ayrılan emek arasındaki ilişkiyi…

Verileri anlık hava tahmini gibi düşünebiliriz, stratejiyi ise iklim bilgisi gibi... Yağan her yaz yağmurunda mont giymeye kalkan, kış güneşine aldanıp hemen tişörte dönen bir marka ancak hasta olur. Pazarlama ve iletişim dünyasının ihtiyacı olan, anlık sağanaklara göre her çeyrekte gardırop değiştirmek değil, mevsimin genel yönünü okuyup rotasında sağlam durabilmek.

Bir dönem önlenemez yükselişiyle teknoloji girişimleri kadar hızlı değerlenen Netflix, son dönemlerde geleneksel bir medya şirketini andıran performansıyla yatırımcılarını hayal kırıklığına uğratıyor. Platformun hit içerik üretimindeki yavaşlama, henüz belirgin biçimde bilançoya yansımamış olsa da içerik izleme alışkanlıkları ve piyasa değerine ilişkin metrikler, Netflix’in ağır ağır irtifa kaybettiğine işaret ediyor.

"Ödünç dikkat çağı" bugünlerde yeni bir şey gibi paketleniyor ama neredeyse reklamcılık kadar eski bir tartışma bu. Öte yandan viral akımlar, memler, trend sesler, influencerlar çağında araştırmalar, ödünç dikkatin kapıyı açsa da alışkanlık yaratmadığını da gösteriyor. Peki bu tartışmaların ortasında reklamcılıktan elde kalan ne? Bunun cevabı şeffaf süreçler, doğrulanabilir sonuçlar, kanıtlar ve gerçek insan emeğinde yatıyor.



