İşitsel bir geleneğin elçisi: Makaya McCraven

Makaya McCraven, tıpkı temsil ettiği türün öncüleri olan Miles Davis, Duke Ellington ve Charles Mingus gibi tırnak içindeki “caz”dan uzaklaşıp bir arada kalarak ve birlikte çalarak öğrenilen işitsel bir geleneğin elçisi.
İşitsel bir geleneğin elçisi: Makaya McCraven

18 Haziran - Kiralık Kameracım - Duende
Kiralık Kameracım ile birlikte

Fotoğraf ve Video Ekipmanları Kiralama Ofisimiz : Kiralik Kameracım Bugün, “DSLR devrimi” diye adlandırılan, edinmesi ve taşınması kolay kameralar sayesinde yüksek kalitede görüntüler elde edebiliyor; projeler artık çekirdek bir kadroyla çok daha hızlı bir şekilde çekilebiliyor ve herkesin yüksek kalitede içerik üretebilmesiyle yeni çalışma pratikleri ortaya çıkıyor. Bu gelişmelerin şekillendirdiği prodüksiyon sektörü içerisinde 2013’ten beri var olan Kiralık Kameracım ; çekim ekipmanına ihtiyaç duyan herkese en iyi şartlarda ekipmanlar ile projelerini gerçekleştirme şansı veriyor. Kiralık Kameracım : Profesyonel ve amatör kullanımlara yönelik kamera, lens, ışık, stabilizer ve benzeri fotoğraf ve video ekipmanları kiralama hizmeti veren Kiralık Kameracım; Sony, Canon, Red Camera, Carl Zeiss, Blackmagic, Sigma, Fujifilm, Sennheiser, Godox, DJI, GoPro, Atomos, Manfrotto, Panasonic gibi tanınmış birçok markaya ait ekipmanı bulunduran parkuruyla uzun ve kısa metraj, kurmaca ve belgesel, dizi, YouTube içeriği veya başka mecralara yönelik video ve fotoğraf projeleri için gereken tüm ekipmanı barındırıyor. Dahası; 7/24 açık bir kiralama ofisi olmanın yanı sıra beraber öğrenen ve yükselen bir komünite olmaya değer veren Kiralık Kameracım ekibi, projelerinizi gerçekleştirebileceğiniz ekipmanlar hakkında sizinle tüm tecrübesini paylaşmaya hazır . Sinema, televizyon, grafik gibi medya ve iletişim bölümlerinde öğrenim gören öğrencileri için özel bir indirimi mevcut. Önceliği kiralama olsa da görüntü yönetmeni, kamera operatörü, kamera asistanı, ses teknisyeni, ışık şefi ve asistanı olarak projelerde hizmet verebilecek işgücü havuzuna sahip. Sürekli geliştirdiği kiralama sistemiyle müşterilerine sorunsuz kiralama hizmeti veren Kiralık Kameracımı bu bağlantı üzerinden ziyaret edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

15-20 dakika erken gittim. Çok heyecanlandığım konserlere biraz önceden gitmeyi ve dışarıdaki kalabalıkla göz göze gelerek sessiz coşkuya eşlik etmeyi severim. O gün de öyle oldu. Sırtını kışa dayayarak yüzünü hâlâ yazdan kalma anılarla gülümsetmeye çalışan bir günün akşamında, Salon’un arka bahçesinde, Sons of Kemet konserinin hemen öncesindeydim. Öncesi, öncesi ve sonrası… Tüm sezona yaydığında bir doğaçlama müzik metodu gibi Salon’un arkası. Aslında bahsetmek istediğim anı tüm bunların bir saat sonrası. Fakat konsere olan uzaklığın sabahtan akşama olmaktan çıktığı, yıldan yıla ulaştığı şu günlerde biraz hatıraların arasında dolaşmak istedim. Buyurun içeri gelin. 

Zaman ve mekândan kopmak, basılan yeri hissetmemeye başlamak, en ince detayı arayan gözlere ve en tiz sesi bile duymaya çalışan kulaklara teslim olmak… İşlerin yolunda gitmediği performanslar ve düzenden çıktıkça öznelleşen anlar… Bunlar Sons of Kemet’in performansını hatırladıkça kendi evimin salonuna dolanlar. Bir de Salon’da yaşananlar var tabii. Konserin bir anında dinleyicilerden çıkan gürültü rahatsız edici seviyeye ulaştı. Duymanın bile zorlaştığı bir yerde grubun kıymetli saksafoncusu Shabaka Hutchings, önce sahnedekileri yavaş yavaş susturdu sonra da derin nefesler alarak enstrümanıyla tizlere doğru meraklı bir keşfe çıktı. O mu çok sabırlıydı yoksa içeridekiler mi oluşan derin zıtlığa karşı duyarlıydı bilmiyorum ama baskın gelen Shabaka Hutchings oldu.

Sessizlikten yeni gürültüler yaratmayı başardı. Birazdan tanışacağınız Makaya McCraven’ın canlı performansta en sevdiği şeyin sessizliğe en çok yaklaştığı anlar olduğunu öğrendiğimde zihnim çoktan iplerini çözüp koşmaya başlamıştı. Ona tanımlanan davulcu, grup lideri, besteci ve prodüktör etiketlerine itinayla bir baba ve bir oğul diye ekleme yapan McCraven, müzikte kitabı ve kalemi bir kenara koyanlardan. O, tıpkı temsil ettiği türün öncüleri olan Miles Davis, Duke Ellington ve Charles Mingus gibi tırnak içindeki “caz”dan uzaklaşıp bir arada kalarak ve birlikte çalarak öğrenilen işitsel bir geleneğin elçisi. 

Makaya McCraven, Fotoğraf: David Marques

Makaya McCraven
Fotoğraf: David Marques


Bir caz evi: 1980’lerin başında Paris’te dünyaya gelen Makaya McCraven’ın bir caz evinde büyüdüğünü söylemem yanlış olmaz. Halk şarkıcısı bir anne (Ágnes Zsigmondi) ve caz davulcusu bir babaya (Stephen McCraven) sahip olan McCraven'ın, ebeveynlerinin enternasyonalist bakış açısı sayesinde erken yaşlardan itibaren müzikle çevrili anıları oldu. Evlerinde sürekli provaların olduğunu, bir baget tutabilmeye başladığından beri davullara vurduğunu, hatta bir dönem babasının bas davulunun içinde uyuduğunu bile hatırlayan McCraven’in hikâyesi üç yaşında taşındıkları ABD'nin kuzeydoğu kıyısındaki Massachusetts’ta devam etti. Bir kolej kasabasında babasının Marion Brown, Archie Shepp, Yusef Lateef ve Sam Rivers gibi "avangardist" arkadaşlarının da yer aldığı samimi bir sanatsal topluluğun tam ortasında büyüyen McCraven, her daim farklı sosyal sınıflarla etkileşim hâlinde oldu. Genç bir müzisyen ve atlet olarak geçirdiği yılların ardından 15 yaşında Cold Duck Complex adlı canlı bir hip hop grubunda profesyonel olarak çalmaya başlayan McCraven, eğitimine büyüdüğü şehrin konservatuvarında devam etti. Yeteneği ve adanmışlığı sayesinde kısa süre sonra pek çok farklı grupla çalmaya başlayan McCraven için okul, her zaman en çalkantılı yer oldu. Nihayetinde o da kaydedilmiş seslerle deneme yapma isteğini, doğaçlama tutkusunu, farklı müzisyenlerle bağ kurma rahatlığını ve klasik eğitimden gelen orkestra ve düzenleme anlayışını birleştirerek kendi yolunu çizmeye karar verdi. 

Dönüm noktası: 2006 yılında sevdiği kadınla birlikte yaşamak için büyüdüğü sokaklardan ayrılıp Şikago’ya taşındığında Makaya McCraven’in şehirde hiçbir yerel müzik bağlantısı yoktu. Yeni başlangıçların gerginliğini ve heyecanını yanına alan McCraven, şehrin o sıralarda ev sahipliği yaptığı deneysel rock ve free caz arasındaki birliktelikten doğan cüretkâr sesler eşliğinde kendi yolculuğunu başlattı. Brunch’lar, düğünler ve kurumsal konserler arasında mekik dokuyan McCraven, her gün bir ila üç konser verdikten sonra evine dönüp kendi müziği üzerine çalışmaya devam etti. Onun için dönüm noktası, International Anthem isimli yerel bir plak şirketinin ona her hafta jam session düzenlemeyi ve hepsini kaydetmeyi teklif etmesiyle oldu. Pek çok farklı müzisyenle jam session’lar düzenleyen McCraven, tüm bu kayıtları üretimleri için birer kaynak hâline getirdi. Bu da beraberinde kendi imzasını attığı Split Desicion albümünü ortaya çıkardı. Ardından gelen In the Moment, 10 ay boyunca gerçekleştirilen yaklaşık 48 saatlik kayıtlardan düzenlenerek ortaya çıktı. Bu albümüyle McCraven, caz sahnesinde meraklı bakışları üzerine çekti.

Yaratıcı karışım: Bir gün Oscar Peterson’ın synthesizer çaldığı bir video izlerken Makaya McCraven’ın zihinde şu sorular canlandı: Sesi nasıl kullanıyoruz? Sonsuz keyif veren şeyler yaratmak için sesi kullanmanın farklı yolları nelerdir? Cevabı; düzenleme, besteleme, işleme, katmanlamadan oluşan kendi “yaratıcı karışımı” ile oldu. Sadece bir davulcu veya enstrümantalist olarak değil, pek çok sanatçıyı buluşturan bir yaratıcı veya yapımcı olarak çalışmayı seven McCraven, müziğe her zaman döngüsel bakmayı tercih etti. Bir yandan canlı performanlarda orataya çıkan büyülü anlardan beslendi, diğer yandan stüdyosuna davet ettiği müzisyenlerle samimi ve gerçekçi hislerin peşine düştü. Sample’layarak seslerden yeni kavramlar yaratan McCraven, kendisine "beat-bilimci" lakabı veren tüm bu deneyleri "süreci takip etme ve ne yapmak istediğini öğrenme sanatı” olarak adlandırdı.

Gil Scott-Heron - We're New Again (a Reimagining by Makaya McCraven)


İfadelerin aşkınlığı: “Dünyada varlığına inandığım tek şey kaos.” diyen Makaya McCraven, “Hepimiz düzenin sınırlarından çıkarak doğaçlama yaparız, sadece caz müzisyenleri olarak beklenmeyeni veriyoruz.” sözleriyle üretimindeki temel dinamiğe ışık tuttu. Hayatın bir ifadesi olarak gördüğü müzikal bağlamlar, her defasında eşsiz yaratımlarla taçlandı. 2018’de gelişen iki caz sahnesinden durum raporu niteliği taşıyan Where We Come From isimli mixtape’iyle Londra ve Şikago’da değer verdiği müzisyenleri bir araya getirdi. 

Bu albüme aynı zamanda müzikalitesini test ettiği, aynı janr altındaki akranlarından pek çok şey öğrendiği bir fırsat olarak baktı. Önceliğinin dürüst, savunmasız ve sosyal açıdan zorlayıcı müzik yapmak olduğunu söyleyen McCraven, aynı yıl içinde Shabaka Hutchings’in de içinde bulunduğu, dört farklı müzisyen topluluğunun kayıtlarından oluşan Universal Beings isimli bir albüm de yayımladı. “Tüm ifadelerinde aşkınlığı kucaklayarak her şeyi kapsayan bir birlik, barış ve güç mesajı” şeklinde tanımlanan albümle McCraven çağın öncüleri arasında yerini aldı. 

XL Recordings tarafından ona teklif edilen Gil Scott-Heron’ın ölümünden önceki son albümü I’m New Here’ı yeniden düzenleme teklifini kabul ettiğinde McCraven, bir döngüyü daha tamamlamış oldu. Büyürken kulağına dolan sesle yıllar sonra yeniden buluşan McCraven, babasının perküsyon, kalimba ve annesinin flüt çaldığı plaklardan sample’lar alarak We Are New Again adını verdiği bir albüm hazırladı. Bir bakıma ailesinin taşıdığı geleneğin elçiliğini yaptı. 

Sağdan mı soldan mı? Sağa dönersem taksiyle, sola dönersem İstiklâl Caddesi üzerinden yürüyerek eve gidebilirim. Solu tercih ettim. Konser sonrası şehrin gürültüsünde sessiz düşüncelere dalmak en iyisi…


Bu zamana kadar Keşif Sahnesi’ne konuk olan sanatçıların tamamını Spotify çalma listemizden dinleyebilirsiniz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

Kaliforniyalı şarkılar ve yaz

İçindekiler: İşitsel bir geleneğin elçisi Makaya McCraven, Kaliforniyalı şarkılar, bir kendini kabul etme meselesi ve Deniz Tekin'in "dönsün dursun"ları.

18 Haz 2021

Wikipedia

YAZARLAR

Taner Turna

grandkid of david bowie, son of nick cave, brother of thom yorke & damon albarn

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

2026 sinemasında yolun yarısı: Yıl sonunda hangi filmleri hatırlayacağız?

Beyazperdede yılın ilk yarısına Phil Lord ve Christopher Miller imzalı "Project Hail Mary" ve korku sinemasının yükselişi damga vurdu. 2026'nın ilk altı ayını geride bırakırken gişede ve festivallerde öne çıkan filmleri ve bazı keşifleri yeniden hatırlıyoruz.

Emre Eminoğlu

·

17 Tem 2026

2026 sinemasında yolun yarısı: Yıl sonunda hangi filmleri hatırlayacağız?
DuendeDuende

HİKAYE

Bibliyoterapi'de bu hafta: Kendini hayatın akışına bırakmak isteyenler için kitaplar

"Bir şey olmak zorunda mıyız? Hayır, ama amaçsızca nehirde akarken karşımıza çıkacak her şeye hazırlıklı olacak kadar da olgun muyuz?" Bibliyoterapi'de hayat amacı peşine düşmeden yalnızca var olarak hayatta kalan karakterlere odaklanan üç kitaplık bir reçete var bu hafta.

Aslı Perker

·

17 Tem 2026

Bibliyoterapi'de bu hafta: Kendini hayatın akışına bırakmak isteyenler için kitaplar
DuendeDuende

HİKAYE

Sıcak günlere eşlikçi kitaplar: Bu yaz ne okumalı?

Kitapların mevsimleri vardır. Ya da mevsimlerin kitapları. Yağmurlu bir sonbahar günü elimiz istemsizce hüzünlü kitaplara gider. Selim İleri’nin "Her Gece Bodrum"uyla yazlıktan döneriz, günlerimiz yavaş yavaş "Aylak Adam"ın gri gökyüzüyle boyanır. Peki yazın sıcak günlerinde ne okuruz? Bir kitabı yaz kitabı yapan nedir? Hangi kitaplar denizden gelen esintiyle yaprakları çevrilsin ister?

Şeyma Ye

·

13 Tem 2026

Sıcak günlere eşlikçi kitaplar: Bu yaz ne okumalı?
DuendeDuende

HİKAYE

Pink Martini'den Storm Large: 'Türkiye’de çok güçlü bir müzikal hafıza var'

Pink Martini, 22 Temmuz’da bir kez daha Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alacak. “Üsküdar’a Gider İken” ve “Aşkım Bahardı” şarkılarına albümlerinde yer veren ve Türkiye ile güçlü bağları olan gruptan Storm Large ile biraraya geldik.

Eda Solmaz

·

13 Tem 2026

Pink Martini'den Storm Large: 'Türkiye’de çok güçlü bir müzikal hafıza var'
DuendeDuende

HİKAYE

Bir hayatla yeniden tanışmak: Betül Bakırcı'nın gözünden Agop Arad arşivi

Sanat tarihçi İnci Aydın’ın hazırladığı uzun soluklu bir araştırmaya dayanan, "Renklerin Diyojen’i: Ressam Agop Arad" isimli kitap, Aras Yayıncılık tarafından Mayıs ayında yayımlandı. Kitabın editörlerinden Betül Bakırcı ile 1940’lı yılların kültürel ve politik ikliminde Agop Arad’ın hayat yolculuğu; ressam, grafiker ve gazeteci kimlikleri ve bugün onun arşiviyle karşılaşmanın anlamı üzerine konuştuk.

13 Tem 2026

Bir hayatla yeniden tanışmak: Betül Bakırcı'nın gözünden Agop Arad arşivi