İşsizlik: Suçlu işveren mi?


Çocuklarınızın takıldığı sorulara 15 dakikada %100 çözüm garantisi: Kunduz Eğitim ve çalışma alışkanlıklarının büyük ölçüde dijitale taşındığı uzaktan eğitim süreci sona erdi ve yüz yüze eğitim uzun bir aradan sonra başladı. Pandemi süreci yüz yüze eğitimin yerini çoğu zaman tutmadı, bu durumda da öğrenciler için internet sayesinde erişilebilir olan soru çözme, özel ders gibi destekler daha da önem kazandı. Kimileri bu süreçte Kunduz’u keşfetti, kimileri içinse keşfetmenin tam zamanı. Pandemi dönemiyle edinilen dijital alışkanlıkları yüz yüz eğitim döneminde de devam ettirmenin daha başarılı bir eğitim öğretim hayatı ve sınava hazırlık yılı için destekleyici olacağını savunan Kunduz; Türkiye’nin uzman eğitmenlerine 7/24 ulaşmayı mümkün kılıyor. Kunduz’un avantajları 15 dakikada çözüm: Kunduz'u kullanan öğrenciler, her derste çözemedikleri her sorunun açıklamalı çözümüne ortalama 15 dakikada ulaşabiliyor. Ayrıca çözümde anlamadıkları nokta olursa eğitmenle iletişime geçip ek açıklama talep edebiliyorlar. %100 çözüm garantisi: Kunduz'da öğrencilerin sorduğu tüm sorular mutlaka çözülüyor ve öğrenciler, çözümü %100 anlayana kadar eğitmenle iletişime geçebiliyor. Ekonomik: Kunduz, bir saatlik özel dersin yarı fiyatına takıldığınız tüm soruları dilediğiniz yerden Türkiye'nin uzman eğitmenlerine sorabilme olanağıyla, pahalı öğrenme çözümlerine kıyasla oldukça ekonomik bir alternatif sunuyor. Kunduz, soru çözüm ürününün yanı sıra Rehber Kunduz, Premium İçerik ve Online Özel Ders ürünleriyle de öğrencilerin derslerinde ve okul hayatlarında ihtiyaç duydukları tüm ihtiyaçlara yanıt vermeyi başarıyor. Şimdiye dek 3 milyondan fazla öğrencinin 40 milyonu aşkın sorusuna yanıt veren Kunduz'a sorularınızı ücretsiz sormak, Okula Dönüş indirimlerine ek Pareto okurlarına özel PARETO20 koduyla 20 lira indirimle denemek için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, işsizlik oranı Temmuz 2021'de bir önceki aya göre 1,4 puan artarak %12 seviyesinde gerçekleşti. Genç nüfusta bu oran %23,1 olurken üniversite mezunlarının istihdama katılımı ise %66,3 oldu. Pandemi döneminde, gelir kaybı ve fakirliğin neden olduğu bunalım yüzlerce insanı intihara sürüklerken birçok genç işsiz kalmamak veya asgari ücretli çalışmamak için ne pahasına olursa olsun yurtdışına gitmeye çabalıyor. Gençler hayallerini gerçekleştirmek için Türkiye’de mühendis olmak yerine Avrupa’da garson olmayı tercih ediyor. Artık üniversiteden sonraki adım, yurtdışında “herhangi bir şey” olmak. Peki, neden? Suçlu işveren mi?
İşveren ne düşünüyor? İşverenler tarafında iki farklı görüş öne çıkıyor. Bir taraf, fazla maaş teklif ettiği halde başvuru almadığını iddia ederken diğer taraf başvuranların kalifiyesizliğinden ve uygun aday bulamadığından şikayetçi.
Bu konuda pandeminin etkisini en çok hisseden işverenlerin başında restoran sahipleri geliyor. Kapanmalar sebebiyle garsonlar, aşçılar ve diğer restoran çalışanlarının birçoğu kuryelik, taksicilik ve şöförlük gibi mesleklere yöneldiği için zaten nitelikli eleman bulmakta zorlanan restoran sahiplerinin önündeki seçenekler azalıyor.
İşverene asgari ücretli bir çalışanın maliyeti ne? PwC’nin yayınladığı “Asgari Ücret ve Asgari Ücretin İşverene Maliyeti” raporuna göre, bir işverenin net maaşı 2.825,9 TL olan asgari ücretli bir çalışanı için ödediği maliyet, 4.203,56 TL. Toplam yük içinde vergi ve prim payı ise %32,77.
Vergi takozu, bu iki ücret farkını ifade ediyor. Pandemide dünya genelinde vergi takozu azaltılırken Türkiye, 2020’de %39,7 ile %34,6 olan OECD ülkeleri ortalamasının üstünde kalıyor.
Diğer ülkelerde durum nasıl? Şili, %7 ile en düşük vergi takoz oranına sahipken %51,5 ile Belçika, OECD rekorunu kırıyor. ABD ve Birleşik Krallık ise sırasıyla %28,3 ve %30,8 oranlarına sahip.
Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin ile geçen haftaki görüşmesinde ticari faaliyetlerin önündeki engellerin kalkması için asgari ücret ve kıdem tazminatında işveren yükünün azaltılması gerektiğini belirtti. Daha önce muhalefet partileri de asgari ücretin vergiden arındırılması, brüt asgari ücretin çalışanlara ödenmesi ve SGK primlerinin devlet tarafından karşılanması önerisinde bulunmuştu. Fakat 2018’de İYİ Parti’nin, 2019’da ise HDP’nin verdiği kanun teklifleri, AK Parti ve MHP oyları ile reddedildi.
Kurulan ve kapanan şirket sayıları neden artıyor?

TOBB’un geçtiğimiz ay açıkladığı verilere göre, Türkiye'de ocak ayından itibaren kurulan şirket sayısı azalırken kapanan şirket sayısı hızla artıyor. Özellikle pandemi döneminde gelirlerine büyük bir darbe alan şirketler, yetersiz devlet destekleri ve pandemi şartlarında dahi yükselen vergiler nedeniyle kepenk kapamak zorunda kalabiliyor. Öte yandan, birçok şirket iflasla karşılaşmamak için daha çok borç yükünün altına giriyor. Bir şirketin borçlarını ödemesi ve büyüyebilmesi için iki yol bulunuyor:
Dışarıdan yatırım almak
Finansal kuruluşlardan kredi çekmek
En büyük reyting şirketlerine baktığımızda Türkiye, her birinin değerlendirmesinde risk eşiğinin altında kalıyor. Bu da gelişmekte olan piyasalarda risk almak isteyen küresel yatırımcılar için Türkiye merkezli şirketlerin riskli ve problemli görünmesine neden oluyor.
Dışardan yatırım almakta sıkıntı çeken işverenler, ikinci seçenek olan krediye başvuruyor. Kredi çekmenin kolay olduğu bir ortamda şirketler genişlerken ülke ekonomisi büyüyor; ancak yüksek faiz oranları ve teminatlar işin içine girdiğinde şirketler orta ve uzun vadede borçlarını ödemekte zorlanıyor ve likidite kriziyle karşı karşıya kalabiliyor.
Böylesine yüksek faizli ve yüklü teminat istenen bir ortamda işveren ya iflasa gidiyor ya da şirketi küçültmek zorunda kalıyor. Alınması gereken risk çok fazla olduğu için şirketlerin yaptığı inovasyonlar azalırken işverenin daha fazla istihdam sağlamak için alanı kalmıyor. Aynı zamanda, yüksek kredi faiz ve teminatları sadece işvereni değil işveren olmak isteyenlerin de zorluyor.
CHP Adana Milletvekili Burhanettin Bulut'un eylül başında açıkladığı verilere göre, KOBİ’lerin bankalara olan kredi borcu, 2021'in ilk yedi ayında 55,2 milyar lira daha artarak 961,2 milyar liraya yükseldi. Borcunu ödeyemeyen 286 bin KOBİ ise bankalar tarafından yasal takibe alındı.
Çözüm ne?
Ekonominin canlanması ve işsizliğin azalması için şirket sayılarının artması ve işverene büyüme imkanı sağlanması büyük önem taşıyor. Hem işveren hem de çalışanın sıkıntılarının giderilmesi için:
Devlet kurumları ve finansal sektörün eğitici, aydınlatıcı, ve proaktif biçimde el ele çalışması,
İşverenlerin düşük faizli kredi çekebilmesi,
Vergilerin istihdamı artırmak amacıyla yeniden belirlenmesi,
Eğitim sisteminin geliştirilmesi,
İşveren ve işçi arasında bilgi akışının düzenlenmesi gerekiyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
TÜİK verilerine göre, işsizlik oranı Temmuz 2021'de bir önceki aya göre 1,4 puan artarak %12 seviyesinde gerçekleşti. Peki, suçlu kim? Yanlış eğitim ve ekonomi politikaları mı? Yoksa işverenler mi?
08 Eki 2021

YAZARLAR

Gülbahar Tanyeri
Yazar - Pareto

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Savunma ihracatı 2002’den bu yana katlandı, yerlilik oranı %80’e ulaştı, Türk şirketleri küresel sıralamalarda yükseldi. Ancak motorlardan kritik elektronik ve optik teknolojilere uzanan kalan %20, Türkiye’nin savunma sanayiindeki asıl sınırını gösteriyor. Bu sınırı aşmak ise daha fazla silah üretmekten değil, bilim ve teknoloji üretebilmekten geçiyor.

Bir insanın “Ne iş yapıyorsun?” sorusuna iki cümleyle cevap verip daha fazlasını anlatma ihtiyacı duymamasıyla bir markanın neyi söyleyip neyi geride bırakacağını bilmesi, aynı olgunluk eşiğine işaret ediyor. Sadelik; hiçbir şey bilmemenin getirdiği bir sığlıktan değil, aksine çok şey bilip hepsinin ağırlığını tarttıktan sonra lüzumsuz olanları arkada bırakabilme cesaretinden geçiyor.

Nike’ın marka adı, onlarca yıldır “spor” kelimesiyle neredeyse eş anlamlıydı. Bu başarı, şirketi uzun yıllar borsanın favorileri arasında tuttu. Fakat son birkaç yılda ivme şaşırtıcı bir hızla tersine döndü ve şirket, yaklaşık 18 yılın ardından S&P 100 endeksine veda etmek zorunda kaldı. Peki ne oldu da dünyanın en güçlü spor markalarından biri, bu denli hızlı bir düşüşe sürüklendi?

Reklamcılık artık dikkat ekonomisinden niyet ekonomisine geçiş yapıyor. ChatGPT’nin test ettiği Sponsorlu Ajanlar, markaların tüketicinin karar verme konuşmasına doğrudan katılmasını sağlayan yeni bir katman açıyor. Kişiselleştirilmiş iknanın birim maliyeti neredeyse sıfıra inerken mesele, anlatının nerede durduğu ve kimin adına konuştuğunun her aşamada görünür olup olmamasında düğümleniyor.

Arama deneyimimizin yapısal olarak değişmeye başladığı aşikar. Artık sadece bilgi aramıyoruz, aynı zamanda alım kararlarımızı da yapay zekaya danışıyoruz. Ancak yeni denklem yalnızca GEO’dan ibaret değil: Araştırmalar, tüketicilerin yapay zeka önerilerinde hâlâ bağımsız insan deneyimine ve güvenilir üçüncü taraflara ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Markalar için de esas mesele, algoritmada görünmek kadar, algoritmanın güvendiği üçüncü taraf dünyasında sahici, tutarlı ve organik bir yer edinebilmekte yatıyor.





