İstanbul'da shoegaze rüzgarı: DIIV'la sohbet

2010’ların başlarında Brooklyn’den yola çıkan DIIV, shoegaze türünü günümüzde yeniden canlandırdı. Onların alamet-i farikası, kasvetli şarkı sözlerinin yanı sıra vokal Zachary Cole Smith’in adeta kulağınıza fısıldayan vokalleri de... DIIV, geçen yıl çıkan "Frog In Boiling Water" albümü turnesi kapsamında 26 ve 27 Ağustos akşamı Blind sahnesinde olacak. Zachary Cole Smith ile konser öncesi biraraya geldik.
İstanbul'da shoegaze rüzgarı: DIIV'la sohbet

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

2010’ların başlarında Brooklyn’den yola çıkan DIIV, shoegaze türünü günümüzde yeniden canlandırdı. Onların alamet-i farikası, kasvetli şarkı sözlerinin yanı sıra vokal Zachary Cole Smith’in adeta kulağınıza fısıldayan vokalleri de... DIIV, geçen yıl çıkan "Frog In Boiling Water" albümü turnesi kapsamında 26 ve 27 Ağustos akşamı Blind sahnesinde olacak. Zachary Cole Smith ile konser öncesi biraraya geldik.

Şu anda bu soruları nereden yanıtlıyorsun?

Kuzey İtalya’da, bir otoyoldaki benzin istasyonundan.

DIIV’ın müziğini 2010’larda keşfetmiştim ve ismini koyamadığım duyguların, şarkılarınızla anlam kazandığını hissetmiştim. Oshin ya da Is the Is Are albümlerini duyunca o zamanlara geri dönüyorum. Müziğinizin dinleyiciler için bu kadar kişisel bir hâl alması senin için ne ifade ediyor?

Bir bakıma, şarkıları bu şekilde deneyimleyebilen hayranlara karşı kıskançlık hissediyorum. Aynı zamanda onlara özel bir nostalji hissi sağlayabilme fırsatına sahip olduğum için de çok minnettarım.

Son dönemde yazdığın şarkılar nasıl bir DIIV’ı yansıtıyor?

Önceki albümlere göre daha az kişisel şarkılar yazıyorum. Ama gözlemlerim ve kişisel detayların karışımı da diyebiliriz.

'Kimyamızı inatçılık ve iyimserlik oluşturuyor'

Sahnede kişisel tarihinden izler taşıyan şarkıları çalarken nasıl bir ruh hâlinde oluyorsun? 

Sahnede olduğumda genellikle şarkıları sözlerin ilk niyetini çok fazla düşünmeden çalıyorum. Yine de bazı erken dönem şarkıları hâlâ biraz fazla yüklü olduklarından onları setlist’e eklememeyi tercih ediyorum.

Canlı çalmaktan en çok keyif aldığın şarkı hangisi? 

Kesinlikle Soul-net...

Turnede olmak çoğu müzisyeni mental olarak yorabiliyor. Sizin birbirinize tahammül edemediğiniz anlar oluyor mu?

Bazen herhangi birinin yanında olmak zor olabiliyor, bu özellikle gruba yönelik bir durum değil. Öyle gerçekten sinirlenip “Yeter artık gruptan uzaklaşmam lazım” dediğim bir an hiç hatırlamıyorum. Genelde huysuz olduğumda ve etrafımda eğlenceli kimse olmadığını fark ettiğimde bir süre yalnız kalmayı tercih ederim.

DIIV’ı oluşturan kimya nedir?

İnatçılık, iyimserlik, olgunluk.

'Yangından sonra ailem bağışlarla ayakta kalabildi'

Geçen Mayıs'ta çıkan EP’niz Return of Youth’un hikayesi oldukça özel. California'daki yangınlardan sonra evini kaybettin ve bu şarkılar bir bakıma sana destek olma amacı da taşıyor. O dönemde hayranların katkıları sana nasıl güç verdi?

Bağışlar, hayatımızın en zor döneminin ilk evrelerinde ailemin yaşama devam etmesine yardımcı oldu. Çocuklarımızın bir şekilde normal bir hayat sürmesine ve bizim de ayakta kalmamıza yardımcı oldu. Arkadaşlarımızın, ailemizin ve hayranlarımızın bize gösterdiği cömertlik ve nezaketin güzelliği her zaman kalbimde yaşayacak.

EP’nin basın bülteninde beni çok etkileyen bir bölüm vardı: “Bir evi ev yapan şey nedir? Dış dünyadan gerçekten kaçabilir misin? Umut sadece bir yanılsama mı? Kim gerçekten ebeveyn olmaya hazır? Bir çocuğu bu dünyaya nasıl getirebilirsin? Sonunda şunu fark ettim: Bu büyük sorular aslında önemsizdi. Bir şekilde yaşamaya devam ediyorsun. Hayat, kendi şartlarına göre akıyor.” Return of Youth’un ruhu da bu sorularda mı kökleniyor?

Evet, kesinlikle. Bu kontrolünüz dışındaki ezici güçler karşısında bir tür inatçılık gibi bir şey. Hayat ezici olabilir ama yine de bir şekilde yaşamaya devam etmelisiniz.

'Ezan sesini duymak ruhani bir deneyimdi'

Sıklıkla shoegaze türü olarak etiketlenmek sizi o sound’a yöneltti mi? Çünkü erken dönem albümlerinizde bu tür, müziğinizde baskın değil.

Bu türde şarkılar yapma konusunda üzerimizde bir baskı olmadı. Biz bu durumu daha çok fırsata çevirdik. Başlarda shoegaze grubu olarak etiketlendik ama dediğin gibi aslında shoegaze müzik yapmıyorduk. Sonrasında tam da genç kuşağın shoegaze’i keşfedip yeniden havalı hâle getirdiği dönemde biz de o tarafa daha çok yöneldik.

Depeche Mode’dan destek görmek sizin için ne ifade ediyor? Onlarla turneye çıkmak müziğe bakış açını bir şekilde değiştirdi mi?

Evet, para konusunda endişelenmek zorunda olmayan ve turne sırasında istedikleri her şeyi yapabilen grupların nasıl olduğunu görmek güzeldi. Bu durum hiç albüm anlaşması yapamayan binlerce yetenekli müzisyeni düşünmenize neden oluyor. Biz, ikisinin arasında bir yerde olduğumuz için şanslıyız.

İstanbul’daki ilk konserinize gelmiştim. Bir röportajda, şehri tek başına keşfettiğini söylüyorsun. İstanbul’da seni en çok şaşırtan detay ne oldu?

İstanbul’da, Asya’dan Avrupa’ya vapurla geçip iskeleye yanaşırken kıyılardan gelen ezan seslerini duymak, hayatımın en ruhani deneyimlerinden biriydi. İnsanlık tarihi ve uygarlığa gerçekten bağlantılı hissetmemi sağlayan şeylerden biri oldu. Ve hayatımda daha önce kaldırımlarına merdiven yapılacak kadar dik yokuşları olan bir şehir görmemiştim.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

YAZARLAR

Eda Solmaz

Müzik yazarı

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

Sad girl summer: Pop yıldızları neden hüzünlendi?

“Brat summer”ın dans pistindeki isyanının üzerinden iki yıl geçti. 2026 yazında Z kuşağının pop yıldızları bu kez ayrılıkları, ölümü, kaygıyı ve dünyanın sonunu anlatıyor. Olivia Rodrigo’dan Phoebe Bridgers’a, Gracie Abrams’tan Charli xcx’e uzanan “sad girl summer”, yalnızca pop müziğin yeni trendi değil, savaşlar, iklim krizi ve gelecek kaygısıyla büyüyen bir kuşağın da ruh hâli.

Eda Solmaz

·

17 Ağu 2026

Sad girl summer: Pop yıldızları neden hüzünlendi?
DuendeDuende

HİKAYE

Sema Kaygusuz: 'Edebiyat başlı başına hezeyan alanıdır, derdin cisimleşmiş hâlidir'

Sema Kaygusuz’un "Saf Canavar"ı uzak bir geleceğin distopyasını değil, bugünün büyütülmüş ve ürkütücü ölçüde tanıdık bir suretini anlatıyor. İnsan olmanın sınırlarından hafızaya, rüyalardan yapay zekaya, insanmerkezciliğin kibrinden edebiyatın iyileştirici gücüne uzanan sohbetimizde Kaygusuz’la, kendi ifadesiyle “şimdinin kabusu, geleceğin enkazı” üzerine konuştuk.

Nis Tuğba Çelik

·

17 Ağu 2026

Sema Kaygusuz: 'Edebiyat başlı başına hezeyan alanıdır, derdin cisimleşmiş hâlidir'
DuendeDuende

HİKAYE

Adam Phillips'in milenyum insanı eleştirisi: Kendimiz için çok fazlayız

Aşırı zenginlikten aşırı yoksulluğa, açgözlülükten fanatizme, mükemmeliyetçilikten bitmek bilmeyen arzularımıza... Psikanalist ve yazar Adam Phillips, "Aşırılık Üzerine Beş Kısa Sohbet"te çağımızı kuşatan aşırılıkların izini sürüyor. Belki de mesele çok fazla istememiz değil: “Kendimiz için çok fazlayız; açlıklarımızda ve arzularımızda, kederlerimizde ve bağlılıklarımızda, sevgilerimizde ve nefretlerimizde fazlayız.”

Soner Can

·

17 Ağu 2026

Adam Phillips'in milenyum insanı eleştirisi: Kendimiz için çok fazlayız
DuendeDuende

HİKAYE

Yakarsa dünyayı kadınlar yakar: Arabeskin kadınları yalnız trajedileriyle hatırlanmaya mı layık?

Şiddet, yok sayılma, erken yaşta evlilikler, engellenen kariyerler ve erken ölümler... Arabeskin kadınları, onları sürekli geride bırakmaya çalışan bir sistem içinde kendi kulvarlarını açtı, popüler kültürün damarlarına sızdı. Cansever’den Bergen’e, Dilber Ay’dan Esengül’e uzanan bu hikayeler, arabeskin acısını yalnızca şarkılarıyla değil, hayatlarıyla da sırtlanan; ölümleriyle dahi bu dünyanın onlara reva gördüğü vedanın tatsızlığını görünür kılan kadınları anlatıyor.

Ayça Örer

·

16 Ağu 2026

Yakarsa dünyayı kadınlar yakar: Arabeskin kadınları yalnız trajedileriyle hatırlanmaya mı layık?
DuendeDuende

HİKAYE

Bibliyoterapi'de bu hafta: Yapay zekadan korkanlar için kitap reçetesi

Yapay zekanın bizim yerimizi almasından korkuyoruz ama belki de asıl sorun insanın çoktan bir makineye dönüşmesindedir. Verimlilik, hız ve üretim insanın değerinin ölçüsüyse bu yarışı elbette makine kazanacak. Peki insanın değeri ne kadar ürettiğinde değil de sevmekte, düşünmekte, yaratmakta, ilişki kurmakta ve bütün bunları yaparken dönüşebilmekteyse? Yapay zekanın dünyayı ele geçirmesinden korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Aslı Perker

·

14 Ağu 2026

Bibliyoterapi'de bu hafta: Yapay zekadan korkanlar için kitap reçetesi