🚲 İstanbul'un bisiklet rotaları


İBB Kültür AŞ’den bahara müzik dolu bir merhaba: İstanbul Kavuştayı Duymayan kalmasın! İstanbul Kavuştayı konserleri hızını hiç kesmeden devam ediyor. Nedir? Kalbi kültür sanat için pır pır atan şehrimizde tüm İstanbulluları, keyfi ve eğlencesi bol pek çok farklı etkinlikle buluşturan İBB Kültür AŞ , kültür sanatı herkes için erişilebilir hâle getirmeyi amaçlayan İstanbul Kavuştayı konser serisiyle bizleri soğuk havalardan kaçamadığımız şu zamanlarda, sıcak bahar günlerinin heyecanını hissettirecek tamamı ücretsiz konserlerle buluşturuyor. Neler var? Mart ayı boyunca şehrin 11 farklı meydanını 11 sevilen isimle buluşturan İstanbul Kavuştayı konser takvimini hemen aşağıda bulabilirsin. 18 Mart Cuma, Gaye Su Akyol / Avcılar Sahili 19 Mart Cumartesi, Hey! Douglas / Tuzla Sahil Meydanı 20 Mart Pazar, Kaan Tangöze / Çekmeköy Meydanı 23 Mart Çarşamba, Melike Şahin / Pendik Sahil Meydanı 24 Mart Perşembe, Ceza / Bağcılar Meydanı 25 Mart Cuma, Büyük Ev Ablukada Fırtınayt / Arnavutköy Cumhuriyet Meydanı 26 Mart Cumartesi, Shantel / Çatalca Cumhuriyet Meydanı 27 Mart Pazar, Pinhani / Esenyurt Cumhuriyet Meydanı Yaz ve sonbahar döneminde de şehrin meydanlarını festivale dönüştürmeye devam edecek olan İstanbul Kavuştayı’yla ilgili detaylı bilgi için burayı ziyaret edebilir, İBB Kültür AŞ’yi Instagram’da takip etmek istersen şuraya uğrayabilirsin.
Daha fazlasını öğren →
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
Rumeli Feneri-Kilyos: Bu öneri İstanbul’dayken İstanbul’da değilmiş gibi hissetmek isteyenlere geliyor. Tarihî Rumeli Feneri ve kalesini de yakınlarında barındıran bu rota neredeyse 13 km. Şehrin Karadeniz’in en uç noktasındaki yollarını arşınladıktan sonra dilersen seni bir balık masası bekleyebilir. Yazın belki bir de deniz sefası.
Caddebostan Sahili: Yaklaşık 5 km’lik bu rotayı yalnızca bisikletçilerle kısıtlayamayız elbette. Kaykayını kapıp gelene de, yalnızca denize karşı hafif tempo yürüyüş yapmak isteyen için de İstanbul’un en keyifli sahil ve rotalarından biri. Güneşin kendini gösterdiği günlerde ayrı, hafta sonu ayrı bir kalabalığa ev sahipliği yapsa da sen bir yolunu bulursun — arayan bulur. Ardından çimlerin üzerinde de bir kahve molası. Daha sakin bir sürüş isteyenler için Bostancı-Kartal veya Fenerbahçe-Maltepe sahil yollarını da tavsiye ederiz.
Kuruçeşme-Sarıyer: Avrupa Yakası’nın en sevilenlerinden bu uzun sahil yolu kendi içinde farklı duraklara sahip, seni sıkmayacak çeşitlilikte bir görsellik sunuyor. Bebek-Emirgan arası daha hareketli, İstinye’den sonrası ise daha sakin bir rota. Dilediğin noktada, harcadığın kalorileri geri yerine koyabileceğin tam de keyfine göre bir yer bulabilecek olman da en iyi yanlarından. Diğer yakanın sahiline karşı süzüle süzüle akıp gitmeceler.
Florya-Yeşilköy: Diğerlerine nazaran kesinlikle daha sakin bir sürüş vadeden yaklaşık 6 km’lik bu yolla Yeşilköy kumsalına varabilirsin. Burada işin içine deniz bisikletini de dâhil edip eğlenceyi sulandırmak istersen hem karada hem denizde pedal çevirmeli bir günle çarpı iki dopamini bünyeye yükleyebilirsin. Unutmadan, kendi bisikletin yoksa diğer sahil rotalarında olduğu gibi burada da kiralık bisiklet bulabiliyorsun.
Haliç-Balat: Boğaz’a alternatif sunmaya geldik, hem de hafif hafif nostalji kokuyor. Tarihî dokular arasında farklı bir tecrübe edinebileceğin bu rotayı Galata Köprüsü’ne kadar uzatarak kilometreyi artırabilir, kendini belki biraz zorlamayı tercih edebilirsin. Haliç M2 metro durağının hemen yakınındaki Haliç Sahili'nde Tarihî Yarımada manzaralı bir gün batımı keyfine de hayır demezsin.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Karlı bir mart sabahından herkese merhaba. İstanbul bu hafta Sónar Istanbul'a hızlıca kavuşmanın heyecanını yaşarken Atlas 1948 ve İstanbul Sinema Müzesi'nde Zühre projesine dâhil oluyor, ardından da KALT'ın Podcast'ini canlı dinliyor.
13 Mar 2022

YAZARLAR

Naz Eraslan
Copywriter @Aposto

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
İstanbul’da gezerken bazen bir sarnıcın önünden geçeriz, bazen bir sur parçasının yanından. Bazen eski bir kilisenin, bazen bir saray kalıntısının, bazen de adını bilmediğimiz bir sütunun önünde dururuz. Çoğu zaman fark etmeyiz; fark ettiğimizde de bu kalıntıları ayrı ayrı görürüz. Ayasofya bir yerde durur, Kariye başka bir yerde. Oysa bütün bunlar aynı büyük hikayenin parçalarıdır: İstanbul’un bin yılı aşan Roma / Doğu Roma başkentliği.

Kadıköy değişiyor ama bu sadece yapısal bir dönüşüm değil. Bu, bir mahallenin değişen yaşam kültürünün, aşınan kent belleğinin ve yaşadığı çevre üzerinde söz sahibi olmak isteyen sakinlerinin hikayesi aynı zamanda. Caferağa Mahallesi Muhtarı Hanife Dağıstanlı, son 15 yılda semtin geçirdiği dönüşümü kent belleği, kamusal alan ve aidiyet üzerinden değerlendiriyor.

Sirkeci’de, İstanbul’un en yoğun geçiş noktalarından birinde yükselen Sanasaryan Han, bugün "lüks otel" olarak işletiliyor. Ancak binanın hikayesi bir otelden çok daha fazlası: Bir Ermeni vakfı, devletleşen bir mülkiyet, siyasi tutukluluk hafızası ve yarım asrı aşan bir hukuk mücadelesi...

Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.




