İstanbul’un ışıklı geceleri: Gazino kültürü nasıl doğdu?

SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İstanbul’un eğlence ve kültür hayatını şekillendiren gazino geleneği, müdavimlik kültüründen beslenen müzikli eğlence anlayışıyla tarih boyunca kentin sosyal yaşamının önemli bir parçası oldu.
Latince casa (ev) kelimesinin küçük anlamı veren -ino ekiyle birleştirilmesinden türeyen ve "küçük ev, kır evi" anlamına gelen casino'dan uyarlanarak Türkçeye giren gazinonun kültürel anlam dünyamızdaki yeri belki zaman içinde değişti ancak bugün bile gazino dediğimizde akla eğlence geliyor.
Osmanlı döneminden Cumhuriyet'e: İlk müzikli eğlenceler
Bir mekanda toplanıp müzik eşliğinde eğlenme kültürü, Osmanlı döneminde saraya, konaklara ve kapalı topluluklara mahsus bir gelenekti. Halk eğlenceleri ise çok uzun bir süre boyunca bayram günlerine ve helva sohbetleri gibi buluşmalara özel istisnai durumlarla sınırlıydı. Öte yandan meyhaneler de toplumun geniş kesimlerine hitap edecek bir yapıya sahip değildi.

19. yüzyılın ortasına doğru ise musiki, mesire yerleri, kıraathaneler, daha sonraları gazinolar gibi umuma açık yerlerde icra edilmeye başladı. Dönemin musikişinasları arasında sihirli bir sözcük dolaşıyordu: Konser. İlk dönemler tiyatro salonlarında "umuma mahsus" biçimde verilen konserler daha sonra "açık hava konserlerine" de dönüştü.
Kimilerinin “İstanbul musikisi” olarak da adlandırdığı incesaz, önce İstanbul’un konaklarında, yalılarında, saraylarında icra ediliyordu. 20. yüzyıla doğru kıraathanelerde de dinlenir oldu. Zamanla incesaz, gazino kültürünün de temellerini attı.
Şehir hayatının bir parçası olarak gazino
Cumhuriyetle birlikte ise gazinolar ve yazlık bahçeler hızla çoğalmaya başladı. Başlangıçta müzikli müstakil salaş eğlence yerlerine dönüşen geleneksel kır kahveleri için kullanılan gazino kelimesi sonrasında kapalı mekanları da kapsayacak şekilde bugün kullanıldığı anlama büründü.
Beyoğlu ve Galata, İstanbul’un modernleşme adımlarının kültür, sanat, müzik ve eğlence alanlarında en görünür biçimde atıldığı bölge olarak öne çıkarken, gazino kültürü de bu dönüşümün parçası olarak şehir hayatına dahil oldu.

Yalnızca semt isimleri değil, gazinolarla birlikte sahne sanatlarının da gelişmesiyle pek çok enstrüman da hayatımıza girdi. Kır gazinolarının sahnelerinde sıkça görülen ayaklı sandık biçimindeki laterna bunlardan biriydi.
70’lerin kültürel sesi
1970’lere gelindiğinde ise tanınmış assolistlerin yanına rock’n roll gibi yeni müzik türleri ile sinemada boy göstermiş yıldız oyuncuların yer aldığı kabareleri de içeren yelpazesiyle geniş bir eğlence anlayışı sahnedeydi. Bu eğlenceler, gündelik hayatın içine dahil edilmiş karnavalesk kültürün en önemli göstergelerindendi.
Gazinoların müdavimlerinin sayıca artmasıyla toplumun her kesimine özel etkinlikler düzenlenmeye başlandı. Biletli geceler, sadece kadınlara mahsus matineler (gündüz kuşakları) düzenlenmeye başlandı.
Gazino kültüründen bahsederken star sisteminden bahsetmemek olmaz. Gazino kültüründe sahne düzeni kesin bir hiyerarşi içinde işliyordu. Bu hiyerarşi başsolist, solist altı, solist ve uvertür sıralamasıyla belirleniyordu. Bu dönemde birinci sınıf gazinolarda sahne almak, bir sanatçının yıldız statüsünü tescilliyordu.
Gazinoların estetiği
Zaman içinde kendine has yemek kültürünü ortaya çıkaran gazinolarda mezeler, eğlence kimliğinin bir parçası hâline geldi. Örneğin tarama ve batargo gibi mezeler, gecenin arananları arasına girerken eğlence tarihinin de önemli unsurları olarak anılmaya devam ediyor.
Özellikle 70’ler ve 80’lerde ortaya çıkan ve kırmızının tonlarının baskın renk olarak öne çıktığı dekorlar da kültürel bellekte önemli bir yer tutuyordu. Bu estetiğe konukların en şık giysileriyle eşlik etmesiyle beraber gazinolar sahnedeki sanatçıdan katılımcılara kadar herkes için bir çeşit podyum işlevi de görmeye başlamıştı.
Eski gazino kültürü bir gece için geri dönüyor
Yılbaşı eğlencelerinin de vazgeçilmez mekanı olan gazinolar, yıllar boyunca müziğin ve sahne sanatlarının en parlak isimlerini yetiştirerek şehre gece hayatının altın çağlarını yaşattı. Ancak uzun süredir geçmişten tatlı bir hatıra olarak anılıyorlar.

Bu yıl ise İstanbul'un eğlence hayatını sanat ve müzikle canlandıran, geçmişin renkli gecelerini hatırlamamıza neden olan bir alternatif var. Ata Demirer’in yılbaşı akşamı Rixos Tersane İstanbul’un balo salonunda sahne aldığı bu özel gece, eski gazino kültürünü çağdaş bir sahne diliyle bir geceliğine İstanbul’a taşıyacak; Demirer 1950-70’lerin gazino kültürünü müzik, performans ve nostalji ile yeniden yorumlayacak.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
YAZARLAR

Soli
Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ OKUMALAR
Vancouver kültürel açıdan çok yeni bir şehir fakat ağaçların tarihini düşününce ya da Hot Springs Cove’u keşfedince kültürünün çok daha eski ve doğasının her şeyin üstünde olduğu ortaya çıkıyor. İlk halkların mitlerini az da olsa takip etmek orada insana doğanın kadim bilgisinin rehber olabileceğini gösteriyor.

Türkiye'nin belki de en sevilen tatil destinasyonu Kaş, bu yıl 28-30 Ağustos'ta sekizinci kez Kaş Caz Festivali'ne ev sahipliği yapıyor. Odağına cazın evrensel dili üzerinden aidiyet, yolculuk, kültürel etkileşim ve ortak hafıza kavramlarını alan festivalin hikayesini ve Kaş'ta oluşan festival kültürünü festival direktörü Serdar Karatepe'den dinledik.

Halihazırda yoğun ilgi gören tatil beldelerine “instagramlanabilir” yeni keşiflerin de eklenmesiyle özellikle yaz aylarında dünyanın dört bir yanındaki dingin kasabalar turist akınına uğruyor. Peki popüler tatil destinasyonlarında düzeni sağlamak adına alınan yaratıcı (ve kimi zaman oldukça katı) önlemler neler?

Şu sıralar herkesin “aklı havada” ve bunun çok haklı bir sebebi var: Bir kuşun peşine düşmek, dikkatimizi yeniden bulunduğumuz yere çevirmek ve yaşadığımız dünyanın daha büyük hikayesine dahil olmak demek. Kuş Kolektifi’nin kurucusu, Şehir Kuşçuları radyo programının bir parçası, doğa savunucusu, meraklısı ve kuş gözlemcisi Yaz Güvendi ile kuşların bize öğrettiklerini, doğayla bağ kurmanın yollarını ve şehirde kuş gözlemciliğinin imkanlarını konuştuk.

Defender Trophy, yalnızca fiziksel dayanıklılığı ve sürati ölçen bir yarış değil; disiplin, takım çalışması ve maceracı ruhunu genlerinde taşıyan köklü bir organizasyon. Tekerlekler hayati bir amaç için dönüyor: Doğayı ve vahşi yaşamı korumak.
22 Tem 2026



