İşveren ne diyor: Asgari ücret

İşverenler %54'lük asgari ücret zammını nasıl değerlendirdi? Türkiye'de asgari ücret ne kadar olmalı?
İşveren ne diyor: Asgari ücret

29 Mart - Apollo - Pareto
Apollo ile birlikte

Dijital enerji platformu: Apollo

Enerjide dijital çağ başladı Nedir? Türkiye'nin ilk bulut tabanlı fatura kontrol, optimizasyon ve tahminleme platformu Apollo , altyapı ve donanım maliyeti olmadan kolay entegrasyonla, geçmiş tüketim verilerini kullanarak hesaplanan…

Daha fazlasını öğren →

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin ve TİSK Başkanı Özgür Burak Akkol ile düzenlen basın toplantısında 22 Aralık’ta 2023 yılı asgari ücretinin %54,5’lik bir artışla net 8 bin 506 TL olduğunu açıkladı. Düzenlemeyle birlikte yeni asgari ücretin işverene toplam maliyetinin ise 1551 TL'lik SGK primi ve 200 TL'lik işveren işsizlik sigorta primi ile birlikte 11 bin 759 TL olduğu belirtilmişti.

Toplantının ardından açıklama yapan sendikalar asgari ücretin yeterli olmadığını söylemiş, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ise hayırlı olsun dileklerinin ardından, “Ülkemizin üretim gücünün korunması için firmalara ilave desteklerin verilmesini bekliyoruz” açıklamasında bulunmuştu. 

Asgari ücret görüşmeleri sürerken açıklama yapan Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe ise "Türkiye’de asgari ücretin 300-350 dolar arasında olması lazım. Maliyet 500 dolar olursa karşılayamayız. Asgari ücreti sürekli artırmakla bir noktaya gelemeyiz. Fiyat artışlarının da durması lazım” ifadelerini kullanmıştı.

İşverenlerin asgari ücret zammına ilişkin görüşlerini öğrenebilmek adına birtakım ziyaretler gerçekleştirdik. Bu yazımızda görüş aldığımız işverenlerin %54,5’lik asgari ücret zammına ilişkin bizimle paylaştığı görüşleri yer almaktadır.

“Ne zamana kadar öteleyeceksin ki?”

Öncelikle iş sahiplerinin içinde bulunduğu durumu daha iyi anlamak adına onlara son 3 ayda işlerinin nasıl gittiğini sorduk. Aldığımız cevaplar genellikle kira, faturalar, aidatlar ve çalışan ücretlerindeki artış nedeniyle maliyet artışı yaşandığı ve işlerin bir süredir iyi gitmediği yönündeydi. 

İşverenlerin son aylarda işlerinin gidişatına ilişkin yaptıkları yorumlardan bazıları şu şekildeydi:

“Ben 20 yıldır burada iş sahibiyim geçen hafta yalnızca 2 iş yapabildim. Önceden 2 saat içinde en az 20 kişi gelir, fiyat sorar, ürün alımı yapardı. Özellikle şu 2 aylık süre zarfında doğru düzgün kâr edemediğim için bütün eleman maaşlarını, kirayı, faturaları cebimden vermek durumunda kaldım. Her şeyden kısıp ödemelerimizi ötelemeye çalışıyoruz ama ne zamana kadar öteyeleceksin ki?”

“Son 3 ayda işler bayağı bir düştü. Kimse adapte olamadı. Bir ürün için fiyat sormak için gidip gelirken ürünün fiyatının değiştiğini gördü insanlar. Fiyatlar inanılmaz dengesiz. Çok ciddi bir belirsizlik var.”

“İşler durgun, geçtiğimiz dönemde artan maliyetlerden dolayı ürünlere zam yapmak durumunda kaldık bu da işleri durgunlaştırdı. Bunun dışında masraflar çok, gider çok, kira çok. Çalışan ücretleri %100’den fazla arttı. Konut kiraları için %25 zam sınırı getirildi fakat bu dükkanlar için uygulanmadı. Aidatlar iki katına çıktı. Bütün bunlar için bir sınır olması lazım.”

“6 bin liralık kira oldu 15 bin lira”

Sorularımıza yanıt veren iş sahiplerinin en büyük sıkıntılarından biri olağanüstü biçimde yükselen kira bedelleriydi. Öyle ki bir işveren, yıllardır komşusu olan bir başka işverenin dükkanından çıkmak durumunda kaldığını ve boşaltılan dükkanın 1 yıla yakın süredir boş olduğunu aktardı. Aynı işveren, “Sözleşmem olmasa beni de kapının önüne koyarlardı” ifadelerini de kullandı.

“Geçtiğimiz yıl 6 bin lira olan kira bu yıl 15 bin lira oldu. Sözleşmem olmasaydı pazarlık payı dahi bırakmadan kapının önüne koyarlardı. Şu an bu çevrede yüksek kiralardan dolayı o kadar çok boş dükkan var ki inanamazsınız.”

“Zam gelince işveren yabancı uyruklu işçilere döndü”

Görüş aldığımız işverenlere araştırmamızın da konusu olan asgari ücret zammına ilişkin ne düşündüklerini sorduk. Genel kanı hayat pahalılığı nedeniyle zammın gerekli olduğu fakat maliyetleri artırarak işleri yavaşlattığı şeklindeydi. 

“Piyasa şartları belli. Asgari ücrete gelen zamla birlikte mecburi olarak ürünlere zam yapmak durumunda kaldık. Bu sefer de fiyatlar çok yükseldiği için insanlar mallarımızı alamaz oldu. Fiyat veriyoruz fakat ürünlerimizi satamıyoruz. İnsanlar daha ucuz ürünlere yönelmeye veya harcamalarını ertelemeye başladı bu da işlerimizi önemli ölçüde etkiledi.”

“Asgari ücret zammının ardından çırak maaşı kalfa maaşına, kalfa maaşı usta maaşına yükseldi. Bu yüzden zamdan sonra bu çevrede pek çok işçi işinden oldu, işverenler yabancı uyruklu işçilere döndü. Aslında kimse bunu yapmak istemez fakat zorunda kalıyorsunuz.”

Zammın yeni formülü: Hisse vermek

Bazı işverenler asgari ücrete zam yapıldığı için mecburi olarak diğer işçilerin de zam talep ettiğini, işçinin istediği zammı karşılayamadıkları içinse işçiye hisse teklif ettiklerini aktardı. 

“Çalışan zamlarını karşılayamayınca elinizdeki tecrübeli elemanı da tutamıyorsunuz. Mecburen ya hisse veriyorsunuz ya da artık onunla çalışamıyorsunuz. Bir yandan işçi de haklı. Bu insanlar nasıl kirasını ödeyecek, nasıl faturalarını ödeyecek, nasıl birikim yapacak? Bu insanların çocukları yarın evlenmek istediğinde bunu hangi parayla karşılayacak?”

“Zam yapmak değil, pahalılığı engellemek” 

İşverene bu duruma nasıl bir çözüm getirilebileceği sorusunu sorduğumuzda ise “öncelikle hayat pahalılığının çözülmesi gerektiği” cevabını aldık. Mülakat yaptığımız bir işveren “Asgari ücrete sürekli zam yapmakla çözüm olmaz, olmadı da zaten. Önemli olan hayat pahalılığını engellemek”  derken bir diğeri ise “Sanayi siteleri rant kapısı olmaktan çıkarılmalı” ifadelerini kullandı.

“Yapılması gereken pahalılık sorununu çözmek, aylıkları yükseltmek değil. Asgari ücrete zam geliyor, insanlar seviniyor fakat akşam eve giderken her şeye tekrardan zam geldiğini görünce o sevinçleri havada kalıyor.”

“Sanayi siteleri rant kapısı olmaktan çıkarılmalı. Bir yatırım alanı olmamalı. Burada yalnızca esnafların kendi dükkanları olması lazım. Bu işlerin tamamen dışında olan insanlar sanayi sitelerinden yatırım amacıyla dükkan alıyor, buraya yaptığı yatırımın karşılığını alabilmek içinse kiraları ölçüsüz bir şekilde yükseltiyorlar. Yatırım yapılacaksa farklı alanlarda yapılmalı, emekçinin olduğu yerde yatırım olmaz.”

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

NEREDE YAYIMLANDI?

ParetoPareto
∙

BÜLTEN SAYISI

💰 Pahalılık sorunu, enerji çözümleri

İşverenler asgari ücret tutarını nasıl yorumluyor? Yapay zeka enerji maliyetlerini azaltma tarafında nasıl faydalı olabilir?

29 Mar 2023

Apollo ile birlikte
NASA

YAZARLAR

Emircan Yaman

Piyasalar ve Finans Editörü

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR

ParetoPareto
∙

HİKAYE

Otomobil sektörünün yeni ikilemi: Yakıt krizi elektriklinin kaderini değiştirir mi?

Ortadoğu'daki savaşın tetiklediği akaryakıt krizi, elektrikli otomobillere yönelik talebi yeniden artırırken sektördeki dengeleri de değiştiriyor. Son bir yılda elektrifikasyon yatırımlarını küçülten otomobil devleri, yükselen talep ve Çin’deki üreticilerin güçlenen rekabeti karşısında gelecek stratejilerini yeniden değerlendirmek zorunda kalıyor.

Doğa Yurduneri

·

14 Eki 2026

Otomobil sektörünün yeni ikilemi: Yakıt krizi elektriklinin kaderini değiştirir mi?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Dijital ödemede güven eşiği: Her 10 işletmeden 7’si yeni çözümlere açık

Dijital ödeme çözümleri, her geçen gün daha da yaygınlaşırken işletmelerin bu çözümlere yaklaşımında güven, kullanım kolaylığı ve sağlanan somut fayda belirleyici hâle geliyor. Yakın tarihte Garanti BBVA’nın kuruluşu Tami’nin ve Ipsos Türkiye’nin işbirliğinde gerçekleşen çalışma da işletmelerin dijital ödeme çözümlerine açık olduğunu, fakat dönüşümün esas anahtarının güven olduğunu ortaya koyuyor.

12 Eki 2026

Dijital ödemede güven eşiği: Her 10 işletmeden 7’si yeni çözümlere açık
ParetoPareto
∙

HİKAYE

İhsan Cem Zararsız: "Yol çok uzunmuş, biz hala başındayız"

Tüketicilerin kredi kullanım tercihleri son yıllarda nasıl değişti, Türk bankacılık sektörü para politikası kararlarına nasıl uyum sağlıyor ve finansal teknolojiler alanında faaliyet gösteren girişimlerin büyümesinin önündeki başlıca sorunlar neler? TeklifimGelsin Kurucu Ortağı ve CEO’su İhsan Cem Zararsız, kredi piyasasındaki gelişmeleri, bankaların dijitalleşme sürecini ve Türkiye’de girişimlerin finansmana erişimde yaşadığı sorunları Aposto okurları için anlattı.

Emircan Yaman

·

12 Eki 2026

İhsan Cem Zararsız: "Yol çok uzunmuş, biz hala başındayız"
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Otomotivde son çeyrek: Sektör için baskı, tüketici için fırsat olabilir mi?

Türkiye’de otomotiv pazarı, 2026’nın son çeyreğine frene basarak girdi. Eylül rakamları, sektörle ilgili aylık düşüşten çok daha fazlasını anlattı. Toplam pazar, yıllık bazda %24’ün üzerinde daralırken sektörde yaşanan baskının tüketici için fırsat olup olmayacağı sorusu da gündeme taşındı.

Ahmet Çelik

·

07 Eki 2026

Otomotivde son çeyrek: Sektör için baskı, tüketici için fırsat olabilir mi?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Değişen dünyanın değişmeyen becerileri: Ustalık gelecekte de bir anlam ifade edecek mi?

Teknoloji birçok alanda sonuca ulaşmayı kolaylaştırırken ustalığın değeri artık yalnızca bir işi yapabilmekte değil; neyin iyi olduğunu ayırt etmekte, doğru kararı verebilmekte ve yıllar içinde biriken deneyimi yeni araçlara uyarlayabilmekte yatıyor. Ustalık kaybolmuyor; biçim değiştiriyor.

Değişen dünyanın değişmeyen becerileri: Ustalık gelecekte de bir anlam ifade edecek mi?