İşveren ne diyor: Asgari ücret


Dijital enerji platformu: Apollo Enerjide dijital çağ başladı Nedir? Türkiye'nin ilk bulut tabanlı fatura kontrol, optimizasyon ve tahminleme platformu Apollo , altyapı ve donanım maliyeti olmadan kolay entegrasyonla, geçmiş tüketim verilerini kullanarak hesaplanan işletme karakteristiğine en uygun elektrik tarifesi avantajı sunuyor. Farklı sektörlerdeki müşterileri için yapay zekâ ve makine öğrenmesi ile tüketim trendlerini anlık ve geleceğe dönük analizlerle tesislerin 360 derece tek platformdan enerji izlemesini sağlıyor. Neden Apollo? Tesisler için en önemli gider kalemlerinden biri olan elektrik tüketimini ve buna karşılık gelen faturanızın gerçek zamanlı doğrulamasını sağlayarak kwh’de değişiklik olmasa dahi maliyetlerinizi düşürmeye yarıyor. Gelişmiş ve kişiselleştirilebilen alarmlar tüm olağan dışı tüketimleri anlık olarak tespit ediyor, operasyonel ve kişi bazlı hataların önüne geçmeyi sağlıyor. Gelişmiş grafik ve kullanıcı dostu arayüzüyle multidisipliner enerji çalışma alanı yaratarak dijital dönüşüm evresindeki şirket çalışanlarının üretkenliğini artırmayı ve enerji takibini daha pratik hâle getirmeyi vadediyor. Apollo IoT tahminleme ve operasyonel verimlilik sağlayarak gereksiz tüketimlerin önüne geçiyor, enerjinizi en verimli şekilde kullanarak tüketimlerinizi ve karbon emisyonunu azaltmayı mümkün kılıyor. Apollo ’yu keşfetmek için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin ve TİSK Başkanı Özgür Burak Akkol ile düzenlen basın toplantısında 22 Aralık’ta 2023 yılı asgari ücretinin %54,5’lik bir artışla net 8 bin 506 TL olduğunu açıkladı. Düzenlemeyle birlikte yeni asgari ücretin işverene toplam maliyetinin ise 1551 TL'lik SGK primi ve 200 TL'lik işveren işsizlik sigorta primi ile birlikte 11 bin 759 TL olduğu belirtilmişti.
Toplantının ardından açıklama yapan sendikalar asgari ücretin yeterli olmadığını söylemiş, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ise hayırlı olsun dileklerinin ardından, “Ülkemizin üretim gücünün korunması için firmalara ilave desteklerin verilmesini bekliyoruz” açıklamasında bulunmuştu.
Asgari ücret görüşmeleri sürerken açıklama yapan Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe ise "Türkiye’de asgari ücretin 300-350 dolar arasında olması lazım. Maliyet 500 dolar olursa karşılayamayız. Asgari ücreti sürekli artırmakla bir noktaya gelemeyiz. Fiyat artışlarının da durması lazım” ifadelerini kullanmıştı.
İşverenlerin asgari ücret zammına ilişkin görüşlerini öğrenebilmek adına birtakım ziyaretler gerçekleştirdik. Bu yazımızda görüş aldığımız işverenlerin %54,5’lik asgari ücret zammına ilişkin bizimle paylaştığı görüşleri yer almaktadır.
“Ne zamana kadar öteleyeceksin ki?”
Öncelikle iş sahiplerinin içinde bulunduğu durumu daha iyi anlamak adına onlara son 3 ayda işlerinin nasıl gittiğini sorduk. Aldığımız cevaplar genellikle kira, faturalar, aidatlar ve çalışan ücretlerindeki artış nedeniyle maliyet artışı yaşandığı ve işlerin bir süredir iyi gitmediği yönündeydi.
İşverenlerin son aylarda işlerinin gidişatına ilişkin yaptıkları yorumlardan bazıları şu şekildeydi:
“Ben 20 yıldır burada iş sahibiyim geçen hafta yalnızca 2 iş yapabildim. Önceden 2 saat içinde en az 20 kişi gelir, fiyat sorar, ürün alımı yapardı. Özellikle şu 2 aylık süre zarfında doğru düzgün kâr edemediğim için bütün eleman maaşlarını, kirayı, faturaları cebimden vermek durumunda kaldım. Her şeyden kısıp ödemelerimizi ötelemeye çalışıyoruz ama ne zamana kadar öteyeleceksin ki?”
“Son 3 ayda işler bayağı bir düştü. Kimse adapte olamadı. Bir ürün için fiyat sormak için gidip gelirken ürünün fiyatının değiştiğini gördü insanlar. Fiyatlar inanılmaz dengesiz. Çok ciddi bir belirsizlik var.”
“İşler durgun, geçtiğimiz dönemde artan maliyetlerden dolayı ürünlere zam yapmak durumunda kaldık bu da işleri durgunlaştırdı. Bunun dışında masraflar çok, gider çok, kira çok. Çalışan ücretleri %100’den fazla arttı. Konut kiraları için %25 zam sınırı getirildi fakat bu dükkanlar için uygulanmadı. Aidatlar iki katına çıktı. Bütün bunlar için bir sınır olması lazım.”
“6 bin liralık kira oldu 15 bin lira”
Sorularımıza yanıt veren iş sahiplerinin en büyük sıkıntılarından biri olağanüstü biçimde yükselen kira bedelleriydi. Öyle ki bir işveren, yıllardır komşusu olan bir başka işverenin dükkanından çıkmak durumunda kaldığını ve boşaltılan dükkanın 1 yıla yakın süredir boş olduğunu aktardı. Aynı işveren, “Sözleşmem olmasa beni de kapının önüne koyarlardı” ifadelerini de kullandı.
“Geçtiğimiz yıl 6 bin lira olan kira bu yıl 15 bin lira oldu. Sözleşmem olmasaydı pazarlık payı dahi bırakmadan kapının önüne koyarlardı. Şu an bu çevrede yüksek kiralardan dolayı o kadar çok boş dükkan var ki inanamazsınız.”
“Zam gelince işveren yabancı uyruklu işçilere döndü”
Görüş aldığımız işverenlere araştırmamızın da konusu olan asgari ücret zammına ilişkin ne düşündüklerini sorduk. Genel kanı hayat pahalılığı nedeniyle zammın gerekli olduğu fakat maliyetleri artırarak işleri yavaşlattığı şeklindeydi.
“Piyasa şartları belli. Asgari ücrete gelen zamla birlikte mecburi olarak ürünlere zam yapmak durumunda kaldık. Bu sefer de fiyatlar çok yükseldiği için insanlar mallarımızı alamaz oldu. Fiyat veriyoruz fakat ürünlerimizi satamıyoruz. İnsanlar daha ucuz ürünlere yönelmeye veya harcamalarını ertelemeye başladı bu da işlerimizi önemli ölçüde etkiledi.”
“Asgari ücret zammının ardından çırak maaşı kalfa maaşına, kalfa maaşı usta maaşına yükseldi. Bu yüzden zamdan sonra bu çevrede pek çok işçi işinden oldu, işverenler yabancı uyruklu işçilere döndü. Aslında kimse bunu yapmak istemez fakat zorunda kalıyorsunuz.”
Zammın yeni formülü: Hisse vermek
Bazı işverenler asgari ücrete zam yapıldığı için mecburi olarak diğer işçilerin de zam talep ettiğini, işçinin istediği zammı karşılayamadıkları içinse işçiye hisse teklif ettiklerini aktardı.
“Çalışan zamlarını karşılayamayınca elinizdeki tecrübeli elemanı da tutamıyorsunuz. Mecburen ya hisse veriyorsunuz ya da artık onunla çalışamıyorsunuz. Bir yandan işçi de haklı. Bu insanlar nasıl kirasını ödeyecek, nasıl faturalarını ödeyecek, nasıl birikim yapacak? Bu insanların çocukları yarın evlenmek istediğinde bunu hangi parayla karşılayacak?”
“Zam yapmak değil, pahalılığı engellemek”
İşverene bu duruma nasıl bir çözüm getirilebileceği sorusunu sorduğumuzda ise “öncelikle hayat pahalılığının çözülmesi gerektiği” cevabını aldık. Mülakat yaptığımız bir işveren “Asgari ücrete sürekli zam yapmakla çözüm olmaz, olmadı da zaten. Önemli olan hayat pahalılığını engellemek” derken bir diğeri ise “Sanayi siteleri rant kapısı olmaktan çıkarılmalı” ifadelerini kullandı.
“Yapılması gereken pahalılık sorununu çözmek, aylıkları yükseltmek değil. Asgari ücrete zam geliyor, insanlar seviniyor fakat akşam eve giderken her şeye tekrardan zam geldiğini görünce o sevinçleri havada kalıyor.”
“Sanayi siteleri rant kapısı olmaktan çıkarılmalı. Bir yatırım alanı olmamalı. Burada yalnızca esnafların kendi dükkanları olması lazım. Bu işlerin tamamen dışında olan insanlar sanayi sitelerinden yatırım amacıyla dükkan alıyor, buraya yaptığı yatırımın karşılığını alabilmek içinse kiraları ölçüsüz bir şekilde yükseltiyorlar. Yatırım yapılacaksa farklı alanlarda yapılmalı, emekçinin olduğu yerde yatırım olmaz.”
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
İşverenler asgari ücret tutarını nasıl yorumluyor? Yapay zeka enerji maliyetlerini azaltma tarafında nasıl faydalı olabilir?
29 Mar 2023

YAZARLAR

Emircan Yaman
Piyasalar ve Finans Editörü

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Almanya merkezli yemek teslimatı platformu Delivery Hero, yakın zamanda Uber'in satın alma teklifini kabul ettiğini duyurdu. Masaya konulan 14,8 milyar dolarlık teklif, ilk bakışta şirketin son yıllarda büyük bir atılım yaptığı teslimat pazarındaki yeni bir satın alım gibi görünse de aslında Uber’in yıllardır adım adım ördüğü çok daha büyük bir dönüşümün son halkasıydı.

Avrupa Birliği’nde yürürlüğe giren yeni kurallara göre, tekstil sektöründeki devasa israfı önlemek amacıyla büyük moda markaları bundan böyle satılamayan giysi ve ayakkabıları imha edemeyecek. Her yıl Avrupa’da satılamayan tekstil ürünlerinin yüzde 9’u çeşitli yöntemlerle imha ediliyordu. Satılmayan ürünleri için önce indirimli satışlar, alternatif satış kanalları ve farklı pazarlar kullanılacak, şirketler ürünleri hayır kurumlarına veya sosyal girişimlere bağışlayabilecek.

Gün bittiğinde o yapılacaklar listesindeki bütün tikleri atmış olmak profesyonel hayatın gereği olabilir. Müşterinizin, yöneticinizin memnuniyeti elbette önemli… Ancak bir şekilde kendi düşüncelerinizle baş başa kalma lüksünü bulabildiğiniz bir an olursa kendinize şu soruyu sorabilirsiniz: "Bugün sadece önüme yığılan işleri mi erittim, yoksa ortaya gerçekten bana ait bir şeyler koyabildim mi?"

Polaroid, üst üste ikinci yaz kampanyasını da yapay zeka karşıtı hissiyata ayırdı. Markanın sahillerdeki billboardlara yerleştirdiği reklamları "Veri merkezleri hepsini içip bitirmeden gidip denize atla" diyor; "yapay zekanın parmaklarımızın arasındaki kumu üretip üretemeyeceğini" sorguluyordu. Peki teknoloji liderlerinin kendilerini "tastewashing" ile yeniden paketlemeye çalıştığı bir dönemde markaların yapay zekayla mesafesi nasıl inandırıcı olur?

Ticaret Bakanlığı, yerli üretimi desteklemek ve cari açığı azaltmak amacıyla pek çok ithal üründe ek gümrük vergisi oranlarını artırdı. Her ne kadar bu düzenlemeler iç pazarda Çin ürünlerinin oluşturduğu haksız rekabetten kaynaklanan dezavantajları gidermeye yönelik olsa da, tüketiciye etkisinin zam olarak yansıyacağı beklentisi hâkim. Kur baskısıyla ithalatın üretmeye göre daha avantajlı olduğu Türkiye’de alınan bu kararların enflasyonla mücadeleye, cari açığın düşürülmesine ve yerli üretime etkileri ne olacak?




