
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Eylül 2021'de ANGST'ın yeni döneminde soru soracakları tanımak üzere ekibe sorular iletmiştik. Ocak 2022'de soruları Janset için tekrarlıyoruz.

Janset
Öncelikli olarak sosyal farkındalık yaratmayı istediğin mevzular neler?
Öncelikli mevzum, problemim ve arzum ruhsal bozukluklara dair ön yargıları hafifletebilmek, mümkünse ortadan kaldırabilmek. Akıl sağlığı çok çetrefilli bir konu — görünmeyen birkaç yara var.
Evrende o yaraları hem görünür kılmak hem de saklamak için uğraş veren taraflar var. Farklı hikâyelere ve mücadelelere sahip insanları dinlemenin ve anlamanın önemine inanıyorum. Özellikle Türkiye'de ruh sağlığına yönelik algı, çarpık ve geleneksel düşünceler etrafında şekilleniyor. Kalıplaşmış, eskilerden gelen, bugüne tutunan düşüncelere yer olmamalı. Ruh (inananlar için) özgür ve zincirlerinden arınmalı.
Senin hayatta meselen ne?
Meselemin mesele yaratmak olduğunu düşünüyorum — var olan ve göz ardı edilmiş bir meseleyi çözmek için mesele yaratmak; konuşmak, hatta olur olmadık her yerde konuşmak ve bir mesele olduğunu hatırlatmak.
Konuştukça, tartıştıkça ve yeni fikirlerle beslendikçe meseleyi çözmeye bir adım daha yaklaştığımı hissediyorum. Çocukken de dünyaya öylesine gelmediğimi ve bir amacım olduğunu düşünürdüm. Şimdilerde bu amacı hâlâ bulmaya, keşfetmeye ve mesele olarak gördüğüm her şeye ulaşmaya çalışıyorum. Yeni meseleler yaratmaktan da korkmuyorum.
Senin için en acil konu ne?
Yaşam hakkı engellenen, kısıtlanan her insanın özgür düşünce ve ortak akılla yaşayabileceği bir dünya yaratmanın hayalini kuruyorum. Kulağa aşırı ütopik geliyor, sorun yok. Bu bir hayal.
Günlük hayatımda süper gerçekçi bir insanım. Bu bağlamda benim için en acil konunun, bu hakkı elinden alınmış ve alınmaya devam eden insanların hakkını savunmak olduğunu düşünüyorum. Türkiye'deki kadınların özgürleşmesi, özgürleşirken ötekileştirilmemesi ve hayatlarını çatışmanın öznesi olmadıkları bir düzende sürdürmeleri öncelikli gayem.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
WWF-Türkiye'yle soruyoruz: Sağlıklı bir çevre temel bir insan hakkı mıdır? İklim krizi ve biyoçeşitlilik kaybından kim daha fazla etkileniyor?
04 Oca 2022

YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir zamanlar hayatın akışı içinde kendiliğinden gerçekleşen karşılaşmalar giderek programlanan, paketlenen ve satın alınan hizmetlere dönüşüyor. Kiminle, nerede ve nasıl karşılaşacağımızı belirleyen sosyal altyapılar artık teknoloji şirketleri, hospitality sektörü ve üyelik sistemleri tarafından şekillendiriliyor. Peki daha pürüzsüz bir sosyal yaşam uğruna farklı olanla karşılaşma ihtimalinden tümden vazgeçiyor olabilir miyiz?

Bir zamanlar birbirimizin sesini duymak için telefon açıyorduk; şimdi aramadan önce mesaj atıyor, sesli mesajlarımızı telefona dikte ettiriyor, mesajı anlamayınca yapay zekaya soruyor, cevabı da ona yazdırıyoruz. İletişim hiç olmadığı kadar hızlı ve kolay hâle gelirken birbirimizi dinlemek külfete dönüşüyor; arada da makineler bizi dinliyormuş gibi yapmayı öğreniyor.

Akıllı saatler ve uyku takip cihazları, dinlenmeyi puanlanması, optimize edilmesi ve başarılı olunması gereken bir projeye dönüştürdü. Oysa ki uyku, insanın kontrolü elinden bırakmadan yapamadığı az sayıdaki şeyden biri: Kovaladıkça kaçıyor, ölçtükçe bozuluyor, üzerine titredikçe nevroza dönüşüyor.

Akdeniz bölgesi ağırlıklı olmak üzere Türkiye’de her geçen yıl plastik atık ithalatı sorunu büyüyor. Başta Birleşik Krallık olmak üzere Avrupa’dan ithal edilen plastik atık miktarı 500 bin tona ulaşırken sahillerdeki mikro plastik sorunu büyüyor. İlk kez 1989’da gündeme gelen ancak son yıllarda yaygın kullanılan “atık sömürgeciliği” kavramı The Guardian’da yer alan bir haberde Türkiye için kullanıldı.

Arkasında ailesinin beklentileri, sınıfsal konumu, yaşadığı yer, aldığı eğitim, aile sermayesi, geleceğe ilişkin endişeleri olan, tercih formunun üzerinde adı yazan kişiyi düşünelim. Tercihi yapan el onun olabilir; peki o eli yönlendiren hayal, arzunun ne kadarı ona ait? Hayallerimiz, tercihlerimiz, arzularımız ne kadar bizim? Soruyu daha kökensel bir yerden soralım: İçimizde tercih yapan o “kişi” kim?



