Kapanma rekora ulaştı: ABD ekonomisi nasıl etkileniyor?

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
ABD Kongresi’nde bir türlü çözülemeyen geçici bütçe krizi, Ekim ayı başında bir ABD klasiği olan hükümet kapanmasına dönüştü. Halihazırda Temsilciler Meclisi’nden geçmiş olan geçici bütçe teklifinin Eylül ay sonuna kadar Senato’dan da geçmesi gerekiyordu. Ancak Senato’da oylanan geçici bütçe, Demokratların ve iki Cumhuriyetçi vekilin ret oyu vermesiyle gereken 60 oya ulaşamadı ve hükümete tanınan harcama limiti sona ererek hükümetin kapanmasına neden oldu.
Senato, hükümetin kapanmasından sonra bütçe krizini aşmak için birkaç oylama daha yaptı. Fakat bu oylamaların hiçbirinde 60 oya ulaşılamadı. Kapanma, oylamaların sonuçsuz kalması nedeniyle Ekim ayında da çözülemeyerek Kasım ayına taşındı ve 5 Kasım’da 36. gününe ulaştı. Böylece Ekim ayında başlayan kapanma, ABD tarihinin en uzun süreli hükümet kapanması olarak tarihe geçti. Yine Trump döneminde yaşanan 2018-2019 kapanması, 35 günle bir önceki rekoru elinde tutuyordu.
Kapanmanın sonuçları neler oldu?
Kapanma nedeniyle 750 bin federal çalışan ücretsiz izne çıkarılırken, toplam 1,4 milyon çalışan bir aydan uzun süredir maaş alamıyor. Kritik görevde istihdam edilen federal çalışanlar ücretsiz bir şekilde çalışmak zorunda olsalar da bir aydan uzun süredir maaş ödemelerinin yapılamıyor olması hizmetlerde eksikliğe yol açtı. Ulusal parklar, müzeler kapandı; pasaport ve vize işlemleri yavaşladı. Federal Havacılık İdaresi (FAA), bütçe krizi uzayınca personel sıkıntısı nedeniyle 40 büyük havalimanında uçuş kapasitesini %10 azaltacağını açıkladı.
Federal hükümetin maaş ödemeleri, günlük bazda yaklaşık 400 milyon dolarlık bir kamu harcaması anlamına geliyordu. Şimdi hem bu ödemelerin yapılmıyor oluşu toplam talepte, hem de çalışılan saatin azalıyor oluşu toplam arzda azalmaya neden olarak ekonomik çıktıyı azaltıyor.
Problem yalnızca ücret ödemeleri değil; federal yardım programlarına ayrılan ödenekler de tükenme noktasında. Örneğin Kasım ayı itibarıyla 42 milyon düşük gelirli Amerikalıya gıda yardımı yapan Ek Beslenme Yardımı Programı (SNAP) fon eksikliği nedeniyle ödemeleri kısmak zorunda kalacağını duyurdu. Benzer şekilde kadın ve çocuk beslenme desteği sağlayan Özel Ek Beslenme Programı (WIC) da yedek kaynaklar tükendiği için yeni başvuruları durdurdu.
ABD ekonomisine etkileri ne olabilir?
ABD Kongre Bütçe Ofisi (CBO), kapanmanın dördüncü çeyreğe ilişkin ekonomik büyümeyi uzama süresine bağlı olarak 1 ila 2 puan arasında düşüreceğini tahmin etti. CBO, kapanma sona erdiğinde federal harcamalar tekrar başlayacağı için kayıpların çoğunun telafi edileceğini öngörse de, bir miktar kalıcı hasar kalabileceğini de tahmin ediyor. Örneğin kapanmanın dördüncü haftasında ABD GSYH’sinden 7 milyar dolarlık kalıcı kayıp yaşandığını hesaplayan CBO, kapanma sekizinci haftaya uzarsa bunun 14 milyar dolara kadar çıkabileceğini vurguluyor.
Beyaz Saray Ekonomik Danışmanlar Konseyi (CEA) de benzer bir tespit yaptı. CEA tarafından bu konuyla ilgili yayımlanan rapora göre hükümetin kapalı kaldığı her hafta, o çeyreğin GSYH büyümesini yaklaşık 0,2 puan aşağı çekiyor. Bunun ABD ekonomisi ölçeğinde yaklaşık 15 milyar dolarlık bir kayıp anlamına geldiğini yazan CEA, ayrıca dört haftalık bir kapanmanın istihdam artışını 40 bin kişi azalttığını da hesaplıyor.
Bu konuyla ilgili bir analiz hazırlayan Oxford Economics de, kapanmanın GSYH büyümesini her hafta yaklaşık 0,1 ila 0,2 puan arasında yavaşlattığını ve çok uzun sürerse dördüncü çeyrek ABD büyümesini toplamda 1,2 – 2,4 puan aşağı çekebileceği hesaplamasında bulundu.
Beyaz Saray’ın analizine göre kapanmanın ekonomi üzerindeki etkileri, kamu harcamalarının durmasıyla özel sektöre yansıyan zincirleme etkileri şeklinde ortaya çıkıyor. Örneğin federal devlet normalde her hafta yaklaşık 15 milyar dolar tutarında mal ve hizmet alımı ile sözleşme ödemesi yaparken, kapanma nedeniyle hiç ödeme yapamayarak hükümete iş yapan yüklenici firmaları zor durumda bırakıyor. Kapanma uzadıkça küçük işletme kredileri, tarım destek ödemeleri, ihracat lisansları gibi ekonomik süreçler de kilitleniyor. Birçok girişimci devlet destekli kredi alamadığı için yatırım planlarını ertelemek zorunda kalıyor.
Finansal piyasalarda neler olmuştu, neler olabilir?
Makroekonominin tam aksine hükümet kapanmaları finansal piyasalarda genellikle büyük bir panik yaratmıyor. Tarihsel veriler, borsanın bu tip olayları kısa vadeli dalgalanmalarla atlattığını gösteriyor. Örneğin 2018-2019’da 35 gün süren önceki en uzun kapanma sırasında S&P 500 endeksi yaklaşık %10 değer kazanmıştı. Genel olarak 1980’lerden bu yana kapanmalar süresince ABD hisse senedi endekslerinde belirgin bir düşüş trendi de görülmemişti. 2025 yılında da öncekilere benzer olarak sert bir düşüş kaydedilmedi.
Benzer şekilde, ABD Hazine tahvili faizleri de kapanma dönemlerinde olağandışı sıçramalar yaşamadı. Piyasa, Hazine’nin borç ödemelerini aksatmayacağını bildiği için tahviller güvenli liman olma özelliğini korudu.
Ancak, mevcut kapanmanın süresinin alışılmadık derecede uzun oluşu ve aynı dönemde ABD’nin mali görünümüne dair endişelerin artması, piyasalarda temkinli bir atmosfer yarattı. Scope Ratings, bu hükümet kapanmasının ABD’nin kredi notu görünümü için negatif bir sinyal olduğunu, Washington’daki derin siyasi kutuplaşmanın finansal istikrarı tehdit ettiğini yazdı ve ABD’nin kredi notunu düşürdü. Mayıs ayında Moody’s de benzer gerekçeler göstererek kredi notunu düşürme kararı almıştı.
Nitekim kapanma birkaç haftayı aşınca bazı büyük yatırım fonları portföylerini koruma üzerine birtakım adımlar atmaya başladı. Örneğin Reuters’a konuşan bir fon yöneticisi, kapanma uzarsa küresel yatırımcıların ABD’ye bakışının olumsuz etkilenebileceğini belirterek elindeki kısa vadeli ABD hazine bonolarının bir kısmını satarak farklı ülke tahvillerine yöneldiğini ifade etti.
Sonuç olarak
Ekonomistler ve düşünce kuruluşları ABD ekonomisinin hükümetin tekrar açılması ile toparlanabileceğini düşünüyor olsa da asıl endişe verici olan, bu tür siyasi kilitlenmelerin tekrarlanmasının önce ABD, sonra dünya ekonomisinde yol açacağı uzun vadeli zararlar. Ekim ayında başlayan kapanma, ABD’nin mali yönetimine dair küresel güvene küçük de olsa bir gölge düşürdü. İktisadi analizler ve çeşitli kurumların kredi notu değerlendirmeleri ise ABD siyasetindeki uzlaşmazlığın ekonomik bedeli konusunda bir alarm niteliği taşıyor.
Sonuç olarak ABD ekonomisi bu kapanmanın yarattığı geçici sarsıntıyı atlatacak güce sahip görünse de, tekrarlayan hükümet krizlerinin birikimli etkilerinin olabileceği de unutulmamalı. Özellikle belirsizliklerin olağanüstü derecede arttığı böyle bir dönemde, bu tür krizlerin tekrarlanma ihtimali deyim yerindeyse suyun daha da bulanmasına neden oluyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Emircan Yaman
Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Küresel endeks sağlayıcılarının Türkiye'ye bakışı sertleşmeye devam ediyor. Haziran ayında MSCI'ın uyarısıyla başlayan süreç, temmuzda S&P DJI'ın Türkiye'yi izleme listesine almasıyla devam etti. Ağustosta FTSE Russell Türk hisselerine yönelik endeks güncellemelerini erteledi. Üç kurumun da aksiyonu fiili dolaşım oranlarının güvenilirliği, hissedar şeffaflığı ve bazı küçük ölçekli şirketlerle ilişkili fonlar üzerinden yapıldığı düşünülen koordineli işlemlere dayanıyor.

Küresel piyasalarda enflasyon dinamikleri, tahvil getirileri ve hisse senedi performansı arasındaki ilişki son dönemde dikkat çekici bir ayrışma sergiliyor. ABD'de enflasyonun beklentilerin üzerinde gelmesine ve Hazine tahvili getirilerinin yüksek seviyelerde seyretmesine rağmen, hisse senedi piyasalarının hala dirençli kalması öne çıkıyor.

AB’nin yeni “Made in Europe” kuralları, AB’den ayrılan İngiltere’yi içeride tutarken otuz yıllık Gümrük Birliği ortağı Türkiye’yi dışarıda bırakıyor. Bu tercihin ardında bir aidiyet ve rekabet kaygısı var. Türkiye’nin yanıtı rica değil, mütekabiliyet olmalı.
22 Eki 2026

Türkiye ile Suriye arasında, savaş yıllarında büyük ölçüde atıl kalan sanayi tesislerinin yeniden faaliyete geçirilmesi ve yeni sanayi bölgelerinin kurulması için uzun zamandır geniş kapsamlı bir hazırlık yürütülüyor. Son dönemde açıklanan projeleri birlikte değerlendirdiğimizde, Türkiye’nin Suriye’de üç ayaklı büyük bir yatırım planı uygulamaya hazırlandığı görülebiliyor

Bu hafta yurt içinde TCMB'nin faiz kararı ve tüketici güven endeksleri öne çıkarken, yurt dışında Çin'in üçüncü çeyrek büyümesi, İngiltere ve Japonya enflasyonu ile ABD, Almanya ve Avro Bölgesi öncü PMI verileri ön planda.
19 Eki 2026




