KARGOM NEREDE?

Kargolama sistemleri neden yıllardır geliştirilmiyor?
KARGOM NEREDE?

imece summit #n
imece summit ile birlikte

Zamanımız daralıyor: imece summit “Geleceğe Etki Zirvesi”

Dünya, çok yönlü bir dönüşüm yılı olan 2020'yi geride bıraktı ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları'nın işaret ettiği 2030’a bir yıl daha yaklaştı. Daha iyi bir gelecek inşa etmek için azalan zaman; farklı odaklardaki paydaşlar arasındaki iş…

Daha fazlasını öğren →

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

Satın al tuşuna bastın, ödemeni yaptın. Şimdi ne olacak? Sipariş verdiğin ürün sana ulaştırılmak üzere plastik ambalajlarla paketlenip, ürünün kendisinden minimum bir buçuk, iki kat büyük koli kutularına konup, bir de kargo firmasının plastik ambalajıyla sarmalanarak sana doğru yola çıkacak muhtemelen. Tebrikler! Bir atığa daha sebep oldun.

Business of Fashion'da yayımlanan bir yazıda paketleme sürecinin 10 yıl hatta 20 yıl öncesindeki uygulamalardan en ufak bir farkı olmadığını iddia ediliyor. Son 20 yıldır dünyada onca olan bitene rağmen en fazla atığa neden olan faktörlerden biri, paketleme ve kargolama sistemlerinin büyük bir değişimden geçmemiş olduğu görünüyor. Neden göz ardı edildi, kim göz ardı etti? Üretici de satıcı da tüketici de… Suçlu herkes.

BİR KOLİ DERT

10 veya 20 yıl öncesine göre değişen tek şey internet alışverişinin hacmi, özellikle de pandemiyle birlikte yaşanan büyük ve “talihsiz” büyümeyi hesaba katacak olursak. Market alışverişinin dahi internetten yapıldığı bir zamanda, plastik poşetler havalarda uçuşuyor. Kırılma ihtimali olan, hacimli ürünlerin yanı sıra küçük ürünlerde de farklı boyutlarda koli kutuları devreye giriyor, bu atıklar, çöp yığınlarını şişirmenin yanı sıra, sera gazı salımına da sebep oluyor. Plastik poşetler binlerce yıl, aldığınız ürün sizinle birlikte ortadan kaybolduktan sonra da dünyada var olmaya devam ediyor, koli kutuları ayrışırken metan gazı salımına neden olabiliyor. Sen gittin, kolinin dünyayla derdi bitmiyor. Kapının önüne öylece atarken önemsizleştirdiğin koliden bahsediyoruz.

HAVADAR KOLİLER

Her ürünün boyutuna özel koli kutusu üretmek mümkün mü? Tam da bu yüzden gereğinden büyük koli kutulara konan ürünler, taşıyıcı kamyonlarda, gemilerde ya da uçaklarda da daha fazla yer kaplıyor. Durum böyle olduğunda, daha az ürün bir sevkiyata sığıyor; bunun da tek bir anlamı var, daha fazla sevkiyat.

Bu duruma bir çözüm sunmak aslında satıcıyı da kârlı çıkarıyor. Burada örnek olarak Amazon üzerinden ilerlemek isteriz. Amazon, satıcılarına paketlemeleriyle ilgili katı düzenlemeler getiriyor. Her ürünü boyutuna benzer koli kutusuna koymaya teşvik ediyor; hatta kimi firmalar satışını yaptığı ürünün standart boyutuna uygun koli edinmeye veya üretmeye başlıyor. Olması gerekenden daha fazla yer kaplayan ürünlerin çaresine bakılınca daha az kargolama ücreti ödenmiş oluyor, sevkiyat sayısı azalınca daha az karbon ayak izine sebep olunuyor. Amazon’un paylaştığı verilere göre 2015’ten beri 2 milyar daha az koli kutusu kullanılmış. Hem kâr hem fayda; markaların ilgisini bu çeker sanıyoruz.

Ne var ki koli kutuları birkaç sebepten ötürü göz ardı edilemeyecek kadar cazip. Üretici için çok ucuz, kolay depolanıyor, kullanılacağı zaman ise kolay hazır hâle getiriliyor; satıcı için koliler en narin ürünleri bile en zorlu yolculuklarda koruyabiliyor. Tüketiciler kolileri ya bir şeyler depolamak ve saklamak için ya da evcil hayvanları eğlendirmek için kullanıyor; en kötü kapının önüne koyuyor. Ne önemi var ki? Bu konuda farkındalığı bir nebze de olsa olan ancak henüz aksiyon almamış tüketiciye düşen basit ancak etkili bir görev var aslında. İnternet alışverişinin en büyük handikaplarından biri, adını duyurmuş ve çılgın bi pazarlama politikası benimsemiş alışveriş platformlarının satıcıları bir araya getiriyor olması. Bunun neresi handikap diyecek olursanız, platformların sundukları arayüz nedeniyle, tüketici ürünlerin tamamının platform tarafından gönderileceğini ya da tek bir satıcıdan çıkacağını düşünme hatasına düşebiliyor. Birbirine benzer ürünler alırken bunların her birinin ayrı firmadan ayrı kargo paketlerinde geleceğini hesaba katmıyor. Tek markadan üç “ihtiyacın” giderilmesi mümkün olabilirken, bu dikkatsizlik daha fazla atığın yollara dökülmesine neden oluyor. Tüketici kargo parası ödemediği sürece alacaklarının lojistik çerçevedeki etkisine odaklanmıyor. Kargo parası yoksa ne önemi var ki?

Birçok yurt dışı merkezli startup, kendini buna çözüm geliştirmeye adıyor. Stuart Weitzman ve Veronica Beard gibi markalarla çalışan Olive; yumuşak hatlı, sağlam çantalarda taşıma görevini üstleniyor. Tüketiciler ürünü içinden aldıklarında, yeniden kullanılabilmesi için çantayı bir görevlinin alması için kapılarının önüne koyuyor. Başka bir marka geri dönüştürülmüş plastik kullanıyor, sadece birkaç dolar karşılığında ise paketin sizden alınmasını ve tekrar döngüye dâhil edilmesini sağlıyor. Peki, kargom kaç gün içinde bende olur?

“HIZLI, DAHA HIZLI ULAŞSIN ELİME”

Yine konu hıza gelmişken bu noktada not düşmek istediğimiz konu şu: Markalar ve tüketiciler alternatif bir kargo firmasıyla çalışmanın işleri yavaşlatacağını düşünmeye fazlasıyla meyilli. Alıştıkları, güvendikleri, plastik krallığı kurabilecek kargo firmalarından bekledikleri hızda ürünü teslim alanlar, iki ekstra gün beklemek dahi istemiyor. Çünkü beklemeyi kim sever?

Hâlbuki, sevdiğimiz dizinin yeni sezonunu bir yıl bekliyor, okuduğumuz kitap serisinin kitaplarını yıllarca takip ediyoruz. Hızlı moda adından da anlaşıldığı gibi hız yapmaya öylesine alışık ki beklemenin kıymeti unutuldu gitti. Doğanın zaman içinde yeşeren, zaman içinde çiçeklenen dalları, zaman içinde sindire sindire değişen mevsimleri artık bize ilham vermiyor mu? Daha fazla tüketim, daha hızlı kargo daha fazla atık mottomuz mu oldu yoksa?

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst
∙

BÜLTEN SAYISI

ANGST 18: BATTIN MI ÇIKTIN MI?

Kargolama sistemleri neden geliştirilmiyor? Feminizm ve moda birlikte neler söylüyor? Kraliçe II. Elizabeth'in sürdürülebilirlikle ne alakası var?

28 Şub 2021

imece summit ile birlikte
ANGST 18: BATTIN MI ÇIKTIN MI?

YAZARLAR

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst
∙

HİKAYE

Birlikte yaşamanın arkeolojisi #2 | Kovuk, çember, eşik: Birlikte yaşamanın sınırları nasıl çiziliyor?

İnsanın toplulukla birlikte özneleşmesi, topluluğun içinde erimesini gerektirmez. Tersine, kendi sesini koruyabildiği, başkalarının sesini duyabildiği, ortak hayatı dönüştürmeye katılabildiği ölçüde, ben ile biz arasındaki ilişki yeni olanaklarla zenginleşerek güçlenir. Öyleyse birlikte yaşamanın sorusu, birarada kalırken birbirimizin özgürlüğünü nasıl koruyacağımızı yönelik olabilir. "Birlikte yaşamanın arkeolojisi" serisinin ikinci yazısında "kovuk, çember, eşik" kavramlarından hareketle birlikte yaşamanın sınırlarının nasıl çizildiğine odaklanıyoruz.

Metin V. Bayrak

·

25 Eki 2026

Birlikte yaşamanın arkeolojisi #2 | Kovuk, çember, eşik: Birlikte yaşamanın sınırları nasıl çiziliyor?
AngstAngst
∙

HİKAYE

Geleceğe hazırlıklı liderlik modeli: Değişimi anlatmaktan değişimin parçası olmaya uzanan yol haritası

Ekonomik baskılar ve belirsizlik, liderliği giderek operasyonel hedeflere ve bütçe takibine indirgiyor. Oysa teknolojik dönüşümden iklim krizine uzanan çok katmanlı bir dünyada stratejik öngörüden zihniyet değişimine, insan odaklı yaklaşımlardan değişim öncülüğüne uzanan yeni liderlik anlayışı, bugünü yönetmenin ötesinde geleceği okuyabilmeyi gerektiriyor. Peki liderler bu dönüşüme nasıl hazırlanabilir?

Sinem Çelik

·

22 Eki 2026

Geleceğe hazırlıklı liderlik modeli: Değişimi anlatmaktan değişimin parçası olmaya uzanan yol haritası
AngstAngst
∙

HİKAYE

Etki Alanı #1 | Dolly Parton nasıl 'Book Lady' oldu?

İnsanların hikayelerini çoğu zaman başarıları, kazandıkları ödüller ve kariyerlerindeki dönüm noktaları üzerinden anlatıyoruz. Peki sahip oldukları imkanlarla başkalarının hayatında neyi değiştirdiler? "Etki Alanı" yazı dizisinin ilk bölümünde doğduğu bölgede binlerce insana geçim kapısı açan ve milyonlarca çocuğa kitap ulaştıran bir program başlatan country müziğin en tanınmış isimlerinden Dolly Parton var.

Zeynep Erdoğan

·

18 Eki 2026

Etki Alanı #1 | Dolly Parton nasıl 'Book Lady' oldu?
AngstAngst
∙

HİKAYE

İstanbul'un kayıp dereleri: Kent suyun yolunu nasıl kapattı?

İstanbul’da dere yatakları yıllar içinde beton, yol, sanayi tesisleri ve konutlarla kuşatılırken kentin doğal su yolları giderek daraldı. İmar kararları, plansız yapılaşma ve altyapı yetersizlikleri, şiddetli yağışları sel felaketine dönüştüren riskleri büyüttü. İstanbul’un kayıp dereleri, kentin doğayla kurduğu ilişkinin nasıl değiştiğini ve yağmur suyunun önündeki engellerin nasıl biriktiğini gözler önüne seriyor…

Pelin Cengiz

·

15 Eki 2026

İstanbul'un kayıp dereleri: Kent suyun yolunu nasıl kapattı?
AngstAngst
∙

HİKAYE

Kabuk ile deniz arasında: Müşterekleşerek varolmak üzerine

Deniz kabuğunun derinliklerinde yankısını dinleyen özne, kendi sesiyle birlikte dışarıdaki dünyanın çok sesli çağrısını da işitmeye başladığında, artık ne tamamen içeridedir ne de tamamen dışarıda... Kabuk, hapishanesi olmaktan çıkar, bir köprü hâline gelir. Ve bu köprüden geçenler, içeride biriktirdikleri yankıyı yanlarında götürerek, onu müşterek bir dünyanın inşasında kullanmayı öğrenirler.

Eda Öztürk

·

14 Eki 2026

Kabuk ile deniz arasında: Müşterekleşerek varolmak üzerine