Katılaşan enflasyon ve yavaşlayan büyüme

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Bu hafta makroekonominin en önemli iki göstergesi olan enflasyon ve büyümeye ilişkin veriler geldi. Dün yayımlanan enflasyon rakamları tahminlere yakın, ancak yıllık enflasyonu az da olsa aşağı çeken bir oranda, %1,84 olarak geldi. Yıllık enflasyon ise %31,51 oldu.
Verinin detaylarına baktığımızda, görece düşük gelen enflasyonun temel nedeninin gıda ve alkolsüz içeceklerde kaydedilen %0,20’lik artış olduğunu görüyoruz. Yine görece ağırlığı yüksek olan giyim ve ayakkabı grubundaki %3,54’lük düşüş de mevsimsel faktörlerin etkisiyle bu rakama katkıda bulunmuş görünüyor.
Bununla birlikte, vatandaşın enflasyon algısını büyük oranda etkileyen konut, ulaştırma, eğitim ve çeşitli mal ve hizmetler gibi kategorilerde artışlar oldukça yüksek kaydedilmiş durumda. Ulaştırmadaki artış %4,82 olurken, eğitimdeki artış %8,62 oranında kaydedildi. Özellikle üniversite harçlarındaki yüksek oranlı artışlar bunda etkili olmuş görünüyor. Bunca yüksekliğe karşın eğitimin ağırlığının endekste %2 civarında olması aylık enflasyona sadece 0,17 puan katkı sağlamış durumda.
Muhtemelen turizm sektöründeki durgunluğa ve gıda enflasyonunun görece düşük gelmesine bağlı olarak lokanta ve konaklama grubunda da %1,30 gibi sınırlı bir artış kaydedilmiş görünüyor. Döviz kuruna duyarlı olan bilgi ve iletişim, eğlence ve kültür, mobilya ve ev eşyası gibi gruplarda ise %1,50–2,00 arasında görece yüksek enflasyon oranlarının kaydedildiğini izliyoruz.
Enflasyonda en iyisi geride kalacak görünüyor
Önümüzdeki süreçte mevsimsel faktörlerin birçok grupta önemli fiyat artışlarına yol açabileceğini unutmamak gerekiyor. Giyim ve ayakkabıda yeni sezonun başlaması, tarla ürünlerinin piyasadan çekilmesiyle birlikte eylül ve ekim aylarında gıda enflasyonunda görece güçlü bir artış ihtimalini artırıyor.
Bu hafta yayımlanan PMI verilerinin detaylarında, özellikle girdi maliyetlerinde birçok sektörde sert yükselişler olduğuna dair bir eğilim ortaya çıktı. En sert yükselişin ise gıdada olduğunu gördük. Bu durum, ilkbahar aylarından bu yana gıdanın enflasyona yaptığı olumlu katkının önümüzdeki aylarda tersine dönerek negatif sürpriz yaratabileceğine dair sinyaller veriyor.
Akaryakıtta otomatik ÖTV ayarlaması, eğitimde devam etmesi muhtemel fiyat artışları ve görece hareketlenen döviz kurunun eğlence ve kültür, bilgi ve iletişim, mobilya ve ev eşyası gibi kura duyarlı gruplarda da belli bir ivme yaratma ihtimali yüksek görünüyor. Akaryakıt fiyatlarındaki artışların doğal gaz ve elektriğe yansıma olasılığı ile yine mevsimsel faktörlerin etkisiyle kiralarda ortaya çıkabilecek artışlar da önümüzdeki dönemde enflasyonun yönünün aşağıdan ziyade yukarı olduğuna dair sinyalleri artırıyor.
Yavaşlayan büyüme
Büyüme verilerine baktığımızda, veriler yılın ikinci çeyreğinde %2,3’lük bir artış yaşandığını gösterdi. Rakam piyasa beklentisinin altında kalmakla birlikte, İstanbul Bilgi Üniversitesi Finansal Uygulama ve Araştırma Merkezi (CEFIS) bünyesinde yaptığımız şimdi-tahmin modeli %2,4’lük bir büyümeye işaret ediyordu. Geçmişte olduğu gibi tahminimize oldukça yakın gelen bu büyümenin önümüzdeki dönemde hızlanacağına dair işaretleri de şimdi-tahmin modelimizden alıyoruz. Görünen o ki yılın ikinci yarısında, büyümenin hızlanacağı ve %3’ün üzerinde bir büyüme oranı görme olasılığımızın arttığı bir döneme giriyoruz.
İkinci çeyrek verilerinin detayına baktığımızda, daralma gösteren tek sektörün %1,9 ile inşaat olduğunu, en güçlü artışın ise %13,3 ile tarımda kaydedildiğini izliyoruz. Tarımdaki artış, yaz aylarına girerken ve yaz aylarında özellikle meyve-sebze fiyatlarında görülen düşüşü ve bunun enflasyon rakamlarına olumlu yansımasını bir kez daha teyit eden bir veri. Bununla birlikte, bu olumlu etkinin yavaş yavaş geride kaldığını ve bundan sonrası için tarımdaki tablonun yanı sıra dışarıdan gelen gıda enflasyonu baskısının düzeyini de yakından izlemek gerektiğini düşünüyoruz.
En yavaş büyüme gösteren sektörlerden bir diğeri ise ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmetleri kategorisi oldu. Bu alanda büyüme %0,5 seviyesinde kaydedilmiş görünüyor. Turizm sezonunun açıldığı ve bayram tatilinin de devrede olduğu bir dönemde ortaya çıkan bu tablo, rekabet gücündeki zayıflığı turizmde de gördüğümüzü bir kere daha ortaya koyuyor. Çok muhtemelen yılın üçüncü çeyreğinde de bu tablo devam edecektir.
Sanayi sektörü ise yılın ikinci çeyreğinde %2,4’lük bir büyüme gösteriyor. İlk çeyrekteki %0,8’lik daralmayla birlikte değerlendirdiğimizde, yılın ilk yarısında sanayide %1’in biraz üzerinde bir büyüme olduğunu görüyoruz. Bu rakam, geçtiğimiz yıllara benzer şekilde sanayideki sorunların devam ettiğine işaret ediyor. İkinci çeyrekte sanayinin görece hızlı diyebileceğimiz %2,4’lük büyümesinin arkasında ise özellikle savaşın yarattığı ortamda bazı ihraç ürünlerimize yönelik Avrupa’dan ve yakın bölgelerden gelen talep artışının etkisini gözlemliyoruz. Son aylara ilişkin veriler bu eğilimin pek devam etmediğine, Hürmüz Boğazı’nın görece açılması ve tedarik sorunlarının daha dengeli bir noktaya gelmesiyle ihracattaki bu ivmenin de azaldığına işaret ediyor.
Geçtiğimiz yıl %3,7 büyüyen ekonomimizin rakamlarıyla karşılaştırdığımızda, bu veriler ilk altı ayda %2,5’e yakın bir büyümenin önemli bir yavaşlama anlamına geldiğini de gösteriyor. Bu yavaşlamaya rağmen en büyük katkının yine iç talepten geldiğini izliyoruz. Geçtiğimiz yıla ve bu yılın ilk çeyreğine göre azalsa bile %3,5’lik büyümeyle yurt içi tüketim, talep tarafında en büyük katkıyı vermeye devam ediyor.
İstihdam verilerinde bozulma
Nisan-haziran dönemini kapsayan bu verilerden sonra gelen temmuz-ağustos verileri, üçüncü çeyreğe ilişkin tablonun seyri hakkında da bize oldukça iyi fikir veriyor. Yine pazartesi günü açıklanan temmuz ayı işgücü istatistikleri, işsizlik oranının 0,5 puanlık artışla %8,1’e ulaştığını gösteriyor. Bu veri ana trendde çok büyük bir değişim ifade etmemesine rağmen, yaz aylarında işsizliğin en fazla azalmasını beklediğimiz bir dönemde, turizm ve inşaat başta olmak üzere sektörlerden beklediğimiz istihdam artışının pek yaşanmadığını görüyoruz. Zaten büyüme rakamları da inşaat ve turizm açısından olumsuz bir tablo ortaya koyuyor.
Haziran ayına göre işgücüne katılımın düştüğünü, istihdamda 360 bin civarında bir kayıp, işsizlikte ise yaklaşık 150 bin kişilik bir artış olduğunu görüyoruz. İşgücüne dahil olmayanların sayısı artmasaydı, işsizlik oranındaki yükseliş daha fazla olacaktı. Maalesef olumsuz bir tablo genç nüfustaki işsizlik oranında da izleniyor. 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki aya göre %13’ten %14 seviyesine çıkmış görünüyor.
Uzun süredir Türkiye’deki istihdam verilerinde gözlemlediğimiz sıkıntının daha iyi bir fotoğrafını veren atıl işgücü verileri ise bir önceki aya göre oldukça sert bir yükselişle %28,8’den %30,6’ya çıkıyor. Bu tablo son dönemlerin en yüksek seviyelerinden biri olarak karşımızda duruyor.
Büyümede de enflasyonda da yön yukarı
Üçüncü çeyreğe ilişkin diğer veriler de, PMI verileri, otomobil satışları, beyaz eşya satışları ya da konut satışları gibi, ilk 6 aydaki eğilimin devam ettiğini gösteriyor. Bununla birlikte mevsimsel faktörler, büyüme yönlü politika sinyallerinin artması, enflasyon beklentilerindeki yükselişin ve altın fiyatlarındaki tekrar yükseliş eğiliminin servet etkisi yoluyla yılın son çeyreğinden itibaren talebi artırma ihtimali yüksek görünüyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Erhan Aslanoğlu
İstanbul Topkapı Üniversitesi rektör yardımcısı, akademisyen ve ekonomist. Makroekonomi, Türkiye ve dünya ekonomisi alanlarıyla ilgilenen Aslanoğlu’nun yayımlanmış bir kitabı, kitap bölümleri, çok sayıda makalesi ve tebliğleri bulunuyor. Genel ekonomi, makroekonomik göstergelerin yorumlanması, Türkiye ve dünya ekonomisi, göstergeler ve gelişmeler üzerine seminer ve eğitimler veriyor.

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
İş Bankası’nın ana destekçiliğinde 2017'den bu yana süren Workup Girişimcilik Programı’nın 14. dönemi, çevrimiçi düzenlenen Demo Day etkinliğiyle tamamlandı. Yapay Zekâ Fabrikası’nın yürüttüğü bu dönemde 10 teknoloji girişimi mezun oldu. Dönemi öne çıkaran iki gelişme var: Mezunların 10'da 8'i işini doğrudan yapay zeka üzerine kuruyor ve seçim süreci bu kez bilinçli olarak İstanbul, Ankara ve İzmir’in dışına açıldı. Yeni mezunlarla birlikte programın toplam mezun sayısı 198'e ulaştı.
05 Kas 2026

Türk Devletleri Teşkilatı'nın (TDT) 13. Zirvesi 29-30 Ekim'de Ankara'da yapıldı. Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan TDT'nin üyesi; Türkmenistan, Macaristan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ise gözlemcisi. Zirvenin sonunda üye devletler 163 maddelik Ankara Bildirisi'ni kabul etti. Bildiri ortak alfabeden küp uyduya, savunma sanayisi kolejinden ulaşım koridorlarına kadar pek çok konuyu kapsıyor.

ABD’de 2026 ara seçimlerinin Demokratların hem Temsilciler Meclisi hem de Senato’da çoğunluğu elde etmesiyle sonuçlanması, Amerikan ekonomisi ve küresel finansal piyasalar açısından yeni bir siyasi denge oluşturdu. Ancak seçim sonuçlarının ekonomi politikalarında radikal bir yön değişikliğinden ziyade, yürütme ve yasama organları arasındaki anlaşmazlıkları artırması bekleniyor.

ABD'de 2026 ara seçimleri, Trump'ın ikinci döneminin kalan son iki yılının çerçevesini belirlemiş durumda. Resmi olmayan sonuçlara göre demokratlar hem temsilciler meclisinde hem de senatoda çoğunluğu ele geçirdi. Temsilciler meclisini demokratların kazanması beklenen bir sonuçtu. Sürpriz, cumhuriyetçilerin yıllardır elinde tuttuğu eyaletlerde de koltuklarını yitirerek senato tarafını da kaybetmesi oldu. Bu sonuç Washington'da Trump'ın gücünün yeniden dengelenmesi sürecini başlatırken, önümüzdeki iki yılın maliye, ticaret ve dış politika gündemini doğrudan etkileyecek

İstanbul Sanayi Odası’nda (İSO) 13 yıldır devam eden Erdal Bahçıvan dönemi sona erdi. 4 Kasım'da yapılan seçimlerde Adnan Dalgakıran, Bahçıvan'ın desteklediği Ender Yılmaz'ı 67'ye karşı 86 oyla geride bırakarak İSO'nun 2026-2030 dönemi Yönetim Kurulu Başkanı seçildi. Peki yeni İSO Başkanının programında hangi başlıklar var?




