Kaygı, kabullenme ve minnettarlık kesişiminde: Avalon Emerson

Teknoloji destekli rasyonel yaklaşımı sayesinde sonsuz öğrenme döngüleri oluşturarak yaratıcılığını besleyen bir polimatla tanışmak ister misiniz?
Kaygı, kabullenme ve minnettarlık kesişiminde: Avalon Emerson

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Ses kaydını başlattım ve telefonu ortaya koydum. En yakın arkadaşımla Oturma Grubu adını verdiğimiz bir podcast projemiz vardı. İlk bölümünü Robyn’e ayırdık. Arkadaşlığımızın uzun bir dönemine canlı performans videolarıyla eşlik eden Kuzey’in pop kraliçesini bir de kayıtlı müzik muhabbetimizde ağırlamaya karar verdik. Birkaç dakikalık gerginlik ve iki üç kesik cümlenin ardından ritmimizi bularak yarım saatten fazla konuştuk. Tıpkı beraber izlediğimiz Better Call Soul bölümleri gibi zamanın nasıl geçtiğini anlamadık. Böyle bir girişin ardından kaydın bağlantısını buraya bırakmak isterdim fakat söz konusu podcast projesi gün yüzüne hiç çıkmadı. Şimdi dönüp baktığımda bana yıllar sonra asla yan yana getiremediğim iki müzisyenin esrarengiz ortak kaydının bulunması gibi bir nostalji yaşatması bile yeterli. Hatırladıkça mutlu eden anılar…

Avalon Emerson ile ilk tanışmam, Robyn’in 2018 çıkışlı albümüne adını veren Honey şarkısına hazırladığı remiksle oldu. Hem orijinalini sevdiğim hem de remiksine vurulduğum çok az şarkı vardır. Bakınız; Nicolas Jaar’ın Florence + The Machine’den What Kind Of Man’e ya da Caribou’nun Radiohead’den Little By Little’a yaptıkları… Ortak nokta: Prodüktörlerin şarkının sahip olduğu müzikal birikimi değil, taşıdığı duygu haritasını dikkate alması. Kitabın sonuna yeni bir bölüm eklemek yerine arka kapağına hissettiklerini karalamak gibi. Akışı bozmamak ve frekans dalgalarını üst üste bindirmek. Emerson’un Honey remiksi, hatta bana kalırsa yorumu da tam olarak böyle. Bir kapı Robyn ile açıldığında içeri girip bakmamam mümkün değil. Nitekim Avalon Emerson için de durum böyle oldu. 19 yaşında ayak bastığı San Francisco’dan yazılım mühendisi, fotoğrafçı, yönetmen ve dans sahnesi gediklilerinin parmakla gösterdiği bir DJ olarak ayrılan Emerson, her parmağına başka bir multimedya yeteneği takarak Berlin’in yolunu tuttu. Teknoloji destekli rasyonel yaklaşımı sayesinde sonsuz öğrenme döngüleri oluşturarak yaratıcılığını besleyen bir polimatla tanışmak ister misiniz?

Fotoğraf: Jacq Harriet

Fotoğraf: Jacq Harriet


Optimizasyon takıntısı: Bir röportajında Avalon Emerson’a 2017’deki son sevindiği ve 2018’deki ilk sevindiği şey soruldu. İlkine yıllardır sürdürdüğü ısrarın ardından babasının ona hediye ettiği beyaz renkli Fender American Stratocaster'ıyla, ikincisine de stüdyosuna aldığı yeni bilgisayarla cevap veren Emerson, hayatının her döneminde müzik ve teknolojiyi odağında tuttu. Annesinin hamileyken ona dinlettiği U2’nun The Joshua Tree albümü bebekliği boyunca tüm ağlamalarını dindirdi. 19 yaşına kadar Arizona kırsalında izole bir hayat yaşayan Emerson, çocukluğundan beri bilgisayarın müzik üretiminde nasıl bir yeri olduğuyla yakından ilgilendi. İlk denemelerini birkaç mikrofon ve kayıt cihazıyla birlikte arkadaşlarının garaj gruplarında yaptı. Optimizasyona olan takıntısı yüzünden her zaman daha iyi bir yol arayışında olan Emerson, zamanla bilgisayarı iyi olduğu şeylerde kullanarak insani yönünü özgür bırakabileceğini fark etti. Bu da kendi yolunda ilerlemesi için ona özgüven verdi. 

Berlin zamanı: 19 yaşında San Francisco’ya taşınan Avalon Emerson, artık tüm ilgi alanları için geniş bir oyun alanına sahipti. Bir yandan tam zamanlı olarak bir teknoloji şirketinde yazılım mühendisi olan, diğer yandan fotoğraf çekimleri ve yönetmenlik denemeleri yapan Emerson, hafta sonlarını depo partilerinde çalarak geçirdi. Müzikle olan ilişkisi arttıkça şehrin yıkıcı ve hiper-kapitalist teknoloji dünyasında sıkışmaya başlayan Emerson, yirmili yaşlarının ortasında bir gün uyandı ve artık bunu daha fazla sürdüremeyeceğine karar verdi. Kodlama akışında kaybolurken aldığı zevk, çoktandır elektronik müzik üretimine kaymıştı. Peki sonraki adım neydi? Bu kararında ciddi olduğunu kendisine ispatlamalıydı. Önce istifa ederek 15 yaşından beri sürdürdüğü düzenli iş hayatını sonlandırdı. Ardından da Berlin’e taşındı.

Fotoğraf: Jacq Harriet

Fotoğraf: Jacq Harriet


İşlemeli ezgiler: Gece hayatı iştahı olan bir şehirde dans ettikçe özgürleştiğine inanan bir kalabalığa günün ilk ışıklarına kadar eşlik etmek, Avalon Emerson’un tam da aradığı şeydi. Saf tekno setlerinin yarattığı monoton gürültü arasından işlemeli ezgiler ve öngörülemeyen DJ performanslarıyla sıyrılan Emerson, kısa sürede yeraltı elektronik müzik sahnesinin aranan ismi oldu. 2015 yılından beri çaldığı tüm DJ setlerini yer, tarih ve parça listesi şeklinde arşivleyen Emerson, geçmişte bıraktığı izleri ve o günlerdeki kendini asla unutmadı. Onun için DJ setleri bir fikre ya da duyguya dönüşebilecek cümleleri oluşturmak için bir araya getirdiği kelimeler gibiydi. Hikâye anlatıcılığı süreklilik gerektirirdi ve bir sanat formu ortam, mekân ve zaman bağlamından kopartılamazdı. Emerson’un kabindeki özgür ve değişime açık rafine tarzı prodüksiyonlarına da yansıdı. 2016 yılında yayımladığı The Frontier, çağdaş bir kulüp klasiğine dönüşerek Emerson’un ününü Berlin dışına taşıdı. Bir sonraki perdede onun için ekrana yansıyan kelimeler; zıtlık, uyumsuzluk, mutluluk ve hüzün oldu.

DJ-Kicks (Avalon Emerson)

DJ-KiCLS (Avalon Emerson)


Altın döngü: 2019 yılında altı kıtada ve 33 farklı ülkede performans sergileyen Avalon Emerson, peşine bir iplik taksa dünyayı yumak hâline getirebileceğini fark ettiği anda bir şeylerin ters gittiğini anladı. Her ne kadar teknoloji sayesinde insanlığına alan açtığına inansa da bu yüksek tempo onu vahşi bir yaşama sürükledi. Sağlığı hakkındaki endişeleri, iklim krizine dair kaynayan suçluluk duygusuyla birleşti. Çok geçmeden tıpkı San Francisco’da olduğu gibi Berlin’den de altıncı yılını doldurduğunda ayrıldı ve Los Angeles’a taşındı. Pandemi öncesi attığı bu adım, müzik kariyeri olarak da bir yön değişikliğiydi. DJ'likten çekilen Emerson, vaktinin çoğunu prodüksiyona ayırmaya karar verdi. CV’sinde Robyn’in yanı sıra Four Tet, Slowdive ve Christine and the Queens gibi pek çok önemli isme hazırladığı başarılı remiksler barındıran Emerson, son olarak 25 yıldır devam eden ve birçok efsanenin kutsadığı miks albüm serisi DJ-KiCKS’e konuk oldu. Yıllar önce bir grup arkadaşının garajda ürettiği müziğin prodüktörlüğünü yapan Emerson, Hermann Hesse romanlarındaki isimsiz kuralı, yani altın döngüyü tamamladı. Şimdi onun kaygı, kabullenme ve minnettarlık kesişiminde ürettiklerine kulak verme zamanı.


Şimdiye kadar Keşif Sahnesi’ne konuk olan sanatçıların tamamını Spotify çalma listemizden dinleyebilirsiniz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende
∙

BÜLTEN SAYISI

Kendine dönüş

İçindekiler: Altın döngüsünü tamamlayan bir sanatçı, geçmişe rağmen geçmişine dönen bir yönetmen, Öykü Sözlüğü'nde son harf.

21 May 2021

Fotoğraf: Jacq Harriet

YAZARLAR

Taner Turna

grandkid of david bowie, son of nick cave, brother of thom yorke & damon albarn

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende
∙

HİKAYE

Altın Koza'nın ardından: Adana'da neler izledik?

33. Adana Altın Koza Film Festivali’ni, ulusal yarışmanın hayal kırıklıkları, Dünya Sineması’nın güçlü filmleri ve sinemanın sınırlarını sorgulatan tartışmalarıyla ele aldık.

Emre Eminoğlu

·

05 Eki 2026

Altın Koza'nın ardından: Adana'da neler izledik?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Gabriele Esposito ile bedenin görsel hafızası üzerine

Çocuk yaşta başladığı dans eğitiminin ardından İtalya’da profesyonel bir dansçı olarak tanınan Gabriele Esposito, zamanla odağını performansın ötesine taşıyarak bedenin bir görüntüyü nasıl şekillendirdiğine yöneldi. Esposito ile bedenin görsel anlatıdaki rolünü, moda ve koreografi arasındaki ilişkiyi ve hareketin yeni teknolojilerle değişen sınırlarını konuştuk.

Bartu Bıçak

·

05 Eki 2026

Gabriele Esposito ile bedenin görsel hafızası üzerine
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Arabesk yeniden: Gençlerin çalma listelerinde neden kara bulutlar geziniyor?

Spotify verileri arabesk müzik dinlenmelerinin 2020’den bu yana yüzde 435 arttığını gösteriyor. Üstelik bu yükselişin merkezinde gençler var ancak yeni kuşağın bir kısmı, dinlediği müziğin arabesk olduğunun farkında bile değil. Türler arasındaki sınırların silindiği, yalnızlık ve gelecek kaygısının arttığı bir dönemde ana akım Türkçe müzik giderek daha karamsar bir tona bürünüyor.

Eda Solmaz

·

05 Eki 2026

Arabesk yeniden: Gençlerin çalma listelerinde neden kara bulutlar geziniyor?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

'Uzaklar, Kuşaklar, Bakışlar': Bir aile arşivinden dünyaya bakmak

“Uzaklar, Kuşaklar, Bakışlar” başlıklı sergi, 212 Photography Istanbul’un 2026 edisyonunda Erbak ailesinin üç kuşağının seyahat tutkusu ve fotoğraflarını biraraya getiriyor. Nuri Z. Erbak (1914), Mehmet H. Erbak (1950) ve Ceylin Erbak Aytekin’in (1988) dünyanın farklı noktalarında çektiği kareler, 1930’ların Mısır ve Japonya’sından Tibet’e, Antarktika’ya uzanıyor. Bu arşivin nasıl oluştuğunu fotoğrafçı, yazar ve Erbak ailesinin üçüncü kuşak temsilcisi Ceylin Erbak Aytekin ile konuştuk.

Elif Bayram

·

02 Eki 2026

'Uzaklar, Kuşaklar, Bakışlar': Bir aile arşivinden dünyaya bakmak
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Ela Lee'den 'Ceyda': Kırılınca görünür olanlar

Ela Lee, kendi hayatından izler taşıyan ilk romanı Ceyda’da, dışarıdan kusursuz görünen hayatı bir cinsel saldırının ardından parçalanan Türk-Koreli genç avukat Jade’in hikayesini anlatıyor. Rıza, adalet, göçmenlik, aile, başarı baskısı ve suçluluk duygusu etrafında ilerleyen roman, Jade’in başına gelenlerden çok, yaşadıklarının ardından kendisi ve kurduğu hayatla yeniden yüzleşmesine odaklanıyor.

Şeyma Ye

·

02 Eki 2026

Ela Lee'den 'Ceyda': Kırılınca görünür olanlar