"Kayıp 10 yıl"


Geleceğin ilerisinde: Yeni BMW 7 Serisi
Yeni BMW 7 Serisi Çağdaş sanattan ilham alınarak tasarlanan ve geleneksel ruhu fütüristik teknolojiyle harmanlayan Yeni BMW 7 Serisi , Borusan Otomotiv BMW Yetkili Satıcıları’nda yerini almaya hazırlanıyor. Dış tasarım Monolitik yüzey…
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Dünya Bankası tarafından yayımlanan “ Düşen Uzun Vadeli Büyüme Beklentileri: Trendler, Beklentiler ve Politikalar” başlıklı rapora göre küresel ekonomik büyüme hızının 2030 yılına kadar olan dönemde son 30 yılın en düşük seviyesine gerilemesi bekleniyor. COVID-19 salgını ve Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin ardından uzun vadeli potansiyel büyüme oranlarının ilk kapsamlı değerlendirmesi olarak sunulan rapor, ekonomik büyümenin önündeki engelleri kaldırmak adına bankanın politika önerilerini de içeriyor.
“Kayıp on yıl”
Banka tarafından yayımlanan raporda, öncelikli olarak son otuz yılda büyüme ve kalkınmaya güç veren neredeyse tüm ekonomik güçlerin azalmakta olduğu ifadelerine yer veriliyor. Raporda küresel işgücünün yaşlanmakta olduğu, uluslararası ticaretteki büyümenin 2000'lerin başında olduğundan çok daha zayıf seyrettiği ve yatırımlar ile toplam faktör verimliliğinin azalmakta olduğunun üzerinde duruluyor.
Bu doğrultuda günümüz ile 2030 arası dönemde küresel ekonomik büyüme hızının 2000-2010 yılları arasındaki büyüme hızına kıyasla 3’te 1 oranında azalarak yılda %2,2 seviyesinde gerçekleşebileceği öngörülüyor. Dünya Bankası Başekonomisti Indermit Gill duruma ilişkin “Bu küresel ekonomi için kayıp bir on yıl olabilir" ifadelerini kullanıyor.
Raporda mevcut durumun gelişmekte olan ülkeleri de etkileyerek gelişmekte olan bölgelerin ekonomik büyüme hızını %6’dan %4’e gerileteceği tahmin ediliyor. Küresel bir resesyon veya mali kriz durumundaysa bu düşüşlerin daha sert olacağı da belirtiliyor.
Bunlara ek olarak büyük ekonomilerde mali krizlerin patlak vermesi ve bu krizlerin diğer ülkelere yayılması halinde ekonomik büyümedeki yavaşlamanın daha da belirgin hale gelerek, potansiyel büyümeye kalıcı olarak zarar verebileceği ifade ediliyor.
Tavsiyeler
Dünya Bankası'nın bu yavaşlama sürecine karşı durmak ve küresel ekonomik büyümeye katkıda bulunmak adına birtakım önerileri de bulunuyor. Öyle ki; raporda 2030 yılına kadar %2,2 olarak tahmin edilen küresel ekonomik büyüme hızının, bu önerilerin uygulanması ve sürdürülebilir, büyüme odaklı politikalar benimsenmesi halinde 0,7 puan artarak %2,9’a yükselebileceği belirtiliyor.
Bankanın küresel ekonomik büyümenin önündeki engellerin kaldırılması adına verdiği tavsiyeleri ise şu şekilde sıralamak mümkün:
- Parasal, mali ve finansal çerçevelerin uyumlu hale getirilmesi: Politika yapıcılar enflasyonu kontrol altına almaya, finansal sektörde istikrarı sağlamaya, borçları azaltmaya ve mali ihtiyatlılığı yeniden tesis etmeye öncelik vermelidir. Bu politikalar, yatırımcıların ulusal kurumlara ve politikacılara güven duymasını sağlayarak ülkelerin yatırım çekmesine yardımcı olabilir.
- Yatırımların artırılması: Ulaşım, enerji, iklim, akıllı tarım, imalat ile toprak ve su sistemleri gibi alanlarda, temel iklim hedefleriyle uyumlu sağlam yatırımlar, potansiyel büyümeyi yılda 0,3 puana kadar artırabilir ve gelecekte doğal afetlere karşı dayanıklılığı güçlendirebilir.
- Ticaret maliyetlerinin azaltılması: Ulaşım, nakliye, lojistik masrafları ve kısıtlayıcı ticaret düzenlemeleri ticaret yapılan malların maliyetini etkin olarak ikiye katlamaktadır. En yüksek nakliye ve lojistik maliyetine sahip ülkeler, en düşük nakliye ve lojistik maliyetine sahip ülkelerin ticareti kolaylaştırma ve diğer uygulamalarını benimseyerek ticaret maliyetlerini yarıya indirebilirler.
- Hizmet sektöründen faydalanılması: Hizmet sektörü ekonomik büyümenin yeni motoru haline getirilebilir. Bilgi ve iletişim teknolojileriyle ilgili dijital olarak sunulan profesyonel hizmetlerin ihracatı 2019'da toplam hizmet ihracatının %40'ını oluşturuyordu. 2021 yılında ise bu oran %50'nin üzerine çıkmıştır.
- İşgücüne katılımın artırılması: 2030 yılına kadar potansiyel GSYH büyümesinde beklenen yavaşlamanın yaklaşık yarısı, çalışma çağındaki nüfusun azalması ve toplumlar yaşlandıkça işgücüne katılımın azalması da dahil olmak üzere değişen demografik yapıdan kaynaklanacaktır. Genel işgücüne katılım oranlarının son on yılda kaydedilen en iyi şekilde artırılması, küresel potansiyel büyüme oranlarını 2030 yılına kadar yılda %0,2 kadar artırabilir.
Raporda bütün bu tavsiyelere ek olarak “daha güçlü işbirliği” ve kolektif politika çabası mesajları da veriliyor. Küresel ekonominin son üç yılda büyük şoklar tarafından vurulduğunun ifade edildiği raporda, ülkelerin ekonomik büyüme oranlarını eski hızına döndürmek adına daha yüksek çabalar göstererek kendi en iyi 10 yıllık rekorlarını kırmaları gerektiği ifade ediliyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Dünya Bankası tarafından yayımlanan raporda 2021-2030 dönemine ilişkin "kayıp 10 yıl" uyarısı yapıldı. TÜİK ve TCMB mart ayı reel kesim güven endeksini açıkladı.
28 Mar 2023

YAZARLAR

Emircan Yaman
Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Küresel endeks sağlayıcılarının Türkiye'ye bakışı sertleşmeye devam ediyor. Haziran ayında MSCI'ın uyarısıyla başlayan süreç, temmuzda S&P DJI'ın Türkiye'yi izleme listesine almasıyla devam etti. Ağustosta FTSE Russell Türk hisselerine yönelik endeks güncellemelerini erteledi. Üç kurumun da aksiyonu fiili dolaşım oranlarının güvenilirliği, hissedar şeffaflığı ve bazı küçük ölçekli şirketlerle ilişkili fonlar üzerinden yapıldığı düşünülen koordineli işlemlere dayanıyor.

Küresel piyasalarda enflasyon dinamikleri, tahvil getirileri ve hisse senedi performansı arasındaki ilişki son dönemde dikkat çekici bir ayrışma sergiliyor. ABD'de enflasyonun beklentilerin üzerinde gelmesine ve Hazine tahvili getirilerinin yüksek seviyelerde seyretmesine rağmen, hisse senedi piyasalarının hala dirençli kalması öne çıkıyor.

AB’nin yeni “Made in Europe” kuralları, AB’den ayrılan İngiltere’yi içeride tutarken otuz yıllık Gümrük Birliği ortağı Türkiye’yi dışarıda bırakıyor. Bu tercihin ardında bir aidiyet ve rekabet kaygısı var. Türkiye’nin yanıtı rica değil, mütekabiliyet olmalı.
22 Eki 2026

Türkiye ile Suriye arasında, savaş yıllarında büyük ölçüde atıl kalan sanayi tesislerinin yeniden faaliyete geçirilmesi ve yeni sanayi bölgelerinin kurulması için uzun zamandır geniş kapsamlı bir hazırlık yürütülüyor. Son dönemde açıklanan projeleri birlikte değerlendirdiğimizde, Türkiye’nin Suriye’de üç ayaklı büyük bir yatırım planı uygulamaya hazırlandığı görülebiliyor

Bu hafta yurt içinde TCMB'nin faiz kararı ve tüketici güven endeksleri öne çıkarken, yurt dışında Çin'in üçüncü çeyrek büyümesi, İngiltere ve Japonya enflasyonu ile ABD, Almanya ve Avro Bölgesi öncü PMI verileri ön planda.
19 Eki 2026




