Kennedy'nin isimsiz terzisi

AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Siyah kahramanlar: 28 Ağustos’ta sosyal medyada özellikle ırk ayrımcılığının karşısında duranlar; ırk, renk, dil, cinsiyet gözetmeden yeteneği takdir edenler arasında derin bir hüzün salınmaya başladı. Hayali bir ülke olan Wakanda'nın lideri ve süper bir kahraman olan T'Challa'yı canlandırdığı Black Panther filmiyle özellikle siyah çocuklar ve gençler için büyük bir ilham kaynağı olan Chadwick Boseman 43 yaşında hayatını kaybetti. Obamalar’dan Oprah’a ve Marvel Stüdyoları'na kadar birçok ünlü isim ve kuruluş paylaştıkları mesajlarla Boseman’ın ölümünden duydukları üzüntüyü dile getiriyorlardı. Covid-19 salgını, ırk ayrımcılığı nedeniyle yaşanan sosyal gerilim ve fırtınalarla silkelenmekte olan ABD’de, bir de Marvel’in ilk siyah süper kahramanının vedası, duygusal bir şok yaşatıyordu. Boseman’ı ve siyah insanların yaşadıklarını düşünürken siyah modacılar geldi aklıma. Chanel, Dior, Yves Saint Laurent ya da Armani gibi dünyaca ünlü markaların arasında sayabileceğiniz siyah bir tasarımcı markası geliyor mu aklınıza?

Kaynak: Briden
Sosyetenin en iyi saklanan sırrı: Anneannesi 1860’ta özgürlüğüne kavuşana kadar patronu için terzilik yapan Ann Lowe’un annesi de nakışta uzman. Üç kuşak kadın, Lowe’un doğduğu ve büyüdüğü Alabama’da kendi giyim şirketini kuruyor. Lowe, 16 yaşında annesini kaybetmesinin ardından Alabama’nın ilk başkanının eşinin kıyafeti de dâhil olmak üzere işleri devralmak durumunda kalıyor. 16 yaşında olmasına rağmen belli ki terzilik yeteneğini genlerinde miras olarak taşıyor. Üç yıl sonra New York’taki S.T. Taylor Design School’a kabul ediliyor ve belki de siyah olması nedeniyle karşılaştığı ayrımcılık ve zorluklar daha okul yıllarında başlıyor. New York’taki moda okulunun yöneticileri Ann derse girene kadar siyah bir öğrenciyi kabul ettiklerini fark etmiyorlar ve Ann, o zamanlar ABD’de yaygın bir uygulama olarak ayrı bir sınıfta eğitim görmeye devam ediyor. Okul sonrasında Florida’da kazandığı 10 senelik tecrübenin ardından New York’a dönerek kendi mağazasını açan Lowe, yüksek sosyetenin elbiselerinin tasarımı icin gittiği ilk adres hâline geliyor. Öyle ki müşterileri arasında Rockefellerlar, Rooseveltler ve Du Pontlar bile var. İronik olan ise ünlü müşterilerine rağmen Lowe’un sesini dünyaya değil belki de ülkesine bile duyuramamış olması. Aslında müşterilerinin giydikleri mükemmel tasarım ve işçilik eseri olan kıyafetlerinin siyah bir kadın tarafından tasarlandığının bilinmesini istemediğini söylemek daha doğru olabilir.

Kaynak: Tatler
Kennedy’nin terzisi: 1953 yılındayız. Belki de yıllar boyu konuşulacak, birçok düğüne ilham kaynağı olacak, sosyetenin en güzel düğünlerinden biri yaklaşıyor. Jacqueline Bouvier ve sekiz yıl sonra ABD başkanı olacak John F. Kennedy’nin düğünü. Ann Lowe ve ekibi gelecekteki ABD başkan eşinin gelinliği için yoğun bir çalışma içerisinde. Düğüne 10 gün kala Lowe’un stüdyosundaki bir boru patlaması sonucu Jacqueline’nin gelinliği de dâhil birçok elbise zarar görüyor ve ekip siparişleri yetiştirmek için gece gündüz çalışıyor. Lowe için bu dillere destan düğün o zamanın parasıyla 2 bin 200 dolar zararın ötesinde daha büyük bir hayal kırıklığıyla sonuçlanmış olmalı. Jacqueline’e gelinliği sorulduğunda tasarımcının ismini bile vermeden sadece siyah bir terzinin yaptığını söylüyor.
Katil kim? Ann Lowe’un bugün dünyaca ünlü bir marka hâline gelememesinde müşterilerinin Lowe ismini saklamaya çalışmasının etkisi küçümsenemez. Kate Middleton’ın düğününü kaç milyon kişinin takip ettigini düşünün. Jacqueline tasarımcısını övmüş olsaydı belki de moda haftalarının baş kahramanlarından biri Lowe markası olurdu. Lowe’un işini büyütememesinin hatta belki iflasının diğer nedeni ise kıyafetlerinin değerinin altına satılması. Diğer yandan Lowe’un gelişen dünyaya paralel olarak diğer lüks markalar gibi hazır giyim üretimi için bir girişiminin olmadığı görülüyor. Sadece couture üzerine yoğunlaşması da iflasını hızlandırmış olabilir. Daha da önemlisi, yapılan haksızlıklara daha sert bir duruş sergileyebilir miydi? Sizce katil kim?
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Yarından bildiriyoruz: Kahve posalarını banyoya taşıyoruz. Partnerimizle aynı gardırobu paylaşıyoruz. Beton yerine deniz kabukları kullanıyoruz.
06 Eyl 2020

YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
1 Temmuz’da başlayan "Depozitosu Olan Ambalajlar" uygulamasıyla iade edilen her plastik, cam ve alüminyum içecek ambalajı için vatandaşlara 1 TL ödeniyor. Ancak uygulama ile tekrar kullanılabilen ambalajlar sistem dışına itilirken tek kullanımlık ambalajlar yaygınlaşıyor. "Ambalaj tasarımından bağımsız olarak ambalaj atığı sistemi tasarlanamayacağını" belirten Prof. Dr. Sedat Gündoğdu’ya göre 1 TL iade çok düşük, üretilen ürünün yüzde 20’sine yakın bir ödeme yapılması gerekiyor.

Deniz Göktaş, bize mizahın bildiğimiz hâlinin ne olduğunu hatırlattı. Bir zamanlar prime time’da politikacılarla kıyasıya dalga geçildiğini, bunun bir halüsinasyon olmadığını Yedi Uyurlar Mağarası'ndan çıkmış gibi hatırladık. Bu açıdan da Deniz Göktaş’a "sonunu düşünmeyen kahraman" değil, hoşgörünün ve gülüp geçmenin mümkün olduğu zamanların gerçek olduğunu hatırlatan biri gibi yaklaşmak gerek belki de.

Asıl öğrenme kaybı, çocuğun bedeninden, akranlarından, oyundan, doğadan, sıkıntıdan, evin gündelik işlerinden, kendi iradesinden, hayatın beklenmedik karşılaşmalarından kopmasıdır. Çocuklar yaz tatilinde öğrenmeyi kaybetmez. Biz öğrenmeyi okul sanma yanılgımız yüzünden, çocukların hayattan öğrendiklerini görme yetimizi kaybederiz.

Keynes, teknolojik ilerleme ve otomasyon sayesinde 2030 yılına gelindiğinde insanlığın temel ekonomik sorunları çözeceğini ve haftada yalnızca ortalama 15 saat çalışacağını öngörüyordu. Oysa bu eşiğe giderek yaklaşırken manzara bu öngörüden oldukça uzak. Peki ekranlarla ilişkimize dair gelecek senaryoları neler ve markaların iletişim faaliyetleri bu senaryolara göre nasıl şekillendirilmeli?

Birçok Avrupa kentinde sıcaklık rekorları peş peşe kırılırken kıtada sıcağa bağlı ölüm sayıları dünyanın diğer bölgelerine kıyasla orantısız derecede yüksek seyrediyor. Peki neden?



