

Müziğin tadını Jam Session ile çıkar Saat kaç olursa olsun gözlerimizi kapatıp ruhumuzu dinlediğimiz, sahne ışıklarıyla gözümüzü açtığımız günlere kim ne derse desin çok az kaldı. Özlediğimiz konser deneyimini bir süre daha evimizde yaşamaya devam ederken Jam Session ile ruhunu dinlemeye var mısın? İrlanda ruhunu İstanbul’un en güzel sahnelerine taşıyan ve şehrin iki yakasını alternatif sahnenin öne çıkan isimleriyle bir araya getiren Jam Session konserleri; #RuhunuDinle mottosuyla The Irish Spirit YouTube kanalında izleyicisini beklerken programda kimler yer almıştı yakından bakalım. Jam Session ile sen neredeysen eğlence orada Açılış konserini Salon IKSV’de Büyük Ev Ablukada’nın yaptığı Jam Session 2021 performanslarını; Blok Mekan’da ayrı ayrı gerçekleştirdikleri performanslarla Nilipek ve Lara di Lara Dağ Kulübesini sesiyle şenlendiren Can Güngör Bina’da art arda hayat verdikleri performanslarıyla Barış Demirel ft. Da Poet ve Nova Norda, Sedef Sebüktekin, Birkan Nasuhoğlu ve Canozan'dan oluşan Evde Ekibi Arka Oda’nın enerjisini yükselten performansıyla İnsanlar Kulp’u elektronik müzikle buluşturan performanslarıyla KeuS Ve son olarak program kapanışını da Salon IKSV’ de gerçekleştirdikleri performanslarıyla Lalalar takip etti. Dahası : Efe Tunçer'in Tolga Karaçelik'le ve Evde Ekibi'yle gerçekleştirdiği iki sürpriz söyleşi, Jam Session 2021 programını daha da zengin hâle getirdi. Bu muhteşem performansların kayıtlarına ulaşmak için The Irish Spirit YouTube kanalına göz atabilir; Jam Session’ın gelecek programlarından haberdar olmak için Instagram hesabını takip edebilirsiniz. Sinemaseverlerin ruhunu doyuran Jam Session özel film seçkisine ise MUBI platformu üzerinden ulaşabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
2017 kışı. Yarışma bölümünü takip edeceğim !f başlamadan birkaç hafta önce yazılarıma başlayabilmek için festival ofisinde filmleri izlemeye başlamışım. Doğum günümün iki-üç gün öncesi ve seçtiğim ilk film, hemen hemen yaşıtım bir yönetmene, 1988 doğumlu Hadas Ben Aroya’ya ait. Filmin adı Türkçeye Kimse Benzemez Bana olarak çevrilmiş. Tel Aviv sokaklarında ve gecelerinde benliğini keşfetmeye çalışan Joy’u izlerkense tam tersini düşünüyorum: Tıpkı ben!

People That Are Not Me, 2016, IMDb
Sıfır noktası: Senarist ve yönetmen Hadas Ben Aroya, ilk uzun metrajlı filmi People That Are Not Me / Anashim Shehem Lo Ani’nin (2016) başrolünü de üstleniyor. Joy, dünyanın herhangi bir köşesindeki kafası karışık gençlerden biri. Üstelik olmadığı biri gibi görünmekte usta: Eski sevgilisini unutmuş gibi, Nir’e âşık değilmiş gibi, duygusal bir ilişkiye ihtiyacı yokmuş gibi, gitar çalmaya yetenekliymiş gibi… Her şey olmak isterken hiçbir şey olamayan, hayatın anlamını tek gecelik ilişkilerde arayan bu genç kadın, her şeyi yapmak, her şeyi olmak istiyor. Hatta bir sahnede şöyle diyor: “Hayır, gerçekten… Birçok şeyde iyi olabileceğimi düşünüyorum ve hepsini birden yapmaya zamanım olmadığını bilmek zihnimi allak bullak ediyor.” Evrensel bir milenyumlu portresi...

Hadas Ben Aroya
Fotoğraf: Cineuropa
Joy’la Avishag arası bir yerde: Hadas Ben Aroya'nın ikinci filmi All Eyes Off Me / Mishehu Yohav Mishehu (2021), üç bölüme ayrılabilecek yapısıyla dört ayrı karakteri merkezine alıyor. İlk bölümde, 2016’da bıraktığımız yerde buluyoruz sanki onun sinemasını; Tel Aviv’de, kalabalık bir gece kulübünde... Danny hamile olduğunu partnerlerinden Max'e söylemeye çalışıyor ama Max o sırada Avishag'ı etkilemeye çalışıyor. Bu ciddi konuşmayı yapmaya çalışırken müzik de karanlık da ortam da etkilemiyor Danny’i - All Eyes Off Me, milenyum kuşağına değil, Z kuşağına yakın bir film. Hiçbir yere ait olmama, -mış gibi yapma, olmadığı gibi görünme gibi dertler geride kalmış. Bu gece kulübü aitmiş gibi yapılan değil, ait olunan yer. Yönetmen, kendisini de içine kattığı bu ara kuşağın çok daha özgür olduğunu, cinsel kimliklerini, birden fazla partnere sahip olduklarını gizlemediklerini, cinselliği açıkça yaşayabildiklerini, partilerde rahat hissettiğini söylüyor ve ekliyor: “Diğer yandan çok basit şeylerden korktuğumuzu da görebiliyorum: 'Seni seviyorum.' demekten, dürüst ve savunmasız olmaktan… Uçlarda yaşıyoruz ama bir kişiyle yatakta baş başa kalıp duygularını paylaşmak dünyanın en zor görevi gibi…” Filmin ikinci ve üçüncü bölümlerinde tam olarak bunları izliyoruz; Avishag’ın seks sırasında acı çekme arzusunu, Avishag’ın mahrem anlarını ve duygularını paylaşma korkusunu... Yönetmen detaylarıyla, duygularıyla, müzik kullanımıyla, anı yaşamaktan geleceği boşlayan karakterleriyle; telefon ekranlarındaki kırıkları, “ghostlanma” korkuları ve acı çekme arzularıyla bu kez Z kuşağına daha yakın bir milenyumlu destanı yazıyor.
Sırada ne var? Hadas Ben Aroya’nın bu yepyeni filminin ilk gösterimleri 71. Berlin Film Festivali’nin Panorama bölümünde, çevrim içi olarak mart ayında, fiziksel olarak da geçtiğimiz günlerde gerçekleştirildi. Yönetmenin ilerleyen yıllarda Z kuşağıyla birlikte büyümeye ve onları gözlemleyerek üretmeye devam edeceğine şüphem yok.
Diyor ki… "Kendi çevremizde o kadar özgürüz ki - sanki herhangi bir şey hissedebilmek için bizi birinin gerçek anlamda tokatlamasına ihtiyacımız var.”
Keşif Sineması Letterboxd’da. İlk haftasından itibaren Keşif Sineması'nda yer alan yönetmenlerin, yazılarda adı geçen filmlerini bulabileceğiniz, serinin her yeni yazısıyla güncellenen listeyi, buradan takip edebilirsiniz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
İçindekiler: Pyongyang'ın nükleer roketleri ve kiraz ağaçları, Hadas Ben Aroya'nın iki kuşak arası tahlilleri, Batu Bozoğlu'nun gelecek fısıltıları, Melike Şahin'in "Dönsün Dursun"ları.
25 Haz 2021

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı ve editör. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Kitapların mevsimleri vardır. Ya da mevsimlerin kitapları. Yağmurlu bir sonbahar günü elimiz istemsizce hüzünlü kitaplara gider. Selim İleri’nin "Her Gece Bodrum"uyla yazlıktan döneriz, günlerimiz yavaş yavaş "Aylak Adam"ın gri gökyüzüyle boyanır. Peki yazın sıcak günlerinde ne okuruz? Bir kitabı yaz kitabı yapan nedir? Hangi kitaplar denizden gelen esintiyle yaprakları çevrilsin ister?

Pink Martini, 22 Temmuz’da bir kez daha Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alacak. “Üsküdar’a Gider İken” ve “Aşkım Bahardı” şarkılarına albümlerinde yer veren ve Türkiye ile güçlü bağları olan gruptan Storm Large ile biraraya geldik.

Sanat tarihçi İnci Aydın’ın hazırladığı uzun soluklu bir araştırmaya dayanan, "Renklerin Diyojen’i: Ressam Agop Arad" isimli kitap, Aras Yayıncılık tarafından Mayıs ayında yayımlandı. Kitabın editörlerinden Betül Bakırcı ile 1940’lı yılların kültürel ve politik ikliminde Agop Arad’ın hayat yolculuğu; ressam, grafiker ve gazeteci kimlikleri ve bugün onun arşiviyle karşılaşmanın anlamı üzerine konuştuk.
13 Tem 2026

Sepultura, Brezilya’dan çıkıp dünyada metal müziğe en büyük katkıyı yapan gruplardan biri olarak Latin Amerika’nın köklerine sadık müziğini de bizlere tanıttı. 12 Temmuz'da Pantera’dan önce sahne alacak Cavalera Kardeşler'den Max Cavalera’yla konuştuk.

25 adaylıkla "The Pitt"in öne çıktığı 78. Primetime Emmy Ödülleri aday listesinde Apple TV'nin yükselişi ve çeşitliliğin azalışı dikkat çekiyor.




