Kısa kısa: Milano'nun katmanları ve tasarım kültürü üzerine

SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
Soli: Milano’nun tasarım dili, şehrin tarihi ve çağdaş kentsel manzaralarıyla nasıl bir ilişki kuruyor?
Utkan: Şehirleri birer organizma olarak kabul edersek, her şehrin tasarım diliyle kendi iç dünyasını dışarı yansıttığını söylemek yanlış olmaz. Milano, kentsel güzelliğini diğer İtalyan şehirleri gibi direkt olarak gösteren bir şehir değil ancak daha ezoterik bir şekilde şehri keşfedenlere kendini bulduruyor.
Şehrin endüstriyel yapısı ve ülkeyi finansal olarak kalkındıran çehresi, Milano’nun âdeta bir fuar alanına dönüşmesinin önünü açıyor. Duomo di Milano, Torre Velasca, Pirelli Kulesi ve Bosco Verticale gibi yapılara kronolojik bir bakış açısıyla baktığımızda kentsel manzaraların, geleceğe duyulan umudun yansıması olduğunu görebiliyoruz. Tüm bu tarihsel katmanların iç içe geçmesi ise tekrar tekrar okuma gerektiren bir şehir kimliği oluşturuyor.
S: Bu kapsamda şehrin hikayelerini okumak ve katmanlarını açmak üzere sen neler yapıyorsun?
U: Milano'nun katmanlı yapısı ve insan ölçekliliği, bir noktadan diğerine yürüyerek ulaşma imkanı sunuyor. Bu sayede bir mahalleden diğerine geçerken her mahallenin genius loci’sini yani kendine özgü ruhunu fiziksel veya zihinsel bir sınır olmadan hissetmek mümkün. Bu değişimi gözlemlediğim en keyifli rota Cinque Vie'den başlayıp Corso Garibaldi ve Corso Como'nun sonuna kadar uzanan yürüyüş yolu.
S: Milano’da Brera gibi tasarımla özdeşleştirilen bölgelerin desteklenmesi ve sayısının artırılması, bu mahallelerin dönüşümü ve şehirdeki tasarımcılar için ne anlama gelebilir?
U: Milano’da tasarımcılar için sosyal statü sembolü olan birkaç mahalle ve sokak var. Brera da bu mahallelerden biri olarak tarihi boyunca tasarımla özdeşleşmiş bir yer. Ancak bugün burada yaşayabilen kitle sosyoekonomik açıdan avantajlı kişilerden oluşuyor. Bu kitle aynı zamanda tasarımcıların muhtemel hedef müşteri kitlesi oluyor. Alım güçleri yüksek olduğu için tasarımcıların bu mahallelerde satış yapabilme olasılığı daha yüksek oluyor.
Diğer yandan, Nolo Milano ve Isola gibi nispeten daha ekonomik ama yine tasarımcılar tarafından tercih edilen bölgelerin çoğalması tasarımcıların şehrin sınırları dahilinde kalmalarını sağlıyor. Tabii bu süreçte mahalleler popüler hale geliyor, kiralar artıyor. Bu, zincirleme bir reaksiyonla tüm şehrin barınılmayacak hale gelmesine neden olabilir. Bu nedenle bölgelerin sayılarının artırılmasına ve desteklenmesine mutlu olsam da bu süreçlerin daha doğal bir şekilde işlemesinin şehir için daha faydalı olacağını düşünüyorum.
S: Milano Tasarım Haftası’na az kaldı. Fuorisalone’nin bu yılki teması "Materia Natura" ve sürdürülebilirliği tasarım ve yaratıcılık süreçlerini merkezine alıyor. Bu çerçevede tasarım haftasının kapsamını nasıl yorumluyorsun?
U: Fuorisalone'nin teması sürdürülebilirlik olsa da tasarım haftasının çoğunlukla büyük ölçekli ticari firmalar tarafından domine edildiğini ve bu temanın maalesef bir başlık olarak kaldığını düşünüyorum. Bu nedenle alternatif olarak bağımsız tasarımcıları takip etmeye çalışıyorum.
S: Milano Tasarım Haftası kapsamında hangi bağımsız tasarımcıları ve programları takip edeceksin?
U: Şimdilik görmek istediğim programların başında “Design Variations”ın yeni edisyonu geliyor. Bu yıl "Design Variations", Darsena'nın güneybatı tarafına bakan, 1940'lardan kalma brütalist mimariye sahip bir garajda düzenlenecek. Marco Zanuso tarafından tasarlanan bina ilk kez bu vesileyle kapılarını ziyarete açacak. Sergilenecek tasarımların kürasyonunu Moscapartners üstleniyor.
Diğer bir etkinlik, tasarım dünyasını şekillendiren yaratıcı ve tasarımcıları yedi yıldır bir araya getiren Alcova. Milano metropolitan bölgesindeki iki önemli yapıda, Osvaldo Borsani tarafından tasarlanan Villa Borsani ve Lombardiya bölgesindeki 19. yüzyıl mimarisinin en önemli örneklerinden biri Villa Bagatti Valsecchi’de gerçekleşiyor.
Bir başka proje de Archiproducts işbirliğiyle düzenlenecek AQUA by studiopepe. Genelde her yıl Elle Décor ve Say Hi to Atlas gibi platformların seçkileri de listemde oluyor.
S: Milano Tasarım Haftası ve diğer uluslararası etkinlikler, Milano’daki tasarımcılara, şehrin sakinlerine ve sergileme kültürüne nasıl katkı sağlıyor?
U: Milano Tasarım Haftası'nın tasarım toplulukları için faydasının oldukça fazla olduğunu düşünüyorum. Özellikle uluslararası bir platform olması, sadece ticari kaygı gütmeden saf tasarım üzerine ilgi ve alaka oluşturarak, tasarımcılara tanınma ve diğer tasarımcılarla tanışma imkanı sunuyor. Vakti kısıtlı, tasarımla iç içe ve sektörle bağlantılı pek çok kişi, senede sadece bu fuara katılarak altı gün boyunca yıllık ilhamını buradan alabiliyor diyebilirim. Görebilen gözlere, geleceğe dair umutları gösteriyor.
Milano sakinleri için en büyük değişiklik de özellikle Fuorisalone döneminde şehrin keşfedilecek bir hazineye dönüşmesi. Sergilerin dışında her binanın ya da palazzo avlusunun ziyarete açık olması, Milano'daki gözlerden saklı özel yaşam alanlarına ve bu yapılardaki yaşamın nasıl ilerlediğine dair bir bakış sunuyor. Şehrin içinde zaten sürekli bir sanat ve üretim var. Tasarım haftaları ve benzeri etkinlikler sayesinde de, özellikle Expo 2015'ten sonra, tüm şehirde sanat galerilerinin açıldığını ve pop-up sergilerin yaygınlaştığını görüyoruz. İnsanların işten eve dönerken herhangi bir noktada bir sergiyle karşılaşması mümkün. Mahalle pizzacısının bir günlüğüne hibrit bir sergi-yemek mekanına dönüşmesi de bu sergileme kültürünün sadece bir örneği.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Porto Venezia’dan on bir adım ileri, 579 yıl geri, heybetli kapılardan içeri girince hemen solda. Soli Journal’ın ikinci yarısında iki tasarımcıyla şehirleri Milano’da, genius loci’nin peşindeyiz.
12 Nis 2024

YAZARLAR

Soli
Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ OKUMALAR
Kültürel değer üretme biçimi değişiyor. Seyahat de bunun dışında kalmıyor. Seyahatin tarihsel işlevlerinden biri olan öğrenme, kültürel katılım ve karşılaşma, dijital çağın koşullarında yeniden görünür oluyor.

12 Ağustos’ta yaşanacak tam güneş tutulması Grönland’ın doğusundan başlayıp güneye doğru ilerleyecek ve ardından İzlanda’nın batı kıyıları ile İspanya’nın kuzeyinden geçecek. Yaklaşık iki dakika sürecek bu doğa mucizesine tanık olmak isteyenler için farklı zevklere göre öneriler hazırladık.

23-28 Haziran arasındaki Paris Erkek Moda Haftası bir kez daha gösterdi ki bugün moda yalnızca kıyafet üretmiyor; şehirlerin kültürel ritmini belirleyen, farklı disiplinleri aynı masada buluşturan ve en beklenmedik karşılaşmalar için alan açan canlı bir ekosistem olmaya devam ediyor.

Kuruçeşme'de, sadece randevuyla hizmet veren Salon Kantiem, Türkiye'nin ilk bağımsız saatçilik butiği olma iddiasında. Ama bir mağazadan çok bir buluşma noktası olarak tasarlanmış. Türkiye'de bağımsız saatçilikte yaşanan dönüşümün ortasında duran isimlerden biriyle, Turkish Watch Guy'ın kurucusu ve yeni açılan Salon Kantiem'in ortaklarından Doruk Ünlü'yle saatlerin anlattığı hikayelerden ve Türkiye'nin potansiyelinden sohbet ediyoruz.

Belki Canelé’sini belki Earl Grey’li kekini tattınız ama muhtemelen henüz onunla tanışmadınız. Mitte Brot'un pasta şefi Gökçe Durukan, şehrin kahve laboratuvarı Petra’nın kahve eşlikçileriden sorumlu. Sabahın erken saatlerinde müşterilerine sıcak ve taze ürünler servis etmek üzere geceden çalışmaya başlayanlardan yalnızca biri. Gecenin son, sabahın ilk durağının temsilcisi. Gökçe’yle pâtisserie yaklaşımlarına, pasta şefi olarak rutinlerine ve şehirde gece çalışmaya dair laflıyoruz.



