Korkmamız gereken yapay zeka değil, yapay insanlar: Teknoloji, iyi liderin tanımını değiştirir mi?

Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Çıktığı günden beri peşine takıldığım Aposto’dan hepinize merhaba. Önceden söyleyeyim: Burada yazdıklarımda bilmediğiniz, okumadığınız bir şey olmayacak. Benim gördüklerim ve yaşadıklarım, daha çok da bana iyi gelen örnekleri paylaştığım deneyim yazıları bulacaksınız. Heybemde biriktirdiklerimi, ortaklaşa işimize yarar düşüncesiyle masaya dökmüşüm gibi...
- Kafanıza ters gelen, aklınıza yatmayan düşünce ve sorularınız varsa yazın bana; bir daha düşünelim. Belki daha iyisi sizdedir. Beraber buluruz.
Aktüel konular öncelik alanım olmayacak, korkmayın. Herkesin her gün yazıp konuştuğu konuları günlük buluşmalara ve sohbetlere bırakıyorum. Her gün değişen ve aklımızla oynayan yapay gündemleri değil; 30 yıldan uzun süre kurumsal hayatın her pozisyonunda çalışmış, bunun 11 yılını yurt dışında geçirmiş ve her coğrafyada bir Türk markasını büyütmek için ter dökmüş birinin deneyimlerini paylaşacağım. Ve bir günde direksiyonu bilmediği bir jungle’a kıran bir “çırak girişimci”nin düşüncelerini…
Beyaz yakalı ve girişimci dostlara, aslında “Haydi bir de buradan baksana” demeye çaba harcayacağım. Biraz hayat, biraz kariyer yoldaşlığı gibi düşünün. 16 sene genel müdürlük yapan biri olarak, şirkette çalışırken biri bana bu yoldaşlığı yapsaydı başka işler denemeye daha erken karar verirdim.
Ben daha çok “Biz buraya nasıl geldik?” ve “Bu süreç nasıl değişir?” sorularını irdelemeyi seviyorum. İş yerlerinde her gün işe gidip “Dün neden böyle sonuçlar aldık?” sorusuna tam gün harcayıp, ertesi gün yine bizim yönetemediğimiz koşulların nasıl değiştiğini anlamaya çalışmak için toplantılar yapıp boş boş raporlar yazmamız gibi… Oysa aylık, yıllık, on yıllık planlar yapıp onları korumayı başardığımızda, işler bizim düşündüğümüz gibi akıyor. Kendimizi ve çevremizi daha iyi kontrol edebiliyoruz. Koyduğumuz kurallar çalışıyor, insanların dikkatini iyiye çekebiliyoruz.
Bugüne dönersek... Her gün yeni bir gündem, işi rayından çıkarıyor. Her şey mübah oluyor. Her şey normalleşiyor. Belki de sormamız gereken soru şu:
“Temiz su” nasıldı? Ve biz onu nasıl kirlettik?
İşte bunları paylaşmak hayalim var.
'Yapay zekadan değil, yapay insanlardan korkuyorum'
Asıl soru, yapay zekanın işlerimizi elimizden alması mı? Yoksa yapay liderlerin, yapay zekanın gelişim hızından daha hızlı artması mı?
- Kimseniz o olun.
- Kimseniz o yapsın.
- Kimseniz o konuşsun.
Dünyada bir var olma amacınız olduğuna inanarak başladığınızda gerisi geliyor.
Peki insan kendi yarattığı şeyden korkar mı? Evet, korkar.
Bugün birçok insan, özellikle de gençler, işlerine giderken yapay zekadan korktukları için değil, örnek alacakları bir lider bulamadıkları için endişeli.
Dünyayı, ülkeleri ve büyük işleri yönetenlere baktığımda gördüğüm bir terslik var. En tepe yönetimde olanlar en çok paraya sahip olanlar olsa da entelektüel seviye olarak ortanın altında, kibir seviyeleri ise en üst düzeyde. Liderlik özelliklerinin hızla bozulması, kötü örneklerin büyük işleri yönetmesiyle birleşiyor.
- Yapay zeka konusunda “kendimizi geliştirelim” sözleri havada uçuşurken, örnek alınacak insanlara dair sözlerin azalması artık tesadüf değil.
Samimiyet, liderlerde giderek daha az gördüğümüz bir özellik. Yapay zeka ise her yerde. Her sunumda, her toplantıda, her strateji belgesinde... Ama asıl mesele şu: Yapay zekayı konuşurken insanı unutuyor muyuz?
Ortalık birbirine benzeyen insanlarla dolu; en kötü örnekleri de gençlere ve hepimize ilham olması gereken iş dünyası liderleri. Ya sesleri kısılmış bir köşede oturuyorlar ya da suya sabuna dokunmadan “Güneş enerjili çatı yatırımı yaptık,” “Gençlerle tersine mentorluk başlattık” gibi başlıklarla var olmaya çalışıyorlar.
- Aradığımız özgünlük ve samimiyet iken liderlerden artık şunu duymaya başladık: “Dijital ikizim var, birlikte yönetiyoruz.” Peki bir işi beraber büyüttüğümüz, hedefler koyduğumuz takım ve iş arkadaşlarımıza ne oldu?
İyi liderlik, tüm paydaşlara eşit mesafede durabilmekle mümkün. Ama patronlara ve güçlü paydaşlara yaklaşma refleksi, geleceğin işlerini ve yöneticilerini hazırlaması gereken liderleri asıl işlerinden uzaklaştırdı.
Öncelik “biz”den “ben”e dönmüş durumda.
Oysa bugünün gençleri işten kaçmıyorlar, anlamsızlıktan kaçıyorlar. Birçoğu bana şunu söylüyor:
“Çok çalışırım, hata da yaparım ama biri bana neden yaptığımızı anlatsın.”
Yapay zeka eğitimleri alıyorlar, yeni araçları öğreniyorlar. Bu işleri bizden, tüm genel müdürlerden daha iyi biliyorlar. Ama örnek alacak bir lider bulamadıkları için işler iyi gitmiyor. Çünkü ilham Excel’den değil, insandan geçiyor.
Yapay zeka içine ne koyarsanız onu çıkarır. İyi kararlarınız fazlaysa alacağınız cevap da o kararların ortalaması olur. Ama kötü kararlar, korkular ve manipülasyonla birleştiğinde sonuç da bunu yansıtır.
- Sorun burada: İnsan ahlakını, vicdanını ve adil karar alma yetisini yitirdiğinde, işler daha da kötüleşiyor. İnsan yanımızın yapaylaşması ise tek tipe dönüşmemiz demek.
Kurumsal hayatta çalışmanın en büyük sihri, ürettiklerinizin ve yarattığınız etkinin büyüklüğüdür. Maaş ve unvan, yaptığınız işten aldığınız keyiften ve takım olarak yaşadığınız başarı duygusundan sonra gelir.
Oysa yapay zeka, samimiyet ve insan odaklı olmakla ilgilenmez.
Bunu ancak sen, ben ve biz yaparız.
Yapay zeka çağında iş yapış şekilleri değişir mi?
Elbette değişir. Değişmeli de. Onu kullanmamak kadar saçma bir fikir olamaz. Ama asıl soru şu olmalı: Neler değişmemeli?
Çok boyutlu olmak tam da burada önem kazanıyor. İş sonuçları kadar takımı kurmak, paydaşlarla birlikte düşünmek, farklı alanlardan çalışanlarla beraber çalışmak da işleri güzelleştiriyor.
- Ama biz yıllarca kendimizi sadece “finansçı”, “mühendis”, “genel müdür” sandık. Bütün bunların yanında müzisyen, sivil toplumcu, maraton koşucusu, marangoz olabileceğimizi hayal bile etmedik. Yapanları da çoğu zaman anlamadık. "İşten zaman ayırıp nelerle uğraşıyor" dedik.
Oysa “sadece daha çok satmak” ya da “sadece maliyeti kısmak” fikri artık geçerli değil. Çünkü yapay zekaya da bu soruları sorarsanız size süslü cümlelerle aynı cevabı verir: "Küçül, kes, hızlan." "İnsanları dinle, ne istiyorlar çöz" demez. Hızlı sonuç alamaz çünkü. Bunun da sebebi basit: Bizden öğreniyor.
O yüzden korkmamız gereken şey yapay zeka değil; gençleri dinlemeyen, samimi olmayan, sadece kendini düşünen yapay insanlar. İyi yöneticiliğin en önemli özellikleri ise her şey değişse de hâlâ aynı:
- Samimi olmak.
- Otantik olmak.
- Ortak bir amaç yaratmak.
- Takımı oyuna katmak.
- Risk ve sorumluluk almak.
- Hesap verebilmek.
Yapay zeka işleri yönetebilir ama liderliği sürdüren hâlâ insanın samimiyeti, vicdanı ve cesareti. Eğer bunları kaybedersek teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin, kaybedeceklerimiz çok daha büyük olacak.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Geçen yıl kurulan her üç esnaf işyerinden biri kapandı. Türkiye’de birleşme ve devralma işlemlerinin hacmi, 2025’te 12 yılın zirvesine ulaştı. İŞKUR, en çok işe alım yapılan meslekleri açıkladı. Anthropic, Allianz ile işbirliği yaptı.
12 Oca 2026

YAZARLAR

Tuğrul Ağırbaş
30 yılı aşkın süre ile Türkiye, Rusya ve CIS ülkelerinde FMCG alanında değişik görevler alan Tuğrul Ağırbaş, 20 yıl boyunca Efes’in global marka olma, satın alma ve birleşme projeleri ve yeni pazarlara giriş projelerini yürüten ekipte, büyüme odaklı projelere liderlik yapmıştır. Efes Türkiye Genel Müdürlük görevini yürüttüğü dönemde ise marka ve kurumun topluma katkısını büyütmek amaçlı, pazarı büyütmeye yönelik, bira kültürü oluşturma ve inovasyon, kültür, sanat, turizm ve spor alanında çok sayıda projeye öncülük etmiş ve tüm paydaşlara katkı sağlayan stratejileri hayata geçirmiştir. Bugün de özellikle Sosyal Etki yaratan girişimlerle çalışmakta ve melek yatırımcı ve mentor olarak girişim ekosisteminde fayda yaratma çalışmalarını sürdürmektedir.

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Gün bittiğinde o yapılacaklar listesindeki bütün tikleri atmış olmak profesyonel hayatın gereği olabilir. Müşterinizin, yöneticinizin memnuniyeti elbette önemli… Ancak bir şekilde kendi düşüncelerinizle baş başa kalma lüksünü bulabildiğiniz bir an olursa kendinize şu soruyu sorabilirsiniz: "Bugün sadece önüme yığılan işleri mi erittim, yoksa ortaya gerçekten bana ait bir şeyler koyabildim mi?"

Polaroid, üst üste ikinci yaz kampanyasını da yapay zeka karşıtı hissiyata ayırdı. Markanın sahillerdeki billboardlara yerleştirdiği reklamları "Veri merkezleri hepsini içip bitirmeden gidip denize atla" diyor; "yapay zekanın parmaklarımızın arasındaki kumu üretip üretemeyeceğini" sorguluyordu. Peki teknoloji liderlerinin kendilerini "tastewashing" ile yeniden paketlemeye çalıştığı bir dönemde markaların yapay zekayla mesafesi nasıl inandırıcı olur?

Ticaret Bakanlığı, yerli üretimi desteklemek ve cari açığı azaltmak amacıyla pek çok ithal üründe ek gümrük vergisi oranlarını artırdı. Her ne kadar bu düzenlemeler iç pazarda Çin ürünlerinin oluşturduğu haksız rekabetten kaynaklanan dezavantajları gidermeye yönelik olsa da, tüketiciye etkisinin zam olarak yansıyacağı beklentisi hâkim. Kur baskısıyla ithalatın üretmeye göre daha avantajlı olduğu Türkiye’de alınan bu kararların enflasyonla mücadeleye, cari açığın düşürülmesine ve yerli üretime etkileri ne olacak?

Türkiye’de kurumsal dönüşüm yönetimi denince akla ilk gelen isimlerden biri olan Burhan Karaçam’ın "Değişim, İnsan, CEO" kitabı, yakın zamanda okuruyla buluştu. Yeni kitabı vesilesiyle Aposto editörleriyle biraraya gelen Karaçam, yöneticilik serüveninden çıkardığı en önemli dersleri ve geleceğin yöneticilerine tavsiyelerini paylaştı.

Yıllarca bir girişimin ciddiyetini ölçmenin en kestirme yolu ekip büyüklüğüydü. "Kaç kişisiniz?" sorusu aslında "Ne kadar gerçeksiniz?" demekti. Yapay zeka, bu denklemi sessizce bozdu. Bugün en hızlı büyüyen şirketlerin bazıları, bir toplantı odasına sığacak ekiplerle yönetiliyor. Peki küçük bir ekip nasıl büyük iş çıkarıyor ve bu modelin görünmeyen bedeli ne?




