"Kültür sanat üretimindeki vergilerin azaltılması en büyük dileğimiz."


Daha çok keşif, daha çok heyecan: Accessland
Duende her hafta gelen kutularınıza düzenli olarak Keşif Sahnesi ve Keşif Sineması bültenleriyle ulaşıyor. Fikir, iş, sanat üreten insanların üretim süreçlerine, düşüncelerine, hayallerine konuk olarak okurlarını hiç bitmeyen fakat sürekli…
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Neler oluyor? İstanbul caz müzik sahnesinin değerli mekânlarından biri olan Nardis Jazz Club, 29 Ekim'de 20. yaşını dolduracak.
Neden önemli? Nardis Jazz Club, yıllardır caz müzik sahnesindeki yerli ve yabancı üreticileri İstanbul'daki müzikseverlerle buluşturuyor. Bir yandan pek çok müzisyen için haftanın altı günü performans alanı sağlarken diğer yandan seyirciyle iletişim kurabilecekleri yakınlığa da olanak sağlıyor.
Konser programı: Nardis Jazz Club, bir süredir haftanın altı günü açık olacak şekilde ağırlığı yerli sahneden oluşan etkinliklerine devam ediyor. Programın detaylarına buradan bakabilirsin.
Ne söyledi? 20. yılını doldurmaya yaklaşırken dair Nardis Jazz Club'a dair merak ettiklerimizi mekânın işletme sahibi Zuhal Foçan ve müzik direktörü Önder Foçan'a sorduk.

Ayşe Tütüncü Trio, Nardis Jazz Club
29 Ekim’de Nardis Jazz Club açılalı 20 yıl olacak. Sayısız konsere ev sahipliği yapmış bir mekânın yaratıcısı olarak neler hissediyorsunuz?
Bunun büyük bir başarı olduğunu düşünüyor ve gurur duyuyoruz. Bu gururda müzisyen arkadaşlarımızın ve personelimizin de büyük katkısı olduğuna inanıyoruz.
Dijital ortamda Nardis Jazz Club yazdığımızda hemen yanında “Müzik kulüpte dinlenir,” cümlesi çıkıyor. Nedir burada ifade etmek istediğiniz şey?
Burada müzikten kastımız caz müziği tabii ki. Caz müziğinin çalınması ve dinlenilmesi için en uygun mekânların kulüpler olduğunu düşünüyoruz. Caz, aynı zamanda interaktif bir janr olduğundan, kulüpler de müzisyenle dinleyicinin en iyi iletişim kurabildiği yer olma özelliğini taşıyorlar.

Ayşe Tütüncü, Nardis Jazz Club
Haftanın altı günü yerli sahneden caz projelerini ağırladığınız bir programınız var. Geri dönüş sürecinde gözlemlediğiniz farklılıklar neler?
Öncelikle büyük çoğunluğu yerli caz müzisyenleri olmasına rağmen fırsat buldukça uluslararası isimlere de sahnemizde yer veriyoruz. Sorunuzun yanıtına gelince, bu, caz müzisyenlerinin gelişmesi ve performanslarının çoğalmasıyla mümkün. Bu anlamda yıllar boyunca özellikle genç müzisyenlere sahne verip gelişmelerini ve bu sayede uluslararası düzeyde olmalarını gözlemledik. Bu başarının tabii ki yüzde yüzü bize ait değil ama önemli bir miktarda katkımız olduğunu düşünüyoruz.
Pandemiyle ortaya çıkan durumların pek çoğu hâlihazırda devam eden sorunların artık örtbas edilememesinden kaynaklı. Müzik sektöründe en hızlı harekete geçilmesi gereken konu nedir sizce?
Bizim gibi işletmelerin "eğlence mekânı, gece yaşamı" gibi kalıplardan çıkartılıp "kültür ve sanat" mekânı olarak kabul edilmesini ve özellikle kültür sanat üretimindeki vergilerin azaltılması en büyük dileğimiz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Nardis Jazz Club'ın 20 yılı, Burak Çevik'ten Aidiyet, BADBADNOTGOOD'dan melodik caz furyası, ödül sezonu çıktıları ve adaylıkları.
15 Eki 2021

YAZARLAR

Taner Turna
grandkid of david bowie, son of nick cave, brother of thom yorke & damon albarn

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.




