Küresel ekonomi Hürmüz kıskacında

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Savaşların ekonomi üzerindeki etkisi tarihsel olarak oldukça nettir: üretimde daralma ve enflasyonda artış. Yani savaşlar doğası gereği ekonomileri stagflasyonist bir sürece sürükleme potansiyeline sahiptir. Bugün yaşanan sürecin en kritik farkı ise bu etkinin, küresel enerji ve gıda arzının en önemli geçiş noktalarından birinde ortaya çıkıyor olmasıdır. Dünya petrolünün, doğal gazının ve nitrojen bazlı gübrelerin yaklaşık %25-30’unun geçtiği Hürmüz Boğazı’nda yaşanan aksama, yalnızca fiyatlar üzerinden değil, küresel üretim zincirleri üzerinden de çok katmanlı bir etki yaratmaktadır.
Stagflasyon riski gerçekliğe dönüşüyor
Bu çerçevede stagflasyon riskinin artık teorik bir tartışma olmaktan çıkıp giderek daha somut bir olasılık hâline geldiğini söyleyebiliriz. Önümüzdeki dönemde temel soru, bu sürecin ne kadar süreceği ve ne ölçüde derinleşeceğidir. Hafif bir büyüme kaybı mı, orta ölçekli bir stagflasyon süreci mi yoksa daha sert ve kalıcı bir ekonomik kırılma mı yaşanacağı büyük ölçüde savaşın süresine, enerji arzındaki kesintinin boyutuna ve Hürmüz Boğazı’ndaki kapanmanın devamına bağlı olacaktır.
Küresel ölçekte bakıldığında enerji fiyatlarındaki artış sadece maliyet kanalıyla değil, beklenti kanalıyla da ekonomileri etkilemektedir. Petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki yükseliş, üretim maliyetlerini artırırken firmaların fiyatlama davranışlarını ve tüketicilerin enflasyon beklentilerini yukarı çekmektedir. Bu durum, merkez bankalarının uzun süredir kontrol altına almaya çalıştığı enflasyon beklentilerini yeniden bozabilecek önemli bir risk yaratmaktadır. Dolayısıyla yaşanan gelişmeler, yalnızca bugünün değil, geleceğin enflasyon dinamiklerini de şekillendirmektedir.
Diplomasi ve zaman baskısı
Diplomasi cephesinde ise belirsizlik sürüyor. Donald Trump’ın İran’la görüşmeler yapıldığını ve olumlu sinyaller alındığını açıklamasına karşın İran başlangıçta bunu reddetti. Daha sonra dolaylı temasların olabileceğine işaret edilirken, ABD’nin askerî adımları kısa süreli ertelemesi müzakere ihtimalini gündemde tuttu. İran tarafı ise ABD’nin taleplerini fazla iddialı bulduğunu ve kendi önerilerini sunduğunu ifade etti. Önümüzdeki süreçte üçüncü ülkeler üzerinden yapılabilecek görüşmeler kritik önem taşıyor. Her müzakerede olduğu gibi tarafların başlangıçta maksimalist taleplerle masaya oturduğunu görmekteyiz.
Bu noktada geçen yıl Trump’ın tarifeler sürecinde izlediği yol da önemli bir referans sunuyor. İlk açıklamaların ardından piyasalarda sert dalgalanmalar yaşanmış, ardından geri adımlar ve ertelemeler gelmişti. Aylar süren müzakereler sonunda daha sınırlı bir noktada uzlaşmaya varılmıştı. Ancak bu kez önemli bir fark bulunuyor: ABD’de yaklaşan ara seçimler, sürecin aylarca sürmesini zorlaştırıyor. Bu nedenle hem çatışmaların hem de müzakerelerin daha kısa, haftalar ölçeğinde ilerlemesi daha olası görünüyor.
Nitekim savaşın başlangıcında sıcak çatışmaların aylar değil haftalar sürebileceğini öngörmüş ve benzer bir süreci yaşamıştık. Bugün de müzakerelerin uzun bir döneme yayılmasından ziyade daha kısa sürede sonuçlanma ihtimali daha güçlü duruyor. Mükemmel bir tablo ortaya çıkmasa da bir ateşkes olasılığı hala masada bulunuyor.
Kısmi açılma, uzun süreli risk
Bununla birlikte olası bir ateşkes, Hürmüz Boğazı’nın tamamen açılması anlamına gelmeyecektir. Son haftalarda boğazın kısmen açıldığı, özellikle Asya’ya giden gemilere daha fazla izin verildiği görülmektedir. Bu durum tedarik zincirindeki aksamaların bir kısmını hafifletebilecek bir gelişme olsa da risklerin ortadan kalktığını söylemek mümkün değildir.
Süreç son derece kırılgan ve provokasyonlara açıktır. ABD, İran ve İsrail’in sürecin tamamını kontrol etmesi oldukça zor görünmektedir. Olası bir provokasyon ya da beklenmedik bir gelişme tabloyu hızla daha olumsuz bir noktaya taşıyabilir. Bu nedenle ateşkes sağlansa dahi petrol fiyatlarında, taşıma maliyetlerinde ve genel risk algısında hızlı bir normalleşme beklemek gerçekçi olmayacaktır. Risk primi özellikle enerji fiyatları üzerinden varlığını sürdürmeye devam edecektir.
Öte yandan, sınırlı da olsa bir uzlaşma ve Hürmüz Boğazı’nın daha fazla açılması piyasalara bugüne kıyasla daha olumlu yansıyabilir. Ancak genel çerçevede önümüzde dalgalı, risklerin yüksek olduğu ve zaman zaman iyimserlik ile kötümserliğin yer değiştireceği bir dönem bulunmaktadır.
Sonuç olarak, zaman baskısı altındaki müzakere süreci ve tarafların uzun süreli bir savaşı sürdürebilme kapasitelerine ilişkin sınırlamalar, belirli bir noktada uzlaşma ihtimalini canlı tutmaktadır. Buna rağmen süreç boyunca piyasalarda oynaklık yüksek kalmaya devam edecek; bu durum küresel büyümeyi baskılarken enflasyon üzerindeki yukarı yönlü riskleri de artıracaktır. Sürecin nihai boyutunu ise gelişmelerin seyri ve sahadaki dinamikler belirleyecektir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
YAZARLAR

Erhan Aslanoğlu
İstanbul Topkapı Üniversitesi rektör yardımcısı, akademisyen ve ekonomist. Makroekonomi, Türkiye ve dünya ekonomisi alanlarıyla ilgilenen Aslanoğlu’nun yayımlanmış bir kitabı, kitap bölümleri, çok sayıda makalesi ve tebliğleri bulunuyor. Genel ekonomi, makroekonomik göstergelerin yorumlanması, Türkiye ve dünya ekonomisi, göstergeler ve gelişmeler üzerine seminer ve eğitimler veriyor.

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
ABD'de 2026 ara seçimleri, Trump'ın ikinci döneminin kalan son iki yılının çerçevesini belirlemiş durumda. Resmi olmayan sonuçlara göre demokratlar hem temsilciler meclisinde hem de senatoda çoğunluğu ele geçirdi. Temsilciler meclisini demokratların kazanması beklenen bir sonuçtu. Sürpriz, cumhuriyetçilerin yıllardır elinde tuttuğu eyaletlerde de koltuklarını yitirerek senato tarafını da kaybetmesi oldu. Bu sonuç Washington'da Trump'ın gücünün yeniden dengelenmesi sürecini başlatırken, önümüzdeki iki yılın maliye, ticaret ve dış politika gündemini doğrudan etkileyecek

İstanbul Sanayi Odası’nda (İSO) 13 yıldır devam eden Erdal Bahçıvan dönemi sona erdi. 4 Kasım'da yapılan seçimlerde Adnan Dalgakıran, Bahçıvan'ın desteklediği Ender Yılmaz'ı 67'ye karşı 86 oyla geride bırakarak İSO'nun 2026-2030 dönemi Yönetim Kurulu Başkanı seçildi. Peki yeni İSO Başkanının programında hangi başlıklar var?

BIST 100’ün Ağustos ayında 14 bin 600 puanın üzerine çıktığı, ancak Eylül ayında yatırım fonlarında yaşanan likidite krizinin etkisiyle sert biçimde gerilediği üçüncü çeyrekte, Borsa İstanbul’un yatırımcı kompozisyonunda da belirgin bir ayrışma yaşandı. TÜYİD-Yatırımcı İlişkileri Derneği tarafından Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) verilerinden yola çıkılarak hazırlanan Borsa Trendleri Raporu’nun 2026 üçüncü çeyrek sayısında, yerli yatırımcıların portföy değerindeki kayıpların yabancı yatırımcılara kıyasla çok daha yüksek olduğu, yabancıların ise özellikle sanayi ve ticaret şirketlerindeki ağırlıklarını artırdığı görüldü.

Bu hafta yurt içinde Ekim ayı enflasyonu, imalat sanayisi PMI verileri ve öncü dış ticaret istatistikleri öne çıkarken, yurt dışında ABD'de Ekim ayı istihdam verileri, İngiltere Merkez Bankası'nın (BoE) faiz kararı ve Avro Bölgesi öncü enflasyonu ön planda.
01 Kas 2026

Dünyanın en büyük kripto para borsası Binance'e yönelik tarihin en büyük saldırılarından birinde 6,3 milyar dolarlık varlık etkilendi. Saldırganlar farklı blokzincir ağlarında varlıkları transfer edip ETH ve Bitcoin'e dönüştürmeye yönelirken, Tether, Circle ve diğer kripto kuruluşlarının müdahaleleriyle yaklaşık 2,7 milyar dolarlık varlık donduruldu. Saldırı, dijital finans sisteminin güvenliğini ve kripto piyasasında merkezî müdahale gücünü yeniden tartışmaya açtı.




