
n okuyoruz|Ahmet A. Sabancı dünyada gazetecilik ve medya alanındaki gelişmeleri ve trendleri takip ediyor ve her pazar sabahı NewsLabTurkey tarafından yayınlanan n okuyoruz| bülteninde okurları için derliyor.
LGBTİ+ Onur Haftasını ve Onur Ayı olarak da kutlanan haziranı geride bıraktığımız temmuz ayının ilk günlerindeyiz. Bu yüzden bu haftanın basının ve genel olarak medyanın LGBTİ+ bireylerle olan ilişkisini ele almak için iyi bir zaman olduğunu düşündüm.
Hem ülkemizde hem de küresel olarak ağırlıkla muhafazakâr medyada LGBTİ+ bireylere dair bakışın ve onların ele alınma biçimlerinin ne kadar tehlikeli ve sorunlu olduğunu bu sıralar daha açık bir şekilde görüyoruz. Onur yürüyüşü ülkemizde bir kez daha yasaklanıp LGBTİ+ bireyler ve gazeteciler şiddete maruz kalırken, neredeyse basının tamamı bunu görmezden geldi. Fakat buna karşılık başka bir medya platformundaki en ufak temsiliyetlerini bir korku imgesi olarak kullanıp günlerce haber yapmaları ya da bunu sansürlemeye çalışmaları karşımızdaki sorunun en basit örneği.
Maalesef dünyanın geri kalanı da bu açıdan çok iyi bir durumda sayılmaz. Birçok ülkede eşcinsellik hâlâ suç olarak görülüyor ve çok farklı biçimde toplumda görünmez kılınıyorlar. LGBTİ+ bireylerin Batıdaki popüler medyada görünürlükleri artmış olsa da, söz konusu kendilerine veya yaşadıkları sorunlara dair haberler olduğunda orada da hâlâ haberin öznesi olamıyorlar. Çoğu zaman birileri dışarıdan gelip onlar adına konuşuyor ve bu haberleri nasıl doğru bir şekilde yazacaklarını da öğrenme zahmetine girmiyorlar. Günümüz küresel eğlence medyasının devleri olan Netflix ve HBO gibi platformlarda eşcinsel karakterlerin varlığı, onların sorunlarına dair haberlerde seslerinin kısıldığı gerçeğini değiştirmiyor. Geleneksel medya kurumları Onur Ayı boyunca aslında böyle davranmıyormuş gibi görünmek için çabalasa da, temmuz başlayınca çoğu normale dönüyor.
Geleneksel medyada durum böyle olunca, internet ve sosyal medya platformları LGBTİ+ bireylerin seslerini duyurabilmeleri ve kendileri için önemli olan haber ve içerikleri üretebilmeleri konusunda en önemli alan haline geldi. LGBTİ+ bireyler YouTube'da uzun video makaleler üretmekten, Twitch'te haber sunmaya kadar birçok farklı format ile günümüzde bu sorunun üstesinden gelmeye çalışıyor. Fakat kendilerine ait bir alan kurma çabaları daima homofobik ve transfobik saldırıları da beraberinde getiriyor. Bunun yanı sıra birçok ülkede internetteki içeriği kontrol etmek için getirilen düzenlemelerin de hedef aldığı ilk grup oluyorlar.
Homofobi ve transfobi, girdiği binbir kılıf ile LGBTİ+ bireyleri yok saymak ve görünmez kılmak için onların haber alma ve ifade özgürlüğü haklarına düzenli olarak saldırıyor. Büyük medya kurumları da bunu yalnızca sağladıkları minimum görünürlük ile çözebileceklerini zannediyor. Kimileri için kabul etmesi zor olsa da, LGBTİ+ bireyler ve medya arasındaki bu ilişkinin bir basın ve ifade özgürlüğü meselesi olduğunu, ciddi gazetecilik etiği ihlallerinin kaynağı olduğunu kabul etmek gerekiyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
n okuyoruz|Ahmet A. Sabancı dünyada gazetecilik ve medya alanındaki gelişmeleri ve trendleri takip ediyor ve her pazar sabahı NewsLabTurkey tarafından yayınlanan n okuyoruz| bülteninde okurları için derliyor.
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu haftanın anahtar kelimeleri: Cannes, Hindistan, Google, Çin.
03 Tem 2022

YAZARLAR

n okuyoruz|
Ahmet A. Sabancı dünyada gazetecilik ve medya alanındaki gelişmeleri ve trendleri takip ediyor ve her pazar sabahı NewsLabTurkey tarafından yayınlanan n okuyoruz| bülteninde okurları için derliyor.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir haber sitesi neden 3 dakikada 50 MB indirme yapıp 1.5 GB RAM kapasitesi kullanır?
29 Mar 2026

Gazeteciliğin durumuna romantik değil, gerçekçi bir şekilde yaklaşmalıyız.
01 Mar 2026






