Loreena McKennitt: Şöhreti başarılı bir kariyerle eş tutuyorlar


Paribu ile “Arter’de Uzun Cumartesi” 8 Haziran’da: Tüm sergiler Paribu kullanıcılarına ücretsiz Paribu ve Arter iş birliğiyle dört kez düzenlenen Paribu ile “Arter’de Uzun Cumartesi” bu yıl ikinci kez gerçekleşiyor. 8 Haziran ’da Arter’in kapıları gece yarısına kadar açık ve tüm sergiler Paribu kullanıcılarına ücretsiz olacak. Nedir? Paribu ile “Arter’de Uzun Cumartesi”, Paribu’nun kültür sanat alanındaki önemli iş birlikleri arasında yer alıyor. Etkinlik kapsamında ziyaretçiler, Arter’deki güncel sergilere, kütüphane ve kitabevine 11.00 - 24.00 saatleri arasında erişebiliyor. Sergiler ve sesli rehberler Paribu kullanıcıları için ücretsiz. Bunun yanında Paribu kullanıcıları, sınırlı kontenjanla rehberli turlara da ücretsiz olarak katılabiliyor. Neler var? Etkinlik kapsamında Farz Et Ki Sen Yoksun , Johanna Gustafsson Fürst Dilek Winchester: GLOSSOLALALA , Şakir Gökçebağ: Göründüğü Gibi , Jackie Matisse: Uçurtma Zamanı ve Prix Pictet Human sergileri ziyaret edilebilir. Yekta Kopan ’ın konuk olacağı “Kütüphane Söyleşileri” , yetişkinlere ve çocuklara yönelik atölyelerle gün sonunda gerçekleşecek AYYUKA konseri de sanatseverleri bekliyor. Paribu ile “Arter’de Uzun Cumartesi” kapsamındaki etkinliklere kaydolmak ve bilet almak için Arter’in web sitesini ziyaret edebilir; Paribu sponsorluğunda gerçekleşen tüm kültür sanat etkinliklerini Paribu ’nun sosyal medya hesapları üzerinden takip edebilirsin.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Loreena McKennitt “Hello, nasılsınız?” diyerek açıyor telefonu. Ses tonu şarkılarındaki gibi naif, etkileyici ve bir o kadar da kırılgan. Kelt müziğini dünyaya tanıtan McKennitt, sadece bir müzisyen değil aynı zamanda bir seyyah ve Kanada’nın kültürel hazinesi… McKennitt ile The Mask and Mirror albümünün 30. yıl kutlamaları kapsamında Türkiye’de düzenleyeceği mini turne öncesinde sohbet ettik ve müzik endüstrisinin son dönemdeki hâline ayna tuttuk.
Loreena McKennitt, 30 Haziran’da İzmir Kültürpark Açıkhava Tiyatrosu’nda, 1 Temmuz’da Ankara Atılım Üniversitesi Atılım Sahne’sinde ve 2 Temmuz’da Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda hayranlarının karşısına çıkacak.

Bu telefon görüşmesini nerede yapıyorsunuz?
Şu an çalışma masamın başındayım. Turne öncesi rutinimi oturtmaya çalışıyorum. Çiftlikte yaşıyorum ve verandada bir çalışma masam var. Genellikle sabahları güne koşu ile başlıyorum, ardından duş alıyorum ve sonrasında çalışmalarımı planlıyorum. Geleneksel anlamda bir yöneticim olmadığı için idari işleri ben yapıyorum. Turnelerimi düzenleyen küçük bir ekibim var. Bu dönemde özellikle çok dikkatli bir çalışma içinde oluyoruz.
Geçen Mart ayında yayınlanan ve canlı kayıtlardan oluşan The Road Back Home’un arkasındaki hikaye nedir?
The Road Back Home, planladığım bir şey değildi, neredeyse tesadüfi bir kayıt oldu. Geçen yaz Avrupa’da turneye çıkmamız gerekiyordu, ancak COVID ile ilgili bazı belirsizlikler nedeniyle bir yıl daha ertelemeye karar verdim. Geçen yaz sonunda tatil yaptım. Stratford’daki bir grup Kelt müzisyene ulaştım ve yerel halk festivallerinde sahne almayı önerdim. Yıllardır benden performans sergilememi istiyorlardı ama bunu gerçekleştirememiştim. 60 dakikalık bir set hazırladık ve kaydettik, başlangıçta sadece arşivim içindi… Daha sonra kayıt kalitesinin ticari olarak yayımlanabilecek kadar iyi olmasını sağladık ve nihayetinde dinleyici ile buluşturduk. Bu kayıt, kısa vadeli kararların biraraya gelmesiyle ortaya çıktı.
'Z jenerasyonunun şarkılarıma ilgi göstermesi şaşırtıcı.'
Kariyerinizin 30. yılını kutluyorsunuz. Geçmişe kıyasla müzik, hayatınızda hâlâ ilk günkü kadar önemli bir yer kaplıyor mu? Size ifade ettiği anlam değişti mi?
Anlamı değişmedi ancak artık farklı işlevlere hizmet ediyor. Herkes gibi ben de ruh hâlimi desteklemek veya harekete geçmek için müzik dinlerim. Müzik aynı zamanda eğitimime katkı sağladı. Örneğin benim için tarihi keşfetmenin bir yoluydu. Özellikle Keltlerin tarihi, beni dünyanın dört bir yanına götürdü ve diğer kültürel müzik ifadelerini keşfetmemi sağladı. Bu benim için her zaman heyecan verici ve besleyici oldu.

Z jenerasyonu müziğinizle bağ kurabiliyor mu?
Evet, bu oldukça şaşırtıcı bir deneyim. Uzun süredir buralarda olduğumun farkındayım. İlk kaydımı 1985’te yaptım fakat daha geniş kitlelere ulaşmam 1991'i buldu. Müziğime birden fazla neslin ilgi gösterdiğini görmek güzel bir his.
Bu müziğinizin zamansızlığına da işaret ediyor sanki...
Olabilir... Düzenlemelerin zamansız ve eklektik olmasına özen gösterdik. Bu da şarkıların her nesil tarafından anlaşılmasını ve onlara hitap etmesini sağladı. Elektrik gitarlar, çellolar, çeşitli davullar ve farklı enstrümanların kullanımı müziğimde çeşitliliği sağladı. İnsanlar sözleri hemen anlamasalar bile, çevirileri bulup şarkılar hakkında bilgi edinebiliyorlar. Bu artık eskisinden çok daha kolay. Nesiller arasındaki bu bağlantıyı görmek beni mutlu ediyor.
'Müzik yapmak farklı yemeklerden oluşan bir öğün hazırlamak gibi…'
Birçok sanatçı yüksek maliyetlerden dolayı turnelerini iptal ederken siz yeniden yola çıkmaya hazırlanıyorsunuz. Turne programınızdaki konser mekanlarını seçerken nelere dikkat ediyorsunuz?
Turne yapmak, birçok detaya dikkat etmeyi gerektirir. Bu birkaç kişi birlikte çıkılan seyahatlere benziyor. İdari açıdan; mekanları, şehirler arasındaki mesafeleri, otobüslerin park yerlerini, konaklamaları ve benzeri şeyleri önceden tartışırız. Konaklayacağım otelin pencerelerinin mutlaka tamamen açılır olmasını isterim. Bu gibi detaylara dikkat ederim. Performansımın bütünlüğü için güçlü ses ekipmanlarına sahip olmayı seviyorum. Bu sadece bizim için değil, izleyiciler için de çok önemli.
Yaratıcı tarafta ise; şarkı sırasını, tonları ve bazen sahnede ne hakkında konuşacağımı planlarız. Her mekan farklıdır, bu yüzden her şeyin teknik ve müzikal olarak doğru planlandığından emin olmak için uzun soundcheck'ler yaparım. Pek çok şeyle ilgileniyorum. Ama her zaman kendime şunu hatırlatıyorum, insanlar her şeyden önce benim şarkı söylememi dinlemeye geliyor.

Nasıl sahnelerde kendinizi rahat hissedersiniz?
Duruma göre değişir. 30’uncu yılını kutladığım The Mask and Mirror turu benim için önemli. Bu da şu demek, eğer aşina olduğum bir yerde sahne alıyorsam ve ses kalitesi iyiyse performans sırasında kendimi kaybedebilirim. İzleyiciyle ve bulunduğum yerle bütünleşmeye çalışırım. Bu, özgürleştirici bir deneyim ve seyirciyle paylaşımda bulunmak için bir fırsat. Müzik yapmak da farklı yemeklerden oluşan bir öğün hazırlamak gibi. İnsanların keyif alacağını umarsınız ancak teknik sorunlar dikkat dağıtıcı olabilir. İki saat süren uzun soundcheck’ler yapmamın nedeni de bu.
Bu sadece müziği taze tutmak için değil, aynı zamanda her mekan farklı olduğundan teknik olarak da kendimizi geliştirmek için önemli. Her şeyin yolunda gittiği bir sahnede olmak ise özgürleştirici. Ancak bunun çok büyük bir güç olduğunu söyleyemem, belki mütevazı bir güç diyebilirim.
'Şöhreti başarılı bir kariyere sahip olmakla eşdeğer tutuyorlar.'
Şarkılarınızda şiirlerden parçalar kullanma sebebiniz nedir?
Söz yazmak benim için zor. Kendimi güçlü bir söz yazarı olarak görmüyorum, bu yüzden genellikle farklı şairlerin eserlerinden yararlanıyorum. Bazen beklenenden daha güçlü bir şey elde ediyorum, ancak genel olarak benim için söz yazmak müziği yapmaktan daha güç.
Müzik sektöründe olmak sizce eskiye göre daha mı zor? Şarkı yayımlamak daha kolayken para kazanmak zorlaştı sanki…
Bu sektör hiçbir zaman güçlü iş protokollerine sahip bir zeminde yer almadı. Müzik endüstrisi her zaman biraz Vahşi Batı gibiydi ve internet bunu yüz kat artırdı. Napster ilk çıktığında müziğimiz tam anlamıyla çalınmış gibiydi. Ardından Spotify gibi online müzik dinleme hizmetleriyle finansal model değişti. 10 cent gibi küçük rakamlar ödemeye başladılar. Eskiden CD veya plakta şarkı başına 25 cent alıyorduk, ancak şimdi ödemeler çok daha az. Risk sermayedarları tarafından sıklıkla yapay olarak desteklenen yayınlar ortaya çıktı. Böylelikle para daha az kişinin eline geçer hâle geldi. Yaratıcı sınıf ve tüm ekosistem bundan etkilendi. İnternette çok çok yetenekli insanlar var ama geçimimizi sağlayacak öngörülebilir, uygulanabilir bir iş modeli yok.
'Evimdeki kanunu çok az çalabiliyorum.'
Şu anda müzik yaparak geçinmek, özellikle yeni sanatçılar için çok daha zor. Kariyerinin başındaki gençler müzikle ailesini geçindiremiyor. İnsanlar şöhreti başarılı bir kariyere sahip olmakla eşdeğer tutuyor. Ama şöhret mutlaka finansal başarıyı getirmiyor. Günün sonunda kira ödemek ve karnınızı doyurmak için paraya ihtiyacınız var. Piyasaya daha önceki bir dönemde çıktığım için şanslıyım. Eğer şimdi başlasaydım, eminim ki kariyerim bu kadar başarılı bir şekilde gelişemezdi. Aynı başarıyı elde etmek için çok daha zor olurdu.
30 yıllık kariyerinize dönüp bakınca herhangi bir pişmanlık duyuyor musunuz?
Pek duymuyorum. Başlangıçta ne yaptığımı bilmesem de ne istemediğimi biliyordum. Kanada’nın bozkırlarında bir çiftçi topluluğunda büyüdüm. Her zaman bağımsız ve kendi kendine karar veren biriydim. Geleneksel bir menajere sahip olmak bana hiçbir zaman mantıklı gelmedi. Yol boyunca bana bir şeyler öğretecek kitaplar ve insanlarla karşılaşacak kadar şanslıydım. Kariyerimi kendi değerlerim ve ilkelerim doğrultusunda kendim yönetmeye karar verdim. Bilinen yolu izlemiş olsaydım, her şey çok farklı olabilirdi fakat bu kadar iyi sonuçlanmazdı. Bu yüzden çok fazla pişmanlığım yok.

Yakında İzmir, Ankara ve İstanbul’da sahne alacaksınız. Türkiye ile aranızdaki ilişkiyi nasıl tarif edersiniz?
Kalbimde Türkiye ve Türkiye'deki insanlar çok özel bir yere sahip. Hem profesyonel olarak hem de araştırma yapmak için kişisel olarak Türkiye’ye birçok kez seyahat ettim. Misafirperverlikleri ve kültürel zenginlikleri inanılmaz. Oradaki insanların müziğimle bağ kurması şaşırtıcı ve memnuniyet verici. Türkiye’de birçok insanla tanıştım. Bağlantım, o bölgeden ritmik unsurlar içeren bir Noel kaydıyla başladı. Daha sonra, An Ancient Muse albümüne kanun ve kemençe gibi enstrümanları dahil ettim. O albümde The Gates of Istanbul adlı şarkım ortaya çıktı. Bu seslerin birleştirilmesi, Türk dinleyicilerle güçlü bir bağ kurmama yardımcı oldu.
Bir röportajınızda kanununuz olduğunu okudum. Çalabiliyor musunuz?
Çok az. Sadece The Ancient Muse turnesinde çaldım. Sesini seviyorum ama kesinlikle ustalaşamadım.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Türkiye'deki mini turnesinin öncesinde Loreena McKennitt'le konuştuk. İstanbul'da bu yazın kaçırılmaması gereken konser ve festivallerini listeledik.
04 Haz 2024

YAZARLAR

Eda Solmaz
Müzik yazarı

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR



