Mahalle evleri yaygınlaşırken


Balat ve Nişantaşı’nda nitelikli kahvenin adresi: Coffee Department
Nitelikli kahve tabiri; kendine has coğrafyalarda yetişen, yetiştiği bölgenin koşullarına göre aroma ve tat profili kazanan ve bazı standartları karşılayan kaliteli kahve çekirdeklerini tanımlamak için kullanılıyor. Üçüncü dalga kahve…
Daha fazlasını öğren →
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
2012’de Yeldeğirmeni’ne taşındıktan bir süre sonra Rasimpaşa Gönüllü Evi’yle tanışmıştım. Mahallenin dokusundan öte, mahallede yaşayanların birbirlerine destek olmasını sağlayan bu yapı, belediye tarafından destekleniyor ve çeşitli müzik aletleri, el işi gibi beceriler için eğitimlerin düzenlenmesine önayak oluyordu. Kamu kurumunun bir mahallenin sakinleri için icraatlarında güzel bir iş birliği olarak dikkatimi çekmişti. Sonrasında bu gönüllüler ağının, belirli mahallelerde değil, her mahallede olduğunu öğrendim. Bu girizgâhın sebebi ise, geçen hafta Örnektepe ve Sulukule mahalle evlerinin açıldığı duyunca gelecekte bizi mahalleliler olarak neler bekliyor diye düşünmekten kendimi alamamam.
Mahalle Evi ve yerel yönetim ilişkisi: İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun seçim vaatlerinden biri olan mahalle evleri, yerleşim yerindeki sakinlerin yardımlaşmasını, buluşmasını ve kimi konulardaki eğitimini ele alıyor. Projenin, şehrin genelinde 4 bin kişiye istihdam sağlaması amaçlanırken aynı zamanda kutlamalar ve müsabakalar için yer temin edilmesi planlanıyor. Yerel yönetim yetkilisi mahalle muhtarlarını da dâhil eden projenin kamu ve halk arasındaki bağı güçlendireceği söyleniyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Kanal İstanbul, ekosistem için ne demek? İstanbul'da denize girmek hayal mi? Şehrin dört ayaklı sakinleri, şehir hakkında acaba ne düşünüyor?
29 Kas 2020

YAZARLAR

Ege Dikencik
1990'da Bursa'da doğdum. Bursa Erkek Lisesi ve İTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü'nden mezun oldum. Beş sene süren profesyonel spor hayatım ve birkaç sene zorlanarak gittiğim şan dersleri hayatıma nasıl şekil vermem gerektiğiyle ilgili çok şey öğretti. İstanbul'a geldiğimden beri birçok farklı işi ucundan deneyimledim ve harika insanlarla tanıştım. Şimdilik öğretim hayatıma yüksek lisansa kadar ara verdim; 'eğitim' hayatım ise tam hızıyla devam ediyor.

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ara Güler’in objektifinden kalan İstanbul’u bütünüyle geri getirmek mümkün değil. Sokaklar değişti, bazı yapılar ortadan kalktı, kıyılar başka işlevler kazandı. Ara Güler’in ölümünün 8. yılında fotoğraflarına yeniden bakmak, yalnızca eski günleri anmak için değil, yaşadığımız kenti sorgulamak için de bir fırsat.

Bir zamanlar iyi geldiği için adı "terapi" konan bölgelere sahip bu şehir, bugünlerde çoğumuzun psikolojisinin bozulmasının sebeplerinden biri hâline gelmiş gibi. Belki de sorun İstanbul’un yalnızca çok kalabalık olması değildir. Belki sorun, İstanbul’un bize kendimiz için giderek daha az yer bırakması. Belki mesele yalnızca trafik değil, gürültü değil, nüfus değil, beton değil. Bütün bunların arasında kendimize ait küçücük bir alan bulamamak.

Dört yıllık tadilatın ardından yeniden açılan Eski Şark Eserleri Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin geniş koleksiyonundaki hikayelerin peşine düşmek için İstanbullulara bahane oldu. Dört bin yıllık bir aşk şiirinden Assur’un süslü cinlerine, Midillili bir köpeğin mezartaşından müze bahçesindeki altı Bizans, üstü Osmanlı çeşmesine, bu kez hemen akla gelen başyapıtlarla değil, ilk bakışta gözden kaçabilecek ilginç hikayeler eşliğinde geziyoruz müzeyi.

İstanbul’da gezerken bazen bir sarnıcın önünden geçeriz, bazen bir sur parçasının yanından. Bazen eski bir kilisenin, bazen bir saray kalıntısının, bazen de adını bilmediğimiz bir sütunun önünde dururuz. Çoğu zaman fark etmeyiz; fark ettiğimizde de bu kalıntıları ayrı ayrı görürüz. Ayasofya bir yerde durur, Kariye başka bir yerde. Oysa bütün bunlar aynı büyük hikayenin parçalarıdır: İstanbul’un bin yılı aşan Roma / Doğu Roma başkentliği.

Kadıköy değişiyor ama bu sadece yapısal bir dönüşüm değil. Bu, bir mahallenin değişen yaşam kültürünün, aşınan kent belleğinin ve yaşadığı çevre üzerinde söz sahibi olmak isteyen sakinlerinin hikayesi aynı zamanda. Caferağa Mahallesi Muhtarı Hanife Dağıstanlı, son 15 yılda semtin geçirdiği dönüşümü kent belleği, kamusal alan ve aidiyet üzerinden değerlendiriyor.




