Maliyet enflasyonunda kurun yerini faiz mi aldı?

Enflasyon bir türlü düşmüyor. Dahası, süreç uzadıkça kur sabit kalsa bile yüksek faiz ciddi bir maliyet unsuru haline dönüşmüş durumda.
Maliyet enflasyonunda kurun yerini faiz mi aldı?

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

Enflasyon bir türlü düşmüyor. Dahası, süreç uzadıkça kur sabit kalsa bile yüksek faiz ciddi bir maliyet unsuru haline dönüşmüş durumda.

Merkez Bankası, 21 Kasım 2024 tarihli Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında her ne kadar şu ifadeleri kullanmış olsa da:

“Ekim ayında enflasyonun ana eğiliminde düşüş gözlenmiştir. Son çeyreğe ilişkin göstergeler, yurt içi talebin yavaşlamaya devam ederek enflasyondaki düşüşü destekleyici seviyelere geldiğini ima etmektedir. Temel mal enflasyonu düşük seyretmeye devam ederken, hizmet enflasyonunda iyileşmeye dair sinyaller belirginleşmiştir.”

Durum aslında böyle değil.

Merkez Bankası, bu ifadelerle belki de Aralık ayında olası bir faiz indiriminin kapısını aralık bırakmak istemiş olabilir. Ancak enflasyonun ana eğiliminin düştüğüne yönelik herhangi bir emare yok. Üstelik trend haline dönüşmüş bir olumlu seri de gözlemlenmiyor. PPK toplantısındaki bu açıklamalar bana hem zorlama geldi hem de geçmişte çokça eleştirilen Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu’nun, faiz indirimine bahane yaratmak için farklı yönleri işaret ettiği dönemleri hatırlattı.

Ekonomi yönetimi ve Merkez Bankası’nın yeni PPK üyeleri göreve başlayalı hayli zaman geçti. Elbette temellerine dinamit yerleştirilmiş ve acımasızca patlatılmış Türkiye ekonomisini toparlamak kolay değil. Ancak yalnızca para politikası önlemleri ve açıkladığı rakamlara pek az kişinin inandığı TÜİK verileriyle yola devam etmek bizi ancak buraya kadar getirdi.

Ortada bir maliye politikası yok. Üstelik Ticaret Bakanlığı’nın maliye adına aldığı bazı önlemler, içeride enflasyonu daha da artıracak türden. Örneğin, 27 Kasım 2024 tarih ve 32735 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 9168 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Türkiye’ye girişi yapılan kargo ürünlerinde, nakliye giderlerinin eşyanın kıymetine ilave edilmesi kararlaştırıldı.

Bu düzenlemeyle, Ağustos 2024’te 150 Euro’dan 30 Euro’ya indirilen kargo limitine gönderim ücreti de dahil edilmiş oldu. Türkçesi, yurt dışından internetten bir şey alamazsınız demek. Çünkü zaten yurt dışından Türkiye’ye gönderilecek bir ürün için 30 Euro kargo ücreti oldukça makul. Diyelim ki kargo ücreti 20 Euro; bu durumda ürünün kendisinin değeri ancak 10 Euro olabilecek.

Bu yeni düzenlemeyle içeride belirli internet satış platformları, artık diledikleri fahiş fiyatı ürünlerine gönül rahatlığıyla koyabilecek. Bu karar, ekonomik etkilerin ne kadar sağlıklı analiz edildiğinin düşündürücü bir örneği. İçeride enflasyonu artıran, vatandaşın dünya ile bağlantısını koparan ve zaten mutsuz olan gençleri daha da mutsuz eden bir uygulama.

Peki alınan kararlarla dış talepte azalma sağlanabilmiş mi? Ticaret Bakanlığı verilerine bakalım: Eylül 2024’te Türkiye’nin toplam ithalatı içinde tüketim mallarının payı %15,6 iken, Ekim 2024’te bu oran %17,4’e yükselmiş. Yani, kargo ile yapılan ithalat sınırı 150 Euro’dan 30 Euro’ya indirilirken, Ticaret Bakanlığı tarafından sıralanan gerekçeler fos çıkmış. Tüketim malları ithalatı bir aydan diğerine rekor kırarken, enflasyonda da bir iyileşme görülmemiş. Atılan taş, ürkütülen kurbağaya değmemiş bile.

Koskoca Ticaret Bakanlığı bu analizleri yapamaz mı? Yapamıyor işte. Belli ki cin fikirli birileri ortaya bir fikir atıyor ve günü kurtarmak adına bu fikir sahipleniliyor. Biz bu Cin Ali tarzı fikirleri geçtiğimiz dönemin Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati döneminde sıkça gördük. O dönemde de bu garip kararları alkışlayanlar vardı, şimdi de var. Bu hiç değişmez.

Kasım ayının ilk Pazar gününde sessiz sedasız yayımlanan İstanbul Ticaret Odası’nın enflasyon rakamlarına bakalım. Kasım ayında Ücretliler Geçinme Endeksi, yani TÜİK’in TÜFE’sine denk gelen veri, aylık bazda %3,07 geldi. Oldukça yüksek bir rakam. Giyim harcamaları İstanbul’da bir ayda %5,25 artarken, gıda harcamaları %3,28 arttı. Ulaştırma ve haberleşme harcamaları ise %0,81 azaldı.

Haberleşme demişken, Türkiye’de internetin yavaşlığının sorumlusu Türk Telekom’muş. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı öyle söyledi. Gülsek mi, ağlasak mı bilemiyorum. Türk Telekom’un Sağlık Bakanlığı’na bağlı olduğunu düşünesim geliyor. Avrupa’nın en yavaş internetine çok yüksek ücret ödüyoruz ama en azından bu ay İstanbul’da iletişim harcamaları biraz düşmüş.

Mal fiyatlarının, sabit kur rejimine rağmen artmasının en önemli nedenlerinden biri, talebin hâlâ canlı olması ve uzun süredir devam eden yüksek faizin temel maliyet unsurlarından biri haline gelmesi diye düşünüyorum. Ancak mevcut program maalesef istenilen sonucu vermiyor. Gerçi ortada bütünleşik bir program da yok. Yalnızca, “İyi gidiyorsunuz” diyen yabancı raporların gazı devam ediyor. Yüksek faiz onların işine gelirken, “Programın maliye bacağı eksik”, “Hükümetiniz tasarruf yapmıyor”, “Bu şekilde enflasyonu düşüremezsiniz” diyecek halleri yok.

Biz ise yine aynı umutla enflasyonun düşmesini bekliyoruz. Vatandaş hariç herkesin keyfi yerinde.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

EXANTEEXANTE

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

🏦 Aralık beklentisi güçleniyor

Piyasaların gözlerini çevirdiği manşet enflasyon nihayet açıklandı. Açıklanan aylık oran, beklenen oran olan %1,9'un üzerinde olsa da beklenen düzeye yakın olduğu için faiz indirim beklentilerinin başka zamana ertelenmesine neden olmadı.

04 Ara 2024

AA

YAZARLAR

Prof. Dr. Burak Arzova

Akademisyen. 1994 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nden mezun olmasının ardından araştırma görevlisi olarak göreve başladı. 1996 yılında yüksek lisans, 2000 yılında doktorasını tamamlayan Arzova, 2004 yılında doçent, 2009 yılında da profesör oldu. Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi, Muhasebe-Finansman Ana Bilim Dalı’nda öğretim görevlisi.

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

EXANTEEXANTE

HİKAYE

Haftalık takvim: Üç majör merkez bankası

Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda yoğun bir veri takvimi izlenecek. Yurt içinde Salı günü açıklanacak merkezi yönetim bütçe dengesi ve Çarşamba günü açıklanacak Ağustos ayı Konut Fiyat Endeksi ile Perşembe günü yayımlanacak TCMB Para Politikası Kurulu toplantı özeti ön plana çıkarken, yurt dışında Çarşamba günü açıklanacak Fed faiz kararı ile Perşembe günü İngiltere Merkez Bankası ve Cuma günü Japonya Merkez Bankası tarafından açıklanacak faiz kararları takip edilecek.

14 Eyl 2026

Haftalık takvim: Üç majör merkez bankası
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Jeopolitik haber akışı ile pozisyon almak

Jeopolitik gelişmeler piyasaların en zor fiyatladığı risklerden biridir. Savaşın ne zaman sona ereceğini, bir zirveden hangi kararın çıkacağını veya seçimlerin siyasi dengeleri ne ölçüde değiştireceğini önceden bilmek mümkün değildir. Buna rağmen jeopolitik haber akışı yatırımcı açısından tamamen öngörülemez bir alan da değil.

Eren Kuru

·

11 Eyl 2026

Jeopolitik haber akışı ile pozisyon almak
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Eylül ayı PPK kararı: TCMB'de normalleşmenin sınırları

Türkiye’de para politikasının yakın vadeli geleceğine dair soru işaretleri, jeopolitik karmaşa ve yansımalar bir yana, makro gündemin ana maddesi olmaya devam ediyor. Dezenflasyon sürecinde izlenen yatay-aşağı görünüm, şirketlerin birikimli finansman ihtiyacı ve enerji fiyatlarındaki oynaklık, Merkez Bankası’nın hareket eğilimine aynı anda ancak farklı yönlerde etkiliyor. 10 Eylül tarihli PPK kararını da bu kapsamda ve daha geniş bir çerçevede okumak gerekiyor.

Eralp Ersoy

·

11 Eyl 2026

Eylül ayı PPK kararı: TCMB'de normalleşmenin sınırları
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Orta Vadeli Program (OVP) ve hedeflerden sapmalar üzerine

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program'ı açıkladı. Bu programa iki ayrı soruyla yaklaşılabilir. Birincisi iç tutarlılıktır. Büyüme, enflasyon, işsizlik ve bütçe rakamları birbiriyle uyumlu mu? İkincisi dış geçerliliktir. Bu belgelerin geçmişte verdiği rakamlar, kaydedilenle karşılaştırıldığında ortaya nasıl bir sicil çıkıyor?

Yaman Alp Ungan

·

10 Eyl 2026

Orta Vadeli Program (OVP) ve hedeflerden sapmalar üzerine
EXANTEEXANTE

HİKAYE

750 milyarlık YTAK küçük yatırımlara açılıyor: Ucuz kredinin koşulları neler?

Ekonomi yönetimi Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi (YTAK) programının limitini Temmuz ayında 750 milyar TL’ye yükseltti. Yakın zamanda açıklanan 2027-2029 Orta Vadeli Programı’nda (OVP) ise katma değeri yüksek, daha küçük ölçekli imalat yatırımları için yeni bir uygulama hazırlanması kararlaştırıldı. Peki finansmanın koşulları neler?

Emircan Yaman

·

10 Eyl 2026

750 milyarlık YTAK küçük yatırımlara açılıyor: Ucuz kredinin koşulları neler?