Merve Asya Özgür ile ‘O da Bir Şey Mi’: Hikaye anlatmak benim için nefes almak gibi

Pelin Esmer’in Adana Altın Koza Film Festivali’nden En İyi Film dahil 8 ödülle dönen filmi "O Da Bir Şey Mi"deki rolü ile etkileyici bir çıkış yakalayan oyuncu Merve Asya Özgür ile film, festival yolculuğu ve hikaye anlatıcılığı üzerine konuştuk.
Merve Asya Özgür ile ‘O da Bir Şey Mi’: Hikaye anlatmak benim için nefes almak gibi

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Yüksek egolu bir yönetmen, Levent ve bir film festivali için gittiği Söke’deki otelinde kat görevlisi olarak çalışan, onu ve filmlerini çok iyi tanıyan bir genç kadın, Aliye. Pelin Esmer’in bol ödüllü filmi O Da Bir Şey Mi, birbirinden tamamen farklı hayatlara sahip bu iki uzak insanı, Aliye’nin kendi hikayesini anlatmak ve baştan yazmak arasında gidip gelen ses kayıtları aracılığıyla kesiştiriyor. Göz önündeki insanların sıradanlığını gösterdiği kadar sıradan insanların anlatmaya değer hikayelerinin olduğuna da ikna eden film, sinema dünyasına ve film festivallerine dair esprili gözlemleriyle de zenginleşiyor. 

Filmin başrollerini Timuçin Esen ile paylaşan, Aliye rolündeki Merve Asya Özgür beyazperdedeki ilk rolüyle göz kamaştırıyor. Ayvalık Film Festivali’nde tanıştığımız Merve ile bir hafta sonra, kariyerinin ilk ödülünü almadan birkaç saat önce Adana Altın Koza Film Festivali’nde tekrar biraraya geldik. O Da Bir Şey Mi ve festival yolculuğu, oyunculuk ve hikaye anlatıcılığı üzerine konuştuk.

Hepimiz için çok yeni bir yüzsün. Oyunculuğa nasıl başladın, buraya nasıl geldin?

Uzun bir hikaye aslında. Oyunculuğa Eskişehir’de başladım. İlk üniversitemi orada okudum. O zaman 17 yaşındaydım. Benim için Anadolu’nun daha doğusundan gelip ilk kez bir kent yaşamıyla tanıştığım yerdi Eskişehir. Orada ilk defa tiyatroya gittim, senfoni konseri dinledim, kafe kültürünü gördüm. Bunların hepsi yeniydi benim için.

Üniversitenin üçüncü sınıfında tiyatro, hayatımda sığınacak bir yer gibiydi. Şehir tiyatrolarının gençlerle işbirliği yaptığı bir “Gençlik Sahnesi” vardı, oranın seçmelerine girdim. Çok safiyane bir yerden girdim hatta, oyunu bile okumamıştım! Ama bir şekilde oldu. Orada aldığım eğitim bana başka bir pencere açtı.

O dönemde örgütleniyor, kendimi ifade etmenin yollarını arıyordum. Tiyatro bu anlamda yeni bir yoldu. Belki daha doğru ya da işlevsel olduğu için değil ama benim için yeni bir nefes oldu. Sürecin sonunda “Ben tiyatro okumak istiyorum” dedim. Yaz tatilinde sınavlara girdim, Kadir Has Üniversitesi’ni kazandım. Böylece tiyatro benim için artık bir meslek hâline geldi.

O Da Bir Şey Mi | Kaynak: Bir Film

O da Bir Şey Mi nasıl oldu? Bir ajans ya da kast direktörü aracılığıyla mı dahil oldun, yoksa Pelin Esmer mi seni buldu?

Okul aracılığıyla oldu. O zaman menajerim bile yoktu. Son sınıfa yeni geçmiştim. 3. ve 4. sınıfların da dahil olduğu, Kadir Has Mezunları Whatsapp grubuna bir ilan geldi: “25 yaş civarı kadın oyuncu aranıyor.” İlgilenenlerden üç dakikalık bir tanıtım videosu isteniyordu.

Ben Pelin Esmer’i daha önce Kraliçe Lear ve Oyun ile biliyordum, kurmacalarını sonradan izledim. Türkiye’de böyle şeyler yapan insanlar olması beni heveslendirmişti, bende heyecan uyandıran, çok saygı duyduğum bir yönetmendi. 

Yaklaşık 15 gün sonra beni yüz yüze görüşmeye çağırdılar. Bu benim ilk seçmemdi. Çok şanslı hissediyorum, çünkü sektörde çok yetenekli insanlar var ama her zaman karşılık bulamayabiliyorlar. Benim içinse her şey o anda başladı; henüz son sınıfta, ilk seçmemde böyle insanlarla karşılaştım.

Çok deneyimli bir oyuncu o rolde sırıtabilirdi zaten bence. Sen o kadar doğal görünüyorsun ki… Hem oyunculuğunu hem de filmi çok sevdim. Hikaye anlatıcılığı üzerine filmler beni hep çeker zaten, bu film de öyle. Senin için ne ifade ediyor hikaye anlatmak?

Hikaye anlatmak çok şey demek benim için. Biz zaten sözlü geleneğin çok güçlü olduğu bir coğrafyada yaşıyoruz. Ben dokuz ay kış, üç ay bahar yaşanan bir dağ köyünde doğdum. Elektriğin olmadığı, suyun donduğu karanlık gecelerde dedem bana masallar anlatırdı. Gözleri görmeyen bir masalcıydı, Teresias gibiydi. Cinlerin, perilerin, padişahların dünyasında büyüdüm.

O hikayelerle büyümek, hikaye anlatmanın ne demek olduğunu erken yaşta öğretti bana. Sonra özel bir üniversitede burslu bir öğrenci olarak tiyatro okumaya başlayınca çok yabancılık çektim, kendimi tekinsiz hissettiğim, yetersiz hissettiğim anlar oldu. Ama hep o köydeki hikayeleri, o anlatıcı ruhu hatırladım. Bu da beni hep diri tuttu.

Hikaye anlatmak benim için nefes almak gibi; hayatı daha katlanılabilir kılıyor. Aliye’nin de yaptığı biraz buydu zaten — hikayesini yeniden kurarak yaşamak. Bu rolü o yüzden çok istedim.

Filmde Aliye çok kişisel bir hikayeyi bir yabancıya anlatıyor. O rahatlığı nereden buluyor sence?

Bence orada bir arsızlık, bir cüret var. Sinemacılar otele geliyor, orada kalıyorlar, o dünyanın nasıl işlediğini uzaktan gözlemlemiş. Ama bir yandan da o dünyanın hiyerarşilerinden habersiz. Bu da ona bir cesaret veriyor. Birine, özellikle seni yargılayamayacak birine anlatmak da ayrı bir özgürlük. Çünkü Levent onun geçmişini bilmiyor. Küçük bir kasabada herkesin birbirini tanıdığı o dünyada, Aliye sonunda kendini yargılamayacak birine konuşuyor. Boş bir sayfaya yazmak gibi.

Bir sürü de yan karakter var. Onların hikayelerinden seni en çok etkileyen hangisiydi?

Aliye’nin, hep bir yarış içinde olan o diğer karakterleri dinlerken o yarışın içinde kendi hikayesini kurduğu fikrini çok seviyorum. “O da bir şey mi, benimki böyle…” diye diye aslında hepsi birbirleriyle yarışıyor ama Aliye onları dinleyerek kendi anlatısını zenginleştiriyor. Öyle bir gözlemci…

Beni en çok etkileyen, balıkçının hikayesindeki kadının çocuğunun önünde ölmesiydi. Aliye’nin geçmişiyle bağlantılı bir sahneydi. Kendi hayatında da ölümle ilgili bir deneyimi olduğu için, o hikaye ona başka türlü dokunuyordu.

Merve Asya Özgür, 32. Adana Altın Koza Film Festivali’nde Türkan Şoray Umut Veren Genç Kadın Oyuncu Ödülü’nü kazandı. | Fotoğraf: Adana Altın Koza Film Festivali

Filmde sinema dünyasına dair çok ince gözlemler ve sektörel şakalar da var. İzleyici olarak beni çok eğlendirdi. Hikayedeki bu detayların izleyiciyi yabancılaştıracağına yönelik bir endişen oldu mu ya da sen kendin yabancı hissettin mi? Ne bileyim orada, filmin içindeki filmde q&a’i Muammer Brav’ın yapıyor olması bile o kadar komikti ki benim için…

Başta hissettim tabii. Bazı detayları anlamam biraz zaman aldı. Ama sonra festivalleri gezerken, dediğin gibi Muammer Brav ile gerçekten bir q&a sırasında tanışınca örneğin, filmin sanki gerçek hayatta devam ettiği hissine kapıldım. Artık benim için de daha katmanlı bir şey.

Bence her seyirci kendi deneyiminden bir şey anlıyor. Sektörü bilen biri daha fazla ayrıntı yakalıyor ama dışarıdan bakan biri de perde arkasını merak ediyor. O yüzden film herkes için başka türlü çalışıyor.

Peki filmle festivalleri dolaşırken, filmdeki hikayeleri çağrıştıran anlar çok oldu mu?

Evet, çok oldu! Mesela Rusya’daki Tarkovski Film Festivali’nde bir otel odasında söyleşi öncesi hazırlanıyordum. O telaşla kapıyı açtım, oda temizliği için gelen genç bir Rus kadınla göz göze geldik. İngilizce bilmiyordu ama o an birbirimizi anladık. Dedim ki, “Film hâlâ devam ediyor galiba.”

Zaten çekim sürecinde de öyleydi. Pelin Hoca bizi otelde temizlik yapan kadınlarla tanıştırdı, birlikte çalıştık; otelde temizlik yaptık birlikte. Filmle hayat birbirine karıştı. Gerçeğin ne olduğu bir noktadan sonra önemini yitiriyor gibi… 

O Da Bir Şey Mi | Kaynak: Bir Film

Filmin hikayeyi sahiplenmeye ya da hikayenin kime ait olduğuna dair güçlü bir finali var. Memnun musun finalden?

Çok memnunum. Başka ihtimaller elbette olabilirdi ama Aliye’nin kendi hikayesinin sonunu belirlemesi bana çok güçlü geliyor. En başından beri kendi hayatını yeniden kuran bir karakterin, sonunda hikayesini sahiplenmesi çok doğru bir yerden bitiyor bence. Bir sürü şey düşündürüyor bana. İyi ki de böyle oldu diyorum. O da pişman olmamıştır bence kararından; böyle bir kararı veren bir kadın pişman olmazdı. Bu hâliyle çok anlamlı geldi bana.

Bir de işin teknik kısmıyla ilgili bir soru sorayım. Ses kayıtlarını stüdyoda mı yaptınız, yoksa gerçekten telefondan mı kaydettiniz?

Gerçekten telefondan kaydettiğimiz kısımlar da var. Bazı teknik nedenlerle stüdyoda tekrar kayıt aldığımız da oldu ama çoğu sahnede ben gerçekten telefona konuşuyordum. Hangi kayıtların hangileriyle birleştiğini ben de tam bilmiyorum açıkçası.

Hiç yapay durmuyordu, çok doğaldı.

Çünkü artık ezberlemiştim. (Gülüyor.) O kadar çok ses kaydı yaptım ki… Ama kendi sesimi duymak hâlâ çok zor. Ses kayıtları sırasında hem karakterin katmanlarını hem de teknik kısmı düşünmek gerekiyordu. Bazen “Bu ses kayıtları bir bitse artık!” dediğim oluyordu. Ama Pelin Hoca çok sabırlıydı, ne istediğini çok güzel anlattı.

O Da Bir Şey Mi | Kaynak: Bir Film

Filmin sanki gerçek hayatta devam ettiği hissine kapıldım” dedin ya demin… Bu konuşmanın ses kaydının benim telefonumda duracak olması da filmi hatırlatıyor bana. Filmin bir parçasını hep yanımda taşıyacağım gibi…

Levent’ten sonra sen o kadar zorlamıyorsun neyse ki! (Gülüşmeler.)

Son olarak, senin için sırada ne var? 

Ekim'de kendi yazdığımız bir tiyatro oyununu sahneleyeceğiz. Kurmaca ve gerçekliğin iç içe geçtiği, uyku. ölüm. dondurma. ülke. adlı bir oyun. Sahne bulabilirsek ay sonunda izleyiciyle buluşacak.

Bir yandan da O da Bir Şey Mi’nin festival yolculuğu devam ediyor. Adana’dan sonra Filmekimi’nde de gösterilecek. Vizyonda daha çok insana ulaşacağız umarım. Yeni projeler konusunda umutluyum ama ben tiyatrodan devam edeceğim gibi görünüyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

YAZARLAR

Emre Eminoğlu

Sinema, kültür, sanat yazarı ve editör. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

2026 sinemasında yolun yarısı: Yıl sonunda hangi filmleri hatırlayacağız?

Beyazperdede yılın ilk yarısına Phil Lord ve Christopher Miller imzalı "Project Hail Mary" ve korku sinemasının yükselişi damga vurdu. 2026'nın ilk altı ayını geride bırakırken gişede ve festivallerde öne çıkan filmleri ve bazı keşifleri yeniden hatırlıyoruz.

Emre Eminoğlu

·

17 Tem 2026

2026 sinemasında yolun yarısı: Yıl sonunda hangi filmleri hatırlayacağız?
DuendeDuende

HİKAYE

Bibliyoterapi'de bu hafta: Kendini hayatın akışına bırakmak isteyenler için kitaplar

"Bir şey olmak zorunda mıyız? Hayır, ama amaçsızca nehirde akarken karşımıza çıkacak her şeye hazırlıklı olacak kadar da olgun muyuz?" Bibliyoterapi'de hayat amacı peşine düşmeden yalnızca var olarak hayatta kalan karakterlere odaklanan üç kitaplık bir reçete var bu hafta.

Aslı Perker

·

17 Tem 2026

Bibliyoterapi'de bu hafta: Kendini hayatın akışına bırakmak isteyenler için kitaplar
DuendeDuende

HİKAYE

Sıcak günlere eşlikçi kitaplar: Bu yaz ne okumalı?

Kitapların mevsimleri vardır. Ya da mevsimlerin kitapları. Yağmurlu bir sonbahar günü elimiz istemsizce hüzünlü kitaplara gider. Selim İleri’nin "Her Gece Bodrum"uyla yazlıktan döneriz, günlerimiz yavaş yavaş "Aylak Adam"ın gri gökyüzüyle boyanır. Peki yazın sıcak günlerinde ne okuruz? Bir kitabı yaz kitabı yapan nedir? Hangi kitaplar denizden gelen esintiyle yaprakları çevrilsin ister?

Şeyma Ye

·

13 Tem 2026

Sıcak günlere eşlikçi kitaplar: Bu yaz ne okumalı?
DuendeDuende

HİKAYE

Pink Martini'den Storm Large: 'Türkiye’de çok güçlü bir müzikal hafıza var'

Pink Martini, 22 Temmuz’da bir kez daha Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alacak. “Üsküdar’a Gider İken” ve “Aşkım Bahardı” şarkılarına albümlerinde yer veren ve Türkiye ile güçlü bağları olan gruptan Storm Large ile biraraya geldik.

Eda Solmaz

·

13 Tem 2026

Pink Martini'den Storm Large: 'Türkiye’de çok güçlü bir müzikal hafıza var'
DuendeDuende

HİKAYE

Bir hayatla yeniden tanışmak: Betül Bakırcı'nın gözünden Agop Arad arşivi

Sanat tarihçi İnci Aydın’ın hazırladığı uzun soluklu bir araştırmaya dayanan, "Renklerin Diyojen’i: Ressam Agop Arad" isimli kitap, Aras Yayıncılık tarafından Mayıs ayında yayımlandı. Kitabın editörlerinden Betül Bakırcı ile 1940’lı yılların kültürel ve politik ikliminde Agop Arad’ın hayat yolculuğu; ressam, grafiker ve gazeteci kimlikleri ve bugün onun arşiviyle karşılaşmanın anlamı üzerine konuştuk.

13 Tem 2026

Bir hayatla yeniden tanışmak: Betül Bakırcı'nın gözünden Agop Arad arşivi