Mezcal ya da tekila severlere kötü haber

Bat Conservation International'dan Kristen Lear, yarasaların ekosisteme tüm katkılarına rağmen, gıda sistemindeki rollerinin genellikle gözardı edildiğini söylüyor.
Neden önemli? Yarasaların gıda sisteminde birkaç önemli rolü var. Bazıları mısır ve ceviz gibi mahsulleri yok edebilecek böceklerle beslenerek doğal haşere kontrolü yapıyor. Diğerleri muz, hindistan cevizi, avokado ve agave gibi türlerin tozlaşmasını sağlıyor. Meyve yiyen yarasalar ise mango, kaju fıstığı, incir ve badem gibi tohumları serpiştirerek yabani bitki popülasyonlarının korunmasına yardımcı oluyor.
Yarasa yoksa tekila yok: Tekilanın hammaddesi olan agave bitkilerinin tozlaşması ve tohumlarını dağıtabilmesi için yarasalara ihtiyacı var. Milyonlarca yıldır agaveyle birlikte gelişen Meksika uzun burunlu yarasası, geceleri açan agave çiçeklerinin özünü çekebilmek için dilini kullanıyor. Bu göçmen tür, agave ve çiçekli kaktüslerin çiçeklenme dönemlerine uyum sağlayarak her yıl Teksas ve New Mexico'dan Meksika'ya doğru seyahat ediyor.
Mezcal’e olan talep yarasaları nasıl etkiliyor? Talep arttıkça her yıl agave bitkisi hasatları artıyor ve bu durum her geçen gün göçmen yarasaları riske atacak boyutlara ulaşıyor. Bu da Meksika'ya özgü agaveler, yarasalar ve agavelerin yetiştiği ekosistemlerin etrafındaki tüm biyolojik çeşitlilik için büyük bir sorun teşkil ediyor.
Çözüm ne? Üreticiler ana bitkiler tarafından gönderilen "yavru" sürgünlerle çalışarak yeni agave yetiştirebilirler. Ancak yarasalar bunları çapraz tozlaştırmazsa yeni bitkilerin tamamı klonlardan oluşur ve bitki zamanla genetik çeşitliliğini kaybeder. Bu da bitkileri iklim krizinin sebep olduğu aşırı hava koşulları karşısında daha az dirençli hâle getirebilir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
Şef Rasmus Munk, 500 bin dolara uzayda lüks bir tadım menüsü sunuyor. Jeff Bezos, alternatif et endüstrisine 60 milyon dolar bağışladı. "Bir şefin gözünden Gazze" Büyüteç'te.
27 Mar 2024

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Batı Karadeniz’in iç kesimlerindeki Daday, deniz etkisinin azaldığı, yüksek rakımlı ve ormanlık bir coğrafyada yer alıyor. Ormanlar, meralar, tarım arazileri ve köyler birbiriyle iç içe. Üretim ise iklimin ve mevsimlerin çizdiği sınırlar içinde ilerliyor. İki gün boyunca ziyaret ettiğimiz çiftlikler, bu koşullarla kurulan farklı ilişkileri anlamak için iyi birer durak.

Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.
05 Eki 2026

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.




