Berrak zihinler için yalın, zengin, bağımsız bir Türkçe dijital medya üyeliği.
Ücretsiz Kaydol →
Reyhan Ülker
İstanbul Bilgi Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları bölümü mezunu Reyhan, üniversite hayatı boyunca Mikla ve Ruhun Doysun başta olmak üzere şef Mehmet Gürs’ün çeşitli projelerinde yer aldı. Kopenhag'ta bulunan Noma’da tamamladığı staj programının ardından odağını "yemek hikayeleri"ne çevirmeye karar verdi. 2022 yılı Kasım ayından beri Aposto’da yemek editörlüğü yapıyor.
Bir masaya davet edilmek çoğu zaman sandığımızdan daha büyük bir anlam taşır. Bazen birini ciddiye aldığımızı, bazen onu "bizden" saydığımızı, bazen de aramızdaki mesafeyi kaldırmaya hazır olduğumuzu gösterir. Kimi sofralar yalnızca yemek yenilen yerler değildir; statüleri, ilişkileri ve aidiyetleri yeniden kurar. Birlikte yemek yemenin tarihine baktığımızda da bu basit gibi görünen eylemin insan hayatında nasıl dönüştürücü bir güç taşıdığını görmek zor değil.

2025’te yeme-içme dünyasında trendlerle gerçek ihtiyaçlar arasındaki gerilim hiç bu kadar görünür olmamıştı. Bir gün matcha, ertesi gün salatalık krizine tanık olduk. Uzayan Dubai çikolatası kuyrukları, Dua Lipa’nın zeytinyağlı dondurması… Geçici heyecanlarla kalıcı dönüşümlerin birbirine karıştığı bu yılda moda, teknoloji, sosyal medya ve mutfak aynı masada.

Balıkçılık çoğu zaman teknelerde balığın tutulduğu anlar üzerinden konuşuluyor. Oysa kıyıda, mutfakta ve aile içinde aktarılan bir bilgi ve emek alanı daha var. Kadın Balıkçılar Derneği fikrini ortaya atan akademisyen Dr. Huriye Göncüoğlu Bodur, mavi ekonomi, aile balıkçılığı, yerel gastronomi, kültürel miras ve kadın emeğinin sürdürülebilirlikle kurduğu ilişkiyi anlattı.

MICHELIN Rehberi’nin Türkiye’de hızla genişlemesi turizm, yatırım ve gastronomi arasında yeni bir gerilim hattı yaratıyor. Bu yıl Kapadokya’nın seçkiye eklenmesi hem bölgesel dönüşüm ihtimalini hem de gastronomik kapasiteye dair soru işaretlerini büyütüyor. Bir diğer tartışma ise Yeşil Yıldız’ın belirsiz kriterleri üzerinden devam ediyor. Peki tüm bu tartışmalar arasında Türkiye gastronomisi hangi hikayeyi anlatmak istiyor?

Aylin Örnek, nam-ı diğer Aylak Lakerda, lakerda söz konusu olduğunda önem kazanan göç yollarını, su sıcaklığını, tuz oranı ve doku dengesi gibi lezzeti belirleyen teknik bileşenleri adım adım açıklıyor; lakerdanın İstanbul mutfağındaki yerini, Sinop’taki geleneksel pratiklerle karşılaştırmalı olarak ele alıyor.

Bugün Türkiye’de yeni bir kuşak, şarabı anlatmanın başka yollarını arıyor. Bilgiyle deneyimi, teknikle merakı, profesyonellikle samimiyeti biraraya getiriyorlar. Şarabı daha erişilebilir, merak uyandırıcı ve gündelik hayatın içine dahil eden bir dille konuşuyorlar. Gizem Lüküslü, Osman Pekin, Özkan Sercan Vatansever ve Sena Şenkal, şarap üzerinden kendi hikayelerini anlatıyorlar.

Pandemi sonrası gastronomi dünyasında tüketici davranışları yeniden tanımlanıyor. Uzun tadım menülerinin yerini hikayesi, üreticisi ve toprağı olan tabaklar alıyor. Şef Sinem Özler, yerelliği bir trend değil, ekonomik ve kültürel sürdürülebilirliğin temeli olarak gören isimlerden biri. Biraraya geldiğimiz sohbette üretici kaybına, yanlış tüketim alışkanlıklarına ve emeğin görünmezleşmesine dikkat çekiyor.

1950’lerde Fransa’da filizlenen natürel şarap hareketi, laboratuvar mayaları ve steril üretime karşı doğallık, kusurluluk ve karakteri savunan natürel şarabı modern yaşamın bir parçası hâline getirdi. Bugünse hareketin bağımsız ruhu, popüler kültür ve pazarlama etkisiyle yeniden tanımlanıyor.

Danimarka gastronomisinin öncü isimlerinden Bo Bech, kısa süreli İstanbul ziyaretinde şehrin hem tarihî hem de modern yüzünü keşfetti. Kendi tarzını İstanbul’un malzemeleriyle birleştirerek Arkestra’nın mutfağında tek gecelik unutulmaz bir deneyim yaratan Bo Bech, şehre bakışını, yemek yapma felsefesini ve kişisel yolculuğunu paylaştı.

Yemek pişirmeyi izlemek çoğu zaman yemekten bile daha doyurucu geliyor çünkü mutfakta yaşanan dönüşüm yalnızca damak zevkimize değil hayal gücümüze de dokunuyor. Julia Child’ın mutfak derslerinden MasterChef rekabetine, Jamie Oliver’dan Chef’s Table’a biz yemek programlarını neden bu kadar seviyoruz?

