Moda yemekle buluşunca: Lüks markalar gastronomiyi nasıl fethetti?

Son zamanlarda birçok küresel lüks moda markası, estetik anlayışını ve hikayesini restoran deneyimlerine taşıyor. Böylece modayı gardroplarımızdan çıkarıp yalnızca göze değil, damağa da hitap eden bir konuma taşıyorlar. Moda markalarının açtığı dikkat çekici restoran ve kafeleri mimari detayları, menüleri ve markaya özgü deneyimleriyle birlikte mercek altına aldık.
Moda yemekle buluşunca: Lüks markalar gastronomiyi nasıl fethetti?

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

Bir zamanlar yalnızca vitrinlerde, podyumlarda ve dergi sayfalarında karşımıza çıkan lüks moda markaları, artık bizi sofralarında da ağırlıyor. Moda da böylece gardroplardan çıkıp yaşamın tüm katmanlarına sızmanın yeni yollarını buluyor; yalnızca göze değil, damağımıza, burnumuza ve tabii ki anılarımıza da talip oluyor. Bu genişleyen etki alanının son durağı ise mutfaklar.

Son zamanlarda birçok küresel lüks moda markası, estetik anlayışını ve hikayesini restoran deneyimlerine taşıyor.

Kimi zaman bir Tiffany mavisinin altında kahvaltıya oturuyoruz, kimi zaman Louis Vuitton’un monogram desenleri eşliğinde Japon mutfağının inceliklerine dalıyoruz. Chanel, Gucci, Dior gibi devlerin adını taşıyan restoranlar böylece klasik bir marka uzantısı olmanın ötesine geçerek tasarımları kadar titizlikle kurgulanan gastronomik deneyimlere dönüşüyor.

Louis Vuitton’dan Le Café V / Le Café Louis Vuitton

Louis Vuitton, 2020 yılında Osaka’da açılan ilk mekanı “Le Café V” ile yeme-içme dünyasına adım attı. Bu minimal ve zarif mekan, Jun Aoki tasarımıyla öne çıkıyor; doğal ışık ve monogram detaylarıyla donatılıyor. 

2021’de Tokyo’da açılan ikinci mekanda da bu estetik devam ediyor. 2022’de Saint‑Tropez’de ise kafenin ruhu genişletilerek bir restoran deneyimine dönüştürülüyor. 2024’te Bangkok’ta “LV The Place Bangkok” çatısı altında modern, mermer masalı bir restoran-kafe ortamı oluşturuluyor. Aynı yıl New York’un 5th Avenue caddesinde açılan Le Café Louis Vuitton, monogramlı tasarımı, bagaj rafları ve fotoğrafik görünümüyle Instagram dostu bir atmosfer sunuyor. 

Menüde monogramlı süt köpüklü kahveler, ikonlardan esinlenen sandviç ve entremet’ler, Fransız-Japon füzyonlu wagyu, Crab Mac & Cheese gibi seçenekler yer alıyor. Bangkok’taki şubede ise Tay‑ilhamlı 9‑14 aşamalı menüler servis ediliyor.

Le Café V, Osaka.

Tiffany & Co.’dan Blue Box Café

2017’de New York’ta açılan Blue Box Café, Tiffany mavisini mekana taşıyan ve tavan süsleriyle bezenmiş şık bir alan. 2023’te yenilenen mekanda sunulan $68’lik kahvaltı ve $98’lik afternoon tea menüsünde havyarlı yumurta kabukları, mini kruvasanlar ve meyve suları yer alıyor. 

Ayrıca raclette peynirli, domates konfitli imza burger de oldukça revaçta. Dubai ve Londra Harrods’dan sonra Blue Box Café deneyimi açılan yeni mekanlarıyla daha küresel hâle getirildi.

Blue Box Café.

Armani’den Armani/Ristorante

1998 yılında Paris’te açılan ilk Armani/Ristorante minimalist bir tasarıma sahip; yeşil duvarlar, mermer zeminler ve Armani/Casa mobilyaları ile sıcak bir ambiyans yaratıyor. 2024’te New York Upper East Side’da açılan yeni şube de benzer çizgiyi koruyor. 

Menüde 6 saat etle hazırlanan Genovese cannelloni, trüflü seçenekler gibi İtalyan fine-dining klasiklerinin yanı sıra mevsimlik prix-fixe öğle ve akşam à la carte menüler yer alıyor. Yakın gelecek için ise bir tadım menüsü planlanıyor.

Armani Ristorante, NYC.

Gucci’den Gucci Osteria & Giardino 25

2018’de Floransa’daki Gucci Garden içinde açılan Gucci Osteria, renkli ve teatral iç dekoru, kadife dokular ve antika aksesuarlarla dikkat çekiyor. Menüler MICHELIN yıldızlı şef Massimo Bottura imzası taşıyor ve yerel malzemelerle hazırlanmış İtalyan füzyon tarifler içeriyor. 

Gucci Osteria’nın 2020’de Beverly Hills, ardından Tokyo (2021) ve Seoul (2022) şubeleri açıldı. 2024’te Floransa’da Giardino 25 adlı veranda-kafe açıldı; çiçekli dekoruyla gün boyu brunch, öğle, akşam programları ve özel kahveler ile imza kokteyller sunuyor.

Gucci Osteria, Floransa.

Chanel’den Beige by Chanel

2004 yılında Tokyo Ginza’da açılan Beige by Chanel, ünlü şef Alain Ducasse ile işbirliği ile yürütülüyor. Yüksek tavanlı ve nötr tonlu minimalist dekorda Fransız-Japon füzyonlu mutfağı sunuyor. Menü houbou balığı, Kyushu sığır eti ve Hokkaido danna gibi seçeneklerle dikkat çekiyor.

Beige by Chanel, Tokyo.

Hermès’den Le Plongeoir at Hermès

Paris ve Tokyo’daki Hermès mağazaları bünyesinde yer alan Le Plongeoir, Hermès atölyesinin zarif estetik anlayışını Fransız‑Akdeniz mutfağıyla buluşturuyor. Mekan sofistike ve incelikli bir atmosfer sunarken menüsü özenle dengelenmiş tatlarla zenginleşiyor.

Le Plongeoir at Hermès, Tokyo.

Maison Kitsuné’den Café Kitsuné

Paris merkezli Maison Kitsuné, minimalist Japon–Fransız tasarım anlayışıyla 2000’lerden itibaren Café Kitsuné markasını dünyaya yaydı. Şu anda yaklaşık 35 şubesi bulunuyor. 

Café Kitsuné’de özenle harmanlanmış kahveler, taze hamur tatlıları, calidad barista performansları bulunuyor. Mekan, Kitsuné tilki logosu ve stilize estetiğiyle sade ama çarpıcı bir tasarıma sahip.

Café Kitsuné, Paris.

Eleventy’den Eleventy Boutique‑Café

2025 yılına damga vuracak yenilik haberi ise İtalyan lüks moda markası Eleventy'nin Galataport’ta açacağı ilk boutique‑café’siyle geldi. 17 Haziran 2025’te kapılarını açan Eleventy Boutique‑Café, Dogus Group ile işbirliği içinde. Misafirlere duyusal bir alışveriş-damak dengesi sunmayı vadeden mekan, moda ve gastronomi arasındaki sınırları bulanıklaştırarak hem şık bir butik hem zarif bir kafe deneyimi yaşatıyor.

Eleventy Boutique‑Café, İstanbul.


Okuma önerisi: Lezzetle stili buluşturan işbirlikleri günbegün artarken yemek lüks bir deneyime dönüşüyor; moda damak zevkimize hitap etmeye oynuyor. Peki bu beklenmedik ortaklık nasıl işliyor? Yanıtı "Lezzet ve stil birarada: Gastronomi modayla buluşunca" yazısında.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

YAZARLAR

Reyhan Ülker

İstanbul Bilgi Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları bölümü mezunu Reyhan, üniversite hayatı boyunca Mikla ve Ruhun Doysun başta olmak üzere şef Mehmet Gürs’ün çeşitli projelerinde yer aldı. Kopenhag'ta bulunan Noma’da tamamladığı staj programının ardından odağını "yemek hikayeleri"ne çevirmeye karar verdi. 2022 yılı Kasım ayından beri Aposto’da yemek editörlüğü yapıyor.

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

İLGİLİ OKUMALAR

apéroapéro
∙

HİKAYE

Ortolan kuşu ritüeli: İnsanlar yemek yerken neden yüzlerini gizlediler?

Kemikleri ve iç organlarıyla yenen ortolan kuşu, Fransız gastronomisinin en tartışmalı yemeklerinden biri. Dumas’nın mutfak sözlüğünden "Succession"a uzanan hikayesi, bir lokmalık haz uğruna hayvanlara çektirilen acıyı gündeme getirirken geleneksel olarak ortolanları yerken başa örtülen peçete, başka bir soruyu da akla getiriyor: Yemek yerken neden saklanırız?

Canberk Çolak

·

03 Kas 2026

Ortolan kuşu ritüeli: İnsanlar yemek yerken neden yüzlerini gizlediler?
apéroapéro
∙

HİKAYE

Tada dair: Burnumuzun bildiği, dilimizin bilmediği

Nezleyken elma neden elma gibi gelmez, kırmızıya boyanmış beyaz bir şarap kırmızı şarap gibi algılanabilir mi? Lezzet yalnızca dilimizin işi değil. Koku, görme ve ağızda oluşan duyumların kesişiminde şekillenen bu deneyim, bir yiyeceği tanımamızdan onu sevmemize kadar pek çok şeyi etkiliyor.

Cansın Gelişli

·

31 Eki 2026

Tada dair: Burnumuzun bildiği, dilimizin bilmediği
apéroapéro
∙

HİKAYE

Daday'da iki gün: Hasattan kışa

Batı Karadeniz’in iç kesimlerindeki Daday, deniz etkisinin azaldığı, yüksek rakımlı ve ormanlık bir coğrafyada yer alıyor. Ormanlar, meralar, tarım arazileri ve köyler birbiriyle iç içe. Üretim ise iklimin ve mevsimlerin çizdiği sınırlar içinde ilerliyor. İki gün boyunca ziyaret ettiğimiz çiftlikler, bu koşullarla kurulan farklı ilişkileri anlamak için iyi birer durak.

Reyhan Ülker

·

24 Eki 2026

Daday'da iki gün: Hasattan kışa
apéroapéro
∙

HİKAYE

İstanbul’da mevsimi balık söylerdi

Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Büşra Soydemir

·

17 Eki 2026

İstanbul’da mevsimi balık söylerdi
apéroapéro
∙

HİKAYE

Londra gastronomi rotası: Borough Market’tan Bermondsey Street’e

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Emre Onar

·

10 Eki 2026

Londra gastronomi rotası: Borough Market’tan Bermondsey Street’e