Miyazaki’nin vedası: The Boy and the Heron


Biz bugünü çok bekledik: Şahsiyet II. Fasıl
"Siz hiç ölümden döndünüz mü? Ben döndüm...
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Film: The Boy and the Heron / Kimitachi wa dô ikiru ka
Yönetmen: Hayao Miyazaki
Yapım yılı: 2023
Süre: 126 dakika
Alice tavşan deliğinden aşağı yuvarlanır. Pevensie Kardeşler bir gardrobun içine girer. Ofelia bir labirentte kaybolur. Alice in Wonderland, The Chronicles of Narnia ve Pan’s Labyrinth’in de aralarında bulunduğu masallar, romanlar, filmler... Fantezi ve kurmaca yüzyıllardır sadece özneleri için değil, biz okuyucusu ya da izleyicisi için de büyüme sancılarından, değişen şartlara uyum sağlamanın zorluğundan ve dünyanın acımasızlığından kaçış yolları sağlıyor. Hayaller kurduruyor. Hayao Miyazaki ve sineması, günümüzde bunu en iyi başaranlardan. Kurucu ortaklarından olduğu Studio Ghibli aracılığıyla Miyazaki, bugüne kadar bizi sayısız kahramanla yolculuklara çıkardı. Fantastik evrenlere, alternatif dünyalara kapılar açtı. Büyülü yaratıklarla, sevimli canavarlar ve çirkin dostlarla tanıştırdı. Çaresiz, sancılı, çıkmazda hissettiğimiz zamanlarda sığınacak hayal dünyaları sağladı. Miyazaki sinemasının bu olumlu etkisi farklı filmlere de yansıdı hatta: And Then We Danced’in ataerkil toplumunda sıkışıp kalmış kuir dansçısı Merab’ın odasının duvarlarında Spirited Away’in afişinin olması pek tabii ki tesadüf değil.
My Neighbor Totoro (1988), Princess Mononoke (1997), Spirited Away (2001) ve Howl's Moving Castle (2004) gibi klasikleşmiş anime filmlerin ardından izlediğimiz The Wind Rises (2013) Miyazaki’nin en kişisel filmlerinden biriydi. Japonya’nın savaş uçaklarını tasarlayan Jiro Horikoshi’nin kurmacayla harmanlanmış biyografisini çizgiye ve perdeye taşıyan Miyazaki’nin filmi, o güne kadarki birçok filmine yansıyan uçma tutkusundan ve bir uçak fabrikasında çalışan babasından izler taşıyordu. Yönetmen son filmi olabileceğini düşündüğü bu film aracılığıyla kendi yaşamını, ülkesi ve ailesiyle olan bağlarını, politik görüşlerini, sanatıyla ilişkisini ve değerlerini de gözden geçiriyordu. Neyseki son filmi olmadı. Şimdi, on yıl sonrasında gelen The Boy and the Heron Miyazaki’nin yaşamını değil hayal dünyasını ve sinemasını gözden geçirdiği, içine değil izleyicisine döndüğü gerçek bir veda.

The Boy and the Heron | Kaynak: Başka Sinema
Pandemi döneminde çıkışı ertelenen The Boy and the Heron, 14 Temmuz 2023’te tek bir reklamı ya da duyurusu yapılmadan Japonya’da gösterime girerek tüm dünyada heyecan yarattı. Hollywood grevinin ortasında yapılan Toronto Film Festivali’nin açılış filmi olarak uluslararası prömiyerini yaparak spot ışıklarını üzerine çekti. Film, annesini kaybettikten sonra babasıyla şehir dışına taşınan küçük Mahito’nun burada karşılaştığı bir balıkçılın peşine takılarak kendini yaşam ve ölüm arasındaki büyülü bir dünyada bulmasını konu alıyor. Fakat tabii ki bundan çok daha fazlasını anlatıyor.
II. Dünya Savaşı yıllarında Tokyo’da, geceyi aydınlatan bir hastane yangınıyla açılıyor The Boy and the Heron. Mahito’nun babası panikle evden çıkıyor: “Annenin hastanesi yanıyor.” Hâlâ kor halindeki küller şehrin üzerine yağarken, evin balkonundan şehre bakıyor Mahito. O kor hâlindeki küllerin ahşap evlerin üzerine yağıyor olmasından endişe ediyor, evlerinin de yanıp yanmayacağını düşünüyorum. Oysa asıl yangın Mahito’nun içinde çıkıyor. Annesinin hastanesindeki yangın sadece annesini değil, şehirdeki yaşamını ve bildiği anlamdaki ailesini de elinden alıyor. Kısa bir süre sonra onu şehir dışına taşınırken, kardeşine hamile “yeni annesiyle” tanışırken buluyoruz. Kabullenmek, değişime alışmak kolay değil. Bu sadece yas değil.

Kaynak: İKSV
The Boy and the Heron Miyazaki’nin anime sanatındaki ustalığının zirvesi, görsel olarak tek bir kusuru yok. Buna uzun yıllardır ortaklığını sürdürdüğü Joe Hisishi’nin daha az melodik, daha hırçın müzikleri eşlik ediyor ve filmi işitsel anlamda da olabildiğine zenginleştiriyor. İlk yarı birçok Miyazaki filminin aksine ağır tempoda ilerliyor. Esas karakteri bir an önce maceradan maceraya koşturmadan, tavşan deliğinden aşağı yuvarlamadan önce onu daha iyi anlamamızı istiyor yaratıcısı sanki. Kim bilir, belki de onu çok iyi tanıdığından iç dünyasını bize bu kadar iyi açabiliyor.
Mahito kaçış yolunu taşındıkları, annesinin ailesine ait yeni köşklerinin yanı başındaki ormandaki bir kulede buluyor. Rehberi ise önce sevimli gözüken, sonra kötücül olduğunu anladığımız yarı-insan-yarı-balıkçıl bir yaratık oluyor. Balıkçıl onu annesinin hâlâ yaşadığını söyleyerek kandırıyor. Kulenin içindeki büyülü dünya yaşayanlar ve ölüler arasında kalmış bir yer. Yeni doğacak ruhların beslendiği, dünyayı terk etmiş ruhların istirahate çekildiği... Bu büyülü dünyayı kuran ve ayakta tutan “efendi” ise Mahito’nun büyük amcası. Mahito’nun iki seçeneği var: Onun vârisi olup bu dünyada kalmak ya da gerçek dünyaya geri dönüp kaldığı yerden devam etmek. Hayaller ya da gerçekler. İnkar etmek ya da kabullenmek.
Miyazaki’nin vedası demiştim. Sadece sinemaya değil, bu dünyaya da belki. Bu filmi, bu dünyada bıraktığı izlerin özetini torununa ithaf etmiş olması da bunu destekliyor. Mahito’nun yaşamı onunkiyle benzerlikler taşıyor: Annesinin ölümü, şehirden taşınması, babasının mesleği... Öte yandan filmin hayal dünyası, Miyazaki sinemasındaki birçok detayın, yaratığın, figürün, fikrin ve imajın geçit törenine dönüşüyor. Hem bu dünyayı kuran büyük amcada hem de Mahito’da görüyoruz Miyazaki’yi. Bugüne dek bize sunduğu her şeyi kocaman bir hediye paketine sığdırmış da bir vâris arıyor kendine sanki: “Ben bu dünyayı güzelleştirmek, ayakta tutmak için elimden geleni yaptım” diyor, “şimdi sıra sizde.”
Nerede izleyebilirsin? The Boy and the Heron 27 Ekim’den beri Başka Sinema salonlarında gösterimde.
Benzer işler:
- The Chronicles of Narnia: The Lion, the Witch and the Wardrobe (2005, Andrew Adamson)
- Petite Maman (2021, Céline Sciamma)
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
23 Kasım’a dek sürecek Suç ve Ceza Film Festivali söyleşisi ve festivalden öneriler, Hayao Miyazaki’den The Boy and the Heron
17 Kas 2023

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Adalet, gerçeklik ve güvenlik sarsılırken yapay zeka yeni bir faili sahneye çıkarıyor. Netflix'in "Instadocs" serisi, kendi yarattığı sistemlerle yüzleşmek zorunda kalan insanlığın hikayesini anlatıyor.

Süleyman Doğru'nun dilimize kazandırdığı "Latin Amerika Patlaması - Boom Mektupları", kitabın editörlerinin imece usulü yazdığı "giriş" yazısı, yaklaşık 207 mektup ve mesaj, yazarların birbirleriyle yaptıkları söyleşiler, eserleri hakkında kaleme aldıkları deneme, eleştiri ve makalelerle bizi Latin Amerika ve İspanyolca edebiyatın dört çığır açan isminin dünyasına davet ediyor.

“Likya Kültürel Mirası” temasıyla 15-18 Ekim’de beşinci kez düzenlenen Kaş Tiyatro Günleri, bu yıl Kaş’ın yanı sıra Myra ve Patara’ya da uzanıyor. Festivalin kurucularından, Kaş Çevre ve Kültür Derneği Başkanı Ahmet Murat Akoy ve gönüllü destekçi Aslınur Sarıca’yla tiyatronun, ekolojik mücadelenin ve birlikte üretmenin açtığı alanı konuştuk.

Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali’nin etkinlik koordinatörü Nigar Mat ile festivalin yerelle kurduğu bağı, adanın ekolojik sorunlarını ve dayanışmayla bir festival sürdürmenin koşullarını konuştuk.

Çilekeş, Epifoni Organizasyonu ile 16 yıl sonra orijinal kadrosuyla sahneye döndü. Grup yalnızca eski şarkılarını çalmadı, kolektif bir kitlenin parçası olmamızı da sağladı.




