🍴Müge Ergül Karaca

Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
Portre’nin bu ayki ilk konuğu: Müge Ergül Karaca. Bebek’in iç açan, küçük ama içinde “her şeyi” barındıran mekânı Tutti’nin kurucusu ve şefi kendisi. Ekim 2020 itibarıyla Tutti’de sağlıklı, farklı ve şef deneyimini en özenli şekilde sunan tabaklarıyla hem gözümüzü hem midemizi hoş ediyor. Daha öncesindeyse, Sanayi 313’ün mutfağından sunduğu lezzetli tatlarda kendisiyle karşılaşmış olabilirsin. Şef Müge Ergül Karaca’ya eline sağlık diyor ve sözü ona bırakıyoruz.
1. Daha çok erkek şefle karşılaştığımız bir sektörde kendi dükkânının kurucusu ve mutfağının şefi olan bir kadın olmak size nasıl hissettiriyor?
En zoru mutfakta insan olmak demek gerekli. Bizim mesleğimiz kolay bir meslek değil; çalışma saatlerimiz uzun, şartlar ağır. Bu noktada kadın erkek değil, insan olarak bu işi yapmanın kolay olmadığını düşünüyorum. Elbette her mesleğin kendine göre bir yoğunluğu ve zorluğu var. Kadın olarak mesleğimde tek zorlandığım dönem hamileliğimde oldu diyebilirim.
2. Tutti’yle tam olarak Bebek’in göbeğinde buluşuyoruz. İstanbul’un ve hatta Bebek’in yaptığınız işe yansıyan ne gibi ilhamları var?
Uzun zamandır Bebek'te yaşayan biri olarak yaşadığım yeri gerçekten çok seviyorum. Hem karmaşanın içinde hem de karmaşadan uzak bir hissi var. Mesela, sabahları işe giderken biraz durup denizden gelen temiz havayı içinize çekerseniz bütün gününüz güzel geçer.
Bebek'te yaşayan insan profiline uygun bir mutfağı var Tutti'nin. Hem sağlıklı hem de ulaşılabilir yemekler var. Ayrıca çalışan ve vakti az olan kişilere de hitap ediyor. Ufak çaplı bile olsa cateringlere de hayır demiyoruz. Burası artık Bebek halkının evi gibi oldu. Bazen canlarının istediği ürünleri dahi pişirdiğimiz oluyor.
3. Tutti henüz 2’nci yaşını doldurmadı fakat tahmin ediyoruz ki tutkularınız sizi bir yerlere sürüklemeye devam ediyordur. Bu yolculuğun devamında bizi neler bekliyor?
Ben çok fazla hayali olan bir insanım. İş konusunda uçsuz bucaksız planlarım var. Mesela kitap için oldukça hevesleniyorum ama bir yandan da danışmanlık veriyorum. Farklı farklı markalar üretiyorum. Beni ileride bir masa örtüsü ya da bir bardak markası çıkartmış olarak da görebilirsiniz. İşimin her detayını seviyorum ve açıkcası her detayın içinde olmak beni besliyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Mart ayının ilk pazarından herkese merhaba. Bu hafta Vendredi Sur Mer şehrimizi yeniden ziyaret ederken açık mikrofonlu bir stand up gecesinde buluşuyor, oradan da kendimizi Gülşen konserinde buluyoruz.
06 Mar 2022

YAZARLAR

Naz Eraslan
Copywriter @Aposto

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
İstanbul’da gezerken bazen bir sarnıcın önünden geçeriz, bazen bir sur parçasının yanından. Bazen eski bir kilisenin, bazen bir saray kalıntısının, bazen de adını bilmediğimiz bir sütunun önünde dururuz. Çoğu zaman fark etmeyiz; fark ettiğimizde de bu kalıntıları ayrı ayrı görürüz. Ayasofya bir yerde durur, Kariye başka bir yerde. Oysa bütün bunlar aynı büyük hikayenin parçalarıdır: İstanbul’un bin yılı aşan Roma / Doğu Roma başkentliği.

Kadıköy değişiyor ama bu sadece yapısal bir dönüşüm değil. Bu, bir mahallenin değişen yaşam kültürünün, aşınan kent belleğinin ve yaşadığı çevre üzerinde söz sahibi olmak isteyen sakinlerinin hikayesi aynı zamanda. Caferağa Mahallesi Muhtarı Hanife Dağıstanlı, son 15 yılda semtin geçirdiği dönüşümü kent belleği, kamusal alan ve aidiyet üzerinden değerlendiriyor.

Sirkeci’de, İstanbul’un en yoğun geçiş noktalarından birinde yükselen Sanasaryan Han, bugün "lüks otel" olarak işletiliyor. Ancak binanın hikayesi bir otelden çok daha fazlası: Bir Ermeni vakfı, devletleşen bir mülkiyet, siyasi tutukluluk hafızası ve yarım asrı aşan bir hukuk mücadelesi...

Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.




