Mükemmel oyun arkadaşı: Barış Gönenen

"Bir hikâyeyi anlayıp sevmek ve onunla bir ilişki kurmak için onun öznesi olmana gerek yok."
Mükemmel oyun arkadaşı: Barış Gönenen

9 Kasım - Garanti BBVA - Duende
Garanti BBVA ile birlikte

Bu ay da birlikteyiz: Garanti BBVA Güz Konserleri Garanti BBVA Güz Konserleri 25 yıldan uzun bir süredir müzikseverleri sevdikleri sanatçılarla buluşturan Garanti BBVA Güz Konserleri , kasım-aralık programıyla İstanbul’un müzik hayatını canlandırmaya devam ediyor. Neler var? Melike Şahin: İlk albümü Merhem ile radarımıza takılan Melike Şahin, bu akşam IF Performance Hall ’da hayranlarının karşısına çıkacak. Biletlerin Garanti BBVA kartlarıyla %20 indirimli olarak alınabildiğini de not düşelim. Adamlar Hedonutopia: Rock’n roll, blues ve hip-hop’ı harmanlayan Adamlar ve İzmir çıkışlı ikili Hedonutopia, 23 Kasım ’da IF Performance Hall sahnesinde en sevilen şarkılarını seslendirecek. Get Well Soon: Şarkıcı, söz yazarı ve enstrümantalist Konstantin Gropper'ın müzikal projesi Get Well Soon, 24 Kasım akşamı Zorlu PSM %100 Studio ’da İstanbul’daki dinleyicileriyle buluşacak. Coeur de Pirate: Kanadalı söz yazarı ve piyanist Coeur de Pirate, 30 Kasım akşamı büyüleyici sesi ve müziğiyle Zorlu PSM %100 Studio sahnesinde olacak. Kaan Bıyıkoğlu Art Blakey Project: Ünlü caz piyanisti Kaan Bıyıkoğlu, 2 Aralık ’ta gerçekleşecek sezonun son Garanti BBVA konserinde cazın efsaneleşmiş isimlerinden Art Blakey’e adadığı projesini Nardis Jazz Club sahnesine taşıyacak. Garanti BBVA sponsorluğunda gerçekleşecek müzik ve eğlence dolu konserler hakkında daha fazla bilgi almak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsin.

Daha fazlasını öğren

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Barış'ı keşfetmek. "Aslında ilk izlediğim filmin ne olduğunu hatırlamıyorum." diyor Barış ama 7 yaşındayken Fatih'taki Hakan Sineması'nda kuzeniyle bir filme gittiklerini söylüyor: "Filmden çok kuzenimi izliyordum, o gülünce ben de gülüyordum. Çok etkilenmiştim. Koca bir televizyona bakmak beni çok etkilemişti." Ergenliğinde izleyip onu çok heyecanlandıran film olarak sinemada birkaç kez izlediği Titanic'i unutamıyor: "Öyle bir dönem bir daha oldu mu hatırlamıyorum. Herkes Titanic'ten bahsediyordu."

Barış, Şişhane sokaklarında. | Fotoğraf: Deniz Sabuncu

Oyuncunun sanatı. Onu sahnede ilk kez 2010'ların başında Limonata oyununda izlediğimi buluşacağımız günün sabahı rol aldığı film ve oyunların listesini incelerken fark ediyorum. 10 yılı aşkındır sahnelerde Barış. Bir günde iki farklı oyunla sahneye çıktığına bakılırsa hâlâ da en büyük tutkusu tiyatro. "Özünde, temelinde, oyunculuk oyunculuk." diyor ama ekliyor: "Ona yaklaşman, hazırlık sürecin ve o işi yaparkenki şartlar aradaki farkları belli ediyor. Tiyatro çok oyuncu sanatı. Oyun başlıyor, seyirci yerine oturuyor, ışık yanıyor ve artık her şey sensin. [...] Her şey senin elinde. Sinemada ise o kadar fazla değişken var ki senden gayrı olan. Bir kere çok kalabalık ve kakafonik bir yer set. O gürültü ve o kaosun içerisinde bir anın içinde durmak gerçekten çok zor." İnsanlık tarihi kadar eski tiyatroyla yüz yıllık sinemayı karşılaştıramayacağımızdan; bir tiyatro oyununun kaçırılmasının, bir daha hiçbir yerde bulunamayacak olmasının hayatın akışıyla olan uyumundan söz ediyor. 

Çekmeköy Underground. Bir sinema filmi için ilk oyuncu seçimine 2015'te, Aysim Türkmen'in Çekmeköy Undergound filmi için katılmış Barış. Görüntü yönetmeni Vedat Özdemir'den çok şey öğrendiğini söylüyor: "Kamera önü oyunculuğu daha teknik bir şey. Aslında tiyatro öyle algılanıyor, çok fazla tekniğe sahip olman gerekliymiş gibi. Ama kamerayı çok iyi tanıman, kamerayı çok iyi algılaman lazım. O zaman anlamıyordum, sağına git diyorlardı, soluma gidiyordum. Kameranın sağına gitmek demek olduğunu bilmiyordum. Nereye bakmam gerektiğini anlamıyordum, kamerayı kollamanın ne demek olduğunu bilmiyordum. O filmin setinde öğrendim."

Bir adım geriden. 28 Haziran 2021. Haziranın, Onur Ayı'nın son salısı. İstanbul Film Festivali'nde kaçırdığıma çok üzüldüğüm Çilingir Sofrası'nı Kadıköy Sineması'ndaki gösteriminde, bir salon dolusu kuirle birlikte izlemek bana büyük bir mutluluk, büyük bir huzur, büyük bir beraberlik hissi veriyor. Eski sevgililerim, eski dostlarım, eski crush'larım, eski kolilerim ve belki de gelecektekilerle dolu bir salonla aynı anda gülümsüyor, aynı anda efkârlanıyor, Nazan Öncel'in "Bunu bir ben bilirim, bir Allah" deyişine birlikte gözyaşı döküyoruz. 

Çilingir sofrası. Yaklaşık iki ay sonra Ayvalık'ta kaynaşıyoruz ekiple; son gece, Ali Kemal, Barış, Rıfat ve Seda'nın olduğu bir masaya elimde bir rakı kadehiyle gidiyorum: "Tüm ekip bir aradayken yanınıza gelip sizinle bir kadeh kaldırmamak olmazdı." Bunun çok özgün bir fikir olmadığının Rıfat'ın "Bu gece sarhoş olmazsak iyidir." deyişiyle farkına varıyorum, hep birlikte gülüyoruz. Onlara hissettirdikleri için bir kez daha teşekkür ediyorum. 

Göz göz, bir anın içinde durmak. Barış'la Çilingir Sofrası'nın bize em duygusal hem de sinemasal anlamda hissettirdiklerinden konuşuyoruz.  "Ben tiyatroda çok iyi partnerlikler yaşamış biriyim. Çok iyi oyun arkadaşlarım oldu. Göz göze yıllarca, kan, ter, gözyaşı döktüğüm; konuşmadan, gözünün ufacık bir hareketinden kafasının içinden ne geçtiğini anlayabildiğim rol arkadaşlarım oldu. Bunun sinemada ya da kamerada çok olabileceğini düşünmüyordum" diyor. "Kafanın dibinde duran sesçisi, ışıkçısı, her şeyi bir kenara bırakıp o oyuncuyla göz göze, bir anın içinde durmayı ilk defa Rıfat'ta yaşadım. O yüzden Çilingir Sofrası'nın benim kariyerimde çok önemli bir yeri var, benim oyunculuğu anlama biçimimde çok büyük bir önemi var."

Emre ve Barış, kuruldukları mini-çilingir-sofrasında sektör dedikodusu yapıyorlar. | Fotoğraf: Deniz Sabuncu

Temsiliyet ve mağduriyet. Türkiye'de LGBTİ+ karakterlerin yer aldığı bir film çekmenin otomatik olarak cesur bir şey olarak algılanışından, sinemadaki LGBTİ+ temsiliyetinden ve sinemadaki LGBTİ+ karakterlere layık görülen mağduriyetten konuşuyoruz. "Azınlıklarla, ötekilerle, cinsel azınlıklarla, ırksal azınlıklarla ilgili filmler çekildiğinde otomatik olarak politik bir film oluyor bu." diyor Barış. Çilingir Sofrası'nda hissettiklerimi hissetmek içinse kuir olma gerekliliğinin anlamsızlığından yakınıyorum. Katılıyor: "Bu dünya üzerinde yapılmış tüm filmler için geçerli. Bir hikâyeyi anlayıp sevmek, onunla bir ilişki kurmak için onun öznesi olmana gerek yok ki. […] Aşk ile ilgili yapılmış binlerce, milyonlarca film var. Onlardan biri de bu işte, bir aşk hikâyesi." 

Barış'la keşfetmek. Kuir sinemadan konuşacağımız bir bölüm olacağı belli, o yüzden kuir bir yönetmen seçmeyi öneriyorum Barış'a. Biraz da içten içe Çilingir Sofrası ve Weekend arasında hissel bir bağ olduğunu düşündüğümden belki Andrew Haigh ismi çıkıyor ağzımdan. Anlaşıyoruz. "Çok iyi partnerlikler ve iki oyuncuyla hep ikilikler yarattığını düşünüyorum tüm filmlerinde." Barış, Haigh ve onun oyuncularının yerinde olmak istediğini söylüyor: "Çok ilginç anlar yaratıyor ve oyuncularını muhtemelen çok serbest bırakıyor. Onların birbirlerini tanımalarını sağlıyor bence. Ben çok iyi buluyorum oyuncu yönetmeni olarak. O kadar alan veriyor ve yönetmen olarak kendini gizlemeyi o kadar iyi biliyor ki. Sanki kamerayı bir yere gizlemiş ve çekmiş gibi. Laflar da öyle ama muhtemelen değil tabii. Oyuncuları, onlara sonsuz alanlar verdiği için çok şanslılar bence."

Bir hafta sonu ve bir gece. Greek Pete'ten, 45 Years filmindeki çiftten, Looking dizisindeki sıkı dostlardan ve Haigh'in nasıl da "karakterlerin kendini keşfettiği hikâyeler anlatırken, önde duran karakter olarak hep mahçup olanı seçtiğinden" konuşuyoruz. Hem çok iyi bir espri anlayışı olduğunu hem de filmlerinde her şeyin dramatik olduğunu söylüyor onun: "Her şey hep ıskalanmış filmlerinde; herhalde yarım kalan aşklarla ilgili bir meselesi var." Lafı çıkış noktama, Weekend ve Çilingir Sofrası'nın hissel benzerliğine getiriyorum: "Çilingir Sofrası’yla benzer bir hissi de var. Kalp kırıklığı var, ondan da bence böyle hissettin. İkisinde de doğru şartlarda çok büyük bir aşk olabilecek bir şeyin olamamasını izliyorsun." Elimi kalbime götürüyorum; bu cümle bitiriyor beni. İçim parçalanıyor. Kayıttan sonra, eve dönüş yolunda kulaklıklarımdan Nazan Öncel söylüyor yine, yeniden: "Gönlümün tellerine mızrap dayanmaz..."

Diyor ki...

LGBTİ+’larla ilgili olan tüm işlerde hep bir mağduriyet hikâyesi izleriz biz. Bir filmde bir trans varsa onun başına çok kötü şeyler gelir. Bir filmde bir gey varsa onun başına çok kötü şeyler gelir. Temsiliyet hep bir mağduriyet üzerine kurulu. Bunu ben biraz sorunlu buluyorum ve artık 'old school', çok 90’lara ait buluyorum.  […] Ben içki içen, cinselliği olan, hayatın içerisine karışmış kadınların; mutlu, başarılı, hayatta her şeyi yolunda giden [hikâyelerini] izlemek istiyorum. Geylerin de öyle. "Merhaba ben geyim" diyen birinin cezalandırılmadığı, bunu söylediği için acı çekmediği hikâyeler izlemek istiyorum.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

🎬 Keşif Sineması #2.5: Barış Gönenen

Barış Gönenen'le oyuncunun sanatı ve sinemada LGBTİ+ temsili üzerine. | Keşif: Andrew Haigh

09 Kas 2022

Garanti BBVA ile birlikte
Fotoğraf: Deniz Sabuncu

YAZARLAR

Emre Eminoğlu

Sinema, kültür, sanat yazarı ve editör. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

Sıcak günlere eşlikçi kitaplar: Bu yaz ne okumalı?

Kitapların mevsimleri vardır. Ya da mevsimlerin kitapları. Yağmurlu bir sonbahar günü elimiz istemsizce hüzünlü kitaplara gider. Selim İleri’nin "Her Gece Bodrum"uyla yazlıktan döneriz, günlerimiz yavaş yavaş "Aylak Adam"ın gri gökyüzüyle boyanır. Peki yazın sıcak günlerinde ne okuruz? Bir kitabı yaz kitabı yapan nedir? Hangi kitaplar denizden gelen esintiyle yaprakları çevrilsin ister?

Şeyma Ye

·

13 Tem 2026

Sıcak günlere eşlikçi kitaplar: Bu yaz ne okumalı?
DuendeDuende

HİKAYE

Pink Martini'den Storm Large: 'Türkiye’de çok güçlü bir müzikal hafıza var'

Pink Martini, 22 Temmuz’da bir kez daha Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alacak. “Üsküdar’a Gider İken” ve “Aşkım Bahardı” şarkılarına albümlerinde yer veren ve Türkiye ile güçlü bağları olan gruptan Storm Large ile biraraya geldik.

Eda Solmaz

·

13 Tem 2026

Pink Martini'den Storm Large: 'Türkiye’de çok güçlü bir müzikal hafıza var'
DuendeDuende

HİKAYE

Bir hayatla yeniden tanışmak: Betül Bakırcı'nın gözünden Agop Arad arşivi

Sanat tarihçi İnci Aydın’ın hazırladığı uzun soluklu bir araştırmaya dayanan, "Renklerin Diyojen’i: Ressam Agop Arad" isimli kitap, Aras Yayıncılık tarafından Mayıs ayında yayımlandı. Kitabın editörlerinden Betül Bakırcı ile 1940’lı yılların kültürel ve politik ikliminde Agop Arad’ın hayat yolculuğu; ressam, grafiker ve gazeteci kimlikleri ve bugün onun arşiviyle karşılaşmanın anlamı üzerine konuştuk.

13 Tem 2026

Bir hayatla yeniden tanışmak: Betül Bakırcı'nın gözünden Agop Arad arşivi
DuendeDuende

HİKAYE

Max Cavalera: 'İnsanoğlu hatalarından asla ders almadı'

Sepultura, Brezilya’dan çıkıp dünyada metal müziğe en büyük katkıyı yapan gruplardan biri olarak Latin Amerika’nın köklerine sadık müziğini de bizlere tanıttı. 12 Temmuz'da Pantera’dan önce sahne alacak Cavalera Kardeşler'den Max Cavalera’yla konuştuk.

Barış Akpolat

·

10 Tem 2026

Max Cavalera: 'İnsanoğlu hatalarından asla ders almadı'
DuendeDuende

HİKAYE

78. Primetime Emmy Ödülleri: Aday listesi bize ne anlatıyor?

25 adaylıkla "The Pitt"in öne çıktığı 78. Primetime Emmy Ödülleri aday listesinde Apple TV'nin yükselişi ve çeşitliliğin azalışı dikkat çekiyor.

Emre Eminoğlu

·

10 Tem 2026

78. Primetime Emmy Ödülleri: Aday listesi bize ne anlatıyor?