Müzik katalogları, geleceğin yatırım aracı mı?

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Müzik endüstrisinin bir türlü çözülmeyen sıkıntısı hiç şüphesiz telif hakları. Sanatçılar, bir dönem korsan kaset ve CD’ler ile savaşmak zorundaydı. Bunun ardından 1999’da ortaya çıkıp endüstriyi tamamen alt üst eden Napster ile müzisyenlerin savaşması gereken başka bir cephe açıldı. İnternetin bu kadar yaygın olmadığı o yıllarda Napster ile dünyadaki tüm müziğe ücretsiz olarak ulaşabiliyordunuz. Aradığınız albüm ya da şarkıyı burada bulmak ve mp3 formatında bilgisayarınıza indirmek çocuk oyuncağıydı. 2000’lerde de bu yazılımın benzerleri BearShare ve LimeWire da popülerdi. Şu anki müzik dinleme platformlarının ortaya çıkmasını sağladılar ama sanatçının tek kazancı olan telif haklarını da yıllarca sömürdüler.

Napster’a 2000 yılında Metallica’nın başı çektiği birçok sanatçı dava açtı. Uygulamanın kurucusu Sean Parker ise yaşananlardan sonra siteyi kapattı. Napster, İsveçli dev müzik dinleme platformu Spotify’ın kurulmasında ilham kaynağı oldu ve Parker bu uygulamaya da yatırımcı oldu.
Müzisyenler, son 20 yıldır internet üzerinden telif haklarını korumaya ve demode, yeterince adil olmayan ödeme sistemlerini değiştirmeye çalışıyor. Bu çıkmazı çözmek için birçok alternatif model ortaya çıkıyor. Spotify’ın İsveç’teki genel merkezinde geçen aylarda katıldığım seminerlerde sektör profesyonelleri sanatçılara adil ödeme yapmak ve sahte dinlemelerin önüne geçmek için birçok farklı model yaratmaya çalıştıklarının altını çizmişti.
Şarkı tamamen dinlendiğinde telif alma önerisi
Spotify üzerine yazdığı raporlarla da tanınan ekonomist Will Page geçtiğimiz günlerde internetteki telifin adil ücretlenmesine dair farklı bir bakış açısı getirdi. Ekonomist, ‘completion’ yani ‘tamamlama’ yöntemini endüstriye sundu. Page’in sistemine göre sanatçı, yayımladığı şarkı sonuna kadar dinlenirse telif alabilecek. Bu sayede de sahte dinlenmelerin önü kesilip müzik dolandırıcılığına çare bulunacak. Şu anda sanatçının bir şarkıdan gelir elde edebilmesi için dinleyicinin şarkısını en az 31 saniye dinlemesi gerekiyor.

Will Page (Fotoğraf: London Business Forum)
Page’e göre dinleyicinin bir şarkıyı bitirmeden atlaması o eseri sonuna kadar çaldığı diğer şarkıdan daha az değerli bulduğunu gösteriyor:
“Şarkıları dinleyicinin onlara verdiği değere göre ödüllendirmek, adil olmanın uygulanabilir bir tanımıdır. Sahte dinlenmeler için kurulan stream-farm’lar da (yüksek sahte dinlenme rakamlarına neden olan, gerçek olmayan kullanıcıların yer aldığı alan) bu sayede ortadan kalkacaktır.”
Page, bu sistemin radyo ile dijital müzik dinleme platformlarını da aynı çizgiye getireceğini düşünüyor. Sevdiği sanatçılara para kazandırmak isteyen dinleyici aynen radyodaki gibi şarkıları tamamen dinlemek zorunda kalacak. Sanatçılar da artık tanıtımlarını tamamen dinleme üzerinden yapacak. Bu sistemin devreye girmesi hâlinde şarkı sürelerinin daha da kısalacağı ise teorilerinden biri.
Echo Nest, İngiltere’de en çok dinlenen 15 bin şarkının üç aylık dinleme sayılarını ve sürelerini ölçtü. Sonuçlar tamamen dinlenen bir yayına verilen etkin gelir payı yüzde 58’e çıktığını gösteriyor. Değişmeyen şey ise dijital müzik dinleme platformlarının müzik hak sahiplerine yaptığı ödeme miktarı, bu sabit kalıyor. Ayrıca uzun şarkıların da kısa şarkılar kadar sık ve tamamen dinlendiği de bu araştırmada ortaya çıkıyor. Page ise ortaya koyduğu modelden umutlu, “Çok uzun zamandır takılıp kaldık. Tamamlama ileriye giden bir yol olacak” diyor.
Sanat eseri muamelesi gören müzik katalogları
Online müzik dinleme platformlarının elde ettiği toplam gelir 2012’de 1 milyar doları bulmazken 2023’te 20 milyar dolara kadar çıktı. Bu yüzden de sanatçılar telif haklarına eskisinden çok daha sıkı sıkı sarılmış durumda. David Bowie, Neil Young, Bob Dylan ve daha yüzlerce ismin müzik katalogları milyonlarca dolar değere sahip oldu. Müzik katalogları da bir tablo ya da çağdaş sanat eseri gibi değerini günden güne artırarak birer yatırım aracına dönüşmeye başladı.

Fotoğraf: AP
Telif haklarına yatırım yapma fikri aslında yeni değil. 1985’te Michael Jackson, The Beatles’ın yaklaşık 250 şarkısının kayıt hakları için 47,5 milyon dolar harcadı. Günümüzde de Taylor Swift, önceki plak şirketinin telif haklarından daha fazla para kazanmaması için eski şarkılarını yeniden çalıp söyledi ve bir kez daha yayımladı.
David Bowie’nin içinde Space Oddity, Changes ve Let’s Dance gibi ikonik eserlerinin bulunduğu yüzlerce şarkılık kataloğunun küresel yayın hakları WCM’ye devredildi. Anlaşmanın değerinin ise tahmini 250 milyon dolardan fazla olduğu düşünülüyor. Bob Dylan, Neil Young, Mötely Crüe, Tina Turner gibi sanatçıların da müzik hakları Hipgnosis adlı şirkete yüklü meblağlara devredildi. Iron Maiden ve Guns N’ Roses’ın eski yöneticisi Merck Mercuriadis’in 2018’de kurduğu yatırım şirketi Hipgnosis, son dönemde süperstar sanatçılarının telif veya yayın haklarını satın almak için milyonlarca dolar harcıyor.
Hipgnosis’in de portföyünün yüzde 60’ı başta da belirttiğimiz gibi tamamı tekrar tekrar dinlenen klasik şarkılardan oluşuyor. Hipgnosis, 61 binden fazla şarkının haklarını satın almak için 650 milyon sterlinden fazla harcadı. Spotify’da tüm zamanların en çok çalınan 25 şarkısından sekizinin hissesine sahip ya da kısmi olarak haklarını satın almış durumda. Bunlar arasında Mariah Carey'nin her yılbaşında listelerde zirveye yerleşen şarkısı All I Want For Christmas Is You, Ed Sheeran’dan Shape of You ve Justin Bieber’dan Love Yourself de var. Hâlâ hayatta olan müzisyenlerin haklarını bu derece kolay devretmesindeki nedenlerden biri de sektörün telif hakları konusundaki ticari belirsizliği. Mercuriadis’e göre önümüzdeki yıllarda şarkı yazarları veya mirasçılar katalogları bir müzayede gibi satmaya devam edecek.
Türkiye’nin kataloğu en güçlü isimleri
Türkiye’de ise kataloğu en güçlü isimler arasında Sezen Aksu, Ahmet Kaya, Cem Karaca, Ajda Pekkan, Barış Manço, MFÖ, Ayten Alpman, Zeki Müren, Erkin Koray, Selda Bağcan, Nilüfer, Müslüm Gürses ve Tarkan yer alıyor. Erkin Koray, telif hakları konusunda en çok çalışan ve bu konuda hakları en çok ihlal edilen sanatçılardandı. Koray’ın savaştığı alanlardan biri de plaklarının Avrupa ve ABD’de telifsiz bir şekilde korsanlarının basılmasıydı.

Erkin Koray (Fotoğraf: Songlines)
Maalesef ki ülkemizde telif hakkı yasasının atıl işleyişi yüzünden usta sanatçılarının çoğu eseri, bir katalog hâlinde satışa çıkamıyor. Geçmişteki çoğu sanatçı da yaptıkları anlaşmalar nedeniyle mali haklarını devrettiklerinden eski katalogları ne yazık ki bir yatırım aracı hâline gelemiyor. Ayrıca 60’larda kült olmuş birçok şarkı Fikret Şeneş gibi isimler tarafından yapılan aranjmanlar olduğundan yine telif alma durumları söz konusu değil. Fakat 1990 sonrası müzisyenler haklarının peşinde ve sözleşmelerini daha bilinçli yapıyor. Her şarkının gelecek için kendilerine bir yatırım sağlayacağının da farkındalar. Belli ki telif haklarına dair konuşmaya daha çok devam edeceğiz ve kimbilir belki önümüzdeki yıllarda sadece tablolar değil müzik katalogları da birer sanat eseri olarak müzelerde yerini alacak.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Empire of the Sun'ın yeni albümü ile 2000'lerin indie partilerine dönüş, müzisyenlerin ortak derdi telif hakları ve müzik kataloglarının akıbeti.
29 Tem 2024

YAZARLAR

Eda Solmaz
Müzik yazarı

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Günümüzde bir müzisyen aynı anda içerik üreticisi, pazarlama ve sosyal medya uzmanı da olmak zorundaymış gibi davranılıyor. James Blake, müzisyenlerin şarkılarını duyurmak için görünür olma çabasıyla ilgili sesini yükseltti ve Türkiye'den Ceylan Ertem ve Jehan Barbur gibi isimler de onu destekledi. Peki sanatçılar, sosyal medyada yeterince görünür değillerse yok mu sayılıyorlar?

Beyazperdede yılın ilk yarısına Phil Lord ve Christopher Miller imzalı "Project Hail Mary" ve korku sinemasının yükselişi damga vurdu. 2026'nın ilk altı ayını geride bırakırken gişede ve festivallerde öne çıkan filmleri ve bazı keşifleri yeniden hatırlıyoruz.

"Bir şey olmak zorunda mıyız? Hayır, ama amaçsızca nehirde akarken karşımıza çıkacak her şeye hazırlıklı olacak kadar da olgun muyuz?" Bibliyoterapi'de hayat amacı peşine düşmeden yalnızca var olarak hayatta kalan karakterlere odaklanan üç kitaplık bir reçete var bu hafta.

Kitapların mevsimleri vardır. Ya da mevsimlerin kitapları. Yağmurlu bir sonbahar günü elimiz istemsizce hüzünlü kitaplara gider. Selim İleri’nin "Her Gece Bodrum"uyla yazlıktan döneriz, günlerimiz yavaş yavaş "Aylak Adam"ın gri gökyüzüyle boyanır. Peki yazın sıcak günlerinde ne okuruz? Bir kitabı yaz kitabı yapan nedir? Hangi kitaplar denizden gelen esintiyle yaprakları çevrilsin ister?

Pink Martini, 22 Temmuz’da bir kez daha Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alacak. “Üsküdar’a Gider İken” ve “Aşkım Bahardı” şarkılarına albümlerinde yer veren ve Türkiye ile güçlü bağları olan gruptan Storm Large ile biraraya geldik.




