Nadir hastalıklar: Tanım, maliyet, çözüm önerileri


Çare bulana dek: Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği (AIFD) 2003 yılında bu yana Türkiye’deki hastaların yenilikçi ilaç ve tedavilere erişimi için çalışan Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği (AIFD) ’nin girişimiyle, araştırma şirketi IQVIA tarafından hazırlanan Türkiye’de Nadir Hastalıklar raporunun bulgularına göre Türkiye’de sayısı 5 milyonun üzerinde olan nadir hastalıklara sahip bireylerin doğru tanı alması yaklaşık 7 yıl sürüyor ve ortalama 8 uzmanın kontrolünden geçmesi gerekiyor. Nedir? Türkiye’de faaliyet gösteren araştırmacı ilaç firmaları tarafından kurulan bir sivil toplum kuruluşu olan AIFD , Türkiye'deki hastaların yenilikçi ilaçlara erişimini sağlamak, sağlık sorunlarına etkin çözümler bulunmasına katkıda bulunmak ve sağlık alanında etik ve şeffaf bir çalışma ortamı sağlamak amacıyla faaliyet gösteriyor. Neler yapıyor? Nadir hastalıklar dahil olmak üzere tüm hastalıklara çare bulmak için çalışan 35 üyesiyle AIFD; kamu, akademisyenler, hekimler, hasta ve hasta yakınlarından oluşan paydaşlarıyla güçlü bir sağlık ekosistemi oluşturmak için iş birliklerini sürdürüyor. Türkiye’de nadir hastalıklara tanı koyma süresinin kısaltılması ve hastaların yenilikçi yaklaşımlarla tedavisinde önemli yere sahip yetim ilaçlara erişiminin artırılması için tüm paydaşlarıyla yapıcı iş birliği yapmaya ve çözüm ortağı olmaya devam ediyor. Karşılanmayan sağlık gereksinimlerine çözüm üretmek için çalışan AIFD ’nin çalışmalarını buradan inceleyebilir; nadir hastalıklar için mevcut durum hakkında saptamalar yaparken bir yandan da ulusal politika, altyapı ve Ar-Ge konularında öneriler sunarak rehber olmayı hedefleyen Türkiye’de Nadir Hastalıklar raporuna şuradan ulaşabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği (AIFD) ve üyelerinin desteği ile hazırlanan Türkiye'de Nadir Hastalıklar raporu, her biri toplumda ender rastlanan, önemli bir kısmının henüz standart bir tanı ve tedavi yöntemi bulunmayan, hatta bir kısmı henüz tıbben tanımlanmamış nadir hastalıklara dair farkındalığı artırmak için yürütülen çalışmaları ve mevcut durumu ortaya koydu.
Nedir? Ülkeden ülkeye farklılık gösteren nadir hastalık tanımı, AB'de görülme sıklığı 2.000'de bir ve daha azına işaret eden hastalıklar için kullanılıyor. Bu üst sınır, ABD'de ülke nüfusu içinde en fazla 200.000 kişide, Japonya’da ise en fazla 50.000 kişide görülen hastalıklar olarak tanımlanıyor. Dünya çapında bugüne dek tanımlanmış yaklaşık 8.000 nadir hastalık bulunuyor ve literatüre her yıl 3-4 yeni hastalık ekleniyor. Tanımlı hastalıkların %71,9'u genetik geçişli olup yaklaşık %69,9'u çocukluk çağında ortaya çıkıyor.
- Raporda öne çıkarılan nadir hastalıklar arasında idiyopatik pulmoner fibrozis, pulmoner arteriyel hipertansiyon, orak hücreli anemi, Duchenne musküler distrofi, kistik fibrozis, mukopolisakkaridoz ve Niemann-Pick gibi örnekler yer alıyor.
Türkiye: Türkiye'de nadir hastalıkların görülme sıklığına dair kapsamlı bir araştırma yapılmadığından, Kasım 2022'de Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan Nadir Hastalıklar Sağlık Strateji Belgesi ve Eylem Planı’ndan bu yana AB tanımlaması baz alınıyor. Avrupa Konseyi tarafından yapılan istatistikî bir araştırmaya göre, Türkiye'de 5 milyondan fazla bireyin bir nadir hastalığı olduğu tahmin ediliyor.
- Önemli nokta: Türkiye’de Avrupa'daki %5'lik orana kıyasla kayda değer şekilde yüksek olan %23,2'lik akraba evliliği oranı, nadir hastalıkların görülme sıklığının da Avrupa seviyesinin üzerinde olabileceğine işaret ediyor.

Maliyet: Ayrı ayrı bakıldığında, dünyada binlerce nadir hastalık bulunuyor ve bunların mali yükü oldukça fazla. 2019 yılında nadir hastalıklardan etkilenen toplam 25-30 milyon hastanın bulunduğu ABD’de, 379 nadir hastalığı temsil eden 1.399 kişinin katılımıyla bir anket düzenlendi ve çalışma, yaklaşık 15,5 milyon kişiyi etkileyen bu hastalıkların yarattığı yıllık toplam mali yükün 966 milyar dolar olduğuna işaret etti.
Ne yapılabilir? Nadir hastalıklara yönelik geliştirilecek tedaviler, hastalıkların daha etkili kontrolünü sağlayacağı için, hastaların klinik seyri, hastalar ve hasta yakınlarının yaşam kalitesi ve ülkelerin sağlık sistemleri ile ekonomileri üzerinde olumlu etki yaratacaktır.
Ancak: Bugüne dek tanımlanmış nadir hastalıkların yalnızca %5’i için tedavi geliştirilebildiği kaydediliyor. Bunun başlıca nedenleri arasında ilaç geliştirmenin zorlu ve yüksek maliyetli olması, çok nadir görülen bazı hastalıkların mekanizması ya da nedenlerinin henüz çözümlenememesi sebebiyle araştırma-geliştirme çalışması yürütmenin mümkün olmaması geliyor.
Bu nedenle: Nadir hastalıkların toplum ve devlet üzerindeki yükünün hafifletilmesinin öncelikli yolu, eğer mümkünse, bu hastalıkların önlenmesi. Genetik geçişli hastalıklar söz konusu olduğunda, evlilik öncesi tarama programları buna olanak sağlar. Bu hastalıkların yönetiminde zamanında ve doğru tanının ardından doğru tedaviye kolay erişim de büyük öneme sahiptir.
- Ayrıca: Nadir hastalıklar genellikle vücudun birden fazla kısmını etkilediği için, bu hastalıkların tanısı ve tedavisi disiplinlerarası bir yaklaşım gerektirir. Sağlık altyapısının nitelik, nicelik ve yaygınlık açısından elverişli şekilde yapılanması büyük önem taşır; hasta kayıt çalışmalarının hızlandırılması ve hastaların uzun vadede, düzenli olarak takip edilmesi de faydalı olacaktır. Eğitim ve araştırma hastaneleri ise bu alandaki araştırma faaliyetlerine daha fazla odaklanabilir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Sağlık sektöründen haberlere odaklandığımız Pareto Sağlık'ın ilk sayısı sizlerle. Dünya Nadir Hastalıklar Günü ile başlattığımız bülten, üç ayda bir sağlık alanından haberleri sizlere ulaştıracak.
01 Mar 2024

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Polaroid, üst üste ikinci yaz kampanyasını da yapay zeka karşıtı hissiyata ayırdı. Markanın sahillerdeki billboardlara yerleştirdiği reklamları "Veri merkezleri hepsini içip bitirmeden gidip denize atla" diyor; "yapay zekanın parmaklarımızın arasındaki kumu üretip üretemeyeceğini" sorguluyordu. Peki teknoloji liderlerinin kendilerini "tastewashing" ile yeniden paketlemeye çalıştığı bir dönemde markaların yapay zekayla mesafesi nasıl inandırıcı olur?

Ticaret Bakanlığı, yerli üretimi desteklemek ve cari açığı azaltmak amacıyla pek çok ithal üründe ek gümrük vergisi oranlarını artırdı. Her ne kadar bu düzenlemeler iç pazarda Çin ürünlerinin oluşturduğu haksız rekabetten kaynaklanan dezavantajları gidermeye yönelik olsa da, tüketiciye etkisinin zam olarak yansıyacağı beklentisi hâkim. Kur baskısıyla ithalatın üretmeye göre daha avantajlı olduğu Türkiye’de alınan bu kararların enflasyonla mücadeleye, cari açığın düşürülmesine ve yerli üretime etkileri ne olacak?

Türkiye’de kurumsal dönüşüm yönetimi denince akla ilk gelen isimlerden biri olan Burhan Karaçam’ın "Değişim, İnsan, CEO" kitabı, yakın zamanda okuruyla buluştu. Yeni kitabı vesilesiyle Aposto editörleriyle biraraya gelen Karaçam, yöneticilik serüveninden çıkardığı en önemli dersleri ve geleceğin yöneticilerine tavsiyelerini paylaştı.

Yıllarca bir girişimin ciddiyetini ölçmenin en kestirme yolu ekip büyüklüğüydü. "Kaç kişisiniz?" sorusu aslında "Ne kadar gerçeksiniz?" demekti. Yapay zeka, bu denklemi sessizce bozdu. Bugün en hızlı büyüyen şirketlerin bazıları, bir toplantı odasına sığacak ekiplerle yönetiliyor. Peki küçük bir ekip nasıl büyük iş çıkarıyor ve bu modelin görünmeyen bedeli ne?

Bugüne kadar liderlikle ilgili binlerce kitap ve makale yazıldı; pek çok farklı liderlik tanımı yapıldı. Yapılan onca tanımın içinde sanırım çoğunluğun hemfikir olduğu bir açı var: Kurumsal hayatta liderlik “insanlardan en yüksek verimi alabilmekle” ilgili. Bu verimlilikte doğru sorulara odaklanmanın payı da büyük.



