Nil Ormanlı Balpınar ile "Başka Bir Gezegen Yok" üzerine

"Doğa, her yerde. Şu an bu soruları cevaplarken dokunduğum tuşlar bile aslında doğanın bir parçası."
Nil Ormanlı Balpınar ile "Başka Bir Gezegen Yok" üzerine

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NilKiyisi hesabından ekolojik yaşama dair paylaşımlar yaparken birden Başka Bir Gezen Yok kitabının çıkacağını öğrendik. Hem bu hesabı açma sürecinden hem de kitap yazma fikrinden bahseder misin?

Hesabı yaklaşık iki yıl önce açtım. Konuya ilgi duymamla birlikte aslında kendi kişisel hesabımdan birtakım paylaşımlar yapmaya, öğrendiklerimi diğer insanlar da paylaşmaya başlamıştım ama kitle çok farklı olduğu için istediğim tepkiyi alamayınca ayrı bir hesap açmaya karar verdim. Kitap fikri aslında hiç aklımda yoktu, editörüm teklif etti. İyi ki de etmiş.

Ekolojik yaşama başlayanlar/başlamak isteyenler için bir rehber niteliği taşıyor Başka Bir Gezegen Yok. Kitabı tasarlama sürecini anlatır mısın?

Aslında deneyimlerimin, yaşam tarzımın basılı bir hâle gelmesiydi kitap. Özellikle gençlere yönelik olması beni çok heyecanlandırdı. Eğitime çocuk ve gençlerden başlamak gerektiğini düşünüyorum. Doğayla bağı kopmuş bir yetişkini ikna etmek gerçekten çok zor.

Başka Bir Gezegen Yok kitabından
Başka Bir Gezegen Yok kitabından

“Doğaya her gün şükran duyuyorum ve giderek daha fazla insana da bu hakikati öğretmeye çalışıyorum.”
 

Küresel iklim krizi çağındayız. Çok iyimser olmak gerekir mi, emin değilim ama şunu merak ediyorum, senin doğayla nasıl bir bağın var?

Doğa, her yerde. Şu an bu soruları cevaplarken dokunduğum tuşlar bile aslında doğanın bir parçası. Etrafımızdaki her şey ama her şey aslında onun bize cömertçe sunduğu kaynakların eşyalara dönüşmüş hâli. Sorun şu ki biz bunun farkında değiliz ve bu kaynaklar sınırsızmışçasına tüketmeye devam ediyoruz. Doğadan her gün daha da uzaklaşıyoruz.

Ben bunun farkındayım, bu yüzden tüm günlük pratiklerimi ona göre değiştiriyorum. Doğaya her gün şükran duyuyorum ve giderek daha fazla insana da bu hakikati öğretmeye çalışıyorum.

Kitaptan sonra neler yaptın, nasıl tepkiler aldın?

Gelen tepkiler gerçekten çok güzeldi, inanılmaz mutlu oldum. İki ay içinde zaten ilk baskı bitti. Ama kitap ilk çıktığında ve takip eden aylarda okullar kapalı olduğu için öğrencilere pek ulaşamadı sanıyorum, genellikle ekolojik yaşama giriş yapmak isteyen yetişkinler kitabı aldı. 

Şimdi de resimli çocuk kitabı projeleri üzerinde çalışıyoruz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

⚡ Hâlâ umutlu, hâlâ bağımsız, hâlâ isyankâr

Takım elbiseli erkeklere karşı bir sanatçı, 42 yıldır bağımsız bir plak şirketi, "spoiler" sayılmayan spoiler ve dahası.

20 Kas 2020

⚡ Hâlâ umutlu, hâlâ bağımsız, hâlâ isyankâr

YAZARLAR

Muhammed Atalay

Duende'de Öykü Sözlüğü'nü hazırladı. Şimdilerde ise Eğitim Hâli yayınını hazırlıyor.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

Amerika’da bir Türk underdog: Aykut Özen ve grubu Ölüm

Ölüm’ün hikayesi, İzmir’den The Strokes’un ön grubu olarak çıktıkları Red Rocks sahnesine uzanıyor. Türkçe sözlü saykodelik rock grubu Ölüm’ün arkasındaki isim olan Aykut Özen; Los Angeles’taki hayatını, 70’lerin parlatılmamış çiğ ruhunu ve ABD müzik sahnesinde ses getiren kırılma anlarını anlatıyor.

Eda Solmaz

·

03 Ağu 2026

Amerika’da bir Türk underdog: Aykut Özen ve grubu Ölüm
DuendeDuende

HİKAYE

Bir kentin tiyatronun ta kendisine dönüşümü: Bergama, neden tiyatrosun sen?

İlki 2018’de düzenlenen Bergama Tiyatro Festivali bu sene 7-8-9 Ağustos’ta yapılacak. Peki kendi kaderine terk edilmiş bir Ege kasabası nasıl tiyatroya, kolektif emeğe, yeni ihtimallere ve yerelden yükselen umudun ta kendisine dönüştü?

Bahar Çuhadar

·

03 Ağu 2026

Bir kentin tiyatronun ta kendisine dönüşümü: Bergama, neden tiyatrosun sen?
DuendeDuende

HİKAYE

İşe Yarar Bir Hayalet: Unutturuldu sanılan hafıza nasıl geri döner?

"İşe Yarar Bir Hayalet", daha ilk dakikalarında bütün derdini anlatıyor. Bir sanat merkezinde, Tayland toplumunun kolektif belleğini temsil eden bir rölyefin yapımını izliyoruz. Keşiş, asker, işçi, köylü, öğrenci, atlet, çocuk, keçi... Bir toplumun hafızasını oluşturan figürler tek bir yüzeyde buluşuyor. "İşe Yarar Bir Hayalet"te kabul görmenin ölçüsü kim olduğunuz değil, kimin işine yaradığınız. Filmin adındaki ironi de tam burada yatıyor.

Tuba Büdüş

·

31 Tem 2026

İşe Yarar Bir Hayalet: Unutturuldu sanılan hafıza nasıl geri döner?
DuendeDuende

HİKAYE

Bir büyüme hikayesi: Spider-Man nasıl farklı hisseden herkesin kahramanı oldu?

Spider-Man’in radyoaktif örümcek ısırığından gizli kimliğine, kayıplarından kendini kabullenme mücadelesine uzanan hikayesi, farklı hisseden herkesin kendisinden bir şeyler bulabileceği bir büyüme anlatısı aynı zamanda. "Brand New Day" ise Peter Parker’ın yetişkinlikte de değişmeye, bedel ödemeye ve şu soruyla yüzleşmeye devam ettiğini gösteriyor: İnsanlar gerçek benliğiyle tanışsalar onu yine de severler miydi?

Emre Eminoğlu

·

31 Tem 2026

Bir büyüme hikayesi: Spider-Man nasıl farklı hisseden herkesin kahramanı oldu?
DuendeDuende

HİKAYE

İnsan ruhunun karanlık sularında: John Boyne'un 'Elementler' serisi üzerine

'Çizgili Pijamalı Çocuk'un yazarı John Boyne, dört kitaplık "Elementler" serisinde insan ruhunun karanlık ve fırtınalı topografyasını çıkarıyor. Boyne, her biri bir solukta okunabilecek serisinde, dijital çağın üzerimize yağdırdığı sosyal virüslerin cirit attığı ortamda travmalara ve insanlığın kurtuluş reçetelerine değiniyor. Her romanda "suç"u farklı bir yönüyle ele alıyor, birbiriyle iç içe geçmiş metinleri birbirinden özgür kılarken bir yandan da her birini ötekine sımsıkı bağlıyor.

Soner Can

·

31 Tem 2026

İnsan ruhunun karanlık sularında: John Boyne'un 'Elementler' serisi üzerine