Nimet Hanım

Bir İstanbul hanımefendisinin İstanbul anıları
Nimet Hanım

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

Şehrin en iyi sırdaşları, en emektarları, en hasretleri. İstanbul'un anlatan gözlerle bakan yüzlerin hikâyeleri.


Adı Nimet. 1920 yılında İstanbul’da doğdu. Bahsetmeyi en çok sevdiği yıllar, 20’li yaşları; yani 1940’lar. Sebebi o yıllardaki İstanbul’un güzelliği mi yoksa 20’li yaşlarının güzelliği mi o da emin değil. Sanki zor gelen sorularda “Hatırlamıyorum,” demek onun için bir kaçış yolu gibi görünüyor. “O dönemle ilgili neyi en çok seviyordun?” diye sorduğumda, düşünmek için gözlerini kapatıyor. Gözlerinin arkasında gördüklerini, zihninden hızlı hızlı geçen onca anıyı görebilmenin heyecanını paylaşmak istiyorum ancak başaramıyorum.

A person wearing a hat

Description automatically generated
Nimet Hanım
İstanbul'un yüzleri serisi
Fotoğraf: Irmak Naz Polat

Son zamanlarda herkesin öğrenmek istediği meditasyon ya da “mindfulness” anları Nimet Hanım’ın anılarını çağırmak için başvurduğu yegâne yöntem. Günümüzden çok eski zamanlara gidiyor. İkinci Dünya Savaşı korkusuyla İstanbul’a göçen bir kısım ahaliden bahsedeceğini sanarken ben, o şu sözleri söyleyerek şaşırtıyor beni:

“Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, yine aynı şekilde; fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. Sen bana dünyada başka bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin.”

Ben şaşkınlık içerisinde Nimet Hanım’a bakarken o gülümsüyor. Taranmış saçları, bakımlı tırnaklarının aksine üzerindeki eski görünümlü kıyafetler sanki bana bir şey anlatmaya çalışıyor. 1940’lı yıllardaki “İstanbullu Nimet Hanım”, şıklığını devam ettirmek istiyor belki ancak hissettiği yorgunluğun üzerindeki izlerini görmezden gelmek oldukça güç. Kendisiyle sonlandıramadığı bir kavgası var gibi.

“Bittabi bilmezsiniz siz bu cümleleri. Sabahattin Ali’nin cümleleridir bunlar. Rahmetli eşim okurdu bana bu cümleleri… Size biraz eski İstanbul’dan bahsedeyim. Taksim Meydanı’ndaki güler yüzlü liseli kızlardan, Ortaköy’deki Lido yüzme havuzundan, Beşiktaş’taki Barbaros Anıtı açılışından, Bostancı’ya adını veren bostanlardan, Kanlıca’daki yalı sakinleri olan ahbaplarımdan, Boğaziçi’nde geçirdiğimiz keyifli yaz günlerinden, Küçüksu Plajı’ndaki güzellik yarışmasından, Arnavutköy balıkçılarından ya da Çamlıca Gazinosu’ndan…”

Az önce aklından geçen anı kırıntılarını benimle paylaştığı için bile kendimi çok şanslı hissediyorum. Ben eski İstanbul anılarını dinleyeceğimi düşünürken Nimet Hanım beni ikinci kez şaşırtıyor. 

“Bakmayın bu anılarımı sıraladığıma. Bunların her biri dönüşüyor. Artık bunların hiçbiri aynı değil ki. Ama ilginç olan nedir bilir misiniz? İstanbul öyle ya da böyle bir şekilde güzelliğini hep koruyor. Güzellik tanımını dönüştürüyor ama güzel kalmaya devam ediyor. Belki Tanpınar’ın betimlediği gibi o nazik ve mültefit maskeler düşmüş, yerini asıl yaradılışın çizgileri almıştır zaman içinde bilemem; ama dedim ya, şu bir gerçek ki İstanbul güzelliğini bir şekilde hep koruyor. Eski İstanbul’dan bahsetmek onu geri getiremez ancak İstanbul’un şimdiki hâlini eskiler gibi yaşayabilirsiniz belki. Refik Halit gibi gezin örneğin İstanbul’u. Boğaziçi tenezzühünü sakın ihmal etmeyin. Rumeli kıyısını dönün ve yaprakları kızaran serin, hazin ve loş korularda dolaşabilmek için de behemehâl bir zaman ayırın.”

“Tam bir İstanbullu” olan Nimet Hanım’ın her cümlesinde bir yazarın izi var. Onu hayranlıkla dinlemekten kendimi alamıyorum. Ekim ayının buruk havasında beni soğuğa hazırlayan bir kış çayı hissi veriyor Nimet Hanım’ı dinlemek. Bana İstanbul’da başka bir hayatın da mevcut olduğunu, İstanbul’un da bir ruhu olduğunu öğretiyor.

A person wearing glasses

Description automatically generated
Nimet Hanım
İstanbul'un yüzleri serisi
Fotoğraf: Irmak Naz Polat

“İşte en başta anlattığım Sabahattin Ali’nin sözleri de Abdullah Bey’in (eşinden bahsediyor) zihnimde kalan cümleleri. Belki de anılarım, bu sözler, İstanbul’a dönüşmüştür, ne dersiniz?” diyerek elleriyle yüzünü kapıyor. Sanki dünyadaki ışık rahatsız ediyor onu. Zihnindeki anılarla yalnız kalmak istiyor. Rahatsız edeceğimden çekiniyorum, her anıyla İstanbul’u sonuna kadar yaşamış olan Nimet Hanım’a Nişantaşı’nda Vali Konağı Caddesi’ndeki evinde veda ediyorum.

Nimet; insan yaşamı için değerli, kutsal olan şeyler, yiyecek içecek, özellikle ekmek anlamına geliyor. Kendimi düşüncelere dalarken yakalıyorum sık sık. Dönüş yolunda, Maçka Parkı’ndan yeniden geçerken Nimet Hanım’ın gözünden göremediğim her anı için üzülüyorum içten içe. Onun gibi gözlerimi kapatıyorum ellerimle. Bir kez daha emin oluyorum, Nimet Hanım’ın insan yaşamı için değerli bir anlam ifade ettiğine.

Uzaktan da olsa, binlerce kez teşekkür ediyorum. Ona ve güzel İstanbul’a.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto İstanbulAposto İstanbul

BÜLTEN SAYISI

İstanbul'un yüzleri, bir Levanten semti, Özpetek'in Hamam'ı

Günaydın! Bugün İstanbul 24 derece, bulutlu. Kahvenizin yanında eski İstanbulluların hikâyeleri, İstanbul'u olduğu gibi seven filmler, bir Levanten semti: Galata ve hayvan dostu mahalle girişimi SemtPati var.

25 Eki 2020

İstanbul'un yüzleri, bir Levanten semti, Özpetek'in Hamam'ı

YAZARLAR

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

Şehri yaşamanın bedeli: Bayramın ücretsiz otobüslerinde bir İstanbul turu

Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

Ayça Örer

·

29 May 2026

Şehri yaşamanın bedeli: Bayramın ücretsiz otobüslerinde bir İstanbul turu
Hafıza bahçesinde bir kent turu: İstanbul'un kokusu nasıl hatırlanır?

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.

Gözde Keskin

·

28 Nis 2026

Hafıza bahçesinde bir kent turu: İstanbul'un kokusu nasıl hatırlanır?
Kır çiçeğinden kültür çiçeğine: İstanbul kent yaşamında lalenin serüveni

İstanbul'da lale sevgisinin kökenleri çok eski zamanlara kadar uzanıyor. Türklerle birlikte Orta Asya'dan çıkıp Anadolu'ya ve İstanbul'a ulaşan lale, bahçelerimizden evlerdeki vazolara, geleneksel el sanatlarından edebiyata hep baştacı ediliyor. Hazır mevsimi gelmişken lalenin tarihinden bugüne uzanan renkli bir yolculuğa çıkıyoruz.

Gözde Akyüz

·

19 Nis 2026

Kır çiçeğinden kültür çiçeğine: İstanbul kent yaşamında lalenin serüveni
Geçmişe isim koymak: Bizans diye bir devlet var mıydı?

Bir devleti, kendi çağında kendine verdiği adla mı anmalıyız, yoksa sonradan yakıştırılan adla da anabilir miyiz? Bu sorunun tek bir doğru cevabı yok. Ancak şunu bilmeden sağlıklı bir tartışma yürütülemez: Bizans, Doğu Roma’nın kendine verdiği bir ad değildir. Bu da bizi daha büyük bir soruya götürür: Tarihi kim anlatıyor, hangi kelimelerle ve neden?

Şerif Yenen

·

10 Mar 2026

Geçmişe isim koymak: Bizans diye bir devlet var mıydı?
İstanbul'un kış yüzücüleri: Yağmur-çamur demeden Boğaz'ın sularıyla buluşanlar anlatıyor

Kar-kış demeden güne Boğaz'ın soğuk sularına atlayarak başlayan İstanbulluların sayısı her geçen gün artıyor. Sarayburnu'ndan Suadiye'ye, oradan Bebek'e, şehrin farklı noktalarından denize giren bu cevval yüzücüler arasında Kapalıçarşı esnafından eski bankacılara, lisanslı sporculardan hiç yüzme bilmeyenlere pek çok farklı profil var. Ortak noktaları ise üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkede denize sırtlarını dönmeyi reddetmeleri...

Gökhan Tan

·

10 Şub 2026

İstanbul'un kış yüzücüleri: Yağmur-çamur demeden Boğaz'ın sularıyla buluşanlar anlatıyor