Oastabis


“Köprüde Buluşmalar: Diziler” seçkisi OGM Pictures tarafından ödüllendirildi Nisan ayının heyecanlı günleri, 41. İstanbul Festivali sona erdi. Festival, bizleri yine sayısız filmle buluştururken sinemaya dair nice güzel etkinliğe de ev sahipliği yaptı. Türkiye’den ve komşu ülkelerden yapımcı, yönetmen ve senaristleri, uluslararası sinema profesyonelleriyle buluşturmaya gönül veren Köprüde Buluşmalar da onlardan biriydi. OGM Pictures sponsorluğunda düzenlenen “Köprüde Buluşmalar: Diziler” atölyesinde bu yıl altı dizi projesi yer aldı. Nedir? Türkiye’den geliştirme aşamasındaki dizilerin üretim ve uluslararası ortak yapım potansiyellerini geliştirmek amacıyla düzenlenen “Köprüde Buluşmalar: Diziler” atölyesine seçilen projelerin yazar, yönetmen ve yapımcıları uluslararası dizi ve televizyon profesyonelleriyle bire bir toplantılar gerçekleştirme şansına sahip olurken atölye kapsamında gerçekleşen eğitimlerle seçkide yer alan projeleri geliştirmek adına çalışmalar yapıldı. Neler oldu? Eğitimlerin ardından atölyeye katılan projeler arasından Kıyı , yaratıcı hikâyesi, yenilikçi yaklaşımı ve güçlü karakterlerinden dolayı OGM Pictures Özel Ödülü ’ne layık görülürken iklim krizine pedagojik ve insani bir yaklaşım sunan Zaman Yolcusu Kreta da OGM Pictures Mansiyon Ödülü ’nün sahibi oldu. Martina Bleis, Murat Uyurkulak ve Zeynep Güney Tan’dan oluşan jüri tarafından belirlenen ödülleri, kazananlara OGM Pictures CEO’su Erdem Seçkin takdim etti.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Kimdir?
Müzik ve duyguları görüntüye dönüştürmekle ilgileniyorum. Alakasız insanları ve bağlamları birbiriyle tanıştırmaktan keyif alıyorum.
Ne dinler?
Şu ara Alewya, BEA1991, Men I Trust, 90 BPM, ve bazı beğendiğim insanların duygu bazlı hazırladığı çalma listeleri. Birisi burada.
Kimi takip eder?
Özellikle işlerini merak ettiğim sanatçılar dışında, sosyal medyada dümdüz ve kendi hâlinde tanımadığım insanları görmeyi seviyorum. İsimlerden ziyade kavramların ve durumların peşindeyim.
Ne izler?
Genelde kendi hâlinde yalnız vakit geçiren insanların gündelik hayat içeriği ürettiği YouTube kanalları; uğraştığı şeyin nerd'ü olan herhangi birileri; 18. yüzyıl İngiliz mutfağından bahseden bir topluluk gibi birbirinden kopuk şeyler bir arada ilgimi çekiyor. Özellikle zihnim boşsa enerjimi MUBI'de takılmaya yönlendiriyorum.
Ne okur?
Düşünce yazıları, psikoloji, bilim ve "Bakarım bi' ara," diyerek not ettiğim şeylerden o an en ilgimi çeken konuya günler harcayabiliyorum. "Yaşamak" konusu uzundur — enine boyuna gündemimde.
Neyi tekrar eder?
Hayal kurmayı, sarılmayı ve yeni insanlarla tanışmayı.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Loft Caz Kültür Gazetesi'ni keşfediyoruz; Heartstone'u izlemek için nedenler öğreniyoruz; Wet Leg'in ilk albümünü dinliyoruz.
22 Nis 2022

YAZARLAR

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
“Brat summer”ın dans pistindeki isyanının üzerinden iki yıl geçti. 2026 yazında Z kuşağının pop yıldızları bu kez ayrılıkları, ölümü, kaygıyı ve dünyanın sonunu anlatıyor. Olivia Rodrigo’dan Phoebe Bridgers’a, Gracie Abrams’tan Charli xcx’e uzanan “sad girl summer”, yalnızca pop müziğin yeni trendi değil, savaşlar, iklim krizi ve gelecek kaygısıyla büyüyen bir kuşağın da ruh hâli.

Sema Kaygusuz’un "Saf Canavar"ı uzak bir geleceğin distopyasını değil, bugünün büyütülmüş ve ürkütücü ölçüde tanıdık bir suretini anlatıyor. İnsan olmanın sınırlarından hafızaya, rüyalardan yapay zekaya, insanmerkezciliğin kibrinden edebiyatın iyileştirici gücüne uzanan sohbetimizde Kaygusuz’la, kendi ifadesiyle “şimdinin kabusu, geleceğin enkazı” üzerine konuştuk.

Aşırı zenginlikten aşırı yoksulluğa, açgözlülükten fanatizme, mükemmeliyetçilikten bitmek bilmeyen arzularımıza... Psikanalist ve yazar Adam Phillips, "Aşırılık Üzerine Beş Kısa Sohbet"te çağımızı kuşatan aşırılıkların izini sürüyor. Belki de mesele çok fazla istememiz değil: “Kendimiz için çok fazlayız; açlıklarımızda ve arzularımızda, kederlerimizde ve bağlılıklarımızda, sevgilerimizde ve nefretlerimizde fazlayız.”

Şiddet, yok sayılma, erken yaşta evlilikler, engellenen kariyerler ve erken ölümler... Arabeskin kadınları, onları sürekli geride bırakmaya çalışan bir sistem içinde kendi kulvarlarını açtı, popüler kültürün damarlarına sızdı. Cansever’den Bergen’e, Dilber Ay’dan Esengül’e uzanan bu hikayeler, arabeskin acısını yalnızca şarkılarıyla değil, hayatlarıyla da sırtlanan; ölümleriyle dahi bu dünyanın onlara reva gördüğü vedanın tatsızlığını görünür kılan kadınları anlatıyor.

Yapay zekanın bizim yerimizi almasından korkuyoruz ama belki de asıl sorun insanın çoktan bir makineye dönüşmesindedir. Verimlilik, hız ve üretim insanın değerinin ölçüsüyse bu yarışı elbette makine kazanacak. Peki insanın değeri ne kadar ürettiğinde değil de sevmekte, düşünmekte, yaratmakta, ilişki kurmakta ve bütün bunları yaparken dönüşebilmekteyse? Yapay zekanın dünyayı ele geçirmesinden korkanlar için üç kitaplık bir reçete.



