Ölümün kısa bir tarihi

William M. Spellman: Antik Mısır’dan bugüne ölüme bir bakış
Ölümün kısa bir tarihi

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

William M. Spellman'ın kaleme aldığı Ölümün Kısa Bir Tarihi bu alanda ünlü tarihçi Philippe Aries'nin literatüre kazandırdığı Batı'da Ölümün Tarihi adlı referans kaynağı kadar önemli bir kaynak. Ahmet Bora Pekiner'in çevirisiyle Tellekt tarafından Türkçeye kazandırılan Ölümün Kısa Tarihi, insalığın geçmişinden bugüne ölüm olgusu pek çok farklı disiplinle bir arada okura sunuyor. Biz de Raftan bu dikkat çekici kitabı indiriyoruz. Konuyla doğrudan ilgili olan Freddie Mercury’nin eşsiz yorumuyla Queen’den Who Wants to Live Forever da bu yazın macerasına eşlik ediyor. 

Antik Mısır'da inşa edilen piramitlerin yapılmasındaki temel motivasyondan Antik Yunan'daki filozoflara, Romalı düşünürlerden de Orta Çağ ve günümüze kadar ulaşan geniş bir tarihi dönem Ölümün Kısa Bir Tarihi'nde yer alıyor.

The angel of death, Evelyn de Morgan 1881
The angel of death
Evelyn de Morgan 1881

Antik Mısır’dan bugüne: Binlerce yıl önce yaşamış olan atalarımızın ölümden ne anladığı konusunda bir fikir sahibi olmak ne yazık ki çok güç. Çünkü arkeolojik kayıtlar en iyi ihtimalle imtiyazlı küçük bir kitlenin fiziki kalıntıları üzerine araştırma yapıp bulgular elde edebiliyor. Ancak bu bulgular o dönemki insanların tarih öncesi dönemlerden de kalma gelenekleri sürdürdükleri ve bir öteki dünya inancı taşıdıklarını gösteriyor.

Bununla birlikte değer verdikleri insanlar tarafından değer görme arzusu ve bir bağ kurma ihtiyacı zaman içinde mezarların geniş halk kitleleri tarafından da benimsenen bir yapıya dönüştüğünü ortaya koyuyor. Bu duygusal bağın kurulmasıyla da ileriye dönük bir adım atılıyor ve bu süreç yazının önceki satırlarında da bahsettiğimiz Mısır’daki o görkemli piramitlere kadar uzanıyor.

Birleşik Krallık ve genel olarak Avrupa tarihi konusundaki çalışmalarıyla da tanınan William M. Spellman, Ölümün Kısa Bir Tarihi kitabında kaçınılmaz bir şekilde antropoloji, arkeoloji ve felsefe gibi alanlara da temas ediyor. Antik Yunan, Roma ve Hint coğrafyasında ölümün algılanışı ve toplumların buna bakış açısını irdeleyen Spellman, filozofların yanı sıra dinlerin de bu konuya bakış açısını ele alıyor.

İnsanlığın ölümle olan ilişkisini ve serüvenini kronolojik bir yaklaşımla ele alan Spellman, Aydınlanma Çağı’nın öncüleri Spinoza ve Descartes gibi düşünürlerin de konuya yaklaşımlarını değerlendirirken kuşkucu tavrı da kitabın sayfalarına taşıyor. Bu noktadan itibaren kitap daha önce de bahsetmiş olduğum Annales Okulu’nun temsilcilerinden Philippe Aries’nin Batı’da Ölümün Tarihi kitabı ile benzer bir düzlemde ilerliyor. Bu noktada Everest Yayınları tarafından Türkçeye de kazandırılmış olan kitabı da ilgili okura tavsiye etmiş olalım. 

Ölümün Kısa Bir Tarihi özellikle 17. yüzyıldan sonraki dönemi ele alışı ağırlıklı olarak felsefi düzlemde ilerlerken günümüz insanının ölümü gündelik hayatında nasıl soyutlandırdığı ve onu yok saydığına dikkat çekiliyor.

Son olarak mevcut pandemi koşullarında bu kitabın Türkçeye kazandırılış olmasının ne kadar değerli olduğunun altını çizelim. İlerleyen dönemde de buna benzer tarihsel araştırmalarının Türkçede yer alabilmesi en büyük dileğimiz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende
∙

BÜLTEN SAYISI

İzlanda'dan, New York'tan ve Londra'dan sevgilerle

İçindekiler: Elektronik müziği dönüştüren plak şirketi, İzlanda'da doğanın yüceliğini kabul eden bir yönetmen, sanat tarihinde sosyal mesafe

06 Kas 2020

İzlanda'dan, New York'tan ve Londra'dan sevgilerle

YAZARLAR

İhsan Dindar

Kitap yazarı @ Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende
∙

HİKAYE

Ela Lee'den 'Ceyda': Kırılınca görünür olanlar

Ela Lee, kendi hayatından izler taşıyan ilk romanı Ceyda’da, dışarıdan kusursuz görünen hayatı bir cinsel saldırının ardından parçalanan Türk-Koreli genç avukat Jade’in hikayesini anlatıyor. Rıza, adalet, göçmenlik, aile, başarı baskısı ve suçluluk duygusu etrafında ilerleyen roman, Jade’in başına gelenlerden çok, yaşadıklarının ardından kendisi ve kurduğu hayatla yeniden yüzleşmesine odaklanıyor.

Şeyma Ye

·

02 Eki 2026

Ela Lee'den 'Ceyda': Kırılınca görünür olanlar
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Bavuldaki dil: Türkçeden Almancaya göç edebiyatı kuşaklar boyunca nasıl değişti?

1960’ların başında Sirkeci’den Almanya’ya giden trenlere binenler birkaç yıl çalışıp dönmeyi düşünüyordu. Ama bavullarda yalnızca eşya değil, dil ve kültür de taşındı. Bekir Yıldız’dan Aras Ören’e, ‘Emine’ Sevgi Özdamar’dan Fatma Aydemir’e uzanan 60 yılı aşkın edebiyat geleneği “misafir işçi”nin Almancayı nasıl içeriden dönüştürdüğünü ve sonunda o dili kendi evi hâline getirdiğini anlatıyor.

Bavuldaki dil: Türkçeden Almancaya göç edebiyatı kuşaklar boyunca nasıl değişti?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Dağ, güneş ve zaman: Ugo Rondinone yeniden İstanbul'da

İsviçreli sanatçı Ugo Rondinone, İstanbul’daki ilk kişisel sergisi "the sun and the mountain"da neon renkli taş heykellerini gün doğumu ve gün batımı suluboyalarıyla buluşturuyor. Dirimart Dolapdere’de 8 Kasım’a kadar görülebilecek sergi, dağların dikeyliğiyle ufkun yataylığını karşı karşıya getirerek insanın doğayla kurduğu ilişkiyi ele alıyor.

Yaren Serra Akgün

·

29 Eyl 2026

Dağ, güneş ve zaman: Ugo Rondinone yeniden İstanbul'da
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Lukas Dhont: 'Geçmiş meğerse çok modernmiş!'

Lukas Dhont’un Cannes’ın ana yarışmasında prömiyerini yapan üçüncü uzun metrajı "Korkak", Emmanuel Macchia ve Valentin Campagne’a En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü kazandırdı. Dhont ile festivalde biraraya geldiğimizde ilk kez bir savaş filmi yapmasından, daha büyük bir ölçekte çalışmaktan ve filmin çıkış noktasındaki fikirlerden konuştuk.

Müge Turan

·

28 Eyl 2026

Lukas Dhont: 'Geçmiş meğerse çok modernmiş!'
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Ritmi bedenle hissetmek: İşitme engelliler müziği nasıl deneyimliyor?

İşitme engelli bireyler titreşim, ritim, beden hareketleri, ışık ve işaret diliyle müziğin başka bir dünyasını keşfediyorlar. İşitme engelli müzisyenlerden oluşan Moon Deaf Music üyeleri ve uzmanlar ile biraraya geldik; müziğin yalnızca kulakla duyulan bir şey olmaması üzerine konuştuk.

Eda Solmaz

·

28 Eyl 2026

Ritmi bedenle hissetmek: İşitme engelliler müziği nasıl deneyimliyor?