Onaranlar Kulübü

Ayaküstü Onaranlar Kulübü'nün Kurucusu Doğukan Güngör'le tanışıyoruz.
Onaranlar Kulübü

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

Sürdürülebilir bir şehir, daha küçük ölçekte mahalle mümkün mü? Nasıl kurgulanır?

Aslında tüm hikâye aidiyetle başlıyor. Onaranlar Kulübü olarak insanların yaşadığı kentle diyaloğunu güçlendirmeye çalışıyoruz. Doğduğumuz, büyüdüğümüz sokakları ne kadar sahiplenirsek o kente aidiyetimizi o denli artıracağımızı düşünüyoruz. Bu da beraberinde hassasiyeti ve korumacılığı getiriyor. 

Sürdürülebilir bir kent hayali ya da daha mikro ölçekte mahalle hayali kurmak çok da zor değil bu formüle göre. Bir yerden başlanması gerekiyorsa o sıfır noktasının kent aidiyetini artırmadan geçtiğini biliyoruz ve ona göre hareket ediyoruz.

Onaranlar Kulübü


Yeldeğirmeni, Kalamış, Caferağa’da kısaca Kadıköy olarak tanımlayabileceğimiz mahallede işlerinize sıklıkla rastlıyoruz. Kadıköy’ü onarma sebebiniz ne?

Kadıköy, Onaranlar Kulübü’nün hikâyesinin ortaya çıktığı ilk yer. 2016’da Moda’daki telefon kutularına yaptığımız saksı yerleştirmeleri bizim sokaktaki ilk müdahalemizdi. Hem Kadıköy halkının sahipleniciliği hem de ekibimizdeki hemen herkesin bu ilçeyle kurduğu duygusal bağ, bizi evimizde gibi hissettiriyor. Sanırım Kadıköy’e gösterdiğimiz pozitif ayrımcılığın temel sebebi bu. 

Elbette sevgili belediyemiz de yaptığımız her işi kendi sosyal medya kanallarına taşıyarak bizi mutlu ediyor. Öte yandan Kadıköy’ün eklektik yapısı da çeşitli müdahalelerimiz için çok keyifli bir zemin de sunuyor. Yeldeğirmeni’nin hipster atmosferi; Kalamış’ın deniz, yeşil ve sporu tek potada eritmesi; Moda’nın entelektüel ama bir o kadar da popüler hafızası bizim için çok cezbedici.

Mahallede neleri bozuk gördünüz de onarmaya başladınız?

Hikâyemiz sokakta aniden karşımıza çıkan ve kent hafızası ya da şehir dokusuna uyum sağlayamayan kent mobilyaları telefon ve doğalgaz kutularına müdahale etmekle başladı. Düşünsenize, kaldırımda yürürken bir anda karşınıza kocaman beyaz, üzerine reklam afişleri yapıştırılmış, koca bir metal yığını çıkıyor. Bunların mevcut altyapıda yerlerinin değiştirilmesi çok zor. O hâlde neden ileri dönüştürerek (ya da hack’leyerek) en azından göze daha hoş gözükmesini sağlamayalım? Yağmurlu havada yürürken kaldırım kenarına açılan yağmur borusundan çıkan su neden paçalarımızı ıslatsın ki? Onlara birkaç ufak müdahaleyle dikkat çeken, eğlenceli dokunuşlar yapabiliriz. İç görü tamamen bu: sokaktaki deneyimimizi iyileştirmek.

Balat'ta kent hack'leme projesi


Bireysel olarak onarmaya nereden başlayabiliriz sizce? Bu kolektif bir katkı ve etkiye nasıl dönüşür?

Bize en çok gelen sorulardan biri “Ben nasıl bir onaran olabilirim?” oluyor. Cevabı bizce çok basit: katılımcı, kapsayıcı ve sürdürülebilir olarak. Günlük hayatımıza bu üç kavram üzerinden yön verebilirsek bireysel olarak onarmaya başlamışız anlamına geliyor. Biz buna "Onarma gözlüğünü takmak," diyoruz. Bu gözlüğü takan, mindset’ini iyileştirebilmiş ve zihinlerdeki onarımı gerçekleştirebilmiş her birey aslında bu yolculuğa çıkmış oluyor.

Super Mario, Snoopy ve Lego gibi 1990’larda çocuk olanların “idollerini sık sık kullanıyorsunuz. Bu o zamanlara, o zamanda çocuk olanlara bir serzeniş mi, övgü mü, hatırat mı?

1990’larda çocuk olmak sokak yerleştirmesi serimiz oldukça sahiplenildi. Özellikle Y kuşağının kendinden bir şeyler bulabildiği bu işler her şeyden öte gönüllere bir ferahlık veriyor. 

Snoopy sokak yerleştirmesi


Yolda yürürken aniden karşına çıkan Super Mario'yla saniyeler içerisinde çocukluğuna gidiyorsun ve yüzünde bir tebessüm oluşuyor — kim demiş ışınlanma henüz icat edilmedi diye? Bu serinin asıl amacı bu tebessümü yakalamaktı esasında. Her gün işe, okula, bakkala giderken ufak detaylarla insanlara tebessüm ettirebilmek. Hâlâ bir umut olduğunu onlara hissettirebilmek ve “Biz ve bizim gibiler var ve insanların iyi şeylerle karşılaşması için ellerinden geleni yapıyorlar,” demek.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

NEREDE YAYIMLANDI?

SoliSoli

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

⛴ Kendi başına küçük bir metropol: Kadıköy

Kadıköy, kendi başına küçük bir metropol. Burada sükûnet isteyene sükunet; eğlence isteyene eğlence; çocuğuna parkta temiz hava aldırmak isteyene oksijen; bankta bira içmek isteyene yancı var.

20 Şub 2022

Fotoğraf: Deniz Sabuncu

YAZARLAR

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

İLGİLİ OKUMALAR

SoliSoli

HİKAYE

Barge cruise hareketi: Avrupa kentlerinin dingin kanallarında mikro yolculuklar

"Bu bir cruise değil" mottosuyla kalabalık ve kaotik cruise anlayışını tersine çeviren lüks yat seyahatlerine paralel olarak barge cruise yani mavnalarla seyahat hareketi de yaygınlaşıyor. Barge cruise seyahatine çıkanlar Avrupa kentlerinin küçük nehir ve kanallarında dingin ve butik bir deneyim yaşıyor.

Deniz Aytekin

·

19 Tem 2026

Barge cruise hareketi: Avrupa kentlerinin dingin kanallarında mikro yolculuklar
SoliSoli

HİKAYE

Seyahatin yeni değer önerisi: Yediğin içtiğin senin olsun, bana öğrendiğini anlat

Kültürel değer üretme biçimi değişiyor. Seyahat de bunun dışında kalmıyor. Seyahatin tarihsel işlevlerinden biri olan öğrenme, kültürel katılım ve karşılaşma, dijital çağın koşullarında yeniden görünür oluyor.

Elif Bayram

·

12 Tem 2026

Seyahatin yeni değer önerisi: Yediğin içtiğin senin olsun, bana öğrendiğini anlat
SoliSoli

HİKAYE

12 Ağustos tam güneş tutulması rehberi: Nereye gitmeli, ne yapmalı?

12 Ağustos’ta yaşanacak tam güneş tutulması Grönland’ın doğusundan başlayıp güneye doğru ilerleyecek ve ardından İzlanda’nın batı kıyıları ile İspanya’nın kuzeyinden geçecek. Yaklaşık iki dakika sürecek bu doğa mucizesine tanık olmak isteyenler için farklı zevklere göre öneriler hazırladık.

Deniz Aytekin

·

12 Tem 2026

12 Ağustos tam güneş tutulması rehberi: Nereye gitmeli, ne yapmalı?
SoliSoli

HİKAYE

Paris'in en şık kaosu: Paris Erkek Moda Haftası'ndan notlar

23-28 Haziran arasındaki Paris Erkek Moda Haftası bir kez daha gösterdi ki bugün moda yalnızca kıyafet üretmiyor; şehirlerin kültürel ritmini belirleyen, farklı disiplinleri aynı masada buluşturan ve en beklenmedik karşılaşmalar için alan açan canlı bir ekosistem olmaya devam ediyor.

Doruk Başkır

·

11 Tem 2026

Paris'in en şık kaosu: Paris Erkek Moda Haftası'ndan notlar
SoliSoli

HİKAYE

Gölgeden çıkan zanaat: Türkiye'de bağımsız saatçiliğin sessiz yükselişi

Kuruçeşme'de, sadece randevuyla hizmet veren Salon Kantiem, Türkiye'nin ilk bağımsız saatçilik butiği olma iddiasında. Ama bir mağazadan çok bir buluşma noktası olarak tasarlanmış. Türkiye'de bağımsız saatçilikte yaşanan dönüşümün ortasında duran isimlerden biriyle, Turkish Watch Guy'ın kurucusu ve yeni açılan Salon Kantiem'in ortaklarından Doruk Ünlü'yle saatlerin anlattığı hikayelerden ve Türkiye'nin potansiyelinden sohbet ediyoruz.

Orhun Canca

·

10 Tem 2026

Gölgeden çıkan zanaat: Türkiye'de bağımsız saatçiliğin sessiz yükselişi