Orta yaşlı Türkiye: Düşen doğurganlık hızı ne anlama geliyor?


Ürün ve tasarımın buluşması: Alive '24 Nedir? Konferans . Kullanıcı deneyimi tasarımı ve ürün yönetimi alanlarında öncü isimleri bir araya getirmeye hazırlanan Alive '24 ; sektördeki yenilikleri keşfetmek, bağlantılar kurmak ve iş birliği fırsatları yakalamak için eşsiz bir platform sunmayı hedefliyor. Nerede ve ne zaman? 30 Mayıs 'ta Brick Institute ve Userspots Akademi desteğiyle Feriye ’de, 31 Mayıs 'ta Han Spaces 'te. Neden gitmeli? Bölgenin en büyük ürün ve tasarım konferansı Alive , Ürün ve Tasarım olmak üzere iki ayrı sahneden oluşuyor. Tasarımcılar, ürün yöneticileri, girişimciler, yöneticiler ve yazılımcıları bir araya getiren Alive’ın Ürün sahnesinde Kamil Rodoper (CPO @Forto), Merveen Pandoo (Strategic Customer Success Architect @Mixpanel); Tasarım sahnesinde ise Andrei Kovalev (Founder @Midlibrary), Deniz Kartepe (UX Researcher @Miro) ve değerli daha pek çok konuşmacı yer alacak. Not almalı: 30 Mayıs’taki konferansın yanı sıra 31 Mayıs'ta Han Spaces'te veri analitiği, designOps, no-code ve data yönetimi gibi alanlarda 6 özel atölye düzenlenecek. Alive sahnesinde yer alacak birbirinden değerli konuşmacıların tamamına ve programın detaylarına buradan ulaşabilir, ürün yönetiminden ürün tasarımına kadar birçok konunun konuşulacağı konferansın biletlerini yine orada bulabilirsiniz. Atölyeleri ise şuradan inceleyebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, önceki gün düzenlenen kabine toplantısının ardından yaptığı konuşmada, ülkemizin nüfus dinamiği konusuna da değinerek, düşen doğurganlık hızını “varoluşsal bir tehdit, bir felaket” olarak niteledi. Erdoğan’ın uzun yıllardır vurgu yaptığı bu konu esasında uzun vadeli makroekonomik projeksiyonlara doğrudan etki eden çok önemli bir unsur.
Biraz teori
Bir ekonomide, nüfusun yaşı hem üretim hem de tüketim davranışları üzerinde etkilere sahiptir. Üretim kanadında, üretim faktörlerinin başında işgücü geldiğinden, nüfusun (dar anlamda da işgücünün) ortalama yaşı üretkenlik üzerinde (deneyim ve artan kabiliyetler bazında) pozitif etki yaratma kapasitesine sahiptir. Öte yandan yaşlı nüfus, işgücü havuzunun daralmasına yol açan ve toplam çıktıyı aşağı çeken bir etki de yaratır.
Yaşlı nüfusun tüketim tarafındaki etkisi ise genel olarak artan tasarruf eğilimi, azalan tüketim harcamaları ve artan sosyal güvenlik harcamaları düşünüldüğünde kısıtlayıcı olarak değerlendirilebilir. Nüfusun yaşlanması eşliğinde artan tasarruf eğilimi, harcama miktarını aşağı çekmekle birlikte orta vadede sermaye birikimini destekleyerek ekonomik büyüme tarafında pozitif bir katkı da verebilir.
Nüfus yapısı ile ekonomi arasındaki ilişki iki paragrafta özetlenemeyecek kadar karmaşık olmakla birlikte genel bir çerçeve çizmek, tabloyu ana hatlarıyla görmemize fayda sağlayacaktır.
Küresel trend
8 milyarı aşan nüfusu ile dünya kalabalıklaşmaya devam ediyor. İnsanlığın ortalama yaşam süresini uzatan teknolojik ve tıbbi başarıların bu manzaradaki katkısı yadsınamaz. Bunun yanında aile planlamasına yönelik çalışmalar ile küresel trendler küresel çapta doğum hızını yavaşlatıyor. Artan insan ömrü ve azalan doğum hızının doğal sonucu olarak da dünya nüfusu yaşlanıyor.
Birleşmiş Milletler tarafından yayımlanan “yaşlanan bir dünyada kimseyi geride bırakmamak” isimli raporda , dünya üzerinde yaşayan 65 yaş ve üzerindeki nüfusun 2050 yılına kadar iki kattan fazla artarak 1,6 milyar kişiye ulaşacağı tahmini de temel olarak bu değişkenlere dayanıyor. Benzer şekilde 2021 yılında 155 milyon kişi olarak hesaplanan 80 yaş üstü nüfusun 2050 yılında 460 milyon kişiye yaklaşması bekleniyor. Özetle, 2021 yılında 1/10 olan küresel yaşlı nüfus oranının 2050 yılında 1/6’ya yükseleceği hesaplanıyor ve bu da çok büyük bir demografik değişim anlamına geliyor.
Yaşlanma trendi ülkelerin gelişmişlik düzeylerine göre farklılık göstermekle birlikte küresel ve kalıcı bir trend olarak kabul ediliyor. Kısa vadeli ve hızlı bir geri döndürme patikasının olanaksız olduğu trend, bugün doğum oranları görece daha yüksek olan az gelişmiş ekonomilerde dahi kendini hissettirmeye başlamış durumda.
Dip toplamda, geçen her yılda dünya nüfusunun ortalama yaşında artış göreceğiz. Çalışmalar, 2021-2050 döneminde dünya nüfusunun ortanca yaşının 30’dan 36’ya yükseleceğine ve 16 ülkenin ortanca yaşının 50 ve üzerine taşınacağına işaret ediyor.
Ülkemize ait veriler
TÜİK tarafından derlenen çeşitli demografik veri setleri ülkemizin de benzer bir trendin içinde olduğunu teyit ediyor. 2023 yılına ait verilerin bir kısmında 6 Şubat 2023 tarihinde yaşadığımız deprem felaketinin etkileri görülse de yerel trendin küresel hareketten ayrışmadığı görülüyor.
Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi Sonuçları veri setine göre, ülkemizde yıllık nüfus artış oranı 2022 yılında binde 7,1 seviyesinden 2023 yılında binde 1,1 seviyesine gerilemiş durumda. Tarihi dip seviyede olan nüfus artış oranı verisinde deprem felaketinin etkisi maalesef büyük.
Yıllık nüfus artışı hızı bir yana, İstatistiklerle Yaşlılar veri setinde yer alan nüfus piramidi çalışması nüfustaki yaşlanma eğilimini ortaya koyuyor.

Kaynak: TÜİK, İstatistiklerle Yaşlılar 2023
Veri setinde, 2007 yılında %7,1 olan 65 ve üstü nüfusun toplam nüfusa olan payı 2023 sonunda %10,2’ye yükseldiği görülüyor. Bunun yanında, 0-14 yaş grubunun ağırlığının da kayda değer şekilde azalması dikkat çekici. Veri seti, nüfusun ortanca yaşının 2007’den bu yana 5,5 yıldan daha fazla arttığını gösteriyor. 2080 yılı için yapılan projeksiyon ise yaşlı nüfus oranının %25,6’ya yükseleceğine işaret ediyor.
Çalışma çağındaki birey başına düşen çocuk ve yaşlı nüfus sayısını gösteren manşet bağımlılık oranında önemli bir değişim olmamakla birlikte bağımlı çocuk nüfusunda düşüş, yaşlı nüfusunda ise artış söz konusu. Bu da genel trendi teyit eden bir başka veri.
17 Mayıs 2024 tarihli İstatistiklerle Gençlik veri setine göre, 15-24 yaş aralığındaki genç nüfusun toplam nüfus içinden aldığı pay %15,1 olarak ölçülmüş durumda. 10 yıl öncesinde %16,6 olan bu oranın 2080 yılında %11,1’e gerilemesi de kurum tarafından yapılan tahminleme çalışmasının önemli bir çıktısı.
15 Mayıs 2024 tarihli Doğum İstatistikleri veri seti de toplam doğurganlık hızındaki düşüş trendinin devam ettiğini teyit ediyor. 2001 yılında 2,38; 2012 yılında 2,11; 2022 yılında ise 1,63 olarak ölçülen toplam doğurganlık hızı 2023 yılında 1,51 olarak ölçülmüş durumda. Veri, nüfusun yenilenme düzeyinde eşik değer olarak kabul edilen 2,10 seviyesinin altındaki seyrini sürdürüyor.
Sonuç olarak
Yaşlanıyoruz. Aileler küçülüyor, ortanca yaş seviyemiz artıyor ve bu alanda küresel trendden ayrışmıyoruz. Genç nüfuslu Türkiye’den orta yaşlı Türkiye’ye doğru giden bu patikanın sonucunda gelecek yıllarda daha yaşlı bir nüfusa sahip olacağız ve makroekonomik yapımız da bu çerçevede değişecek. An itibarıyla mevcut demografik yapımızın ve genç nüfus oranımızın Avrupa Birliği ortalamasının üstünde olması ise içinde bulunduğumuz trendi değiştirmiyor.
Yaşlı nüfusun dönüştürücü etkilerini yönetebilmek adına işgücü ithalatı, teknoloji yoğun yatırımlara ağırlık verilmesi, emeklilik yaşının yükseltilmesi, eğitim ve beceri kapasitelerinin artırılmasına yönelik programların uygulanması gibi adımlar tüm dünya ekonomileri tarafından atılıyor ve atılmaya devam edecek. Bu noktada kısa vadeli bir dönüşüm mümkün olmamakla birlikte, temelleri bugün atılacak uzun vadeli, verimliliği artırmaya yönelik programlar gelecekte büyük fark yaratacaktır. Söz konusu adımlar, büyük oranda devlet kanadından beklenmekle birlikte, özel sektörün de çok uzak olmayan bir gelecekte konuya dair açılımlar yapması sürpriz olmayacaktır.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Bugün gözler TCMB'nin Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısına çevrildi. Toplantıdan bir faiz artışı kararı çıkması beklenmemekle birlikte, yayımlanacak karar metni beklentilerin şekillenmesi açısından hayati öneme sahip olacak.
23 May 2024

YAZARLAR

Eralp Ersoy
Sipay’da Hazine Direktörü.

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bu hafta takvim yurt içinde kalabalıklaşırken, yurt dışında bir miktar sakinliyor. Yurt içi piyasalarda TCMB kararı ve Moody’s Türkiye değerlendirmesi ön plana çıkarken, yurt dışında gözler ECB kararında olacak.
20 Tem 2026

Piyasalardaki iştah ve enerji, yoğun sermaye harcaması, bol sermaye ve rekabetçi büyüme arzusuyla öne çıkan Reagan dönemi 1980'ler, 1998-99 ve 2004-06 yıllarını andırıyor.

Ortaya çıkan tablo, daha az konuşan ancak şeffaflıktan ödün vermeyen, iletişimini daha sade metinlerle kuran, piyasaya daha az yönlendirme yapan fakat hedefleri konusunda daha kararlı ve kurumsal açıdan daha disiplinli bir merkez bankası modeline işaret ediyor.

Türkiye'nin en büyük dış ticaret fazlası veren sanayi kollarından tekstil ve hazır giyim sektörü, 2025 yılını 26,2 milyar dolarlık ihracatla kapattı. Doğrudan 845 bin, dolaylı etkileriyle birlikte yaklaşık 2 milyon kişiye istihdam sağlayan sektör, 2022'de ulaştığı zirveden bu yana tarihinin en sert daralmalarından birini yaşıyor. Konuyla ilgili sunum yapan TGSD yönetimi, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na sunulan üç aşamalı strateji haritasının ayrıntılarını paylaştı.

Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda veri akışı güçlü. Yurt içinde Fitch değerlendirmesi ve cari denge, yurt dışında ise ABD TÜFE ön planda olacak.
13 Tem 2026




