

Mirgün Cabas’la “ Nereye Kadar? ” Tüm canlılar için daha iyi ve yaşanabilir bir gelecek kurgusu için neye ihtiyacımız var? İklim krizinin etkileri ve sonuçlarını her geçen gün daha fazla hissettiğimiz, sosyal, ekonomik kırılmaların ve dönüşümün eşiğinde, artık " Nereye Kadar? " diyoruz. Nasıl? Gazeteci Mirgün Cabas moderatörlüğünde alanında uzman isimlerle meseleler ve çözüm önerileri üzerine gerçekleşen ‘ Nereye Kadar? ’ podcast serisi her perşembe Vestel PSM radyo ve Akıllı Hayat 2030 Spotify kanalında . Zorlu Holding'in Akıllı Hayat 2030 sürdürülebilirlik yaklaşımı kapsamında gerçekleşen podcast serisini buradan dinleyebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Bugünkü konuğumla nasıl tanıştığımdan bahsetmeye karar verirsem konu Mücbir Sebepler'e gelecek, pandemi döneminin ilk kapanış zamanlarına yolculuk edeceğim ve işin içinden çıkamayacağım. O yüzden Özge'yle Twitter'dan takipleştikten ve canım arkadaşım Nurdoğan Bayraktaş'a da göz kırptıktan sonra geleyim onu ne kadar severek takip ettiğime.
Takip etmekten kastım, evet, hem stalk'lamak hem de işlerine şöyle bir göz atıp "Devam Özge devam!" moduna girmek. Böylece Galata'da buluştuğumuzda ona sormak istediklerimi daha da hevesle açıyorum. Daha detaylı "Neler yapıyorsun?" diye sorabilecek olmak beni keyiflendiriyor.
Öğreniyorum ki yolculuk şöyle ilerlemiş: Oyunculuk sektörünün tokadı yeniliyor, olaylar ilerliyor ve hayat Özge'yi ensesinden tutup stand-up sahnesine bırakıyor. İyi ki. Özetlemek gerekirse Özge yazıyor, konuşuyor ve oynuyor. Biz faniler onu TuzBiber Stand-Up, Kayıp Eşya Bürosu ve Şen Dullar'dan tanıyoruz; İbrahim Selim'le Bu Gece'nin editörlerinden olduğu için de şakalarını pek çok kanaldan duyuyoruz.
Peki o zaman, Alara durur mu, soruyor sorusunu: Seni ANGST edenler nedir, sevgili Özge?
Küçük küçük, tatlı tatlı bir sürü ANGST'ım var, senelerdir cebimde taşıdığım. Ama büyük resme bakınca en büyük ANGST edenimin ANGST etmenin hiç bitmeyecek oluşu olduğunu fark ettim.
Konuşma ilerledikçe mevzuyu derinleştiriyoruz: Hayır demek de bunlardan biri. Hem iş hayatında hem bireysel ilişkilerde; hepsinde işte. "Hayır!" demek ve sınır çizmenin yükü; "Hayır, gelmek istemiyorum," cümlesinin kabul görmemesi ve bu cümleyi kullanmak yerine neden gelmediğime dair ikna süreci — meğer ne çok ANGST edenlerimiz varmış.
"Bunlardan biri de elbet komedi sektöründe varolmaktır herhâlde," diye düşünüyorum. Kadın atanınca değişip dönüşüyor mu bu deneyim? Özge, derinlemesine cevaplıyor:
Şansım, komedi ve stand-up sektörünü sadece 3 yıldır ve Tuz Biber'de deneyimlemek. Çok daha eskileri, gediklileri var elbette; onların deneyimleriyle benimkileri karşılaştırınca kendiminkini pamuk şekere benzetmek kalıyor. Çünkü Tuz Biber için "Ne erkeklik umurlarında ne egemenlik," diyebilirim rahatça. Dolayısıyla bir kadın olarak sektörü nasıl deneyimlediğim sorusunun cevabı seyirciyle yaşadığım deneyimde yatıyor.
Sektördeki kendi deneyimini günümün "umut veren nadir detaylar" sekmesine yerleştirdikten sonra elbette farklı tektipleştirmelere geçiyoruz. Hadi sektör tamam, peki ya dinleyenler?
"Kadın komedyen" kalıbını yalnızca seyirci yorumlarından duyuyorum. Kadın olduğumu internete bir içerik koyuyorsam onun altına gelen yorumlardan hatırlıyorum.
Kendinden beklentilerinin çok olduğu bir dönemden geçtiğini de konuştuktan sonra konu komedi sektörüne olan tahakküme geliyor. Biz tartışmayı ofansif şakaların ifade özgürlüğüne girip girmediğinden değil, Emre Günsal ve Pınar Fidan'dan açıyoruz:
Emre'nin de Pınar'ın da olayından sonra bazı videolar kaldırıldı ve bazı yayınlar durduruldu. Ben çok fazla Youtube'a içerik koymuyorum; bu formata uygun şakalar yapmıyorum ve canlı performansta seyirciyle yakalanan enerjinin yansıdığını düşünmüyorum.

Özge, Aposto Radyo stüdyosunda
Bugün "Hayır," diyebilmek, stand-up sektörünü Tuz Biber'de deneyimlemek, hayatta yapmak istediklerini nispeten geç bulmak ve terapistlerle pozitif deneyimler üzerine konuşuyoruz — benim her zamanki gibi Özge'ye sorularım var:
🎭 Özge'yi ANGST edenler ne?
🎭 Stand-up sektörünü bir kadın olarak nasıl deneyimliyorsun?
🎭 Komedyenlere karşı varolan devlet tahakkümü gerçeğini nasıl yönetiyorsun?
🎭 Üretimlerinin tam zamanlı işin olması nasıl oldu?
🎭 20'lerindeki ve 30'larındaki ANGST ettiklerin nasıl değişti?
🎭 Özge neye #HakkımVar diyor?
"Biz en iyisi bir özneye soralım," diyerek çıktığımız bu yolculuğun tam ortasından, Özge'yle sadece marka için değil kendi için de çektiği fotoğraflarına ""Her zaman güçlü olmamaya #HakkımVar," diyerek içerik üretmenin ilhamıyla muhabbete katıl.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Podcast serimizin on birinci konuğuyla tanış: komedyen Özge Özel.
07 Haz 2022

YAZARLAR

Alara Demirel
ANGST editörü

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Pratiklerimizi takip ettiğimiz ve paylaştığımız sosyal uygulamalar, performans toplumunun arayüzleri mi? Duolingo, Strava ve benzeri uygulamalar, yalnızca alışkanlıklarımızı takip etmeyi sağlamıyor; gelişimi görünür ve paylaşılabilir kılarak kimlik kurma biçimimizi de dönüştürüyor olabilir.

Üniversite kavramı aşınsa da ona duyduğumuz ihtiyaç canlı. Gençlerin erteledikleri hayatı deneyimledikleri, insanlaştıkları, dünyaya dair tavır geliştirdikleri, beceri seti, düşünme biçimi, formasyon edindikleri kurumsal anlamda kavramın altını dolduran üniversite olanaklıdır. İhtiyacımız, yönümüz, kutup yıldızımız hâlâ özerk üniversitedir.

Fransa ve İspanya’da etkili olan orman yangınları sadece aşırı sıcaklık ve güçlü rüzgarla değil, alevlerin oluşturduğu sıra dışı bir hava olayıyla da büyüyor. NASA’nın “ateş püskürten ejderha” olarak tanımladığı, bilimsel adı “pyrocumulonimbus” olan ateş bulutları, çok büyük ve yoğun yangınların oluşturduğu aşırı sıcak hava, duman, kül ve nemin atmosferin üst katmanlarına doğru hızla yükselmesiyle oluşuyor. Prof. Dr. Doğanay Tolunay, “Bu bulutlar, büyük yangınlarda 12 kilometreye kadar yükselebilir. Bu kritik bir eşik çünkü uçaklar da o seviyelerden geçiyor” diyor.

Bağımlılık denince ilk akla gelenlerden biri alışveriş değil şüphesiz. Ya da spor. Bazen bir hafta boyunca oyun oynamak. Çoğumuz sosyal medyada geçirdiğimiz saatleri sorun olarak bile görmüyoruz. Oysa bağımlılık artık kendini pek çok farklı alanda gösteriyor ve işsizlik, gelecek kaygısı, anksiyete arttıkça bağımlı olduğumuz şeylerin sayısı ve çeşidi de artıyor.

Travma sadece olayın içinde olanların değil, ona tanık edilenlerin de bedenine yerleşir. Çünkü güven duygusunun yıkılışını görmek de insanın sinir sistemine yazılır. Bu yüzden bazı anksiyeteler kişisel değil; toplumsal ve politiktir. Çünkü sürekli alarmda yaşamak politiktir.







