Pandemiyle mücadele: Güçlü şirket kültürü

Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İş akışlarının etkilenmeye başladığı dönemle birlikte Slack Platform Community lideri ve bu alanda çözüm geliştiren bir girişimci olarak ekosistemdeki startup ve scaleup yani ileri seviye startuplarla şirket kültürü ve iş yapış biçimleriyle ilgili görüşmeler yaparak bu dönüşümü raporlamaya başladım, bu süreçte 50’dan fazla girişimci ve yöneticiyle birebir görüştüm.
Aposto! ile bu seri kapsamında düzenlediğimiz mini anketimize katılan 100’den fazla kişiden içgörü toplayarak belirsizlik içerisinde yön bulma konusunda kolektif bir bilgi kaynağı oluşturmayı hedefliyoruz.
Aniden uzaktan çalışma dinamiklerine geçmek durumunda kalan şirketlerde ilk etkilenen süreçlerin iletişim ve ekip içerisindeki ilişkiler olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.
Pandemide sosyal mesafelenme ve finansal belirsizlikler ile birlikte şirket ve ekip üzerindeki baskılar arttı, var olan ritüeller değişti ve tüm bu sürece adaptasyonda yaşanan zorluklar kültür ve yetenek gelişimi faaliyetlerini zorlaştırdı.
Peki tüm bu zorluklara rağmen başarılı bir şekilde ilerleyen takımların ortak özelliği nedir?
“Güven inşasını temel almaları”
“Neden bazı takımlar daha başarılı, bazıları daha geride?” sorusunun cevabını 2012’de Aristo Projesi'nin kendi çalışanlarıyla yaptığı bulgular gösteriyor: en önemli faktör, psikolojik güven hissi.
Psikolojik güveni ekibin bir hata yapmaktan ya da bir görüş veya fikir ortaya koymaktan çekinmemesi olarak tanımlayabiliriz.
Peki bu ortamı kültürümüzde nasıl yaratacağız? Araştırmayı yürüten Amy Edmondson, yaptığı TED konuşmasında üç basit noktadan bahsediyor:
1. İşleri her zaman bir öğrenme süreci olarak konumlandırın: Belirsizlik içerisinde yön bulmayı gerektiren bu dönemde, bilinmeyenlerle baş edebilmek için sürekli öğrenmeye ve herkesin fikrine yani kolektif bilince ihtiyaç duyduğunuzu unutmayın.
2. Lider olarak hata yapabileceğinizi kabul edin ve sınırlarınızı tanıyın: Sizin de hata yapma alanınızın olduğunu ve ekibin fikir ve önerilerine açık olduğunuzu açıkça belirtin.
3. Merak ortamı yaratın ve çok fazla soru sorun: Cevaplardan çok sorularının gücüne güvenin ve soru sormaktan çekinmeyin, böylelikle ekibin görüşlerini açıklamalarına alan tanımış, konuları derinlemesine masaya yatırmalarına imkan tanımış olursunuz.
Güven ortamı için ritüeller: Gündelik etkileşimlerin sınırlı bir hale geldiği, tüm alışkanlıklarımızın sekteye uğradığı bu ortamda özenli, titiz tasarlanmış süreçler, iletişim alanları daha büyük bir önem kazanmış durumda.
“Rituals for Work” adlı kitabın yazarları Kürşat Özenç ve Margaret Hagan, şirket içerisindeki ritüellerin etkisini 5 başlıkta topluyor:
- Değişim ve Dönüşüm: Yeni şartlara adapte olmak
- Yaratıcılık ve İnovasyon: Yeni fikirler geliştirmek
- Aidiyet ve Komünite: İlişkileri güçlendirmek
- Çatışma ve Dayanım: Problem ve gerilimlerle mücadele etmek
- Performans ve Akış: Ekipte verimlilik, güven ve odaklanma
Nereden başlamalı? Ritüeller çok büyük ya da ruhani deneyimler olmak zorunda değiller. Ritüelin etkisi düzenli olarak, özen gösterilerek yapılmasında saklı. Mitual'ı geliştirirken yaptığımız kapalı beta testlerinde şirket kültüründe kalıcı ritüeller geliştirmek için ilk adımın günlük check-in ritüeli olduğunu gördük. Günlük tutma alışkanlığının ispatlanmış faydalarını, kim ne yapıyor ve nasıl hissediyor sorusunun cevabını organizasyon içerisinde görünür kılmayla birleştirdik. Mitual check-in programıyla bu çabayı kayıt altına almayı ve toplanan bu verileri ekibinizin ihtiyaçlarını daha iyi anlamlandırmasını sağlıyoruz.
Peter Drucker’ın yaklaşımıyla bu pazartesi neyi daha farklı yapıyoruz sorusuna cevap olabilecek pratik bilgiler sunmayı hedeflediğimiz bu seriye katkıda bulunmak için bize yazabilir, mini anketimize katılabilir ve Slack Platform Community'ye kayıt yaptırabilirsiniz.
Şirket kültüründe kalıcı ritüeller geliştiren Mitual’un kurucu ortağı Buğra Çelik, Slack Platform Community'nin İstanbul chapter liderliğini ve bu mini serinin konuk editörlüğünü yapıyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
24 Ağustos Pazartesi sabahından herkese merhaba. Bu hafta gündemimizde Uber/Lyft davasındaki son durum, rekor kâr elde eden Hong Kong borsası ve elektrikli otomobil üreticilerinin halka arzları var.
24 Ağu 2020

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Polaroid, üst üste ikinci yaz kampanyasını da yapay zeka karşıtı hissiyata ayırdı. Markanın sahillerdeki billboardlara yerleştirdiği reklamları "Veri merkezleri hepsini içip bitirmeden gidip denize atla" diyor; "yapay zekanın parmaklarımızın arasındaki kumu üretip üretemeyeceğini" sorguluyordu. Peki teknoloji liderlerinin kendilerini "tastewashing" ile yeniden paketlemeye çalıştığı bir dönemde markaların yapay zekayla mesafesi nasıl inandırıcı olur?

Ticaret Bakanlığı, yerli üretimi desteklemek ve cari açığı azaltmak amacıyla pek çok ithal üründe ek gümrük vergisi oranlarını artırdı. Her ne kadar bu düzenlemeler iç pazarda Çin ürünlerinin oluşturduğu haksız rekabetten kaynaklanan dezavantajları gidermeye yönelik olsa da, tüketiciye etkisinin zam olarak yansıyacağı beklentisi hâkim. Kur baskısıyla ithalatın üretmeye göre daha avantajlı olduğu Türkiye’de alınan bu kararların enflasyonla mücadeleye, cari açığın düşürülmesine ve yerli üretime etkileri ne olacak?

Türkiye’de kurumsal dönüşüm yönetimi denince akla ilk gelen isimlerden biri olan Burhan Karaçam’ın "Değişim, İnsan, CEO" kitabı, yakın zamanda okuruyla buluştu. Yeni kitabı vesilesiyle Aposto editörleriyle biraraya gelen Karaçam, yöneticilik serüveninden çıkardığı en önemli dersleri ve geleceğin yöneticilerine tavsiyelerini paylaştı.

Yıllarca bir girişimin ciddiyetini ölçmenin en kestirme yolu ekip büyüklüğüydü. "Kaç kişisiniz?" sorusu aslında "Ne kadar gerçeksiniz?" demekti. Yapay zeka, bu denklemi sessizce bozdu. Bugün en hızlı büyüyen şirketlerin bazıları, bir toplantı odasına sığacak ekiplerle yönetiliyor. Peki küçük bir ekip nasıl büyük iş çıkarıyor ve bu modelin görünmeyen bedeli ne?

Bugüne kadar liderlikle ilgili binlerce kitap ve makale yazıldı; pek çok farklı liderlik tanımı yapıldı. Yapılan onca tanımın içinde sanırım çoğunluğun hemfikir olduğu bir açı var: Kurumsal hayatta liderlik “insanlardan en yüksek verimi alabilmekle” ilgili. Bu verimlilikte doğru sorulara odaklanmanın payı da büyük.



