Para yönetiminde sürdürülebilir değişiklikler


Bir ben yapsam ne değişecek ki? Çok şey değişir ! Dijital ekstreye geçmek, yürümeyi tercih etmek, geri dönüşüme atmak… Bir tercih çok şey değiştirir. Yapı Kredi Step ile siz de ortak geleceğimizi değiştirebilirsiniz. Nedir? Türkiye'deki sürdürülebilirlik kültürünü ve bilincini ileri taşımaya rehberlik eden Yapı Kredi Step yani Sürdürülebilir Tercih Programı , bireysel dönüşümü destekleyerek sürdürülebilirlik alanında farkındalık yaratmayı amaçlıyor ve sürdürülebilirlik yolculuklarında bireylere destek oluyor. Bu dönüşüm programı, hem bireysel hem de toplumsal anlamda sürdürülebilir hayata geçişi yaygınlaştırmak üzere kullanım alışkanlıklarını, yaşam tarzlarını ve günlük tercihleri sürdürülebilir bir hâle getiriyor. Nasıl? E-dekont, e-ekstre, ESG yatırım fonları, sürdürülebilir markalardan alışveriş yapma, toplu taşımayı kullanma gibi sürdürülebilir tercihler yapan Step kullanıcıları, Yapı Kredi Mobil üzerinden Step puan kazanıyor. Bu puanlar, kullanıcılara program içerisinde yer alan sürdürülebilirlik alanında faaliyet gösteren STK’lardan kendilerinin seçecekleri projelere bağış yapma imkânı sağlıyor. Böylece Step puanlar geleceğimiz için bağışa dönüşüyor. Bir tercih çok şey değiştirir. Daha iyi bir gelecek için Step , Yapı Kredi Mobil ’de.
Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Finansal kararlar, çevresel sürdürülebilirlik misyonuyla ilerlediği takdirde, uzun vadede hem ekonomik istikrarı artırabilir hem de doğanın korunmasını sağlayabilir. Dünya Doğayı Koruma Vakfı'nın (WWF) çalışmalarına göre, finans sektörü, sürdürülebilirliği teşvik etme gücüne sahip en önemli oyunculardan biri. “Finansal alışkanlıklarımla dünyanın geleceği arasında nasıl bir bağlantı olabilir?” diye düşünüyorsanız, sizin için bir soru daha var: “Yeşil adımlar nasıl değişimlere yol açabilir?”
Araştırmaya göre, bir banka kullanıcısı kağıt kullanmak yerine dijital belgeleri tercih ettiğinde, her ay yaklaşık 5 akıllı telefonun şarj edilmesi kadar karbon salımını azaltabiliyor. Hollanda merkezli bir banka, yalnızca 2020 yılında 69 yenilenebilir enerji projesini finanse ederek yaklaşık 433 milyon dolarlık bir hacme ulaştı. Yeşil kararlar, toplumsal ölçekte önemli etkiler yaratabilir. Bu dönüşümün tetiklenmesi oldukça önemli. Mevcut yatırımlar bu hedefin oldukça gerisinde kalsa da Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) raporlarına göre, 1.5°C hedefini tutturmak için 2016-2035 yılları arasında her yıl enerji dönüşümüne yaklaşık 2.4 trilyon dolar yatırım yapılması gerekiyor.
Değişim yolunda dijital adımlar
The Economist Intelligence Unit’in verilerine göre, iklim krizi nedeniyle gerçekleşecek 6 derecelik bir ısınma, dünya borsalarının toplam piyasa değerinin yüzde 60’ını kaybetmesine yol açabilir. Dolayısıyla, eylemsizliği tercih edebilecek bir senaryoda ilerlemiyoruz. Peki, finans yönetimi ve sürdürülebilir kararlar nasıl birleşebilir?
Dünya Ekonomik Forumu'nun (World Economic Forum) raporlarında geçtiği şekliyle dijital finans; büyük veri, yapay zeka ve blok zinciri gibi teknolojileri kullanarak sürdürülebilir yatırım kararlarını destekliyor. Örneğin, bulut tabanlı sistemler bankaların operasyonel süreçlerinde enerji verimliliği sağlıyor. Deloitte tarafından yayınlanan makale, pandemiyle birlikte hızlanan dijital bankacılık ürünlerinin, özellikle kaynak tüketimini azaltmada ve bankaların karbon ayak izlerini düşürmesinde önemli bir rol oynadığının altını çiziyor: Wells Fargo ve Bank of America gibi bankalar, dijital işlemleri artırıp operasyonel maliyetleri azaltmakla kalmayıp çevresel etkilerini de nötrleştiriyor.
Dijital yöntemler
QR kod kullanımı gibi dijital ödeme sistemleri ve mobil bankacılık uygulamaları kağıtsız bir şekilde finansal işlemleri takip etme imkanı sağlıyor. Ayrıca bu uygulamalar, kişisel finans yönetimi konusunda daha fazla şeffaflık ve erişim kolaylığı da sunarak özellikle genç nesiller için para yönetimini rahatlaştırıyor. Örneğin sektörün en büyük oyuncularından Visa, sürdürülebilir tüketici davranışlarını desteklemek amacıyla, ulaşım ve turizm sektörlerine çözümler sunmaya odaklanıyor. Bu kapsamda, dünya genelinde yüzlerce toplu taşıma ajansı ile iş birliği yaparak, dijital ödemelerin kabulü ve kullanımını yaygınlaştırmaya çalışıyor.
Dijital harcama takibi sağlayan araçlar, kullanıcıların finansal farkındalığını artırıyor ve daha sürdürülebilir bütçe yönetimine alan açıyor. Örneğin; Mint veya Credit Karma gibi uygulamalar, kullanıcıların harcamalarını otomatik olarak kategorize ediyor ve genel mali durumlarını izlemelerini kolaylaştırıyor.
Dijital tasarruf ve yatırım platformları, sürdürülebilirliğin finans dünyasını nasıl dönüştürülebileceğine dair önemli avantajlar sunuyor ve yatırımcıların çevresel riskleri daha iyi anlamalarına yardımcı oluyor. Bu sayede, sermayenin düşük karbonlu ekonomilere yönlendirilmesini sağlıyor.
Bu gibi hizmetler yaygınlaştıkça, yatırımcılar ve tüketiciler de yeşil ekonomiye adapte oluyor ve daha fazlasını talep ediyor. Böylece sürdürülebilirlik raporlamalarıyla beraber, paydaşların bu yeni düzeni benimsemesi hızlanıyor. Para yönetiminde sürdürülebilir kararlar almak, gezegenimizin geleceği için atılabilecek etkili adımlardan biri olarak görülüyor. Dijitalleşen finansal dünyada, attığımız her küçük adım, büyük bir dönüşümün tetikleyicisi olabilir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
İki dev panda bakımlarının çok masraflı olduğu gerekçesiyle Finlandiya'dan kovuldu. California eyaleti dünyanın en büyük plastik üreticilerinden birine 50 yıldır halkı kandırdığı gerekçesiyle dava açtı.
28 Eyl 2024

YAZARLAR

Alara Demirel
ANGST editörü

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir zamanlar hayatın akışı içinde kendiliğinden gerçekleşen karşılaşmalar giderek programlanan, paketlenen ve satın alınan hizmetlere dönüşüyor. Kiminle, nerede ve nasıl karşılaşacağımızı belirleyen sosyal altyapılar artık teknoloji şirketleri, hospitality sektörü ve üyelik sistemleri tarafından şekillendiriliyor. Peki daha pürüzsüz bir sosyal yaşam uğruna farklı olanla karşılaşma ihtimalinden tümden vazgeçiyor olabilir miyiz?

Bir zamanlar birbirimizin sesini duymak için telefon açıyorduk; şimdi aramadan önce mesaj atıyor, sesli mesajlarımızı telefona dikte ettiriyor, mesajı anlamayınca yapay zekaya soruyor, cevabı da ona yazdırıyoruz. İletişim hiç olmadığı kadar hızlı ve kolay hâle gelirken birbirimizi dinlemek külfete dönüşüyor; arada da makineler bizi dinliyormuş gibi yapmayı öğreniyor.

Akıllı saatler ve uyku takip cihazları, dinlenmeyi puanlanması, optimize edilmesi ve başarılı olunması gereken bir projeye dönüştürdü. Oysa ki uyku, insanın kontrolü elinden bırakmadan yapamadığı az sayıdaki şeyden biri: Kovaladıkça kaçıyor, ölçtükçe bozuluyor, üzerine titredikçe nevroza dönüşüyor.

Akdeniz bölgesi ağırlıklı olmak üzere Türkiye’de her geçen yıl plastik atık ithalatı sorunu büyüyor. Başta Birleşik Krallık olmak üzere Avrupa’dan ithal edilen plastik atık miktarı 500 bin tona ulaşırken sahillerdeki mikro plastik sorunu büyüyor. İlk kez 1989’da gündeme gelen ancak son yıllarda yaygın kullanılan “atık sömürgeciliği” kavramı The Guardian’da yer alan bir haberde Türkiye için kullanıldı.

Arkasında ailesinin beklentileri, sınıfsal konumu, yaşadığı yer, aldığı eğitim, aile sermayesi, geleceğe ilişkin endişeleri olan, tercih formunun üzerinde adı yazan kişiyi düşünelim. Tercihi yapan el onun olabilir; peki o eli yönlendiren hayal, arzunun ne kadarı ona ait? Hayallerimiz, tercihlerimiz, arzularımız ne kadar bizim? Soruyu daha kökensel bir yerden soralım: İçimizde tercih yapan o “kişi” kim?




