

İşimiz gücümüz iş bulmak: Kariyer.net
Türkiye’nin en büyük çevrimiçi istihdam platformu Kariyer.net , 1999’dan bu yana iş arayanlarla işverenleri internet ortamında yeni nesil teknolojilerle bir araya getiriyor. Kariyer.net İstihdam Etki Raporu: Kariyer.net ’in Politika Analiz…
Daha fazlasını öğren →
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Bu hafta NASDAQ’a bir ara verip sizlere Paris Euronext’e kote ve önümüzdeki 20 senede adını daha sık duyurma potansiyeli taşıdığına inandığım Carbios’tan bahsetmek istiyorum.
Carbios, 2011 yılında Truffle Capital tarafından kurulmuş olup plastik ve tekstil atıklarının geleneksel yöntemlerden ziyade daha inovatif şekilde geri dönüşümüne odaklanmış bir firma. Optimize ettiği enzimler ile polimerleri parçalayarak saf monomer yapılara getirip, tekrardan hammaddeleri PET ürünler olarak hayata geçirmeyi başarmış durumdalar. Bu başarıyı ise kurulduklarından ancak 8 sene sonra, 2019 yılında duyurabildiler.
2012 yılında THANAPLAST projesi kapsamında Fransa Kamu Yatırım Bankası’nın (BPI France) fonladığı ve 60 araştırmacının yanı sıra birçok özel ve kamu teşebbüslerinin bir araya gelerek endüstride döngüsel ekonomi üzerine yapılan çalışmaların bir parçası olan Carbios, gerek know-how gerekse ürün validasyonu anlamında 5 sene boyunca bu projede uzmanlık kazandı. Hatta şirketin icra kuruluna baktığımızda burada Carbios’un 50 patentini ve ilgili ürünlerini geliştirmede liderlik eden şirketin CSO’su (Chief Scientific Officer) Prof. Alain Marty’nin de bu projede yer aldığını görüyoruz. Prof. Marty’nin liderlik ettiği ve Toulouse Bioteknoloji Enstitüsü ile beraber Carbios ARGE ekibinin geliştirdiği geri dönüşüm teknolojisi, saygın Nature dergisinin Nisan 2020 tarihli sayısında “Plastik şişelerin PET depolimerizasyonu ile parçalanması için mühendislik” adıyla yayımlanarak birçok sektörden öncü firmaların ilgisini çekmeyi başarmış görünüyor. Prof. Marty, bu vesileyle Ağustos 2022’de Biocat Ödülü'ne de layık görüldü. 2011 yılında kurulan şirketin websitesinden kilometre taşlarına baktığımızda 2019-20’lere kadar çok fazla içerik bulamasak da 2020’den itibaren birçok önemli firma ile geliştirdiği ortak çalışmalar ile sabrının meyvelerini toplamaya başladığını görmek mümkün.
Bu minvalde Türkiye’de de fabrikaları bulunan ve dünyada üretilen her beş pet şişeden birinin üretilmesi için gerekli hammadde olan PET reçinenin (Polyethylene Terephthalate) tedarikçisi olan Indorama Ventures ile Şubat 2022’de ilan ettikleri proje çerçevesinde ortak olarak kuracakları fabrikada; Fransa’nın ilk %100 bio geri dönüşümünü sağlamayı hedefliyorlar. 2025 yılında operasyona başlaması beklenen fabrika, 2 milyar pet şişeye karşılık gelen 50.000 ton atığın geri dönüştürülmesini sağlayacak. 2030 yılına kadar geri dönüşüm alanında 8 milyar dolar yatırım yapmayı hedefleyen Indorama, umarım bu taahhüdünü yerine getirir.
Citi’nin raporuna göre dünyada her yıl 350 milyon ton plastik üretilmekte ve bunun yalnızca %14’ü geri dönüştürülebilirken, bu atıkların 9 milyon tona yakını okyanuslarımıza karışmakta. Konvansiyonel metotlarda saflık derecesine bağlı olarak her plastiğin geri dönüşümü mümkün olmadığından, bir noktada bu atıklar doğaya karışmak zorunda kalıyor. Yıllar süren mühendislik çalışmaları, kaynak aktarımları, kurulan ortaklıklar ile ancak 2025 yılına açılabilmesi muhtemel ve henüz gerçekleşecek verimliliğini de bilmediğimiz bir geri dönüşüm fabrikasından, teorik olarak sadece okyanusa karışan 9 milyon ton plastiği geri dönüştürebilmek için dahi -kabaca bir bakkal hesabıyla- 180 tane gerekiyor. Avrupa Birliği ise bu konuda 2025-2030 arası gerçekleştirmek istediği hedefler çerçevesinde düzenlediği regülasyonlar ile özel sektörü bu alana yatırıma zorlamaya başlamış gözüküyor.
Carbios’un geliştirdiği diğer ortak programları incelediğimizdeyse Türkiye’de Kordsa’nın da paydaşları arasında bulunan Michelin’in liderlik ettiği ve Inditex’in yer aldığı 17 paydaşlı WhiteCycle projesi kapsamında, plastik kökenli tekstil ürünlerinin geri dönüştürülüp katma değerli ürünlerin üretimi hedeflenmekte.
2017’de L’oreal’in liderlik ettiği ve geri dönüşüm teknolojileri araştırmak için kurulan konsorsiyuma, Nestlé ve Pepsi gibi firmalar da 2019 yılında katılarak Carbios ile bir nevi dirsek temasına girmiş oldular. Temmuz 2022’de yapılan açıklamaya göreyse On, Patagonia, Puma ve Salomon ile beraber polyester tekstil ürünlerinde fiberden fibere geri dönüşüm üzerine araştırma ve geliştirme programı başlattıklarını açıkladılar.
Şirketin ortaklık yapısına baktığımızda ise L’oreal, Michelin, L’Occitane gibi farklı sektör monopolleri olan firmaların öncülük etmesinin; geri dönüşüm ve döngüsel ekonomi modellerinin artık ne kadar ön planda tutulduğu hakkında bizlere fikir verdiğini düşünüyorum. Şirketin gelir modeline baktığımızdaysa temel olarak iki modelden oluştuğunu görüyoruz. Bunlardan ilki EPC (engineering-procurement-construction) firmalarına patentli teknolojilerinin lisanslarını satarak PET üreticilerinin fabrika kurmalarını sağlamak. Bu sayede şirket operasyonel yük taşımadan ön ödeme alarak gelir üretmeye devam edecek. İkinci model ise Carbios’un fikrî mülkiyet sahibi olduğu enzimlerin Novozymes ile ortaklık çerçevesinde üreterek yine PET üretici firmalara satışını sağlamak.
Şirketin gelir tablosunu incelediğimizde şu an için kayda değer bir gelirinin bulunmadığı ve ciddi şekilde para yakmaya devam ettiği gözükmekte. Buna rağmen birçok büyük şirketin yatırım yapmaya devam etmesi ve hacimli kredi kanalları sağlayabiliyor oluşu firmanın geleceğine inancın tam olduğunu işaret ediyor. 2021 yılında aldığı 100 milyon avronun üzerindeki yatırım ve 30 milyon avroluk Avrupa Yatırım Bankası (IAK) kredi hattı bu argümanı destekliyor. Şirketin 2022 yarıyıl raporunda ifade edilen; kasasındaki 121 milyon avro ve 6 aylık 12 milyon avro zarar ile sürdürülebilir pozisyonu olduğu düşünülebilir; fakat yapılan iş birlikleri, ticarileştirme sürecinde gereken kadrolaşma ve operasyonel giderler de gözönünde bulundurulursa, her geçen çeyrek artık Carbios’un daha fazla para harcaması gerekeceği intibası uyandırıyor. Bugün itibariyle 348 milyon avro piyasa değeri bulunan şirketin geçmiş yıllardaki grafiğine baktığımızdaysa yine pandemi sonrası değeri anlaşılan şirketlerden biri olduğunu görebiliyoruz.
Kıssadan hisse
Bir şirket düşünün 2011 yılında kuruluyor, 2013 yılında halka arz edilerek birçok yatırımcıdan toplam 14 milyon avro topluyor ve 2023 yılına kadar kayda değer bir gelir üretmeyeceğini de ifade ediyor; buna rağmen dünyanın önde gelen firmalarından yatırım almaya devam edebiliyor. Firmanın CEO’suna 2019 yılında TV programında hayretle yöneltilen bu soruya ise şirketin CEO’su devrim yaratacak teknolojiye sahip olduklarını belirterek büyük bir özgüvenle cevap veriyor.
Elinizdeki ürüne güvendiğinizde; gündelik ya da minör problemlerin asıl yolculuğunuzu ve psikolojinizi etkilememesi gerektiğine dair örnek olarak sunulabilecek bir firma Carbios. Ürünlerinin 2025 itibariyle yaygınlaşacağını, kullanım alanlarının genişleyeceğini ve yatırımların hızla artacağını belki de 2011 civarında firmayı kurduklarında -aktivist yatırımcı olarak düşünebileceğimiz- Truffle Capital öngörmüş olabilir.
Bunu sağlayan en önemli unsur ise bence insan kaynağının yanı sıra, ilgili firmanın bulunduğu ekosistem. Eğer siz bir ürünü 15-20 sene zarar ederek geliştirmeyi göze alabiliyorsanız muhakkak bunun finansal sonuçlarını da göz önünde bulundurmalısınız. Ülke ekonomisinin ve politik ilişkilerin stabilitesi size borç verme ya da yatırım yapma iştahını artıran en önemli unsurların başında geliyor. Ülkemizden de gerçekten çok değerli fikirler, projeler ve firmalar çıkıyor; fakat belki de adını bile duymaya fırsatımız olmadan yatırım iklimi sebebiyle ya yurtdışına taşınmak zorunda kalıyorlar ya da taşınma imkanı bile bulamadan yok olmaya mahkum oluyorlar.
CDS’i 700-800’lerde seyreden ve zaten hayli risk taşıyan bir yatırımın risk primlerini de düşündüğünüzde borçlanarak büyüme imkanı neredeyse yok oluyor. Diğer taraftan ülkemizde son 10-15 senede ivmeli olarak gelişen risk sermayesi (VC) şirketleri çeşitli enstrümanlarla bu firmalara yatırım yaparak yaşama imkanı veriyor, fakat girişimin fon ihtiyacı montanı gereği ancak tohum öncesi, tohum ya da maksimum seri A yatırım turlarına iştirak edebiliyorlar. Öte yandan Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenmesi gerektiğini düşündüğüm “convertible bond” konusu, bu tip yıllar boyu zarar etmesi öngörülen şirketlerin ülke ikliminde yatırım alabilmelerine bir nebze katkı sağlayabilir.
Türkiye olarak ise, maalesef geri dönüşüm konusuna dünya lideri ülkeler ve şirketlerinden çok daha farklı bir perspektifle yaklaşıyoruz. Teknoloji, yatırım vs. konularına girmeden önce çözmemiz gereken problemin senelik 600–800 bin ton arasında değişen plastik atık ithalatı olduğunu; ve bu konunun kısa vadeli maddi katkılarından ziyade orta-uzun vadeli ekolojik problemleri üzerine odaklanarak kamuoyunda tartışılıp doğru istikamete geç olmadan yönelinmesi gerektiğini düşünüyorum.
Yukarıda da bahsettiğim üzere Puma markası geri dönüşüm konusuna geniş bir alanda eğilmekte. Türkiye’de “sürdürülebilirlik için isyan eden marka” Custom Rebels işbirliği ile geliştirdikleri ‘ileri dönüşüm’ projesi kapsamında defosunun farkedilmesi zor olan ürünleri görsel katma değer ile geliştirerek ekonomiye kazandırıyorlar. Bu vesileyle farkındalık yaratan Custom Rebels ve Puma’ya kendi adıma teşekkür ederim: “Rebels do it Better!”
Quando Analiz serisiyle ilgili gerek firmalar gerekse teknolojileriyle ilgili sormak istediğiniz sorular ya da araştırmamın faydalı olabileceğini düşündüğünüz konu başlıkları ve firmalarla ilgili bana dilediğiniz zaman [email protected] adresinden ulaşabilirsiniz.
Dipnot: Yazarın yukarıda bahsi geçen hiçbir firmada yatırımı bulunmamakta olup, önümüzdeki 6 ay içerisinde de olmayacaktır.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Geri dönüşümde uzun vadeli düşünerek geleceğe büyük yatırım yapan Avrupalı bir girişim: karşınızda Carbios
19 Kas 2022

YAZARLAR

Sıtkı Kulak
Yazar @ Quando

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bugüne dek bir yazılım ürününe “başarılı” denebilmesi için ürünün mümkün olduğunca çok sayıda insana ulaşması gerekiyordu. Fakat yapay zeka, yalnızca bir kişinin, bir ailenin ya da bir arkadaş grubunun kullanacağı uygulamalar geliştirmeyi de artık anlamlı hâle getirdi. Bu sayede kodlama da yalnızca ticari bir süreç olmaktan çıkıp kişisel bir yaratıcılık aracına dönüşmeye başladı.

Bu yıl sonbahar sezonu, teknoloji arenasındaki dev isimleri konu alan bir dizi yapımın gösterime girişine sahne oluyor. Bir zamanlar Hollywood'un komedi unsuru olarak gördüğü bu liderler, bugün neredeyse bir korku filminin başrolüne yerleşiyor. Fakat bu kez korku, teknolojinin uzak bir gelecekte yaratabileceği sorunlara ilişkin kurgusal senaryolardan ziyade, bugün sahip olduğu güçten ve bu gücün yarattığı sonuçlardan besleniyor.

Yapay zekaya ne istediğimizi anlatmaya çalışırken kendi isteğimiz hakkında da bilgi ediniyoruz. Bazen söylemediğimiz bir ayrıntıyı, bazen ise hiç düşünmediğimiz bir soruyu fark ediyoruz. Peki karşımızdaki bizi anlamakta ustalaştıkça bizim de kendimizi daha iyi anlamamız mümkün mü?

Fransa'da bir siber saldırı yüzlerce marketin soğutma sistemlerini uzaktan ısıtarak tonlarca gıdanın çöpe gitmesine neden oldu. Akıllı buzdolaplarından otomobillere, yataklardan su arıtma tesislerine kadar gündelik hayatı internete bağlayan teknolojiler, verimlilik sağlarken yeni bağımlılıklar ve kırılganlıklar da yaratıyor. Peki hayatı kolaylaştırmak için her şeyi birbirine bağlarken neleri gözden kaçırıyor olabiliriz?

Kadın sesiyle konuşan, kullanıcılarının ihtiyaçlarına göre şekillenen ve hayatı kolaylaştırmayı vadeden yapay zeka, gerçek kadınlar söz konusu olduğunda bambaşka bir tablo ortaya koyuyor. Dijital şiddetten işe alım süreçlerine, toplumsal cinsiyet önyargılarından ekonomik eşitsizliklere kadar pek çok alanda mevcut sorunları yeniden üretme potansiyeli taşıyan bu teknoloji, kadınlar için nasıl bir gelecek tasarlıyor?




