Rengârenk bir patika içinde Tıbbi Bitkiler Bahçesi


Koç Holding , tüm sanatseverleri Bienal ’e davet ediyor
İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen ve 2007 yılından bu yana sponsorluğunu Koç Holding ’in üstlendiği İstanbul Bienali , 17’nci edisyonuyla başladı. Bir yıl ertelenmesi ve pandemi koşulları altında düzenlenmesi…
Daha fazlasını öğren →
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
Yeşilin kokusu, birbirinden farklı 710 tür bitkinin renkleri arasında yürümek nereden baksan şifa. Biraz ilerledikten sonra Tuğçe karşılyor bizi. 10 senedir buralı birinden 17 senedir mahalleyi iyileştiren Tıbbi Bitkiler Bahçesi’ni dinlemek için çimlerin üzerine bağdaş kurduk, bekliyoruz.
Nasıl bir bahçe burası?
Hem Zeytinburnu’nun hem de Türkiye’nin ilk tıbbi bitkiler bahçesi aynı zamanda da mahallenin simgesi. Bu tematik bahçede 710 çeşit bitki var. Dışarıdan gelen (hediye edilen) her bitkiye açığız.Tohum, fide hatta dal parçası bile olsa alıyoruz. Türlerin çeşitliliğini korumak, biodöngüsüne katkı sağlamak açısından bu çok önemli. Burada aynı zamanda bir tohum bankası var. Tohumları orada paketleme ve saklama işlemlerinden geçirerek gelecekte devamlılıklarını sağlamaya çalışıyoruz. Buraya gelen bitkileri önce koruma altına alıp iyileştiriyoruz sonrasında da bahçede yerlerini bulmaları için ekiyor ve buradaki yolculuğunu başlatıyoruz.
Neden Zeytinburnu’nunda?
Burası Zeytinburnu’nun şifahane bölgesi. Merkezefendi’nin türbesi, camiisi, mesir macunu terkibinin yapıldığı alan ve şifahanesi hep burada. Manevi açıdan çok kuvvetli ve iyileştiren bir yer. Ayrıca Balıklı Rum Ermeni Hastanesi ve kilisesi de bu mahallede. Kilisenin suyunun da gözler için çok iyi olduğu söyleniyor. Bu kadar iyileştirici mekân yan yana gelince tıbbi bitkiler bahçesini başka yerde kurgulamak haksızlık olurmuş diye düşünüyor insan.

Tıbbi bitkiler bahçesinin Zeytinburnu’na ve Zeytinburnu’nun bahçeye katkısı ne? Nasıl şekilleniyor bu iletişim?
Bahçe kolektif bir yapıya sahip, mahalleyle birlikte genişleyip şekilleniyor. iki taraf da birbirinden çok şey öğreniyor. Birlikte hayvan besliyoruz mesela. Burada çok fazla kuzukulağı ve semizotu yetişiyor, bir süre sonra ayıklanmazsa bizim için sorun yaratabiliyor. Öyle zamanlarda mahalleli gönüllü olarak bahçeye geliyor, birlikte topluyoruz ve herkes kendi payını evine yemek yapmak için götürüyor. Birlikte yapılan bu tarz etkinlikler çocuklar içinde çok eğlenceli oluyor.
Her birinin farklı kısımlarında şifa var. İncelemesi ve gözlemlemesi çok kıymetli. Hekimlerin bile eğitildiği bir uygulama bahçesine dönüştürüyor bu çeşitlilik. Herkese açık olması, gelenlerle birlikte öğrenimin gerçekleşmesi buranın önemli bir ayrıcalığı. Bahçede yüz kırka yakın eğitim var. Yetişkin ve çocuk eğitimleri, ücretli ve ücretsiz gruplara ayrılıyor. Örneğin lisede kapalı tohum, açık tohum derslerinde işlenen bitkileri öğrenciler burada birebir deneyimleyebiliyor.
Fitoterapi ve aromaterapi hocalarımızın önerileriyle bahçeye aldığımız sabit ve uçucu yağlar var. Alınırken mutlaka kullanımı hakkında bilgi veriyoruz çünkü aslında hepsi birer ilaç ve dikkatli uygulanmalı. Burası her şeyiyle şifa dolu, paylaşan ve paylaştıkça çoğalan bir bahçe.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
17. İstanbul Bienali’nin yayıldığı altı mahalle: Balat, Çemberlitaş, Sıraselviler, Tophane, Yeldeğirmeni ve Zeytinburnu’nda, yaşadığımız şehirde bir gezginmişçesine geziniyoruz bu defa. Bugün rotamızda: Zeytinburnu
13 Eyl 2022

YAZARLAR

Soli
Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ OKUMALAR
Kişisel tercihlere göre şekillenen tatiller, daha az bilinen rotalar ve özel etkinlikler için yapılan yolculuklar, 2027’de seyahat alışkanlıklarının öne çıkan başlıkları arasında olacak gibi görünüyor. Son araştırmalar, gezginlerin tatilden beklentilerinin çeşitlendiğini; seyahat kararlarında bütçe, ruh hâli, ilgi alanları ve deneyim arayışının eskiye kıyasla daha büyük rol oynadığını gösteriyor.

Sanatçı misafirlik programları, yaratıcıları yerel bilgiyle buluşturan araştırma ve karşılıklı öğrenme alanları. Şeflerin, tasarımcıların ve araştırmacıların katıldığı bu programlarda, gidilen yerin insanlarıyla, doğasıyla ve kültürüyle kurulan ilişki de üretimi şekillendiriyor. Kapadokya’dan Sardinya’ya uzanan örnekler, zanaat bilgisinin aktarılması ve kırsal kalkınma için yeni olanaklar sunuyor. Programların değeri ise sanatçıların, ev sahiplerinin ve yerel toplulukların birbirinden ne öğrendiğine ve birlikte ne üretebildiğine bağlı.

Verona’daki Biblioteca Capitolare, 1.500 yılı aşkın geçmişiyle dünyanın hâlâ faaliyet gösteren en eski kütüphanesi kabul ediliyor. 517 tarihli elyazmalarından silinip yeniden ortaya çıkan metinlere uzanan koleksiyon, yalnızca yazının tarihine değil, kitapların yüzyıllar boyunca nasıl korunduğuna da ışık tutuyor.

Dünyanın en kuzeydeki başkentlerinden biri olan Reykjavík, adaya adım atan gezginler için genelde yalnızca bir konaklama noktası ya da doğa turlarına geçiş güzergahı olarak görülüyor. Oysa şehir; insan ölçeği, özgün mimari yapısı ve kamusal alan kullanımıyla adadaki yaşam kültürünün en somut özetini sunuyor. Üstelik “buralı olmanın” ve adadaki gündelik hayatın izlerini sürmek isteyenlere karşı da son derece cömert. Kentin 10 yerel durağını bir güne sığdırmak isteyenler için bir rehber.

Bali’den Koh Phangan’a, Goa’dan Tulum’a uzanan görünmez hatta “Coğrafi Rezonans Hattı” demek gerek belki. Burası insanların kaybettikleri ritmi yeniden bulmaya çalıştıkları bir dolaşım ağı. Fakat bir süre sonra başka bir şey fark ediliyor: İnsanlar rezonansı bulamıyor, onu bir ülkeden diğerine taşıyor sadece. Bu yüzden Coğrafi Rezonans Hattı bir çözüm haritasından çok, bir semptom haritası.



