Sahneyle seyirci arasındaki basamak: Sude Bircan

Pop'a satılan ruhlar, rock yıldızlarıyla buluşmalar
Sahneyle seyirci arasındaki basamak: Sude Bircan

31 Ekim - İBB Kültür AŞ - Duende
İBB Kültür AŞ ile birlikte

Taksim Sanat , Artweeks@Akaretler’de İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden Kültür AŞ , 2 - 13 Kasım tarihleri arasında gerçekleşecek Artweeks@Akaretler ’in 7’nci edisyonunda Taksim Sanat ’la yer almaya hazırlanıyor. Nedir? İBB Kültür AŞ 'nin iletişim desteğiyle düzenlen Artweeks@Akaretler, dünyadan ve Türkiye’den farklı galerilerden eserler, koleksiyoner sergileri ve bağımsız sanatçıların eşsiz üretimlerini keşfetmek üzere bizleri İstanbul’un kent yaşam ve kültür sanat destinasyonlarından olan Akaretler Sıraevler ’e davet ediyor. Kimler var? Farklı disiplinlerden pek çok özgün ve yeni eserin bizi karşılayacağı Artweeks@Akaretler’de, bağımsız sanatçılara alan yaratan Taksim Sanat , Ali Cabbar, Ece Eldek, Emin Çelik, Hüseyin Güler, Hybrid, Özge Yağcı, Sena Başöz, Serkan Demir, Yasemin Özcan’ın çalışmalarını sanatseverlerin beğenisine sunuyor. Taksim Sanat alanında sergilenen eserleri F2 Blok Daire 9 ’da ziyaret edebilirsin.

Daha fazlasını öğren

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Hayat benim için tercih edilenlerden, şansın kapıyı çalmasından ve fırsatları köpürtecek alanları yaratmaktan ibaret. Sude’nin, “kendine kadar” çekmek dışında fotoğrafı hayatına alışı ve onu müzikle tanıştırışı benim hayat reçetemde ne varsa hepsini içeriyor: Bir tutam "alan açma", bir yemek kaşığı "çizginin yolunu değiştirecek tercihler yapma" ve üzerini süslemek için biraz da "şansın kapıyı çalması". 

Her şey maNga’nın 2018’de bir video klip çekimiyle başladı. O zamanlar İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde görsel iletişim tasarımı öğrencisi olan Sude, çekimin yönetmenliğini üstlenen kuzeni Müge’ye "Sahne arkası fotoğraflarını çekebilir miyim?" diye sordu. Aldığı yanıtın evet olması ve orada yakaladığı fotoğraflarla maNga’nın radarına girmesi ise Sude’nin çizgisini titreten andı. O çekim, fotoğrafa dair ilk hikâyesi oldu.

maNga KüçükÇiftlik Park'ta, Fotoğraf: Sude Bircan

maNga KüçükÇiftlik Park'ta. | Fotoğraf: Sude Bircan

Gelip çekeyim mi?” ile başlayan hikâyeye ilk olarak maNga’nın o dönemki sahne amirinin sihirli değneği değdi: Mick Rock belgeseli SHOT! The Psycho-Spiritual Mantra of Rock. Amirin önerisiyle izlediği belgeselin ruhuna kondurduklarını seve seve kabul eden Sude, hemen sonrasında bir Zenit makine, bir de film aldı. Çünkü hayran olduğu isimlerin yanında, fotoğraf filmlerinin sarıldığı görüntüler de onu cezbetti.

Sude, o sıralar KüçükÇiftlik’te gerçekleşecek maNga konserinde fotoğraf çekmek için de şansını deneyerek hayatı için fırsatlar yaratmaya devam etti. O konser, hem o anları 36 poza hem de müzik sahnesini kadrajına ilk defa sığdırışı oldu. Amatörlüğü konusunda Sude’yle hemfikirdik: “Fotoğraflar o kadar bulanık ki… Sahnede Ferman’ı çekeceğim diye güvenlik Ahmet Abi’yi netlemişim. Kamera kullanımı sıfır.” Daha önce kimsenin objektifine takılmayan ama grubun ‘gerçek’ hâllerini bulduğu bulanık fotoğraflar Sude’nin acemiliğini önemsiz bırakmış, gelecek maNga turnesinde tam da görmekten hoşlandıkları grup hâllerini onun yakalaması için teklif almasına neden olmuştu.

maNga Mayıs 2018, Fotoğraf: Sude Bircan

maNga Mayıs 2018. | Fotoğraf: Sude Bircan

Fırsatların dayanılmaz hafifliği 

maNga 15’inci yılına girerken Sude’ye analog fotoğraflardan oluşacak bir kitap projesi teklifi geldi. Onlarla turneye gelmesi, o anları onun ölümsüzleştirmesi istendi. Titreyen hayat çizgisine, bir dolu yemek kaşığı "yolunu değiştirecek tercihler yapma" da işte o zaman eklendi. 

İşe 2018’de başladığımda ya maNga’yla turneye çıkacaktım ya da okula gidecektim. O kadar hoşuma gitti ki hemen okulu bıraktım. 

Bana pek gözü kara gelen bu kararın arkasını öğrenmeliydim. Sohbetimiz esnasında “maNga hayranı mıydın peki?” diye sordum. Cevabı, “Hiç değildim. Dursun Zaman’ı biliyordum bir tek fakat hem fotoğraf çekmeyi hem şarkılarını maNga’yla sahnede öğrendim. Sonrasında çalıştığım kişilerin de öyle. Kendimi o yüzden şanslı hissediyorum.” oldu. Bence de şanslı hissetmeliydi. Evde kapalı kalmak zorunda olduğumuz günlere varmadan o 1,5 yıl boyunca şehir şehir gezdi. Analog kamerasıyla 300’e yakın anı ölümsüzleştirdi. Sonucunda hepsi bir kitapta bir araya gelememiş olsa da artık daha profesyonel bir fotoğrafçıydı. Sırada ruhunu pop’a satmak vardı.

Fatih Ürek, Fotoğraf: Sude Bircan

Fatih Ürek. | Fotoğraf: Sude Bircan

“Ruhumu pop’a sattım” 

Şeytanla pazarlığı Harbiye Açıkhava konserlerine ayak bastığında gerçekleşti. Havalı bulduğu filmleri sarmakla başlayan rüya, enerjisine alışkın olmasa da o ana kapılmanın bambaşka bir keyif verdiği Yıldız Tilbe konserlerine, hayran kitlesinin “hayranlık seviyesi” karşısında şaşkınlığını gizleyemediği Tan Taşçı sahnelerine ve doğum gününde yanında olan Fatih Ürek akşamlarına evrildi. Pişman veya mutsuz asla değildi. 

İş yapmaya gidiyorsun ve bir ara kendini mutlaka ‘güzel elbiseleri giyip kuşanacağım’ diyerek mendil sallerken buluyorsun. Böyle bir iş.

Tan Taşçı’nın bu yıl Harbiye Açıkhava’da rekor kırdığı konser, Fotoğraf: Sude Bircan

Tan Taşçı’nın bu yıl Harbiye Açıkhava’da rekor kırdığı konser. | Fotoğraf: Sude Bircan

Belki hiç Yıldız Tilbe konserine gitmeyecekti ama orada olanları kaydeden kişi olarak bulunacağı da hiçbir zaman aklından geçmemişti. Tanıdık olmadığı bir sinerjide dalgalansa da gözüne ve kulağına takılanlardan memnundu. Çünkü çektiği fotoğraflar ne olursa olsun evrensel bir hoşnutluk anını bambaşka dışa vurumlarla müziği duyurmadan aktarıyordu. Farklı müzik, aynı coşku. 

Aramızda en hayran duyulan kim diye konuşurken; “Bugüne kadar yerli, yabancı o kadar sahne çektim, Tan Taşçı’nınki gibi bir kitle yok.” dedi Sude. Bir de dünya rock yıldızlarının yanına nasıl da Yıldız Tilbe’yi kondurduğunu anlattı: “Instagram’da Audiolove adlı bir hesap var. Müzik fotoğrafçılarını tanıtan bir sayfa. Benim orada pek çok fotoğrafım paylaşıldı. Aralarında en güzeli ise Yıldız Tilbe konserine ait olandı.”

Yıldız Tilbe, Fotoğraf: Sude Bircan

Yıldız Tilbe. | Fotoğraf: Sude Bircan

Bir Sude’nin konser güncesi 

Kalabalıkların arasına karışan, sahnede köşe kapmaca oynayan Sude’yi biraz daha yakından tanımak istedim. Çünkü o çalışırken ben her zaman izleyen, dinleyendim. 

Sude’ye, iş için değil de keşke sadece müziğe kapılmak için orada olsaydım dediği bir konser var mı diye sordum. Öyle ki kamerayı bırakıp kendine müzik molası vermenin, Sude’nin konser güncesinde yer aldığını öğrendim: “Kendime bir es verip dinleyenlerin arasında dans ediyorum, geziyorum. Artık neredeyse hangi anda ne yakalayacağımı bildiğim için o esi her konserde veriyorum. Oturup eşlik ettiğim ya da sigaraya çıktığım şarkılar oluyor.” "Mesela?" diye sorduğumda, bana maNga’nın her konserde çalmadığı Alışırım Gözlerimi Kapamaya şarkısının adını verdi. Genelde en güzel fotoğrafların kapanışa uygun görülen bu şarkıda yakalandığını belirtse de en favori şarkısı olduğu için kendine zaman ayırdığını içtenlikle paylaştı.

Alışırım Gözlerimi Kapamaya çalarken maNga, Fotoğraf: Sude Bircan

Alışırım Gözlerimi Kapamaya çalarken maNga. | Fotoğraf: Sude Bircan

Sonrasında onu heyecanlandıran diyarlara konuk oldum ve ne Tarkan ne Nick Cave ne de King Gizzard & the Lizard Wizard konserlerinde iş için bulunamayacak bir Sude’yle karşılaştım. Ne olursa olsun orada kamerayı hiç düşünmeden dans etmeli, süzülmeli ve anın büyüsüne vücudunu bırakmalıydı. Haklı tabii, kim King Gizzard & the Lizard Wizard Sleep Drifter’ı çalarken benliğini o andan koparıp kadraj avına çıkarmak isterdi ki?

Sahne, seyirci, enerji ve Sude 

Sude tam rock ’n roll insanı. Tanıştığım an itibarıyla enerjisinde bunu hissettim, gördüm. Enerjiyle işleyen biri olduğunu da kendisi söyledi. Böyle olunca fotoğraflamayı en sevdiği konserlerin rock sahneleri olduğuna pek de şaşırmadım.

Alex Turner, Fotoğraf: Sude Bircan

Alex Turner. | Fotoğraf: Sude Bircan

Harbiye’de objektifinden İrem Dericiler, Gökhan Türkmenler, Gökseller, Simgeler ve daha kimler kimler geçti ama kalbi bu yıl aksi istikamete giden konserlerde; Teoman, Al'York - Eskiz, Dream Theatre, Deep Purple, Gogol Bordello ve Arctic Monkeys’de kaldı. Sude, Arctic Monkeys’in İstanbul’u ele geçirişinde Türkiye’den o değerli anları kayıt altına alan tek kişi ünvanına sahip. İşin esprili tarafı ise has bir Arctic Monkeys hayranı olmaması. Kariyeri için elbette kıyaslanamayacak bir dönüm noktası olduğunu paylaşsa da fotoğraf çekerken unutamadığı bir anı sorduğumda yanıtı Deep Purple konserinden geldi.

Deep Purple’ı çektikten sonra menajeriyle tanıştım. İyi anlaştık, hatta otele davet ettiler bizi. Ian ve Roger’la saz muhabbeti yaptık. Bu benim için unutulmaz bir anı.

Deep Purple, Fotoğraf: Sude Bircan

Deep Purple. | Fotoğraf: Sude Bircan

DJ performansları kayda almaksa hiç Sude’ye göre değil. Sıkıcı buluyor. Bunu duyduğumda biraz üzüldüm çünkü plakçaların arkasında harikalar yaratan pek çok isimle aklımdan silinmeyecek etkileşimlerde bulundum. Ben dans pistinin beni ele geçiren enerjisiyle var olduğumu hissetsem de Sude’nin karesine girmek için fazla neon ve renkli bir kitleye mensuptum. O daha kaba tavırlı, rock ’n roll sahnelerinin siyah pelerinli avcısı. 

Rock’ın bacayı sardığı konserler favorisi olsa da sahneyle seyirci arasındaki dinamik enerjiye her zaman bayılıyor. Bkz. anahtar kelimeler sahne ve seyirci. O, bu iki bilinenli denklemi bir karenin içinde, fotoğraflarında çözüyor. Bunu anlamam için sohbetimizde beni biraz daha eskilere davet etti. 

Sude’nin babası müzisyen, aynı zamanda Beyoğlu’nda bir mekân işletiyor. Sude küçük yaşlardan beri sahnenin altı ve üstüyle haşır neşir bu yüzden. Oraları tanıyor ve kendilerine has dinamiklerini biliyor. Bu bilirkişiliğin bugüne yansımasıyla ilk olarak Sude’nin mottosunda karşılaştım: Sahne ve seyirci arasındaki basamak olmak. 

maNga’yla olan analog fotoğraf projesinde de anlatmaya çalıştığım oydu biraz. Yani, sahnedekiler ne kadar ilah gelse de bize aslında sahne arkasında onlar da ölüp bayılıyor. Aynı birayı, aynı sigarayı içiyoruz. Amacım onları da aslında gerçek olarak herkese göstermekti.

The Ringo Jets, Fotoğraf: Sude Bircan

The Ringo Jets. | Fotoğraf: Sude Bircan

Diğer yansımayı fotoğraflara imzasını bırakan ayna kullanımında gördüm: “Son iki yıldır sahneyle seyirciyi birleştirme konseptim fotoğrafları aynayla yansıtarak çekmek. Seyirciyle sahneyi aynı karede saf bir şekilde yan yana alıyorum. Hatta ilk zamanlarda telefonla yansıtıyordum. Tabii bunu photoshop’la yaptığımı sananlar da var.” 

Sude’nin motivasyonu sahnedeki enerjinin seyircideki yansımasının yok olup gitmesine izin vermemek. Ona göre konseri verenlerin heyecanı ve enerjisi her zaman göz önünde. Öte yandan seyircinin el kol hareketleri de hem o heyecanın bambaşka bir duygusal yansıması hem de müziğin hareketle anlatımı. Bu yüzden sahne ve onun yankısı olan hisli kusmaları ayna tekniğiyle aynı kareye sığdırıyor.

maNga, Fotoğraf: Sude Bircan

maNga. | Fotoğraf: Sude Bircan

Ayrıca güvenlikten yakınıyor. Vücutlarının belli bölümleriyle fotoğraflara mecburi engel oldukları ve eğilerek yardımcı olmayı tercih etmedikleri için. Onları seyirciyle sahne arasında kurmak istediği sonik takımyıldızı patikasını bozan çızırtılar gibi gördüğünü bunu söylediğinde fark ettim. Koşul ne olursa olsun durup yeniden bakılmayı hak eden fotoğrafların izcisi Sude. Saatlerce en önde olmak için bekleyenler, koşanlar, üstelik dizlerini de yaranlar veya tuvalete gitmeyi aklından dahi geçirmediği için içmeyi konser güncesinden çıkaranlar… Hepsi Sude’nin kadrajında, hak ettikleri şekilde, yanında yıldızlarıyla. 

Orada olmalı ama orada olmamalıyım 

Sude’den kimisinin konser karelerinde olması gereken ama olmamasını dilediği detayları, mesela her yere dağılmış kabloları silmeyi tercih ettiğini öğrendim. Onun içinse her şey en gerçekçi hâliyle kalmalı. Tıpkı maNga’yı tavladığı ilk analog denemelerinde olduğu gibi. 

Başkalarının kablolara yaklaşımıyla Sude’nin sahnede yer alışıyla ilgili hisleri aynı: Orada olmalı ama orada olmamalı. Buluştuğumuzda üzerindeki simsiyah kombin de bu hisse göz kırpıyordu; sahnede özellikle hep siyah giydiği için o gün de öyle tercih etmişti.

Ferman Akgül, Fotoğraf: Sude Bircan

Ferman Akgül. | Fotoğraf: Sude Bircan

Beni en çok heyecanlandıran şeylerden biri sahneye çıkmak. Bir grupla çalışıyorsan genelde sahneye çıkarsın çünkü seni tanımaları, sana güvenmeleri veya senin ekipmanlara basmaman gibi şeyler gerekiyor. En arkaya geçip oradan seyirciyle sahneyi bir arada aldığım karelerde, sahne üzerinde olmak bana o kadar orada olmamalıyım gibi hissettiriyor ki… Binlerce kişinin izlediği bir sahne ve ben de oradayım. Ama kaydetmek için orada olmam lazım. Çok değişik bir duygu o. 

Bazen Ferman seyircilerin arasına indiğinde bana da gel derdi. O, seyircilerin arasında yürürken yanından ilerlerdim ben de. Herkes bana bakıyormuş gibi hissederdim ama elbette hayır, o an Ferman’a bakarlardı. Doğru yerde değilim ama doğru yerdeyim gibi bir his yaratırdı.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

📷 Kadrajına Müziği Alan Fotoğrafçılar #3 | Sude Bircan

Müziği kadrajına sığdıran fotoğrafçıların peşinden gitmeye devam ediyoruz. Sıradaki konuk: Sude Bircan.

31 Eki 2022

İBB Kültür AŞ ile birlikte
Sude Bircan, Fotoğraf: Deniz Sabuncu

YAZARLAR

Naz Eraslan

Copywriter @Aposto

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

Sıcak günlere eşlikçi kitaplar: Bu yaz ne okumalı?

Kitapların mevsimleri vardır. Ya da mevsimlerin kitapları. Yağmurlu bir sonbahar günü elimiz istemsizce hüzünlü kitaplara gider. Selim İleri’nin "Her Gece Bodrum"uyla yazlıktan döneriz, günlerimiz yavaş yavaş "Aylak Adam"ın gri gökyüzüyle boyanır. Peki yazın sıcak günlerinde ne okuruz? Bir kitabı yaz kitabı yapan nedir? Hangi kitaplar denizden gelen esintiyle yaprakları çevrilsin ister?

Şeyma Ye

·

13 Tem 2026

Sıcak günlere eşlikçi kitaplar: Bu yaz ne okumalı?
DuendeDuende

HİKAYE

Pink Martini'den Storm Large: 'Türkiye’de çok güçlü bir müzikal hafıza var'

Pink Martini, 22 Temmuz’da bir kez daha Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alacak. “Üsküdar’a Gider İken” ve “Aşkım Bahardı” şarkılarına albümlerinde yer veren ve Türkiye ile güçlü bağları olan gruptan Storm Large ile biraraya geldik.

Eda Solmaz

·

13 Tem 2026

Pink Martini'den Storm Large: 'Türkiye’de çok güçlü bir müzikal hafıza var'
DuendeDuende

HİKAYE

Bir hayatla yeniden tanışmak: Betül Bakırcı'nın gözünden Agop Arad arşivi

Sanat tarihçi İnci Aydın’ın hazırladığı uzun soluklu bir araştırmaya dayanan, "Renklerin Diyojen’i: Ressam Agop Arad" isimli kitap, Aras Yayıncılık tarafından Mayıs ayında yayımlandı. Kitabın editörlerinden Betül Bakırcı ile 1940’lı yılların kültürel ve politik ikliminde Agop Arad’ın hayat yolculuğu; ressam, grafiker ve gazeteci kimlikleri ve bugün onun arşiviyle karşılaşmanın anlamı üzerine konuştuk.

13 Tem 2026

Bir hayatla yeniden tanışmak: Betül Bakırcı'nın gözünden Agop Arad arşivi
DuendeDuende

HİKAYE

Max Cavalera: 'İnsanoğlu hatalarından asla ders almadı'

Sepultura, Brezilya’dan çıkıp dünyada metal müziğe en büyük katkıyı yapan gruplardan biri olarak Latin Amerika’nın köklerine sadık müziğini de bizlere tanıttı. 12 Temmuz'da Pantera’dan önce sahne alacak Cavalera Kardeşler'den Max Cavalera’yla konuştuk.

Barış Akpolat

·

10 Tem 2026

Max Cavalera: 'İnsanoğlu hatalarından asla ders almadı'
DuendeDuende

HİKAYE

78. Primetime Emmy Ödülleri: Aday listesi bize ne anlatıyor?

25 adaylıkla "The Pitt"in öne çıktığı 78. Primetime Emmy Ödülleri aday listesinde Apple TV'nin yükselişi ve çeşitliliğin azalışı dikkat çekiyor.

Emre Eminoğlu

·

10 Tem 2026

78. Primetime Emmy Ödülleri: Aday listesi bize ne anlatıyor?