Sanatla dönüşen mahalle

Her sokağın birbirine bağlandığı, rengârenk mozaiklerin arasında, 4.Levent'te mahalle turundayız.
Sanatla dönüşen mahalle

1 Aralık - Brothers1801
Brothers1801 ile birlikte

Brothers Hayata Karışan Kadınlar Platformu ’nda ikinci dönem başladı “ Cam tavanları kırıyoruz ” diyerek Hayata Karışan Kadınlar Platformu ’nu hayata geçiren BROTHERS , geleceğin mesleklerinde temsiliyet dilimini büyütmek üzere ikinci döneminde de tüm kadınları platforma davet ediyor. Nedir? Brothers Hayata Karışan Kadınlar Platformu , kadınların ekonomiye katılımını artırmak ve yenilikçi projeler üretmeyi desteklemek amacıyla BROTHERS tarafından gerçekleştirilen ve IDEMA ile kurgulanan bir eğitim projesi. Kadınların ekonomiye katılımı konusundaki eşitsizliğe “Eşitsizliğin İş İlanı” ile çarpıcı bir şekilde dikkat çeken platform, ikinci dönem başvurularını 22 Aralık’a kadar bu bağlantı üzerinden kabul ediyor. “Dilim Varmıyor” kampanyasıyla beraber gastronomi, sanat, teknoloji, müzik gibi çeşitli alanlardaki kadın temsiliyetinin eşitsizliğine dikkat çeken platform, eğitim modülleri, girişimcilik dersleri ve proje geliştirme için hazırlanan bootcamp süreçleriyle kadınları iş hayatına katılmaya teşvik ediyor. Kimler var? Eğitimler, 2020 Dünya Ekonomik Forumu Geleceğin Meslekleri Raporu’ndan referans alınarak belirlenen dört ayrı modülden oluşuyor: ha:ar sanatçı ikilisi Hande Şekerciler ve Arda Yalkın mentorluğunda Kültür, Sanat ve Eğlence; Prof. Dr. Itır Erhart mentorluğunda Sürdürülebilirlik ve İklim Değişikliği; Teknoloji Yazarı Serdar Kuzuloğlu mentorluğunda Yeni İş Yaşamı ve Dijitalleşme; Gazeteci, Yazar, Podcast Yayıncısı Nilay Örnek mentorluğunda ise Yeni Medya eğitimleri yer alıyor. Çevrimiçi ve ücretsiz olarak verilen eğitimlere 18 yaşından büyük ve her eğitim seviyesinden kadın başvurabiliyor. Tüm ayrıştırıcı kalıpları yıkmak için siz de buradan başvuru yapabilir, Brothers Hayata Karışan Kadınlar Platformu ile ilgili gelişmeleri Brothers1801 ’den takip edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

Mahalle: 4.Levent. Mahalleli ve yazar: Ceylân Önalp. Fotoğraflar: Deniz Sabuncu.

Levent’in keskin sınırları yoktur, yaşayanlar nerenin neresi olduğunu bilir. Örneğin Levent Çarşı’nın olduğu, Metrocity ve Kanyon’un karşısında kalan bölge; 1.Levent olarak geçer. Orası ve bizim bulunduğumuz 4.Levent arasında müstakil evlerin olduğu alan kendi içinde parsellere ayrılıp 2. ve 3.Levent olarak adlandırılsa da eskiden beri burada oturanlar genelde 1.Levent, “İç Levent” ve 4.Levent olarak betimler. Aslında 5 Levent var, ya da vardı diyebiliriz, çünkü çocukluğum boyunca bizim sokağın bittiği, Deniz Subay Lojmanları’nın ya da diğer adıyla Akademi’nin başlangıç noktası olan bölgeye Yeni Levent denirdi. Bugün, Vadistanbul’un alt kısmı 5. Levent olarak tanımlanıyor ama o alanın bizim mahalleyle alakası yok. Levent bölgesiyle nasıl aynı ismi aldığı tam bilinmiyor. Bu arada semtin tamamına Levent denmesinin sebebi bildiğim kadarıyla 18. yüzyılda burada bulunan ve şimdilerde yıkık olan Levend Çiftliği. 

Ceylân


Dört Levent mi 4.Levent mi?

Olduğumuz yeri anlatmaya 4.Levent mi 4 Levent mi karmaşasına son vererek başlamak istedim: Bu soruyu bölgeyi tanımayanlar çok soruyor. Levent’in başındaki “4.” “dördüncü” olarak okunuyor. Çünkü hem rakamdan sonra nokta var hem de Levent semti, o dönemde şehrin dışında kalıyor, neredeyse yerleşim hiç yok. Şu an Levent Çarşı’nın olduğu yerdeki müstakil evler parseller hâlinde 1950'li yıllarda Emlak ve Kredi Bankası'nın toplu konut projeleri kapsamında yapılmaya başlanıyor. 1954’te Mimar Prof. Dr. Kemal Ahmet Arû ve Prof. Dr. Rebii Gorbon'un ortak çalışmalarıyla bir açık hava sanat bulvarı yaratılmak isteniyor. Dönemin önde gelen sanatçılarına yaptırılan mozaiklerle kamusal alanda sanatı konumlamak (bir anlamda mural’in başlangıcı diyebiliriz) adına devrin çok ötesinde bir adım atılıyor.

80'lerin ortalarında ailemle yurtdışından Türkiye’ye taşındığımızdan beri 4.Levent’te yaşıyorum. Rahmetli büyükbabam bina yapılırken buradan yer almış. Farklı amaçlarla yurtdışında yaşasam da İstanbul’daki evim burası. 

4.Levent'i tanımaya başlamam anaokul yıllarıma denk geliyor. İlk taşındığımızda bakkal ve Akademi’ye ait ORKO marketi dışındaki en yakın alışveriş imkânımız Levent Çarşı’ydı. Haftanın belirli günleri mahalleye Migros otobüsü gelirdi. Mahalleli otobüsün ön kapısından girer, alışverişe başlar, arka kapıdan çıkarken kasada ödeme yapıp inerdi. Hayatımdaki ilk ankesörlü telefonu mahalleye kutusuyla getirip monte ettiklerinde görmüştüm. Öncesinde ihtiyacı olanlar semt bakkalındaki telefonu kullanırdı. O dönemde yurtdışıyla Türkiye arasındaki farklar çok büyüktü. Özelleştirmeler Türkiye’de yeni yeni başladığından, yurtdışındaki imkânlar henüz buraya ulaşmamıştı. Sosyal bakışaçısı farklılıkları da vardı.

Mahalle yürüyüşü


İş kuleleriyle değişen profil

4.Levent zamanında herkesin birbirini tanıdığı, selam verdiği bir yerdi, yeni taşınanlar bile hemen tanıdık olurdu. Burada ilk başlardan beri oturan ailelerin büyükleri vefat ettikçe daireleri/evleri satılmaya ya da kiralanmaya başladı. Yeni gelenler ise günümüzde mahalle kültürü gitgide yok olmaya yüz tuttuğu için birbirini eskisi gibi tanımıyor. Üst sokakta dikili Sabancı, Akbank ve İş Kuleleri mahalleye yeni bir mahalleli profili ve nüfusu taşıyor. Çalışan aileler ve expat’lar. Eskiden kimsenin sokakta bile olmadığı güneşin doğma saatlerinde artık araç trafiği hâkim. Bu durum haftasonları torun trafiği ve parkta adım atacak yer olmaması durumuyla yer değiştiriyor. Eski ve yeni, kendine has bir ritimde var olmaya devam ediyor.

Eskiye oranla daha konar-göçer sayılabilecek bir yapı olsa da birçok sakin uzun süreli yaşamayı düşünerek 4.Levent'e taşınıyor. Çünkü hem iş yerlerine yakınlığı hem de çocuklar için park alanlarıyla şehrin içinde bir vaha gibi görülüyor. 

Aidiyet konusunda ise duygularım karışık. Çünkü artan kiralar sebebiyle mahalle esnafı birer birer bölgeden gitmeye başladı, yerlerine gelenlerle ilişki kurmak, zor. Özellikle 4.Levent çarşısında dükkânlar sıklıkla el değiştiriyor, en son pandeminin başında doksanlardan beri burada olan büfe el değiştirdi. 4.Levent için; ana caddeye çıkılmadığı sürece mahalle dinamikleri olan, caddede şehir ritmine geçen bir yerleşke diyebiliriz.

Sarmaşıkların ele geçirdiği pencereler


İnsan ölçeğinde bir mahalle ne ifade eder?

Gündüzleri ağırlıklı plaza insanları ve köprü/ana cadde bağlantısından ötürü yoğun araç trafiği görülürken akşam saatlerinde yolun karşı tarafından ve şehrin çeşitli yerlerinden parklarda vakit geçirmek için gelenler oluyor. Gece hayatı son yıllarda çarşıda şekilleniyor, çoğunlukla motosiklet kulüplerinin takıldığı irili ufaklı pub’larımızda vakit geçiriliyor. 4.Levent’in kuruluşundan beri burada olan Emek Pastanesi de hâlâ yerinde hatta şimdilerde ona eşlik eden farklı pastane ve kahve içilebilen kafeler de açılmaya başladı. Özellikle yazları çarşı sokağı eskiye oranla çok daha hareketli, her çeşit insana rastlamak mümkün. Unutmamak gereken bir başka mahalle özelliğimiz de salı günleri kurulan semt pazarı. Bu tarafta “sosyete pazarı” olarak adlandırılır. Sebze meyveden halıya, halıdan imitasyon kürke kadar her türlü şey satılır. O gün bizim sokağa giriş bile imkânsızlaşır.

4.Levent insan ölçeğinde bir mahalle. Hatta şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki burası şehrin kalan son insan için elverişli yaşam alanlarından: Gökdelenlerin arasında, direnen, yürüyüş mesafesinde ulaşım olan yeşillik bir yerdeyiz. 4.Levent tasarımı itibarıyla bir başak sapında göreceğin yapraklar gibi. Her sokağın birbirine bağlandığı ara sokak veya geçiş alanı var. İsimleri de orada en çok bulunan bitkilerden alınmış. Bölge tasarlanırken insanların şehirden uzak olmalarına rağmen hayatlarına devam edebilmelerini sağlayacak bir konfor alanı yaratma fikri hâkimmiş. Emlak Kredi Bankası Blokları fonksiyonel ve rasyonel bir mimariye sahip; geniş salonlu, kare formunda mutfağı ve balkonu var. Apartmanların girişi ve merdivenleri de oldukça geniş.

2-3 katlı müstakil evlerin yerleşkesi

1940’ların sonu, 1950’lerin başında Kemal Ahmet Arû’nün Rebii Gorbon ile birlikte planladığı bahçeli, 2-3 katlı konutlar bugün hâlâ duruyor. Ev ve/veya iş yeri olarak kullanılıyor. 1.Levent’tekiler daha çok müstakil ev formunda olduğu için onlarda çoğunlukla bankalar veya iş yerleri var. 4.Levent’teki üç katlı minik apartmanları da iş yerleri, özel okullar, konsolosluklar ya da reklam ajansları mesken edinmiş.

Mahalleye has bir hikâye: Yıllar önce Sabancı Kuleleri inşa edileceği zaman, şimdi kulelerin olduğu yerde müstakil ev grupları vardı. Şirket, evlerin bir tanesi hariç hepsini o zamana göre yüksek ücretlere satın aldı. Evini satmayan ve evlatlarına vasiyet bırakanın yerinde o günden beri UPS var. Köşede ışıkların yanında, gökdelenlerin dibinde minik bir dev olarak sapasağlam.

Gökdelenlerin arasında kalan UPS


Katılımcı mahalleli

Buranın halkı mahallede olup bitenle ilgili ve önemli meselelerde söz sahibi. Muhtarımız Aslı Hanım’ın katkılarıyla mahalleliler hem mail grubunda hem de çeşitli aktivitelerde bir araya gelir. Muhtarlık web sayfasında "Haftanın Yazısı" köşesinde uzmanlık alanlarında yazılar yazarlar mesela. Geçtiğimiz aylarda fotoğraf yarışması düzenlendi, mahallelinin bağışladığı kitaplardan herkesin kullanımına açık bir kitaplık yapıldı ve zaman zaman nefes, bilinçli farkındalık gibi atölyeler de organize ediliyor. Beşiktaş Belediyesi ile tüm mahallelinin çağrıldığı toplu görüşmeler yapılmıştı. Sonucunda yıllardır boşta duran bir alan projelendirilerek yeni bir park hâline getirilmeye karar verildi, şimdilerde yapımı bitmek üzere olmalı. 

Yakın geçmişte mahallelinin katılımcılığına örnek olarak Levent Tenis Kulübü’nün karşısındaki Suudi Arabistan Konsolosluğu’nun yaptığı yol ihlali için açılan dava gösterilebilir. Yıllar sürdü, davayı kazandık fakat konsolosluk umursuyor gibi gözükmüyor.

Eren Eyüboğlu Ala geyik mozaiği


Sanat sokakta, duvarda, parkta

Levent’in sanatla dönüştüren bir gücü var. Bunda yürümeye alan açan bir mahalle olmasının; üretme, düşünme süreçlerinde yürüyüşün yapıcı etkisinin gücü tartışılmaz. Aynı zamanda Zeki Alasya, Zeki Müren, Cüneyt Arkın, Mehmet Dinler, Gülsin Onay gibi birçok sanatçının da yaşam alanı. Yaratan ve üreten insanları tanımak ve görmek, onların eserlerine şahit olmak insanın vizyonunu genişletiyor.

Buranın tasarlanma amacı sanata açık hava bulvarı yaratmak olduğundan 4.Levent çarşıyı karşılayan caddede binaların yan cephelerinde mozaikler karşına çıkıyor gezerken. Her gün yürüme, yetişme, eve dönme yolumda o mozaiklerle karşılaşıyorum. Kamusal alandaki eserlerin kültür bilincini geliştirmedeki yeri, sanatın hayatın akışını değiştiren ve dönüştüren gücü açısından önemli. Yıllar içinde kâh bakımsızlıktan kâh bilinçsizlik sonucu kaybolanlar var maalesef ama günümüze ulaşanlar bile yeterince etkileyici. "Aradığımız parça sizde olabilir” projesi 4.Levent Konaklar Mahallesi'nde, özellikle ana caddede yer alan binaların yan cephelerindeki Bedri Rahmi Eyüboğlu, Eren Eyüboğlu, Sabri Berkel, Ferruh Başağa, İbrahim Kalmık ve Nurullah Berk’in imzasını taşıyan 20 mozaik panoyu koruma altına alıyor.

Parçalarını arayan ve muhtemelen bir daha bulamayacak eserler


Aradığımız parça sizde olabilir

Hikâye 1950lerde başlıyor aslında. Arû ve Gorbon, o dönem akademideki sanatçı ahbaplarına bu toplu konut projesinden bahsettikten sonra kamuya açık bir sanat bulvarına dönüştürme fikrini aktarıyor. Emlak Bankası yetkilileri de fikre sıcak bakınca mozaikler sokaklara yerleştiriliyor. Zamanla restore edilmediğinden, dükkânlar el değiştirdikçe üzerlerini kaplayan klima sistemleri sebebiyle pek çoğu zarar görüyor. 

Düzgün korunmayan mozaiklerin tekrar kazanılması için “Aradığımız parça sizde olabilir” projesi başlatılıyor. 2004-2014 döneminin Beşiktaş Belediye Başkanı Mimar İsmail Ünal muhtarlıkla birlikte, binaların orijinal hâllerini gösteren fotoğraflara ulaşmaya çalışıyor çünkü yapılacak restorasyonun gerçeğine uygun olması gerekiyor. Proje çok başarılı oluyor. Bugün mozaiklerin bir tanesi hariç hepsi koruma altında. Nurullah Berk’in yaptığı mozaik duvar maalesef mal sahibi tarafından yerine açık alan vitrini yaptırma fikriyle yok edilmiş. Şu an bir banka şubesi olarak işlev görüyor.

Kamusal alanda sanatın korunmasını ve devam etmesini sağlamanın tek yolu toplumlarda yerleşik kültür bilinci oluşturmaktan ve geliştirmekten geçiyor. Ülkemizde adım başı tarihî eserle karşılaşılmasına rağmen ne tarih ne de sanat alanındaki kültürel miraslara gereken ihtimam gösterilmiyor. Bu kimi zaman bireysel çabalarla olabiliyor. Biz bu açıdan mahalleli olarak şanslıyız. Muhtarımızın çalışmalarıyla varlığından habersiz olunan Ferruh Başağa’nın bina içine fazladan yaptığı bir mozaik pandemi döneminde ortaya çıktı. Binadaki bir dükkânın tadilatı sırasında bulunan mozaiğin onarılması ve korumaya alınması için çalışmalar başlatıldı.

Üzerinden elektirik hatları geçen Sabri Berkel mozaiği 


Duvarlarının dili: retro modern

Bazı günler, mozaiklerin önünde uzun zaman geçiriyorum. Belirli şekil ve formları farklı renklerle hayal ediyorum. Beni duvara bakarken görenler önce anlam veremiyor, sonra onların da ilgisini çekiyor ve soru sormaya başlıyorlar. Arada fotoğraf çekip “İnternete koyacağım. Şu hashtag iyi mi?” diyenlere bile rastladım. Bu şekilde tanışıp ahbap olduğum birkaç insan da var. Mozaikler İstanbul’un mural/graffiti/sokak sanatı tarihinin önemli bir parçası. Graffiti kültürünün müzelerdeki yerini Pera Müzesi 2014’te bir sergiyle anlatmıştı. Sergi kapsamında Şişli, Beşiktaş, Beyoğlu ve birkaç farklı belediyeyle anlaşma yapılıp belirli bölgelere graffitiler yapılmıştı. Graffiti sokağa ait bir şey. Dışarıda, her an karşınıza çıkabilir. Özgür bir yapısı var. Alışılan müze sergilerini modernize edecek cüretkârlıkta olduğu için dışarıyı içeriye, içeriyi de dışarıya adapte etmeye yardımcı bir kuvvet denebilir. 

Bu arada sergi süresinde Levent Çarşı’da bulunan Beşiktaş Belediyesi Otoparkı’nın hemen bitişiğindeki yine belediyeye ait bir sinema salonu vardı. Oranın yan duvarına bir graffiti yapılmıştı. Yıllar içinde bina tadilat görürken o graffiti de kayıplara karıştı. Mozaikler gibi graffitilerin sonu da sanırım günün sonunda mal sahibinin inisiyatifine bağlı olarak değişiyor.

Levent-Etiler arası, sanat rotası

İdeal bir İstanbul hayal etmek istedim şimdi. Levent – Etiler bölgesindeki kamusal alanda bulunan eserlere görünürlük kazandırmak için bir sanat rotası oluşturulabilir. Yol üzerinde mozaikler haricinde yürüyüş rotamda pek çok heykellerle de karşılaşıyorum. Akatlar Mustafa Kemal Kültür Merkezi'nin önündeki Ayla Turan Tan'ın at heykeli de en sevdiklerimden. Zamanının çok ötesinde bir fikirle, açık hava müzesi/bulvarı olarak tasarlanmış bir bölge burası. Şu an bir yüzyıl ileride olmamıza rağmen sanatı hâlâ olması gereken özgürlükte, kendi varoluş alanında bırakamıyoruz, hep bir yerlere sığdırmaya çabalıyoruz. İnsanlar müzeler ya da galeriler haricinde, açık alanlarda sanat eserleriyle karşılaşmayı beklemiyor, karşılaşınca da dikkat etmiyorlar. 

Bu açıdan düşününce YanKöşe gibi projeler burada da kurgulanabilir. 4.Levent bölgesi de belki ileride geleceğe uyum sağlayıp kendi içinde yer değiştiren mozaiklerden oluşabilir. Teknoloji ve sanatın birlikteliği, hayalgücü de eklenince sınırsız bir algıya dönüştüğü için kesin bir şey söylemek mümkün değil. Hem kültürel tarihimiz hem de sanatsal yönden bu kadar önemli bir yerin yeniden içinden geçilen döneme uygun şekilde kalkınması, restore edilmesi ve yürüyüş rotaları ya da çeşitli aktivitelerle desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

NEREDE YAYIMLANDI?

SoliSoli

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

🎨 Aradığımız parça sende mi?

Mahalle: 4.Levent. Mahalleli: Ceylân Önalp.

04 Ara 2022

Brothers1801 ile birlikte
Fotoğraf: Deniz Sabuncu

YAZARLAR

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

İLGİLİ OKUMALAR

SoliSoli

HİKAYE

Seyahatin yeni değer önerisi: Yediğin içtiğin senin olsun, bana öğrendiğini anlat

Kültürel değer üretme biçimi değişiyor. Seyahat de bunun dışında kalmıyor. Seyahatin tarihsel işlevlerinden biri olan öğrenme, kültürel katılım ve karşılaşma, dijital çağın koşullarında yeniden görünür oluyor.

Elif Bayram

·

12 Tem 2026

Seyahatin yeni değer önerisi: Yediğin içtiğin senin olsun, bana öğrendiğini anlat
SoliSoli

HİKAYE

12 Ağustos tam güneş tutulması rehberi: Nereye gitmeli, ne yapmalı?

12 Ağustos’ta yaşanacak tam güneş tutulması Grönland’ın doğusundan başlayıp güneye doğru ilerleyecek ve ardından İzlanda’nın batı kıyıları ile İspanya’nın kuzeyinden geçecek. Yaklaşık iki dakika sürecek bu doğa mucizesine tanık olmak isteyenler için farklı zevklere göre öneriler hazırladık.

Deniz Aytekin

·

12 Tem 2026

12 Ağustos tam güneş tutulması rehberi: Nereye gitmeli, ne yapmalı?
SoliSoli

HİKAYE

Paris'in en şık kaosu: Paris Erkek Moda Haftası'ndan notlar

23-28 Haziran arasındaki Paris Erkek Moda Haftası bir kez daha gösterdi ki bugün moda yalnızca kıyafet üretmiyor; şehirlerin kültürel ritmini belirleyen, farklı disiplinleri aynı masada buluşturan ve en beklenmedik karşılaşmalar için alan açan canlı bir ekosistem olmaya devam ediyor.

Doruk Başkır

·

11 Tem 2026

Paris'in en şık kaosu: Paris Erkek Moda Haftası'ndan notlar
SoliSoli

HİKAYE

Gölgeden çıkan zanaat: Türkiye'de bağımsız saatçiliğin sessiz yükselişi

Kuruçeşme'de, sadece randevuyla hizmet veren Salon Kantiem, Türkiye'nin ilk bağımsız saatçilik butiği olma iddiasında. Ama bir mağazadan çok bir buluşma noktası olarak tasarlanmış. Türkiye'de bağımsız saatçilikte yaşanan dönüşümün ortasında duran isimlerden biriyle, Turkish Watch Guy'ın kurucusu ve yeni açılan Salon Kantiem'in ortaklarından Doruk Ünlü'yle saatlerin anlattığı hikayelerden ve Türkiye'nin potansiyelinden sohbet ediyoruz.

Orhun Canca

·

10 Tem 2026

Gölgeden çıkan zanaat: Türkiye'de bağımsız saatçiliğin sessiz yükselişi
SoliSoli

HİKAYE

6'dan 6'ya İstanbul | Mitte Brot'ta gecenin son, sabahın ilk durağı

Belki Canelé’sini belki Earl Grey’li kekini tattınız ama muhtemelen henüz onunla tanışmadınız. Mitte Brot'un pasta şefi Gökçe Durukan, şehrin kahve laboratuvarı Petra’nın kahve eşlikçileriden sorumlu. Sabahın erken saatlerinde müşterilerine sıcak ve taze ürünler servis etmek üzere geceden çalışmaya başlayanlardan yalnızca biri. Gecenin son, sabahın ilk durağının temsilcisi. Gökçe’yle pâtisserie yaklaşımlarına, pasta şefi olarak rutinlerine ve şehirde gece çalışmaya dair laflıyoruz.

Elif Bayram

·

08 Tem 2026

6'dan 6'ya İstanbul | Mitte Brot'ta gecenin son, sabahın ilk durağı