İSO-500: Sanayi negatif ayrışıyor

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Türkiye genelinde 500 en büyük firmanın 2023 yılı verilerinin analiz edildiği ISO-500 anketini bu hafta başında yayımladı. Veriler önceki birkaç yıla göre firmaların üretimden satışlarında, kârlılıklarında, ihracatlarında reel gerilemelere işaret ediyor.
İSO-500: Sanayi negatif ayrışıyor

27 Haziran - BMI Business School - Pareto
BMI Business School Istanbul ile birlikte

İş dünyası becerilerinizi geliştirmek için BMI Business School ’da neler var? Değişen dinamikleri takip eden ve dünyanın önde gelen okullarıyla iş birlikleri gerçekleştiren BMI Business School , güncel eğitim programlarıyla donanımlı liderler yetiştiriyor. İş dünyasına fark yaratan bireyler kazandırmak için tasarladığı eğitim programlarıyla bireylerin ve kurumların gelişimine fayda sağlamayı amaçlıyor. Yakında neler var? International Executive MBA Programı: Lider yöneticiler geliştirmek için özel olarak hazırlanan International Executive MBA Programı, uluslararası anlamda geçerliliğe ve tanınırlığa sahip resmî bir Yöneticiler için İşletme Yüksek Lisans Programı. Paris Sorbonne Üniversitesi'nin iş okulu olan IAE Paris Sorbonne Business School ve BMI Business School İstanbul iş birliğiyle düzenlenen eğitim programı, Ekim 2024’te başlayacak dönemi için 1 Ağustos’a kadar yeni öğrencilerin başvurularını bekliyor. Modüllerden ikisinin Paris’te, geriye kalanların İstanbul’da gerçekleşeceği programa başvuru için detaylı bilgi burada . Stratejik Finansal Liderlik (CFO) Sertifika Programı: Bir CFO’nun sahip olması gereken teknik bilgiler, sosyal beceriler ve liderlik yetkinliklerinin kapsama alındığı sertifika programında katılımcılar; etkin finansal yönetim, stratejik düşünme ve vizyoner liderlik alanlarında kendilerini geliştirme fırsatı yakalayacak. 21 Eylül - 27 Ekim tarihleri arasında 5 hafta sonu boyunca sürecek program Le Meridien Istanbul Etiler’de 8 gün yüz yüze, 2 gün ise çevrimiçi gerçekleşecek. Detaylı bilgi ve başvuru için şuraya uğrayabilirsiniz. BMI Business School ’un eğitimlerine dair bilgi almak ve kayıt olmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Türkiye genelinde 500 en büyük firmanın 2023 yılı verilerinin analiz edildiği ISO-500 anketini bu hafta başında yayımladı. Veriler önceki birkaç yıla göre firmaların üretimden satışlarında, kârlılıklarında, ihracatlarında reel gerilemelere işaret ediyor.

Aslında bu sonuçlar çok da sürpriz değil. 2023 yılında %4,5 büyüyen Türkiye ekonomisine karşın, sanayi üretiminin ancak %0.8 artabildiğini izlemiştik. Normal koşullarda birbirine çok yakın olması beklenen bu iki verinin bu denli ayrışması zaten sanayinin performansa ilişkin ciddi bir sıkıntının olduğunu gösteriyordu.

Son birkaç yıldır Türkiye ekonomisinde büyümenin ana dinamiğini iç talep oluşturuyor. Tüketimin katkısıyla %4,5 büyüyen ekonomide sanayinin böylesine zayıf bir büyüme göstermesi özellikle dış talepteki zayıflığı ve aynı zamanda dış piyasalara yönelme konusunda sanayinin rekabet gücündeki kaybı gösteriyor. Uzun süredir yaşadığımız enflasyon sonucu ülkemizin çok pahalı hâle gelmesi, özellikle ihracat ürünlerindeki rekabet gücünü olumsuz etkileyerek bu tablonun çıkmasına hizmet etmiş görünüyor.

ISO verilerine baktığımızda, 2023 yılında 500 büyük sanayi şirketinin üretimden satışlarının reel olarak %13 değer kaybettiğini görüyoruz. Bu veri 2009 yılından sonraki en sert kayba işaret ediyor. 2009 yılı küresel krizin yaşandığı bir yıl idi. Ekonomimiz büyürken, iç talep ve hizmet sektörleri iyi performans gösterirken, son birkaç yıldır en ciddi sıkıntının sanayi tarafında yaşandığını görüyoruz. Geçen yıl ihracat rakamları yatay seyretti. Hatta imalat sanayi ihracatında %2 civarında gerileme ortaya çıktı. 500 büyük sanayi şirketinin verileri de geçen yıl ihracatta döviz bazında %2.9 bir kayba işaret ediyor.

500 büyük firmanın dönem kârı, faaliyet kârı, faiz amortisman ve vergi öncesi kâr anlamına gelen EBITDA değerinde reel düşüşler izliyoruz. Bu yılki raporun önemli bir özelliği, enflasyon muhasebesi uygulamasını da dikkate alarak hesaplanmış verilerin olması. Bu çerçevede, düşük faiz ortamında aşırı ve sert yükselişler gösteren varlık fiyatlarının firmaların duran varlıklarını önemli derecede yükselttiğini ve buna bağlı olarak aktif büyüklüğünde önemli bir artış ortaya çıktığını izliyoruz. İçinde bulunduğumuz süreçte yüksek faizlere bağlı olarak varlık fiyatlarında artıştan ziyade durgunluk hatta gerilemeler izliyoruz.

2023 yılında enflasyon muhasebesi uygulaması ile beraber firmaların özkaynaklarında da önemli artışlar gördük. Her ne kadar aktif kârlılığı düşük kalsa bile aktif büyümesi ve özkaynak büyümesi firmaların finansal açıdan güçlendiğine işaret ediyor.

Bununla birlikte, bu yıl ve muhtemelen gelecek yılın büyük kısmında gerek düşük büyüme oranları, gerekse yükselen faizlerle durgun seyredecek varlık fiyatları aktif büyümesinde geçen yıla benzer bir tablonun ortaya çıkmasına çok fazla izin vermeyecek görünüyor. Bu durumun çözümü elbette enflasyonun kalıcı olarak düşürülmesi, faizlerin inmesi ve buna bağlı olarak sürdürülebilir bir büyüme platosuna geçmektir. Kârlılıktaki düşüş orta vadede firmaların yatırım kapasitesini de olumsuz etkileyen bir gelişmedir. Geçen yıl istihdam katkısını sınırlı da olsa gerçekleştiren ilk 500 firmanın gelecek yıl istihdam kayıpları ile karşımıza gelmesi sürpriz olmayacaktır. Kârlılık düşüşüne bir süre razı olan firmalar, maliyetlerinin aşağı çekme yönünde daha önemli kararlar alma yolunda muhtemelen ilerleyecektir.

500 büyük sanayi firmasının finansman giderleri, kârlarının yarıdan fazlasını oluşturuyor.

  • Geçen yıl ortalarından itibaren yükselen faizler, finansman giderlerindeki artışın elbette en temel nedenini oluşturuyor. İçinde bulunduğumuz 2024 yılında ve muhtemelen 2025 yılında bir miktar azalsa bile finansman maliyetlerinin firmaları zorlamaya devam edeceğini düşünüyoruz.

Raporda öne çıkan önemli iki pozitif gelişme ise halka açılma oranlarının yükselmesi, orta yüksek ve yüksek teknoloji ürünlerin katkısının toplam katma değer içerisinde bir önceki yıla göre artmasıdır. Halka arzlar sermaye piyasalarının gelişimi açısından olumlu bir gelişme.

  • Yüksek teknoloji ürünlerinin payının artışı ise ağırlıklı olarak savunma sanayi ve eczacılık sektörü ile bazı elektrik, elektronik sektörlerindeki faaliyetlerden kaynaklanıyor. Aselsan ya da Roketsan gibi savunma sanayi ağırlıklı kamu kuruluşlarının yüksek teknolojinin payını artırmada önemli katkı sağladığını izliyoruz.  

Bu tür savunma sanayi şirketlerinin diğer sektörlerle bağlantısını güçlendirmek ve savunma sanayiindeki teknolojik inovasyon kapasitesinin diğer sektörlere yayılmasını sağlayacak bir sistemi desteklemek gerekiyor. Kamunun yüksek teknolojili ürün üretmede her zaman önde olma potansiyelini dikkate alacak olursak, önümüzdeki süreçte planlama, kamu-özel işbirliği modelleri geliştirerek yüksek teknoloji ürünlerinin payını artırmaya yönelik çabaların önemli faydalar sağlayabileceğini düşünüyoruz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

EXANTEEXANTE

BÜLTEN SAYISI

🏦 Gözler PPK'da

Bugün günlerden Para Politikası Kurulu Günü. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın politika faizini %50,0 seviyesinde sabit bırakması beklense de, toplantı sonrasında verilecek mesajlar kritik öneme sahip olacak.

27 Haz 2024

AA

YAZARLAR

Erhan Aslanoğlu

İstanbul Topkapı Üniversitesi rektör yardımcısı, akademisyen ve ekonomist. Makroekonomi, Türkiye ve dünya ekonomisi alanlarıyla ilgilenen Aslanoğlu’nun yayımlanmış bir kitabı, kitap bölümleri, çok sayıda makalesi ve tebliğleri bulunuyor. Genel ekonomi, makroekonomik göstergelerin yorumlanması, Türkiye ve dünya ekonomisi, göstergeler ve gelişmeler üzerine seminer ve eğitimler veriyor.

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

EXANTEEXANTE

HİKAYE

Haftalık takvim: Yurt içinde beklentiler, yurt dışında PCE

Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda yoğun bir veri takvimi izlenecek. Yurt içinde Pazartesi günü açıklanacak Ağustos ayı sektörel enflasyon beklentileri ön plana çıkarken, yurt dışında Çarşamba günü ABD'de açıklanacak ikinci çeyrek GSYH revizyonu ve Temmuz ayı PCE enflasyonu ile Cuma günü Fed Başkanı Kevin Warsh'ın Jackson Hole konuşması takip edilecek.

24 Ağu 2026

Haftalık takvim: Yurt içinde beklentiler, yurt dışında PCE
EXANTEEXANTE

HİKAYE

BAE'nin ambargo kararı İran ekonomisini nasıl etkileyecek?

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), İran’ın BAE topraklarına yönelik balistik füze saldırılarının ardından İran ile yürütülen tüm faaliyetleri, ticari alışverişi ve finansal işlemleri ikinci bir karara kadar askıya aldığını duyurdu. İran yönetimi füze saldırısıyla ilgisi bulunmadığını ve bunun bir “sahte bayrak” operasyonu olduğunu ifade etmiş olsa da, BAE’nin kararı İran’ın en büyük ithalat kapısını ve yaptırımlar altında kullandığı başlıca ödeme merkezlerinden birini aynı anda devre dışı bırakma potansiyeli taşıyor.

Emircan Yaman

·

23 Ağu 2026

BAE'nin ambargo kararı İran ekonomisini nasıl etkileyecek?
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Tahvil piyasalarından merkez bankalarına ve hazine yönetimlerine mesaj var

Hem Japonya’da hem de Amerika’da piyasaların merkez bankalarını faiz artırmaya zorladığı bir süreçten geçiliyor. Ancak tarih gösteriyor ki genellikle bu savaşın kazananı tahvil piyasaları oluyor. Bu nedenle önümüzde, faizlerle ilgili olarak piyasaların çok da sevmediği stresli bir sürecin içinde bulunduğumuzu bir kez daha görülüyor.

Erhan Aslanoğlu

·

21 Ağu 2026

Tahvil piyasalarından merkez bankalarına ve hazine yönetimlerine mesaj var
EXANTEEXANTE

HİKAYE

KOBİ'ler, aile şirketleri, özel sermaye fonları: Türkiye’nin büyüme ve devir açmazı

Türkiye ekonomisinin omurgası KOBİ'lerin ihtiyacı mali ve beşeri sermayedir. Bunun yolu da büyüme sermayesi ve profesyonelleşmeden geçmektedir. Ancak özel sermaye yatırımları Türkiye'de milli gelirin yalnızca %0,03'üne denk gelmekte. Avrupa'da ise bu oran %0,44. Çözüm, şirketlerimizi kurumsallaştıracak daha derin bir özel sermaye piyasasından geçmektedir.

Yaman Alp Ungan

·

21 Ağu 2026

KOBİ'ler, aile şirketleri, özel sermaye fonları: Türkiye’nin büyüme ve devir açmazı
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Tahvil piyasalarında neler oluyor: Tahvil bekçileri mi görevde?

Uzun vadeli devlet tahvili getirileri dünyanın neredeyse her yerinde aynı anda zirvelere ulaşıyor. Getiri eğrisinin uzun tarafı son dönemlerde çokça dikkat çekmeye başladı. Ancak tahvillerdeki bu hareket, klasik “resesyon korkusu” hikayesine pek benzemiyor.

Tahvil piyasalarında neler oluyor: Tahvil bekçileri mi görevde?