İSO-500: Sanayi negatif ayrışıyor


İş dünyası becerilerinizi geliştirmek için BMI Business School ’da neler var? Değişen dinamikleri takip eden ve dünyanın önde gelen okullarıyla iş birlikleri gerçekleştiren BMI Business School , güncel eğitim programlarıyla donanımlı liderler yetiştiriyor. İş dünyasına fark yaratan bireyler kazandırmak için tasarladığı eğitim programlarıyla bireylerin ve kurumların gelişimine fayda sağlamayı amaçlıyor. Yakında neler var? International Executive MBA Programı: Lider yöneticiler geliştirmek için özel olarak hazırlanan International Executive MBA Programı, uluslararası anlamda geçerliliğe ve tanınırlığa sahip resmî bir Yöneticiler için İşletme Yüksek Lisans Programı. Paris Sorbonne Üniversitesi'nin iş okulu olan IAE Paris Sorbonne Business School ve BMI Business School İstanbul iş birliğiyle düzenlenen eğitim programı, Ekim 2024’te başlayacak dönemi için 1 Ağustos’a kadar yeni öğrencilerin başvurularını bekliyor. Modüllerden ikisinin Paris’te, geriye kalanların İstanbul’da gerçekleşeceği programa başvuru için detaylı bilgi burada . Stratejik Finansal Liderlik (CFO) Sertifika Programı: Bir CFO’nun sahip olması gereken teknik bilgiler, sosyal beceriler ve liderlik yetkinliklerinin kapsama alındığı sertifika programında katılımcılar; etkin finansal yönetim, stratejik düşünme ve vizyoner liderlik alanlarında kendilerini geliştirme fırsatı yakalayacak. 21 Eylül - 27 Ekim tarihleri arasında 5 hafta sonu boyunca sürecek program Le Meridien Istanbul Etiler’de 8 gün yüz yüze, 2 gün ise çevrimiçi gerçekleşecek. Detaylı bilgi ve başvuru için şuraya uğrayabilirsiniz. BMI Business School ’un eğitimlerine dair bilgi almak ve kayıt olmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İstanbul Sanayi Odası (İSO) Türkiye genelinde 500 en büyük firmanın 2023 yılı verilerinin analiz edildiği ISO-500 anketini bu hafta başında yayımladı. Veriler önceki birkaç yıla göre firmaların üretimden satışlarında, kârlılıklarında, ihracatlarında reel gerilemelere işaret ediyor.
Aslında bu sonuçlar çok da sürpriz değil. 2023 yılında %4,5 büyüyen Türkiye ekonomisine karşın, sanayi üretiminin ancak %0.8 artabildiğini izlemiştik. Normal koşullarda birbirine çok yakın olması beklenen bu iki verinin bu denli ayrışması zaten sanayinin performansa ilişkin ciddi bir sıkıntının olduğunu gösteriyordu.
Son birkaç yıldır Türkiye ekonomisinde büyümenin ana dinamiğini iç talep oluşturuyor. Tüketimin katkısıyla %4,5 büyüyen ekonomide sanayinin böylesine zayıf bir büyüme göstermesi özellikle dış talepteki zayıflığı ve aynı zamanda dış piyasalara yönelme konusunda sanayinin rekabet gücündeki kaybı gösteriyor. Uzun süredir yaşadığımız enflasyon sonucu ülkemizin çok pahalı hâle gelmesi, özellikle ihracat ürünlerindeki rekabet gücünü olumsuz etkileyerek bu tablonun çıkmasına hizmet etmiş görünüyor.
ISO verilerine baktığımızda, 2023 yılında 500 büyük sanayi şirketinin üretimden satışlarının reel olarak %13 değer kaybettiğini görüyoruz. Bu veri 2009 yılından sonraki en sert kayba işaret ediyor. 2009 yılı küresel krizin yaşandığı bir yıl idi. Ekonomimiz büyürken, iç talep ve hizmet sektörleri iyi performans gösterirken, son birkaç yıldır en ciddi sıkıntının sanayi tarafında yaşandığını görüyoruz. Geçen yıl ihracat rakamları yatay seyretti. Hatta imalat sanayi ihracatında %2 civarında gerileme ortaya çıktı. 500 büyük sanayi şirketinin verileri de geçen yıl ihracatta döviz bazında %2.9 bir kayba işaret ediyor.
500 büyük firmanın dönem kârı, faaliyet kârı, faiz amortisman ve vergi öncesi kâr anlamına gelen EBITDA değerinde reel düşüşler izliyoruz. Bu yılki raporun önemli bir özelliği, enflasyon muhasebesi uygulamasını da dikkate alarak hesaplanmış verilerin olması. Bu çerçevede, düşük faiz ortamında aşırı ve sert yükselişler gösteren varlık fiyatlarının firmaların duran varlıklarını önemli derecede yükselttiğini ve buna bağlı olarak aktif büyüklüğünde önemli bir artış ortaya çıktığını izliyoruz. İçinde bulunduğumuz süreçte yüksek faizlere bağlı olarak varlık fiyatlarında artıştan ziyade durgunluk hatta gerilemeler izliyoruz.
2023 yılında enflasyon muhasebesi uygulaması ile beraber firmaların özkaynaklarında da önemli artışlar gördük. Her ne kadar aktif kârlılığı düşük kalsa bile aktif büyümesi ve özkaynak büyümesi firmaların finansal açıdan güçlendiğine işaret ediyor.
Bununla birlikte, bu yıl ve muhtemelen gelecek yılın büyük kısmında gerek düşük büyüme oranları, gerekse yükselen faizlerle durgun seyredecek varlık fiyatları aktif büyümesinde geçen yıla benzer bir tablonun ortaya çıkmasına çok fazla izin vermeyecek görünüyor. Bu durumun çözümü elbette enflasyonun kalıcı olarak düşürülmesi, faizlerin inmesi ve buna bağlı olarak sürdürülebilir bir büyüme platosuna geçmektir. Kârlılıktaki düşüş orta vadede firmaların yatırım kapasitesini de olumsuz etkileyen bir gelişmedir. Geçen yıl istihdam katkısını sınırlı da olsa gerçekleştiren ilk 500 firmanın gelecek yıl istihdam kayıpları ile karşımıza gelmesi sürpriz olmayacaktır. Kârlılık düşüşüne bir süre razı olan firmalar, maliyetlerinin aşağı çekme yönünde daha önemli kararlar alma yolunda muhtemelen ilerleyecektir.
500 büyük sanayi firmasının finansman giderleri, kârlarının yarıdan fazlasını oluşturuyor.
- Geçen yıl ortalarından itibaren yükselen faizler, finansman giderlerindeki artışın elbette en temel nedenini oluşturuyor. İçinde bulunduğumuz 2024 yılında ve muhtemelen 2025 yılında bir miktar azalsa bile finansman maliyetlerinin firmaları zorlamaya devam edeceğini düşünüyoruz.
Raporda öne çıkan önemli iki pozitif gelişme ise halka açılma oranlarının yükselmesi, orta yüksek ve yüksek teknoloji ürünlerin katkısının toplam katma değer içerisinde bir önceki yıla göre artmasıdır. Halka arzlar sermaye piyasalarının gelişimi açısından olumlu bir gelişme.
- Yüksek teknoloji ürünlerinin payının artışı ise ağırlıklı olarak savunma sanayi ve eczacılık sektörü ile bazı elektrik, elektronik sektörlerindeki faaliyetlerden kaynaklanıyor. Aselsan ya da Roketsan gibi savunma sanayi ağırlıklı kamu kuruluşlarının yüksek teknolojinin payını artırmada önemli katkı sağladığını izliyoruz.
Bu tür savunma sanayi şirketlerinin diğer sektörlerle bağlantısını güçlendirmek ve savunma sanayiindeki teknolojik inovasyon kapasitesinin diğer sektörlere yayılmasını sağlayacak bir sistemi desteklemek gerekiyor. Kamunun yüksek teknolojili ürün üretmede her zaman önde olma potansiyelini dikkate alacak olursak, önümüzdeki süreçte planlama, kamu-özel işbirliği modelleri geliştirerek yüksek teknoloji ürünlerinin payını artırmaya yönelik çabaların önemli faydalar sağlayabileceğini düşünüyoruz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bugün günlerden Para Politikası Kurulu Günü. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın politika faizini %50,0 seviyesinde sabit bırakması beklense de, toplantı sonrasında verilecek mesajlar kritik öneme sahip olacak.
27 Haz 2024

YAZARLAR

Erhan Aslanoğlu
İstanbul Topkapı Üniversitesi rektör yardımcısı, akademisyen ve ekonomist. Makroekonomi, Türkiye ve dünya ekonomisi alanlarıyla ilgilenen Aslanoğlu’nun yayımlanmış bir kitabı, kitap bölümleri, çok sayıda makalesi ve tebliğleri bulunuyor. Genel ekonomi, makroekonomik göstergelerin yorumlanması, Türkiye ve dünya ekonomisi, göstergeler ve gelişmeler üzerine seminer ve eğitimler veriyor.

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Türkiye'nin en büyük dış ticaret fazlası veren sanayi kollarından tekstil ve hazır giyim sektörü, 2025 yılını 26,2 milyar dolarlık ihracatla kapattı. Doğrudan 845 bin, dolaylı etkileriyle birlikte yaklaşık 2 milyon kişiye istihdam sağlayan sektör, 2022'de ulaştığı zirveden bu yana tarihinin en sert daralmalarından birini yaşıyor. Konuyla ilgili sunum yapan TGSD yönetimi, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na sunulan üç aşamalı strateji haritasının ayrıntılarını paylaştı.

Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda veri akışı güçlü. Yurt içinde Fitch değerlendirmesi ve cari denge, yurt dışında ise ABD TÜFE ön planda olacak.
13 Tem 2026

Küresel ekonomide bir taraftan savaşın yarattığı belirsizliği ve bunun başta petrol ve altın fiyatları olmak üzere finansal piyasalardaki yansımalarını izlerken, diğer taraftan özellikle yapay zeka alanında yaşanan olağanüstü teknolojik gelişmelerin önümüzdeki dönemde ekonomik hayata nasıl yansıyacağını anlamaya çalışan bir piyasa dinamiğiyle karşı karşıyayız.

20.yy çeliğin yüzyılıydı; 21.yy ise elektriğin yüzyılı olacaktır. Elektrodevlet, gücünü fosil yakıtlardan değil, elektriğin kendisinden alarak bunu bir kalkınma, nüfuz ve düzen kurma aracına dönüştüren devlet tipidir.

Birleşmiş Milletler Kalkınma ve Ticaret Konferansı (UNCTAD), 'Çalkantılı Bir Dönemde Uluslararası Yatırım' temalı 2026 Dünya Yatırım Raporu'nu yayımladı. Raporda hem Türkiye'yi, hem de bütün gelişmekte olan ülkeleri ilgilendiren ilginç veriler mevcut.




