SEVGİ: FEMİNİST BİR MESELE

Neden sevgiyle bu kadar ilgiliydim? Neden bir şeylere tutkulu yaklaşmaktan utanmaya başlamıştım? Bunları dert ediniyorsam yeteri kadar bağımsız bir kadın değil miyim?
SEVGİ: FEMİNİST BİR MESELE

1 Şubat - Vanish / Yaşasın Kıyafetler - ANGST
Vanish / Yaşasın Kıyafetler ile birlikte

Uzun ömürlü moda için Yaşasın Kıyafetler Hareketi

Dünyamızın ekolojik ve ekonomik geleceği için moda endüstrisinin uzun ömürlülüğünü sağlayacak bir dönüşüm şart . Moda endüstrisinin sürdürülebilirliğini mümkün kılmak için; malzemenin doğal kaynaklı olması, geri dönüşüm ürünlerinin…

Daha fazlasını öğren →

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

bell hooks'la 5 yıl önce, üniversitemin kısıtlı cinsiyet çalışmaları seçkisi bölümünde tanışmıştım — ilgimi yakalayanın “tutkulu” kelimesi olduğunu hatırlıyorum. Hayatıma Tutkulu Politika: Feminizm Herkes İçindir’le giren ve kısa bir süre içinde sevgiyi, kapsayıcılığı ve sadece küçük harf kullanarak yazmayı sokan hooks, uzun süredir eksikliğini çektiğim bir anlayışla yanıma yanaşmıştı: sevgi.

Annemin Depeche Mode sevgisi ve “Enjoy the silence,” yazan dövmesiyle başlayan hayran kültürüyle içli dışlı olma serüvenim, ilgi duyduğum şeyleri tutkuyla ifade etme yolunda emin adımlarla devam etti. 2000’lerin ortasına doğru Tokio Hotel’le başlayan boyband sevdam, 2007’de durmadan hayran kurgu (fan fiction) yazmaya evrildi; 17 yaşımda My Chemical Romance dövmesi yaptırmamla perçinlendi ve sevdiğim üretimleri yakından incelemek istediğim için karşılaştırmalı edebiyat alanına eğilmemle sonlandı. Fark ediyorum: hep bir şeyleri tutkuyla sevdim — isteyerek, sınırlarına hâkim olmaya çalışarak, hayatıma dâhil ederek. 

İkili cinsiyet sisteminin ve cinsiyet rejiminin hızlıca burada da cinsiyet belası formunda kendini göstermesi uzun sürmedi — hem de hiç. İlkokul yıllarımın sonuna doğru, oğlanların tuttukları takımların formalarıyla gezmelerinin sıkıntı olmadığını, Dünya Kupası esnasında bütün dünyanın kavrulmasında hiç sıkıntı yaşamadıklarını fark ettim. Bu tutkuya dâhil olmak beni heyecanlandırıyordu. Ne var ki benim bu boyband tutkum ve para kazanmadan yüzlerce sayfa hayran kurgu yazmam gülünç kabul ediliyordu. 

Bir şeyleri sevdiğimi göstermeyi seviyordum — biyolojik cinsiyetime atanan rollere uymaktan pek hoşlandığımı ifade edemeyeceğim. Böylece sorular sıralandı: Neden tutkumu yansıtış şeklim bu denli alaya alınıyordu? Neden sevgiyle bu kadar ilgiliydim? Neden bir şeylere tutkulu yaklaşmaktan utanmaya başlamıştım?

İllüstrasyon: Ayşe Ezgi Yıldız


Duygu yoldaşlığı

20’lerimin başına geri dönüyoruz — buralar, aşkın arzulandığı ama nasıl yaşanacağı konusunda tamamen haritasız olduğum zamanın diyarı. bell hooks, sonralarda tanıştığım Duygu Yoldaşlığı: Kadınların Sevgi Arayışı adlı kitabında kadınların sevgi üzerine konuşmasını özetlerken kaygılarıma sevgiyle sarılıyor:

Çocukluğumuzdan itibaren, sevgiye dair konuşmaların cinsiyetlendirilmiş bir anlatı, bir kadın meselesi olduğunu öğreniriz. Sevgiye dair takıntılarımız, ilk aşkımızla veya hayal kırıklığıyla başlamaz. Kadınların erkeklerden daha az önemli olduğunu, ne kadar iyi olursak olalım, ataerkil evrenin gözünde asla yeterince iyi olmadığımızı fark etmemizle başlar. Ataerkil kültürde kadınlık, daha en baştan bizleri değersiz veya o kadar da değerli değil diye damgalar. Dolayısıyla kız çocuklar ve kadınlar olarak en çok, sevilmeye layık olup olmadığımız konusunda kaygı duymayı öğrenmemiz hiç şaşırtıcı değil.

Ataerkil kültürde tüm kadınların yaşamına musallat olan bu duygusal belirsizlik, popüler kültür içinde tüketmeye bayıldığım 2000’lerin romantik komedilerini de hesaba katınca, iyice anlam kazanıyor. Bu, beni önceki kaygılı sorularım konusunda rahatlatsa da bölüm sonu canavarıyla karşılaşıyorum: Bunları dert ediniyorsam yeteri kadar bağımsız bir kadın değil miyim? 

Sevgi meselesiyle ilgili içinden çıkamadığım bir başka utanç da Değişme İsteği: Erkekler, Erkeklik ve Sevgi kitabında yer alıyor. Ne de olsa feminist bir kadın olarak heteroseksüel ilişkilenmelerin tam ortasında bulunmak, bunu arzulamak ve sevgiden bu denli bahsetmek de — benim kafamda — bir başka bir başka cinsiyet rolünü yeniden üretiyormuş gibi geliyor. hooks, bu duruma şu şekilde yaklaşıyor: 

Feminist kadınlar için ataerkiye meydan okuma ya da ataerkiyi değiştirmeyle ilgili konuşmak, erkekler hakkında konuşmaktan, erkeklerin ne yönde değişmesini istediğimize dair bildiklerimiz ve bilmediklerimiz hakkında konuşmaktan bariz bir şekilde daha kolaydı.

Erkek sevgisini arzulamayı bir zorunlulukmuş gibi göstermek, ikilikleri yeniden üretmek veya hepimizi boğan heteronormatif algıları körükleme isteğim yok. Yalnızca şimdilerde kesişimsel feminizmi hayatının önemli bir kısmına tutkuyla yerleştiren bir kadın olarak bu duygu yoldaşlığından bahsedebilmek bana iyi geliyor — anlaşılmak, kendi deneyimi ifade etmek ve sevgiden bahsetmenin özel alana sıkıştırılmadığını deneyimlemek. 

Hep Aşka Dair: Yeni Vizyonlar kitabı tutkulu politikama su serpiyor: “Bütün büyük sosyal adalet hareketleri, bir sevgi etiğini güçlü bir şekilde vurgular.” Bugünlerde sevgiyi bell hooks gibi “dönüştürücü bir güç” olarak kabul etmek istiyorum ve alaycılıkla karşılanmak istemiyorum; erkeklerin aşka dair teoriler üreten, kadınlarınsa aşkı pratik eden rolünden oldukça sıkıldım — aynı ikili sistemlerden, kaygılardan ve “Love is love!” sloganının yetersizliğinden bunaldığım gibi.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst
∙

BÜLTEN SAYISI

❤️ ANGST 22: SEVGİ BİR KADIN MESELESİ Mİ?

Sevgiye dair anlatılar neden cinsiyetlendirilmiş? bell hooks sevgi edimi hakkında ne düşünüyor? "Sevgi arayışı"nın patriyarkayla ne alakası var?

01 Şub 2022

❤️ ANGST 22: SEVGİ BİR KADIN MESELESİ Mİ?

YAZARLAR

Alara Demirel

ANGST editörü

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst
∙

HİKAYE

Antalya’da iklim sınavı: COP31’in başarısını nasıl ölçeceğiz?

Antalya’da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi, Türkiye için sadece uluslararası bir zirveye ev sahipliği yapma meselesi değil. İklim finansmanı, adil geçiş, emisyon azaltımı ve çoktaraflı işbirliği başlıklarında somut ilerleme sağlanması, Türkiye'nin küresel iklim diplomasisindeki rolünün de önemli bir göstergesi olacak. COP31’in başarısını, açıklanan taahhütlerin sayısı değil, ülkelerin somut kararlar alıp bunları uygulamaya dönüştürme kapasitesi belirleyecek.

Pelin Cengiz

·

06 Kas 2026

Antalya’da iklim sınavı: COP31’in başarısını nasıl ölçeceğiz?
AngstAngst
∙

HİKAYE

DOSYA: İklim finansmanında özel sektörün rolü #1

COP31’e günler kala, iklim diplomasisinin en önemli gündem maddelerinden biri yine finansman. Yeni düzenlemelerle birlikte Türkiye’de özel sektörün iklim finansmanında daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerekecek gibi görünüyor.

Alev Karakartal

·

06 Kas 2026

DOSYA: İklim finansmanında özel sektörün rolü #1
AngstAngst
∙

HİKAYE

COP31’e doğru iklim finansmanı: 1,3 trilyon dolar nereden gelecek, nereye gidecek?

COP31'e doğru 2035 için belirlenen yıllık 1,3 trilyon dolarlık iklim finansmanı hedefi tartışılırken kaynakların hangi kanallardan sağlanacağı, ülkelerin katkısının nasıl paylaşılacağı ve finansmanın ne kadarının hibe olarak aktarılacağı belirsizliğini koruyor. Bakü–Belém Yol Haritası bu hedefe ulaşmak için bir çerçeve sunarken asıl sınav, finansmanın ihtiyaç sahiplerine hangi koşullarda ulaşacağı olacak.

Pelin Cengiz

·

02 Kas 2026

COP31’e doğru iklim finansmanı: 1,3 trilyon dolar nereden gelecek, nereye gidecek?
AngstAngst
∙

HİKAYE

Pandemi günlerini özlemek bizi kötü biri mi yapar?

Pandemi günlerinde bir adım geri atıp, yaşadığımız keşmekeşi çıplak gözlerle görünce, en çok da bizden nelerin esirgendiğini fark ettik. Ertelenen kitaplar okundu, filmler, diziler izlendi. Kimimiz sahiden de mutfakta becerikli olduğunu keşfetti, hemen herkes evde kendi ekmeğini pişirmeye başladı, bir kısmımız hızını alamayıp karnabaharı bile deterjanla yıkamaya soyundu. Ama ortak duygu şuydu: Çalışırken de kendimize vakit ayırabilirmişiz. Peki böyle bir hayat için illa küresel bir felaket mi yaşamamız gerekiyordu?

Vartan Estukyan

·

29 Eki 2026

Pandemi günlerini özlemek bizi kötü biri mi yapar?
AngstAngst
∙

HİKAYE

Jennifer Morgan: COP31, Türkiye için kömürden uzaklaşmak açısından büyük fırsat

Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenleneceği için bu yıl özel bir önem atfedilen COP31’in ana gündem maddelerini, işleyiş ve iklim finansmanına ilişkin kritik konuları uluslararası iklim politikası, çevre hareketi ve iklim diplomasisi alanlarında 30 yılı aşkın deneyime sahip bir isim olan Jennifer Morgan ile birlikte değerlendirdik.

Pelin Cengiz

·

28 Eki 2026

Jennifer Morgan: COP31, Türkiye için kömürden uzaklaşmak açısından büyük fırsat