SHEconomy: Kadın olmanın ekonomisi

Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
"Kadın ekonomisi", nam-ı diğer "SHEeconomy" kavramı, küresel ekonomi sahnesinin son yıllardaki en ilham verici etki ve dönüşüm hikayelerinden. Bu anlatı, zaman içerisinde dönüşürken bir yandan da güçlenme, yenilik ve tabuları yıkmakla ilgili yeni hikayelerin yazılmasına vesile oluyor.
Kabaca SHEconomy kavramı, kadınların ekonomik ilerlemedeki artan etkisini ve nüfuzunu anlatmak için kullanılıyor. Farklı bölgelerin ilerleme seviyelerini gösteren bir ölçüt olarak kullanılan kavram, son yıllarda popüler kültür figürleri tarafından da sahiplenilmesinin ardından küresel bir fenomen olmaya doğru gidiyor. Beyoncé'nin Renaissance turundan Taylor Swift'in ülke ekonomilerine etki eden bir güç hâline gelmesine, Greta Thunberg'den Barbie'ye ekonomi sahnesi, kadınların güçlenmesinin ekonomik büyümeye etkisini her geçen gün daha da net bir şekilde hissediyoruz.
Tabii gündelik hayat yalnızca bu parıltılı örneklerden ibaret değil, ama sahne ışıklarının dışına çıkıldığında da hikaye tamamen değişmiyor. ABD'de yapılan son araştırmalardan birine göre kadınların sahibi olduğu işletmelerin sayısında artış var. Daha da somutlaştırmak gerekirse ABD'de 2023'te yeni açılan 600 binin üstünde işletmenin 50.000'inden fazlasını kadınlar kurmuş. Yelp'in araştırmasına göre, bu işletmeler arasında geleneksel olarak "erkek işi" gibi görülen sıhhi tesisat, tamirat gibi işler de artıyor. Bazı trendler de göze çarpıyor. Örneğin güzellik-bakım sektöründen ev hizmetlerine bir kayma var. Kadınların kurduğu marangozluk işletmelerinde %54, duvarcılıkta %40, müteahhitlikte %33, alçıpan montajı ve onarımında %30, yıkım hizmetlerinde %27 artış var.
Kadınların iş, aile ve toplumdaki sorumluluklarını dengeleme mecburiyeti, büyük ihtimalle çokyönlülük, zaman yönetimi, perspektif çeşitliliği gibi özellikleri de yanında getirerek kadınları her alanda ileri taşırken araştırmalar gösteriyor ki erkekler de aynı oranda konvansiyonel düşünceye doğru kayıyor.
Kadınların yılı
Yelp araştırmayı, geçen senenin "kadınların yılı" olduğunu vurgulayarak paylaşmış. Sözcü olarak seçilen şirketin veri bilimcisi Samantha Auerbach, bu durumun altını şu sözlerle çiziyor:
"Hiç şüphe yok ki ülkedeki ekonomik büyümenin büyük bir bölümü, kadınların katkılarıyla kaydedildi."
Üstelik kadın girişimcilerin geleneksel olarak kadın hâkimiyetindeki alanlardan çıkıp, yeni sektörlere açılmasıyla hem stereotipler sorgulandı hem de pazar yeri yeniden tanımlandı.
Tarihsel bağlam ve modern çıkarımlar
Tarihsel olarak kadın hareketleri, oy haklarından işyerinde eşit haklara, sistematik engelleri aşmak için savunuculuk yaparak dönüştürücü bir rol üstlendi. 20. yüzyıl başındaki oy hakkı hareketi, siyasal alanı kökünden değiştirirken, 21. yüzyıla geçişte işyerinde eşitlik, eşit işe eşit ücret, cinsel haklar gibi mücadele alanları kadınların gündemine girdi.
Bu alanlarda büyük ilerlemeler de kaydedildi. Ancak buna rağmen eşitsizlik tamamen hayatımızdan çıkmadı. Son yıllardaki verilere baktığımızda, kadınlar halen karar verici pozisyonlarda azınlıktalar. Halen eşit iş karşılığında eşit ücret almıyorlar. Fakat iş sahibi kadınların artmasıyla, bu oranlarda da denge sağlanması kolaylaşıyor.
Kültürel, yasal, politik faktörler
Peki SHEconomy'nin gelişiminde kültürel, yasal ve politik faktörlerin etkisi ne?
Bu konuda Avrupa'da kadınların hem işgücüne hem de siyasete katılımının yüksek olması, nispeten ilerici toplumsal cinsiyet politikalarının sonucu olarak yorumlanıyor. Özellikle İskandinav ülkelerinde kurumsal ve siyasi liderlik pozisyonlarında kadınların olması, toplumsal cinsiyet eşitliğinin bir işareti olarak görülüp kutlanıyor. Ancak orada da cam tavan ve eşit ücret tartışmaları devam ediyor.
Öte yandan Ortadoğu ülkeleri arasında farklılıklar olsa da tablo biraz daha karmaşık. Bazı Ortadoğu ülkeleri kadınların eğitimi ve işgücüne katılımı gibi konularda ilerleme katederken, özgürlükler ve karar verici pozisyonlarda kadın temsili gibi konularda daha kısıtlayıcı bir yaklaşım sergiliyor. Kültürel normlar ve dinî kuralların muhafazakar yorumları da bu kısıtlayıcı tavrı şiddetlendirebiliyor. Yine de cinsiyet eşitliğine ilişkin küresel diyaloğun da etkisiyle değişime yönelik genişleyen bir hareket de var.
Hem Avrupa'nın liberal demokrasilerinden hem de Ortadoğu coğrafyasının geleneklerinden unsurları bünyesinde barındıran, Doğu ile Batı arasında kendi özgün kimliğini bulmaya çalışan Türkiye'de de kadın hareketlerinin katkılarıyla haklar konusunda ilerlemelerle birlikte geriye gidişler de görülüyor. Kadın girişimciliği ve işgücüne katılım artmakla birlikte, toplumsal ve yasal kısıtlamalar sürdüğü için, bunun etkisi sınırlı kalabiliyor.
SHEconomy'nin yükselişi
İşgücündeki artan kadın sayısı ve harcama gücündeki artışın yanı sıra, kadınların %78'i kendilerini evde alışveriş kararlarını veren ve alışverişleri yapan kişi olarak tanımlıyor. Tarihsel olarak finansal anlatılarda kenarda bırakılan kadınlar, artık ekonomik değişimin ön saflarında yer alıyor; yeni pazar trendlerini teşvik ediyor ve finans alanını yeniden şekillendiriyorlar. Araştırmalar, kadınların dünya servetinin yaklaşık üçte birini kontrol ettiğini ve mali güçlerinin daha da artmasının beklendiğini belirtiyor.
Düşünün ki 1973'teki Eşit Kredi Fırsatı Yasası'na kadar ABD’deki kadınlar kendi başlarına banka hesabı bile açamıyor; kredi kartı başvurusu yapamıyordu. O zamandan bu yana iş sahibi olmaktan ev satın almaya büyük ilerleme kaydedildi. Evin geçimini sağlayan kadınlar, yüksek maaşlı işlerde, liderlik rollerinde bulunan kadınlar arttı; eğitim düzeyleri yükseldi. Bu ivme hız kaybedecek gibi değil. McKinsey'in bir araştırmasına göre, 2030 yılına kadar, Baby Boomer kuşağının 30 trilyonluk servetinin çoğunun kadınlar tarafından kontrol edilmesi bekleniyor.
Verilerde kadınlar
- Dünya çapında her üç işletmeden birinin asli sahipleri arasında en az 1 kadın var.
- Dünya Bankası verilerine göre, kadınların işletme sahipliği, bir dereceye kadar ülkenin gelir düzeyiyle orantılı. Düşük gelirli ülkelerde her 4 işletmeden birinin sahibi kadınken orta ve yüksek gelirli ülkelerde kadınların girişimciliğe katılımı %36-37 arasında.
- Crunchbase'de listelenen küresel şirketlerin kurucularından yalnızca %10'u kadın.
- Crunchbase'de listelenen 8.800 küresel şirketin 900'ünden azı (%10) kadınlar tarafından kuruldu. ABD merkezli işletmelere bakıldığında ise listelenen 5.379 şirketin %11'i kadınlar tarafından kuruldu. İngiltere'de ise listelenen 532 şirketin %8'i kadınlar tarafından kuruldu.
- Son 6 yılda liderlik pozisyonlarına gelen kadınların oranı %3,6 arttı.
- Kadınların liderlikteki payı zaman içinde artış gösterdi. Liderlik rolleri için işe alınan kadınların payı 2016'da %33,3'ten 2022'de %36,9'a yükseldi. (Kaynak: Dünya Ekonomik Forumu)
- Daha az gelişmiş ve düşük gelirli ülkelerde işletme sahibi kadınların oranı %38.
- Botsvana, Uganda, Gana ve Malavi gibi daha az gelişmiş ve düşük gelirli ülkelerdeki kadınlar, %38 ile küresel oranları geride bırakıyor. Bu arada ABD, Portekiz, Yeni Zelanda, Avustralya ve İspanya gibi yüksek gelirli ülkelerdeki kadınlar da dünya çapında ilk 10 pozisyonda %30-36 arasında değişen, güçlü bir kadın işletme sahipliği oranına sahip. (Kaynak: Kadın Girişimciler Mastercard Endeksi)
- Düşük gelirli ülkelerdeki genç kadın girişimcilerin oranı %55,6.
- Bu araştırmaya göre 18-34 yaş aralığındaki “genç” kadın girişimciler, %56 ile düşük gelirli ülkelerdeki girişimcilerin çoğunluğunu oluşturuyorlar. Üst-orta gelirli ülkelerde bu segment yaklaşık %50 iken, yüksek gelirli ülkelerde sadece %43. Genç kadın girişimciler bugün erkeklerle eşit seviyeye ulaştı ancak 55-64 yaş grubu için bu oran çok daha düşüktü. (Kaynak: Küresel Girişimcilik Monitörü – Kadın Girişimciliği Raporu 2022)
- Dünya çapında kadın girişimcilerin yarısı toptan veya perakende sektörlerinde çalışıyor.
- Dünya çapındaki kadın girişimcilerin neredeyse %50'si toptan/perakende sektöründe. Kadın girişimcilerin yaklaşık %20'si Sağlık, Devlet, Eğitim ve Sosyal Hizmetler sektörlerinde bulunuyor. Bu arada kadınların yalnızca %2,7'si, yüksek gelir sağladığı bilinen BİT (Bilgi, bilgisayar ve teknoloji) sektöründe iş başlatıyor (Kaynak: Küresel Girişimcilik Monitörü – Kadın Girişimciliği Raporu 2022).
- 2021'de halka açılan unicorn'ların %15'inin en az bir kadın kurucusu veya kurucu ortağı var.
- 2021'de halka açılan 124 unicorn’un 19'unun en az bir kadın kurucu ortağı vardı. 19 kişilik bu küçük gruptan 7'sinin CEO'su da kadındı. Aynı yıl listeye eklenen unicorn'lardan 83'ünün kurucularından en az biri kadındı. (Kaynak: Crunchbase)
- Kadınların %70'inden fazlası, bir girişim başlatmalarının nedeninin "iş kıtlığı" olduğunu söylüyor. (Kaynak: Küresel Girişimcilik Monitörü – Kadın Girişimciliği Raporu 2022)
- Yönetici ekiplerinde çeşitliliğe önem veren işletmelerin yüksek kârlılığa ulaşma olasılığı %25 daha fazla.
- McKinsey'in araştırmasına göre, yönetici ekiplerinde cinsiyet çeşitliliği açısından en üst çeyrekte yer alan işletmelerin ortalamanın üzerinde kârlılığa sahip olma olasılığı, en alttaki şirketlere göre %25 daha fazla. Kadın yöneticilerin oranının yüzde 30'u aştığı şirketlerin diğerlerine göre daha iyi performans gösterme olasılığı daha yüksek. (Kaynak: McKinsey)
- Kadın yatırımcıların %50'sinden fazlası değer yatırımını tercih ediyor.
- Kadın yatırımcıların yaklaşık %51'i muhtemelen kendi değerleriyle uyumlu bir etki yaratmak için bir startup'a yatırım yapıyorlar. Kadın yatırımcıların yaklaşık %45'i "dünyayı daha iyi bir yer hâline getirmek için" yatırım yaparken, erkek yatırımcılar arasında bunun oranı %23. (Kaynak: Ulusal Kadın İş Konseyi)
- Kadınların liderlik ettiği şirketlerin yarısına yakınında beceri geliştirme programları sunuluyor.
- Kadınların liderliğindeki işletmelerin çalışanlarına eğitim ve beceri geliştirme fırsatları sağlama olasılığı daha yüksek. Kadınlar tarafından yönetilen firmalarda çalışanların %45'ine bilgi üretmeyi, kişisel gelişimi ve yetki almayı teşvik eden ekstra eğitimler verildiği rapor ediliyor. (Kaynak: Avrupa Yatırım Bankası)
- Sağlık sektörünün 2030 yılına kadar kadınlara %25 oranında iş artışı sağlaması bekleniyor.
- Devam eden otomasyon ve dijital gelişmelerle birlikte kadınların 2030 yılına kadar hizmet sektörlerindeki işlerinin %30'unu kaybetmesi bekleniyor. Ancak sağlık sektörünün 2017-2030 yılları arasında %25'lik bir büyüme ile iş fırsatları sunması bekleniyor. Gelecekte birçok kadının işyerindeki konumunu koruyabilmek için becerilerini geliştirmesi gerekebilir. (Kaynak: Mckinsey)
- Çalışan kadınların %7-24'ü 2030 yılına kadar meslek değiştirmek zorunda kalabilir.
- Uzmanlar, 2030 yılına kadar 40-160 milyon kadının mesleğini değiştirmesi gerekebileceğini öngörüyor. Bu tahmin, meslek değiştirmesi beklenen erkeklerle ilgili yapılan tahminden %8-28'den daha düşük. Bunun nedeni, kadınların yerini otomasyona bırakma riskinin nispeten daha düşük olması. (Kaynak: McKinsey)
Sözün özü
Yeni bir girişim başlatmak ya da seçtikleri bir alanda adım atmak isteyen tüm kadınlar için: Zaman şimdi!
Hedefleriniz, fikirleriniz ve getireceğiniz yenilikler, ekonominin geleceğini şekillendirme gücüne sahip. Potansiyelinizi kucaklayın, statükoyu sorgulayın ve başarı hikayenizin mimarı olun!
Yalnızca kendiniz için değil, ekonominin geleceği için de...
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
YAZARLAR

Çiğdem Öztabak
Teknoloji ve kültür yazarı, serbest gazeteci. New York'da yaşıyor.

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Güvenin ve itibarın göstergelerini, güven ve itibarın kendisiyle karıştırdığımızda her şeyi “parasını bastırarak” çözebileceğimizi düşünüyoruz. Oysa göstergeleri satın almak kolay, güvenin kendisini satın almak ise mümkün değil. Çünkü sahici güven; strateji, sabır, emek ve zamana yayılan bir tutarlılık gerektiriyor. Kestirmeler ise yalnızca sahnedeki kağıttan kaplanı parlatıyor; işler ters gittiğinde o kaplan kimseyi korumuyor.

Yeni bir hobiye başlamak zaman, emek ve istikrar gerektiriyor; o hobiyi yapan kişiye benzemekse birkaç sipariş kadar yakın. Bir zamanlar müzisyenlerin “ekipman edinme sendromu” adını verdiği dürtü, bugün koşudan fotoğrafçılığa, kahveden kampçılığa uzanan bir iş modeline dönüştü. Markalar, tüketicinin olmak istediği kişiyi ve ait olmak istediği hayatı ürünlerle paketlerken gelecekteki hâlimize dair hayallerimizi de giderek büyüyen bir pazara çeviriyor.

Yapay zeka araçları hayatımıza girdiğinde genel kabul, herkesin bir gecede aynı kalitede iş üretebileceği yönündeydi. Oysa pratikte tam tersi bir tablo oluştu. Var olanları birbirine bağlayamayan, aradaki mantık köprüsünü kuramayan ve yaratıcı düşünemeyen birçok insan, sistemin içinde tıkandı ve ortaya “cilalanmış angaryalar” çıkmaya başladı.

Dünyanın en ünlü girişim hızlandırma programı Y Combinator, yakın zamanda sonbahar dönemi için hazırladığı “Requests for Startups” listesini yayımladı. 13 maddeden oluşan liste, girişim ekosistemindeki yeni trendleri ortaya çıkardı.

Otomobil sektöründe vergi sistemine yeni bir kavram girdi: Asgari maktu ÖTV. Sıfır araç alımlarında tahsil edilecek ÖTV için taban bir tutar belirleyen yeni sistem, Türkiye’de gelecekte kurulacak ÖTV mimarisinin ilk işaretlerini de ortaya koyuyor.




