Shell'in BP'yi satın alma iddiası: Avrupa'dan yeni bir petrol devi mi doğuyor?

Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
ABD Başkanı Donald Trump'ın fitilini ateşlediği ticaretteki belirsizlikler ve buna bağlı olarak ekonomilerdeki durgunluk beklentilerine rağmen dev şirketler yeni hamlelerle gündeme gelmeye devam ediyor.
Geçen hafta Bloomberg'in şirketlere yakın kaynaklara dayandırdığı habere göre, petrol devlerinden Shell, Birleşik Krallık merkezli rakibi BP'yi satın almak için M&A danışmanlarıyla görüşmelere başladı.
Shell ve BP yetkilileri konuyla ilgili net açıklama yapmaktan kaçınsa da görüşmelerin henüz çok erken aşamada olduğu ve birçok ihtimalin masada olduğu vurgulanıyordu. Bloomberg'e göre Shell cephesi, BP’yi devralmanın fizibilite çalışmalarına başlarken muhtemel avantajlar ve riskler değerlendirilmeye başladı. Petrol ve gaz sektöründe yeni bir dev yaratması muhtemel birleşme ihtimali, küresel iş dünyasında büyük ses getirdi.
- Bilgi notu: Güncel hisse senedi fiyatlarıyla BP’nin piyasa değeri 59 milyar sterlin; Shell’in değeri ise 148 milyar sterlin seviyesinde bulunuyor.
BP'nin durumu iddiaları güçlendiriyor
Shell'in satın alma hamlesi, BP'nin son yıllardaki düşük performansı nedeniyle sektör uzmanları tarafından ihtimal dahilinde görülüyor. BP hisseleri, son 12 ayda %30’dan fazla değer kaybederken bu düşüşte, CEO Murray Auchincloss’un başlattığı yeniden yapılandırma planının piyasalar tarafından benimsenmemesi ve petrol fiyatlarındaki düşüş de etkili oluyor.
Ayrıca son yıllarda yaşadığı zorluklarla dikkat çeken BP, filmlere konu olan 2010’daki Deepwater Horizon felaketinden sonra toplamda 65 milyar dolardan fazla zarar yazdı. Rusya’dan çekilme gibi jeopolitik kararlar ve BP'nin yenilenebilir enerji yatırımlarına yönelme stratejisi, şirketin değerinin erimesine neden oldu.
Hatırlatma: BP, 2023 yılında açıkladığı anlaşmayla 1912 yılından bu yana yer aldığı 770 akaryakıt istasyonuna sahip olduğu Türkiye pazarından çekilerek operasyonlarını Petrol Ofisi'ne devretmişti. Dünya genelinde sürdürülebilir enerji çözümlerine odaklanma stratejisini geliştiren şirket, Türkiye pazarından da bu amaç doğrultusunda ayrıldığını açıklamıştı.
Shell CEO'su Wael Sawan
Sawan: Satın alma dikkatimizi dağıtabilir
Shell CEO’su Wael Sawan, BP'nin olası satın alımıyla ilgili spekülasyonlara dair yaptığı açıklamalarda, şirketin önceliğinin kendi hisselerini geri almak olduğunu vurguladı. Financial Times'a demeç veren Sawan, "Bu tür fırsatlara her zaman bakarız, ancak alternatifleri de değerlendirmeliyiz. Şu anda Shell hisselerini geri almak bizim için kesinlikle doğru bir tercih olacak" ifadelerini kullandı.
Bir adım geriden: Shell, 2025'in ilk çeyreğinde beklentilerin üzerinde kâr açıklayarak 3,5 milyar dolarlık yeni bir hisse geri alım programı başlattı. Shell bu hamlesiyle, üst üste 14. çeyrekte de en az 3 milyar dolarlık geri alım hamlesi yapmış oldu.
Sawan, Bloomberg'e verdiği demeçte ise büyük ölçekli satın almaların şirket için dikkat dağıtıcı olabileceğini belirterek, Shell'in şu anda daha küçük ve stratejik yatırımlara odaklandığını ifade etti.
Bir adım geriden: Merkezi Hollanda'da bulunan çokuluslu bir enerji şirketi olan Shell, 1907 yılında Hollanda Kraliyet Şirketi (Royal Dutch) ile İngiliz "Shell" şirketinin birleşmesiyle kuruldu. 2022 yılında yapılan yeniden yapılanma sonrasında, şirketin merkezi Hollanda’dan Birleşik Krallık’a taşıdı ve şu anda Londra merkezli olarak faaliyet gösteriyor.
Şirketin stratejisini yeniden şekillendirmeye çalışan BP’nin mevcut CEO’su Murray Auchincloss ve BP cephesi konuyla ilgili henüz herhangi bir açıklama yapmadı. Auchincloss, BP'nin yeniden yapılandırma planı kapsamında 2027’ye kadar 20 milyar dolarlık varlık satışı ve harcamalarını azaltma planlarını açıklamıştı.
Muhtemel senaryolar: Shell, BP'yi alırsa...
Shell’in BP’yi satın alması, Avrupa enerji sektöründe son yıllarda yaşanan en büyük M&A anlaşmalarından biri olarak petrol piyasalarında küresel dengeleri de değiştirebilir. Ancak bu anlaşmanın rekabet şartları, düzenleyici engeller ve politik direnç gibi birçok zorluğun üstesinden gelmesi gerekebilir.
BP'nin ulusal enerji güvenliği açısından stratejik bir varlık olduğunu düşünen Birleşik Krallık hükümeti, şirketin merkezinin Londra'da olmasına karşın Shell'in Hollanda ile ortaklık yapısı nedeniyle bu satın almayı engellemeyi seçebilir. Reuters'ın haberine göre hükümet, BP'nin İngiltere'de kalmasını ve ulusal çıkarları korumasını istiyor.
İki şirketin güçlerini birleştirmesi, rekabet otoriteleri tarafından da yakından incelenebilir. Avrupa Birliği Rekabet Komisyonu ve ABD Federal Ticaret Komisyonu gibi kurumlar, bu birleşmenin küresel enerji pazarlarında rekabeti azaltma ihtimalini değerlendirecektir. Özellikle sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ve perakende akaryakıt pazarlarında oluşabilecek tekelci yapı, düzenleyici kurumların satışa izin vermemek adına elini güçlendirebilir.
Bu anlaşmanın en büyük zorluklardan biri de BP’nin bilançosu olacak. Kiralamalar dahil olmak üzere BP bilançosunun kaldıraç oranı, 2025 ilk çeyrek sonu itibarıyla %48'e yükselirken bu oran BP'nin petrol devleri arasında en kaldıraçlı hisse olmasını sağlıyor. BP’nin 2010’da Meksika Körfezi’nde meydana gelen ölümcül Macondo petrol sızıntısından kaynaklanan ve 2033’e kadar devam edecek olan yıllık tazminat ödemeleri bulunuyor.
ABD merkezli şirketler için Avrupa'dan daha güçlü bir rakip doğacak
Piyasa ve sektör uzmanları da Shell'in BP'yi satın alma ihtimalini inceliyor. Shell’in BP’yi satın alması, Avrupa tarihinin en büyük anlaşmalarından biri olma potansiyelinin yanı sıra global pazarın liderleri ABD merkezli Exxon Mobil ve Chevron ile rekabet edebilecek bir Avrupa petrol devi yaratacak.
UBS Group’a göre, Londra merkezli iki büyük petrol şirketinin birleşmesi günde 5 milyon varil üretime sahip bir enerji devi yaratacak. Bu, Shell’in günlük yaklaşık 2,7 milyon varillik üretimini %85 artıracak ve birleşen şirketi en büyük petrol ve gaz üreticisi yapacak.
- Karşılaştırma: Diğer büyük üreticilerden Exxon, ilk çeyrekte günde ortalama 4,6 milyon varil petrol üretirken, Chevron günde 3,4 milyon varil üretiyor.
Shell şu anda dünyanın en büyük sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) satıcısı konumunda. Birleşme sonucunda oluşan yeni bir şirketin LNG satışları yılda 90 milyon tonun üzerinde olacak ve küresel pazarın %20’sinden fazlasını elinde bulunduracak.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Hüseyin Koyuncuoğlu
Ekonomi ve finans editörü.

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Shein, Londra ve New York’taki halka arz girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından bu hafta nihayet Hong Kong borsasında halka açıldı. Birkaç yıl önce hızlı modanın yükselen yıldızı olarak görülen şirket, yatırımcıların karşısına zirve döneminden çok daha farklı bir tabloyla çıktı. Analistlere göre bu tablo, şirketi 100 milyar dolar değerlemeye taşıyan ekonomik koşulların artık ortadan kalktığını da kanıtladı.

Bir çalışanı değerli kılan yalnızca görev tanımında yazanları yerine getirmesi değil; aksaklıkları fark etmesi, sahiplenmesi ve çözümün parçası olmak istemesi de aynı zamanda. Çalışma arkadaşını, müşterisini, itibarını ve geleceğini dert edinen çalışanlar kurumları ileri taşıyor. Ancak dert edinmek yalnızca kişinin tercihi değil; bu çalışanlar sorgulama, fikir belirtme ve sorumluluk alma alanı buldukları ölçüde kurumun gelişimine gerçek bir katkı sunabiliyorlar.

Yapay zeka, artık yazılımı ucuzlatmanın ötesinde, hizmet sektörünün ekonomisini de değiştiriyor. Yeni nesil “AI-native” ajanslar, müşteriye bir araç verip işi ona bırakmak yerine operasyonun tamamını üstleniyor ve ajans hizmetini platform fiyatına sunuyor.

Yıllarca raporlar, hedefler ve uyum kriterleri üzerinden ele alınan sürdürülebilirlik, 2026’nın çoklu kriz ortamında kabuk değiştiriyor. Çevresel ve sosyal riskler büyürken, şirketlerin sürdürülebilirliği ana iş kollarından ayrı, ikincil bir alan olarak görmesi giderek daha işlevsiz hâle geliyor. Yeni dönemin sorusu artık ne kadar sürdürülebilir göründüğümüz değil, sürdürülebilirliği finansal performansa, büyümeye ve organizasyonel dayanıklılığa ne kadar entegre edebildiğimiz.

Güvenin ve itibarın göstergelerini, güven ve itibarın kendisiyle karıştırdığımızda her şeyi “parasını bastırarak” çözebileceğimizi düşünüyoruz. Oysa göstergeleri satın almak kolay, güvenin kendisini satın almak ise mümkün değil. Çünkü sahici güven; strateji, sabır, emek ve zamana yayılan bir tutarlılık gerektiriyor. Kestirmeler ise yalnızca sahnedeki kağıttan kaplanı parlatıyor; işler ters gittiğinde o kaplan kimseyi korumuyor.




