Sistem içinde düşünme ve döngüsel ekonomiye geçiş

Döngüsel ekonomiyi, sürdürülebilirliğin talihsiz kaderinden korumak için ne yapmamız gerekiyor? Sistem düşüncesiyle döngüsel ekonominin kesişiminden yola çıkan bir yanıt bulma çabası...
Sistem içinde düşünme ve döngüsel ekonomiye geçiş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İklim krizi başta olmak üzere, küresel problemlerin çözümünde, belirli zaman aralıklarıyla yeni konseptler ve bakış açılarıyla çalışmalar yürütüldüğünü fark etmiş olabilirsiniz. Sürdürülebilirlik çalışmaları adı altında başlayan süreç, Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri (SDG) ile somut bir hâl aldı. Zaman ilerledikçe özellikle devletler ve özel sektör, SDG’leri tüm çalışmaların odağına aldı fakat aslında çoğu hedefin altının doldurulmadığı yeni yeni fark edilmeye başlandı. Atılan her adımı, ilgili olabilecek bir hedefle bağdaştırmaya çalışmakla başlayan süreç, özellikle şirketlerin zaman içinde yeşil aklama (green washing) süreçlerine hızlı bir geçiş yapmalarına kapı açtı.

Bugün geldiğimiz noktada, özellikle sürdürülebilirlik çalışmalarında, görece doğru adımlar atmaya çalışan şirketlerin SDG'lerden yavaş yavaş uzaklaştığını görmek mümkün. Fakat bu durumun en temel sebebi SDG'lerin yeterince kapsayıcı olmaması değil.

Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ve diğer yeşil aklama araçlarından uzak durmaya çalışan küresel gündemin, yenilikçi konseptlere ihtiyacı olduğunu, son birkaç yılda gördüğümüz değişimi inceleyerek anlamak mümkün. Bu durum da bizi sürdürülebilirlik konseptinin içi boşaltıldıktan sonra gündeme gelen döngüsel ekonomi, rejenerasyon, biyoçeşitlilik gibi diğer konseptlere getiriyor. 

  • Peki döngüsel ekonomiyi, sürdürülebilirliğin talihsiz kaderinden korumak için ne yapmamız gerekiyor?

Döngüsel ekonomi ve sistem düşüncesi

Döngüsel ekonomi ile ilgili çalışmalara başladığımız 2020 yılında, herkesin erişimine açık, konu hakkında bilgisi olmayan kişilerin bile rahatlıkla anlayacağı Türkçe içerik bulmak ne yazık ki hiç kolay değildi.

Bugün geldiğimiz noktada, döngüsel ekonomi artık hem Türkiye'nin hem de küresel gündemin üst sıralarında yer alıyor. Her ne kadar, bizim COP adıyla bildiğimiz, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı'nda döngüsel ekonomiye dair detaylı toplantılar yapılmasa da AB regülasyonları ve Türkiye'nin Döngüsel Ekonomiye Geçiş Potansiyelinin Değerlendirilmesi için Teknik Destek Projesi (DEEP) gibi çalışmalar, hem iş dünyasında hem de toplumda farkındalığın artması adına önemli gelişmeler. 

Fakat bu hızlı ilerleme, elbette eleştirileri de beraberinde getiriyor. Hem yerel hem de küresel ilgi arttıkça, sürdürülebilirlik konseptinin başına gelenlere benzer şekilde çok daha fazla kişi ve kurum, döngüsel ekonomi ile ilgili çalışmalar yapmaya çalışıyor. Bu çalışmaların içeriklerini eleştirmek bize düşmese de içinde yaşadığımız lineer ekonomik bakış açısı, döngüsel ekonominin de içini boşaltılmasına ve yapılan çalışmaların "geri dönüşüm"den ileriye gidememesine kapı açıyor.

  • Tam da bu noktada sistem düşüncesi yaklaşımı devreye giriyor: "Sistem düşüncesi nedir?" veya "Döngüsel ekonomi ile ne gibi bir bağlantısı var?" sorularını tartışmaya açmadan önce, "Sistem nedir?" sorusuna cevap verelim.

Çevre bilimcisi, eğitimci ve yazar kimlikleriyle karşımıza çıkan ve The Limits to Growth ve Thinking In Systems: A Primer kitaplarıyla tanınan Donella Meadows, sistemi şöyle tanımlıyor:

Sistem, bir şeyi başarmak üzere tutarlı bir şekilde organize edilmiş, birbirine bağlı öğeler kümesidir.

Bugün içinde bulunduğumuz lineer ekonomi, çalıştığımız sektörler, ulaşım, yemek ve günlük hayatımız gibi toplumsal düzenimizi oluşturan her şey bir sistem olarak düşünülmelidir. Tanımda göreceğiniz gibi, bu sistemlerin her biri kendi içerisinde belli bir amaca ulaşmak için organize edilmiş fakat birbiriyle doğrudan veya dolaylı ilişkiye sahip yapılar olarak ele alınıyor.

Küresel problemlerin temel sebepleri

Doğal sistemler ile insan eliyle yapılmış yapay sistemler arasındaki uyuşmazlıklar, bugün içinde bulunduğumuz küresel problemlerin temel sebeplerini oluşturuyor. Bunun en açık örneğini ise ekonomik sistemlerin oluşturulduğu lineer bakış açısında görmek mümkün. 

Büyüme ve kâr odaklılık: Doğal sistemlerin belirli kanunları olsa da (termodinamik ve yer çekimi kanunları gibi), insanlar tarafından tasarlanmış yapay sistemler daha öngörülemezdir. Lineer ekonomik bakış açısıyla oluşturduğumuz sistemler, büyüme ve kâr odaklılık sebepleriyle doğal sistemlerin mevcut yapılarıyla devamlı bir uyuşmazlık içerisinde. 

Sonsuz kaynağımız varmış gibi üretiyor; ihtiyacımız olsa da olmasa da sorumsuzca tüketiyor ve tüketim bittikten sonra kullandığımız kaynaklara ne olduğunu sorgulamadan atık oluşturmaya devam ediyoruz. Bu son cümle, lineer ekonominin çevresel ve sosyal etkilerine üstünkörü de olsa bir açıklama sunarken aynı zamanda döngüsel ekonomiye geçişin temel nedenlerine de değinmemize olanak sağlıyor. 

Sistemlerin birbiriyle bağlantılı ama kendi içlerinde benzersiz yapılar olduğunu anladıktan sonra sistem içinde düşünmenin ne olduğuna geçebiliriz. Yine Donella Meadows, sistem içinde düşünmeyi şöyle tanımlıyor:

Sistem içinde düşünme, problemlerin köküne inmemiz için bize özgür bir bakış açısı sağlayan düşünme şeklidir.

Yani sistem düşüncesi, sistemler hakkında düşünme sistemidir diyebiliriz. Bu noktada, sistemlerin ve sistem içinde düşünmenin ne olduğunu az çok anladığımıza göre, bu konuların döngüsel ekonomi ile ilgisine bakalım. 

Sistem içinde düşünürken döngüsel ekonomi

Döngüsel ekonomi, doğal kaynak kullanımını azaltmak ve insan faaliyetlerinin etkilerini kontrol altında tutmak için geri dönüşümün ötesinde birçok kapalı döngü stratejisi kullanılmasını önerir. Bu stratejiler, sistemdeki akışların devam etmesine olanak sağlarken, doğal kaynakların baskısını azaltmak için yenilenebilir enerji kaynaklarını önceliklendirir ve kendini yenileyebilme ve onarabilme kabiliyetini yansıtır. 

Yani bir diğer deyişle döngüsel ekonomi, toplumumuzu ve ekonomik yapılarımızı düzenleme şeklinde doğal ekosistemleri taklit eden bir ekonomik sistemdir. Atık oluşumunun önüne geçilmesi, esnek ve dirençli olması için tasarlan bu ekonomik sistem ve düşünce sekli, doğal sistemlerin prensiplerini takip ederek, doğa ile uyumlu sistemler tasarlanmasına olanak tanır. 

Döngüsel ekonomi, küresel problemlerle mücadele etmek yerine, bu problemlerin daha ortaya çıkmadan önlendiği yeni sistemler tasarlanmasını önceliklendiriyor. Fakat, henüz tam anlamıyla net olmayan ve üzerinde çalışılan bir konsept olduğu için, geçiş sürecinde döngüsel ekonominin önündeki engeller farklı ölçeklerde, seviyelerde ve bakış açılarında birikmeye devam ediyor. 

Temel, kapsam, sektörler, kategoriler, göstergeler ve metrikler gibi konuların ne şekilde netleştirilmesi gerektiği konusunda farklı görüşler ve bakış açıları dikkat çekerken bu belirsizlik, döngüsel ekonomi konseptinin geleceğini de etkiliyor diyebiliriz. Tam da bu nedenle, döngüsel ekonomiyle ilgili çalışmaların, sistem düşüncesiyle birlikte ilerlemesine ihtiyacımız var. 

Bir engel olarak indirgeme (reductionism) yaklaşımı

Sistem içinde düşünce yapısına geçiş surecinde önümüzdeki belki de en önemli engel, "indirgemecilik" olarak Türkçeye çevirebileceğimiz reductionism yaklaşımı. İndirgemecilik, çoğunlukla doğa bilimlerinde aktif olarak kullanılan ve en temelde olayların veya problemlerin onları oluşturan daha küçük problemlerin anlaşılmasıyla çözülebileceğini öneren bir sorun çözme şeklidir. İndirgeme, bugün teknoloji ve bilimde kat ettiğimiz yolun arkasındaki en güçlü araç olarak dikkat çekse de toplumsal ve küresel çaptaki sorunların çözümü noktasında eksik kalıyor. Bunun en temel sebebi de karmaşık sistemlerde sorunu tek bir alt soruna indirgeme şansımızın olmaması. 

Bu noktayı biraz daha netleştirmek adına şu örnekleri kullanabiliriz: Arabanız çalışmadığında aklınıza gelebilecek sorunlar benzin bitmesi, motor problemleri, lastik patlaması veya akü bitmesi gibi temel durumlar olabilir. Kendi başınıza çözemeyeceğiniz bir problem olsa bile, konunun teknik uzmanları belli başlı noktaları kontrol ederek arabanızın tekrar çalışır hâle gelmesini sağlayabilirler.

Aradaki fark: Dünyanın herhangi bir bölgesinde açlık sorununu çözmeye çalıştığınızda sorunu indirgeyebileceğiniz tek bir alt sorun bulma şansınız yoktur. Gıdaya erişim, gelir adaletsizliği, lojistik problemler, verimsiz topraklar ve gıda sistemi gibi birçok alt sorun açlık sorununu çözmek bir yana, uğraşılması gereken farklı ve daha büyük sorunların varlığını gösterebilir. Bu nedenle açlık sorununu çözmek için insanlara gıda yardımı yapmak yalnızca sorunun üzerini kapatmak, başka bir deyişle de sorunları halının altına süpürmekten ileri gidemez. 

Bir çözüm önerisi: Tam da bu nedenle döngüsel ekonomi ile ilgili çalışmaların yalnızca atıkların verimli yönetimine, geri dönüşüm süreçlerinin geliştirilmesine veya yenilenebilir enerjiye geçisin sağlanmasına indirgenmemesi gerekiyor. İklim krizi, kaynak yetersizliği, atık oluşumu veya fosil yakıt kullanımı, yalnızca ilgili konu odağında atılacak adımlarla çözülemeyecek kadar karmaşık sorunlardır. Bu nedenle döngüsel ekonomiye geçiş sürecinde hangi sektörün hangi alanında çalışıyor olursak olalım veya değer zincirinin neresine etki edebiliyorsak edelim, atacağımız adımların sistem içerisinde doğrudan veya dolaylı olarak ne gibi yan etkileri olacağını da düşünmemiz gerekiyor. 

Sistem içinde düşünme başlı başlına uzun süreler boyunca üzerinde çalışılması gereken, farklı kaynaklardan öğrenilecek araçlarla deneyimlenmesi gereken bir yaklaşım. Fakat bu yazının sonuna gelirken, sistem düşüncesi içerisinde oldukça önemli bir yere sahip olan rebound effect yani "geri tepme etkisi" üzerine de birkaç cümle söylemek gerekiyor. 

Geri tepme etkisi üzerine

Geri tepme etkisi, genellikle enerji verimliliği gibi kaynak verimliliğindeki iyileştirmelerin, ikincil etkiler nedeniyle, enerji veya malzeme kaynaklarının tüketiminde beklenenin altında azalmaya neden olduğu şeklinde açıklanabilir. Biraz karmaşık bir açıklama olduğu için şu örnekle netleştirmek uygun olabilir: 

Örneğin, bir ürünün üretiminde sıfır hammadde (raw material) kullanımını azaltmak amacıyla geri dönüşüm süreçlerini iyileştirdiğimizi ve bu sayede artık üretim süreçlerinde daha az enerji ve materyal kaynağı kullandığımızı düşünelim. Bu durum ilk bakışta önemli bir verimlilik ve kaynakların sorumlu kullanımı adımı gibi görünse de beklenmedik sonuçlara neden olabilir. Daha az sıfır hammadde kullanımı ve daha az enerji kullanımı, maliyetleri azaltarak ürün satış fiyatlarının düşmesine veya "sürdürülebilir" bir alternatif olduğu için tüketiciler tarafından daha çok tüketilmesine neden olabilir. Bu durum daha az kaynak kullanılsa da daha çok tüketime neden olacağı için, uzun vadede çok daha fazla kaynak kullanımına neden olabilir. 

Bu nedenle değer zinciri içerisinde (hammadde tedariki, üretim, lojistik, tüketim gibi) tek bir noktada yapılacak iyileştirme değil, ürünün yaşam döngüsünün tamamı analiz edilerek, sistem içerisindeki diğer etkenler de değerlendirmeye alınarak atılacak adımları tercih etmeliyiz.

Bunun için ise ilkokul yıllarımızdan beri bizlere öğretilen, düşünce ve iş yapış şeklimizi  şekillendiren lineer bakış açısından kurtulup döngüsel ekonomiyi gerçek anlamıyla anlamamız gerekiyor. Fakat döngüsel ekonominin gerçekten ne olduğunu anlamak da tek başına yeterli değil. 

Döngüsel ekonomi ve sürdürülebilirlikle ilgili bir alanda veya tamamen alakasız bir alanda çalışıyor olabilirsiniz. Önemli olan, etki alanınız boyunca hangi doğru adımların atılmasına ortam hazırlayacağınızdır. Bu nedenle doğru adımların belirlenmesi sürecinde devamlı geri bildirimlerle öğrenmeye devam edip çözmeye çalıştığımız sorunların karmaşıklığını kabullenmeli ve etki edeceğimiz sistemi doğru şekilde anlamlandırmaya çalışmalıyız.

Sorunları gözardı etmediğimiz, yalnızca kendi çıkarlarımızı değil, çevresel ve sosyal etkilerimizi de her zaman göz önünde bulundurduğumuz düşünce yapıları ile geleceğimizi inşa etmek dileğiyle.

Yazardan öneriler:

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

YAZARLAR

Tunç Karabayer

Her hafta döngüsel ekonomi hakkında farkındalık yaratma amaçlı bültenler, iki haftada bir de denizcilik ve yelken ile ilgili bilgiler ve hikayeler paylaşıyorum!

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst

HİKAYE

Geri dönüşümle imtihanımız: Ambalaj tasarımından bağımsız ambalaj atığı sistemi işler mi?

1 Temmuz’da başlayan "Depozitosu Olan Ambalajlar" uygulamasıyla iade edilen her plastik, cam ve alüminyum içecek ambalajı için vatandaşlara 1 TL ödeniyor. Ancak uygulama ile tekrar kullanılabilen ambalajlar sistem dışına itilirken tek kullanımlık ambalajlar yaygınlaşıyor. "Ambalaj tasarımından bağımsız olarak ambalaj atığı sistemi tasarlanamayacağını" belirten Prof. Dr. Sedat Gündoğdu’ya göre 1 TL iade çok düşük, üretilen ürünün yüzde 20’sine yakın bir ödeme yapılması gerekiyor.

Pelin Cengiz

·

12 Tem 2026

Geri dönüşümle imtihanımız: Ambalaj tasarımından bağımsız ambalaj atığı sistemi işler mi?
AngstAngst

HİKAYE

İlk şakayı kim yapar?

Deniz Göktaş, bize mizahın bildiğimiz hâlinin ne olduğunu hatırlattı. Bir zamanlar prime time’da politikacılarla kıyasıya dalga geçildiğini, bunun bir halüsinasyon olmadığını Yedi Uyurlar Mağarası'ndan çıkmış gibi hatırladık. Bu açıdan da Deniz Göktaş’a "sonunu düşünmeyen kahraman" değil, hoşgörünün ve gülüp geçmenin mümkün olduğu zamanların gerçek olduğunu hatırlatan biri gibi yaklaşmak gerek belki de.

Sinem Dönmez

·

10 Tem 2026

İlk şakayı kim yapar?
AngstAngst

HİKAYE

'Öğrenme kaybı': Çocuklar yaz tatilinde ne öğreniyor?

Asıl öğrenme kaybı, çocuğun bedeninden, akranlarından, oyundan, doğadan, sıkıntıdan, evin gündelik işlerinden, kendi iradesinden, hayatın beklenmedik karşılaşmalarından kopmasıdır. Çocuklar yaz tatilinde öğrenmeyi kaybetmez. Biz öğrenmeyi okul sanma yanılgımız yüzünden, çocukların hayattan öğrendiklerini görme yetimizi kaybederiz.

Metin V. Bayrak

·

05 Tem 2026

'Öğrenme kaybı': Çocuklar yaz tatilinde ne öğreniyor?
AngstAngst

HİKAYE

Can sıkıntısının ölümü: Sahi bizim boş zamanımız nereye gitti?

Keynes, teknolojik ilerleme ve otomasyon sayesinde 2030 yılına gelindiğinde insanlığın temel ekonomik sorunları çözeceğini ve haftada yalnızca ortalama 15 saat çalışacağını öngörüyordu. Oysa bu eşiğe giderek yaklaşırken manzara bu öngörüden oldukça uzak. Peki ekranlarla ilişkimize dair gelecek senaryoları neler ve markaların iletişim faaliyetleri bu senaryolara göre nasıl şekillendirilmeli?

Cem Arıdağ

·

03 Tem 2026

Can sıkıntısının ölümü: Sahi bizim boş zamanımız nereye gitti?
AngstAngst

HİKAYE

İkinci sıcak hava dalgası yolda: Avrupa kentleri neden sıcaklardan daha fazla etkileniyor?

Birçok Avrupa kentinde sıcaklık rekorları peş peşe kırılırken kıtada sıcağa bağlı ölüm sayıları dünyanın diğer bölgelerine kıyasla orantısız derecede yüksek seyrediyor. Peki neden?

Deniz Aytekin

·

03 Tem 2026

İkinci sıcak hava dalgası yolda: Avrupa kentleri neden sıcaklardan daha fazla etkileniyor?